1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KİM BİLİR NE OLACAK?
KİM BİLİR NE OLACAK?

KİM BİLİR NE OLACAK?

Kim bilir ne olacak? Nasıl da büyüleyicidir geleceğe dair bu soru... O kadar da belirsiz değildir gelecek. Bugünün ve dünün içinde bir miktar işaretleri mevcuttur. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir. Yine de sonsuz rastlantılar ve sürprizler vardır h

A+A-

 

Kim bilir ne olacak? Nasıl da büyüleyicidir geleceğe dair bu soru... O kadar da belirsiz değildir gelecek. Bugünün ve dünün içinde bir miktar işaretleri mevcuttur. Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir. Yine de sonsuz rastlantılar ve sürprizler vardır hayatta...

Bazen zamanın ağırlığı çöker üstüne insanın... Hep böyle gidecek hiçbir şey değişmeyecek sanırsın. Aynı hayatı yaşamaktan aynı döngüler içinde kaybolmaktan sıkılırsın ama birden bir şeyler değişiverir işte...

 Kimi insanların hayatı hızlı değişimlerle doludur. Oradan oraya kanat çırpıp dururlar. Huzursuz ve sabırsızdırlar kendi rutinlerinin çıkmazlarına dair…  Bazen ise ne kadar çırpınsan da olmaz işte... Sen istediğinde, sabırsızlıkla çağırdığında değil de birden geliverir hayatın sürprizleri... Vakur bir bekleyişi ödüllendirir hayat...  Senin çözümünü bulamadığın bir sorun bir biçimde sonlandırır kendini.

Genelde aynı hayatları farklı versiyonlarla tekrar edip dururuz. Çocukluk travmalarımız, geçmişte takılı olduğumuz bazı noktalar, içimizdeki düğümlerdir bunun nedeni.

En acısı sorunların içinde kaybolup dengeyi yitirmek ya da sorunları kendine ya da başkalarına karşı şiddet uygulayarak yok etmeye çalışmaktır. Oysa en çözümsüz görünen için bile yaratıcı bir seçenek bulmak mümkündür. Bir dokunuş bir mutsuzluğu yok etmeye yeter kimi kez... Mikro ve makro düzeyde uygulanacak şiddet sorun çözmede bir araç olarak örneklenmektedir ne ya yazık ki… Savaş doğal ve elzem bir durum gibi sunulmaktadır.  Silahlar, tartışılmaz nesneler olarak hayatımızdadır… Sorun çözmek için başvurulur onlara.

Hayatla başetmeğe çalışırken neler gelmez ki insanın başına... Sayısız yollar vardır seçebileceğin.  Mesele sadece bazı ihtiyaçların tatmini, her ne pahasına olursa olsun esenliğe ulaşmaksa pragmatist yöntemleri vardır bunun... Masumiyetini yitirebilirsin, başkalarına adaletsizlik yapabilir, kabalaşabilir,  yalan ve sahteliğe bulaşabilir, etik olmayanı seçebilirsin.  Bunu yapanlar çoktur. İşin kolayıdır bu… Zor olan bir başkalarını incitmeden, çevreye zarar vermeden çözümler bulabilmektir.

Çözümsüzlüğün yaşama biçimi haline geldiği bir ülkede yaşarken bunun bireysel hayatlarımızda da mikro düzeyde bir modeli olduğunu gözlemleyebiliriz. Sorun bir doğal varoluş haline gelmiş, onunla yaşamaya alışılmıştır.

Geleceğe dair korkular ve kaygıların hayatımızı yönetmesine izin vermek en kötüsüdür. Korkular ve kaygılar felaketleri davet eder çünkü… En iyisi güzelliklere dair hayaller taşımak ve bunları umut ederek yaşamaktır. Bizi kuşatacak iyimser ışık kötücül olasılıkların önünü kesebilecektir belki. İnsan bazen karanlıktan kaçamaz kuşkusuz… Hayatın her daim gülümsemeyeceği kesindir. Ama felaketleri nasıl karşıladığımız, onlara karşı nasıl bir direnç gösterdiğimiz de önemlidir.

Kendimizi bağışlayıp sevebilsek belki çok daha keyifli olabilecektir hayat. Kendimizi değerli hissetmemize engel olunmuştur kimi kez. Sevgisiz büyümekten, horlanmayla, aşağılanmayla geçen bir hayattan daha kötüsü yoktur.

Çok sevdiklerim konusunda şöyle düşünürüm bazen: Ne mutlu onlara, hep kendileriyle beraberler, benim gibi özlemiyorlar kendilerini. Biraz çocukça bir düşüncedir belki…  Ama o kadar seviyorumdur ki kimilerini, adeta onların bedenlerine ve ruhlarına  girip hayatı o “birlik” halinde sürdürmek arzusu içindeyimdir.  Benden bir başkası için uzaklaştıklarında yakınlarındakileri en çok bu yüzden kıskanmışımdır…  Özlediğim yerde bulundukları için. Kendimi dışlanmış hissettiğim için.

Kim bilir, o çok sevilenler de kendileriyle pek de mutlu değildirler belki. İnsan kendi kendini yiyip durur bazen.  Kendi hatalarını bir türlü bağışlayamaz. Yalnızlık, bir huzursuzluk girdabıdır o zaman. Kendi iç sesini işitmemek için elzemdir başkalarıyla zaman geçirmek.

Başkalarından sevgi ve onay arayıp dururuz hep… O yoksa, yeryüzünün boşluğunda kaybolacağımızı sanırız.

Sevdiğimiz birinin bize armağan edebileceği en değerli şeyin zaman olduğu bir dünyada yaşıyoruz artık. Birisinin sevgi ve bağlılığını bize ayırdığı zamanla ölçüyoruz. Oysa, zaman önüne geçilmez bir hızla akıp gidiyor gibi görülse de bir anın değeri diğerine eşit değil…  Bazı anlar sonsuza kadar çoğalabilir içimizde. Birisinin bize verebileceği kısacık ama tadına doyulmaz anlar, ruhsuz ve renksiz geçebilecek yıllara değer olabilir.

Kim bilir ne olacak? Bu sorudur yaşamayı heyecanlı kılan… Değişimin, olumluya doğru değişimin mümkün olduğunun bilgisi, başlı başına  bir mutluluk nedenidir. Bu alemde  hayal ettiğimiz müddetçe yaşarız çünkü.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1193 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler