1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kimler Öğretmen Olabilir?
Kimler Öğretmen Olabilir?

Kimler Öğretmen Olabilir?

Yolcu olarak bulunduğunuz uçağı bir ziraat mühendisinin kullanmasını ister miydiniz? Ya da bir avukatın sizi ameliyat etmesini… Bir mimarın, önemli bir davada sizi savunmasını ister miydiniz? Ya da bir hekimin de evinizin elektrik projesini çizmesin

A+A-

 

        

Yolcu olarak bulunduğunuz uçağı bir ziraat mühendisinin kullanmasını ister miydiniz? Ya da bir avukatın sizi ameliyat etmesini… Bir mimarın, önemli bir davada sizi savunmasını ister miydiniz? Ya da bir hekimin de evinizin elektrik projesini çizmesini…

 

Her meslek özeldir… Her mesleğin kendi öznel koşulları, toplumsal yapılanmada ve sosyal yaşam içerisinde önemli bir yeri vardır… Ancak bazı meslekler, toplumun yapılanmasında, onu geleceğe taşımada hayati görevler üstlenir… Öğretmenlik o mesleklerden birisidir…

 

Öğretmenlik Mesleğinin Bağımsız Kurumu Var Mı?

Ancak ne yazık ki bizim ülkemizde “öğretmenlik” mesleğinin, meslek tanımlaması vardır diyemeyiz… “Öğretmenlik” mesleğini etik ve bilimsel kurallar içerisinde gelişmesi için çalışacak bir kurum yasal olarak hayata geçirilmemiştir… Örneğin diğer meslek alanlarında olduğu gibi öğretmenlik mesleği için bir “oda”, “baro” ya da “birlik” yoktur… Öğretmenlik mesleğinin yürütmek için, kendi etik ve bilimsel kuralları içinde yasal bir statüyle oluşmuş bağımsız bir kurumun üyesi olmanız gerekliliği aranmıyor… Daha sade bir ifadeyle söyleyecek olursak; bizim ülkemizde kurumsal anlamda öğretmenlik mesleği tanımlanmış değil… Böyle olunca da hemen herkes öğretmen olabiliyor… 

 

Öğretmen sendikaları var elbette… Üstelik öğretmen sendikaları, toplumun her anlamdaki güçlü sendikalarıdır… Ancak öğretmen sendikalarının birincil görevleri öğretmenlerin, maaş, özlük ve diğer sosyal hakları için mücadele etmektir...

 

Aslında işin esası da buradadır… “Öğretmen” olarak görev alan herkes sendika üyesi olabilir, ancak gerçekten öğretmenlik mesleği için uygun kişi midir? Ya da daha açık bir soru soralım; herkes öğretmenlik yapabilir mi? Hayır, herkes öğretmenlik yapamaz…

 

O zaman akla gelen bir başka soru vardır. Kimler öğretmen olabilir? Bu sorunun yanıtı eğitim biliminde şöyle verilmektedir: Bir bireyin öğretmen olabilmesi için üç farklı boyutta yeterlilikler taşıması gerekiyor. Alan yeterliliği, mesleki yeterlilik ve kişilik özellikleri…

 

Alan Yeterliliği

Hiç şüphe yok ki her öğretmenin, öğretmenlik yaptığı alana hakim olması, o alandaki temel kuramları, yaklaşımları, ilkeleri, olgu ve olayları yetkin bir biçimde içselleştirmiş olması gereklidir… Matematik öğretmeninin matematik bilmemesi, İngilizce öğretmeninin İngilizce konuşamaması ya da ilkokuldaki sınıf öğretmeninin sınıf yönetiminden bihaber olması düşünülemez… Bu nedenle bir öğretmenin, öğretmenlik yaptığı alanda yetkin olması gerekliliği kaçınılmazdır…

 

 

 

 

Mesleki Yeterlilik

Ancak öğretmen olabilmek için sadece alan bilgisi yeterli değildir... Çünkü bilmek başka bir şey, öğretmek başka bir şeydir… Bu nedenle öğretmen olabilmenin en temel boyutu öğretmenlik formasyonudur… Yaygın adıyla “pedagoji” olarak bilinen öğretmenlik formasyonunun kelime anlamı “eğitim bilim ve teorisi”dir…  Gelişim kuramlarından öğretim yöntemlerine, sınıf yönetiminden ölçme-değerlendirme uygulamalarına, materyal geliştirmekten rehberlik hizmetlerine kadar birçok disiplini içeren pedagojik formasyon, öğretmenlik mesleğinin en önemli yeterlilik boyutudur…

 

Kişisel Özellikler

Alan yeterliliğinin ve pedagojik formasyona da sahip olan her bireyin öğretmenlik yapabileceği anlamına gelmez… Öğretmenlik mesleğinin önemli bir boyutu daha vardır. O da kişisel özellikler… Yani bir öğretmenin; tutumları, değer yargıları, bilimsel süreç becerileri, alışkanlıkları, olgu ve olaylar karşısındaki davranışları… Çünkü öğretmen aynı zamanda rol modeldir… Çünkü öğretmen, öğrenci için örnek alınan, anne-babasından daha fazla oranda nitelikli zaman geçirdiği tek yetişkin bireydir…

 

Öte yandan vurgulanması gereken önemli bir unsur daha var… Yukarıda bahsedilen yeterlilik ve özellikleri kazandıran tek yüksek öğretim kurumu “Eğitim Fakülteleri”dir. Önde gelen eğitim sistemlerine bakıldığında “öğretmen” olabilme niteliklerinin de üst düzeyde olduğu görülür… Örneğin ortaöğretim alanında Dünya birincisi olan Finlandiya’da öğretmen olabilmek için eğitim fakültesinde master derecesine sahip olmak gerekiyor. Fransa’da öğretmen olabilmek için eğitim fakültesinde 5 yıllık bir yüksek öğretim alma zorunluluğu vardır… Türkiye’de artık sadece eğitim fakültesi mezunları öğretmen olarak görevlendirilecekler… Bu örnekleri çoğaltmak mümkün, ancak burada esas vurgulanması gereken nokta, öğretmenlik mesleğinin kendi yeterlilik ve özelliklerine göre yapılandırılmış bir yüksek öğretim kurumundan mezun olunması gerekliliğidir…

 

 Oysa son dönemde farklı nedenlerle yaşadığımız “eksik öğretmen” sorunu farklı tedbirlerle çözülmeye çalışılmaktayız… Belki de başka hiçbir eğitim sisteminde olmayan “geçici öğretmen” tanımlamasıyla bu soruna çareler aramaktayız…

 

İyi de nedir bu “geçici öğretmen” tanımlaması… Geçici öğretmen kimdir? Bir birey hangi sıfatları taşırsa öğretmendir? Hangi sıfatları taşırsa geçici öğretmendir? Öğretmen olma yeterliliklerini taşımayan birisinin, “geçici öğretmen” sıfatı ile öğretmenlik mesleği yapması etik ve bilimsel midir?

 

Anne-Babalar Dikkat…

Çocuğunuz öğretmeni, öğretmen olma yeterliliklerini taşımıyorsa; yolcu olarak bulunduğunuz uçağı bir ziraat mühendisinin kullanması, bir avukatın sizi ameliyat etmesi, bir mimarın önemli bir davada sizi savunması, bir hekimin de evinizin elektrik projesini çizmesinden farksızdır…

 

 

 

 

 

AKLINIZDA BULUNSUN

 

 

 

Okul Ortamları

 

         Eksik öğretmen sorunu yanında eğitim gündeminin bir diğer önemli tartışma konusu da okullarda bir türlü tamamlanamayan altyapı çalışmaları geliyor… Hemen her gün ve hemen her basın yayın organında okulların altyapı sorunları ile ilgili haberlere rastlıyoruz…

 

         Çatısı, tuvaleti, sağlıklı içmesi suyu olmayan okullardan bahsediliyor… Kaldı ki Çatısı, kapısı, penceresi, çeşmesi, tuvaleti tamamsa okulda her şey tamam mı? Ya da başka bir ifadeyle bir okul ortamı nasıl olmalı?

        

Eğitim bilimi terminolojisine bakıldığında eğitim ortamlarının düzenlenmesi kavramının ifade ettiği anlamı: Eğitim olgusunun meydana geldiği çevre, mekan ya da alandaki insan gücü dışı öğelerin ön görülen hedefler doğrultusunda en verimli ve sağlıklı biçimde işe koşulmasıdır…

 

Öğrenciler okulda geçirdikleri zamanların üçte birden fazla bir kısmını sınıf dışında geçiyorlar… Bu yüzden sınıf dışında yer alan; kütüphane, atölye, laboratuar, çalışma odası, oyun odası gibi mekanlar büyük önem taşır… Ancak bunların yanı sıra her okuldaki beton alanın, toprak alanın ve yeşil alanın oranları, çocukların sınıf dışı zamanlarını geçirdikleri alanların büyüklüğü, hijyeni, tehlikelerden uzakta yapılaşmaları okul ortamı oluşturan temel unsurlardır… Acaba okullarımızın bu anlamdaki ortamları nasıl? Bu konuda bilgi sahibi olan var mı?


ANLAYANA - GÜLMECE

 

Hükmü Karakuşi

 

Terzi ile avcı arkadaştırlar. Bir gün birlikte ava giderler… Ancak bir kaza olur ve terzinin atığı bir ok, avcının bir gözünü kör eder. Avcı, terziyi dava etmek için doğru kadının yolunu tutar... Kadının karşısında ilk sözü avcı alır:

-      Efendim, bu adam benim bir gözümü kör etti, onun da cezalandırılmasını istiyorum.

Kadı kararını açıklar:

-      Adalet için, terzinin de bir gözü çıkartılsın…

Terzi itiraz ederek hemen söze girer:

-      Efendim, o bir avcı tek gözüyle de mesleğini yapabilir ama ben bir terziyim, benim bir gözümü gör ederseniz ben mesleğimi yapamam…

Kadı yeni bir karar verir:

-      Doğru… O zaman önce avcının öteki gözü de çıkartılsın, sonra terzinin tek gözü çıkartılır…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 816 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler