1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBTEK...
KIBTEK...

KIBTEK...

KIBTEK’in 2010 sonunda Meclisin, Maliye Bütçe ve Plan Komite Başkanlığına sunduğu rapordaki veriler, DAK - DAİ örneğinde olduğu gibi, Kurum’un içinde bulunduğu durumu açıkca ortaya koymaktadır. Kamuyu mali disiplin altına alma yaklaşımı ile Ma

A+A-

KIBTEK’in 2010 sonunda Meclisin, Maliye Bütçe ve Plan Komite Başkanlığına sunduğu rapordaki veriler, DAK - DAİ örneğinde olduğu gibi, Kurum’un içinde bulunduğu durumu açıkca ortaya koymaktadır. Kamuyu mali disiplin altına alma yaklaşımı ile Mali Protokolde de yer aldığı üzere, parça parça şirketleştirme/özelleştirme  niyeti UBP ve AKP hükümetlerinin ortak hedefidir.

Elektrik önemli bir konudur. Devletler için stratejik bir alan, sektördür. Dolayısıyla eğitim gibi sağlık gibi, ulaşım gibi elektiriğin de kamu sektörü olması halkın çıkarınadır. Elbette devletin ayakkabı fabrikası açmasını düşünmeyiz ama, halkın ortak faydası yani kamu yararı bakımından elektriğin üretim, kontrol ve denetiminin devlet kurumlarında kalması hayatidir. Hayati olduğu için de stratejiktir. Kamu kendi üretim programını hazırlarken, ihtiyaç duyduğu yan alanlarda özel sektörden hizmet alabilir. Ancak bu durum işin özünü değiştirmez.

Günün sonunda devlet dediğimiz aygıt, hukuk sistemi içerisinde bir anlam ve güç taşır. İster toplum isterse birey karşısında devletin fonksiyon ve işlevlerini tartışabilmemiz için, aynı zamanda, o devletin hukuksal ve siyasal unsurlarını da ele almamız gerekmektedir.

Bireyin önemini yadsımadan daha çok toplum eksenli bakan bizlerin karşısında kişisel çıkar eksenli düşünce ve yaklaşım geliştiren çevreler için de devletin ne olduğu ve devletin hukuksal boyutu önemlidir. Çünkü, dün devlet imkanlarını kullanma adına (ki bu noktada, imkanlardan yararlanma adına o günkü resmi siyasete uygun söylemler üretmekten de kaçınılmamıştı...) devlete laf söyletmeyen ve olanakların çokluğu ölçüsünde oldukça memnun olan iş çevrelerinin hukuksal dayanaktan yoksun, güvensiz ve istikrarsız çalışma yapmanın sakıncalarını günü geldiğinde ortaya koyduklarını biliyoruz. Dolayısıyla sadece belirli bir sosyal kesim için değil her kesim için hukukun üstünlüğü esastır ve devletin değeri ile ilintili bir konudur.

Devlet dediğimiz aygıt günün sonunda siyasidir. Kimse özelleştirmelerin devleti siyasetten uzaklaştıracağını düşünmesin. Doğası gereği siyasidir ve bunun yani rolünün değişme imkanı olmaz. Ekonominin daha verimli işlemesi, bürokratik sorunların aşılması, vatandaşa hizmet eden bir yapıya kavuşması ve fonksiyonel, küçük devlet tasavvuru da günün sonunda siyasi boyutunun ve gücünün dışında bir konudur.

Sosyal adaletin sağlanması ve korunması yanında gelir dağılımı konuları ile stratejik sektörlerin halkın yararına iş görmesi devletin rolleri arasındadır. Bugün devletin yerine ikame edilebilecek bir aygıt söz konusu olamayacağına göre, işlevleri halkın yararı gözetilerek tanımlanmış bir yönetim müessesesi kaçınılmazıdır. Bunun adı devletçilik ya da statükoculuk değildir.

Liberalizasyon/liberalleşme bir yana, halka yarar sağlayacak yeni ve yerel sosyal, siyasi ya da ekonomik projeler ortaya çıkmadan atılacak adımlar “yenilik değil yıkım” olacaktır.

493 milyon TL toplam alacağı, 298 milyon TL toplam borcu olan KIBTEK’in parçalanıp özelleştirilmesi tamamen peşkeş çekme, halkın geleceğini riske etme demektir.

Dolayısıyla sonuçta, devlet küçülsün, işlevsel ve etkin olsun istiyoruz. Hukukun üstünlüğü bu anlamda tartışmasız her alanda gerçekleşmeli diyor ve bunun için mücadele ediyoruz. Özerkleştirme konusu işte tam bu noktada gündeme geliyor.

Ancak toplumun belli bir kesiminin değil her kesimin adil bir yaşam sürmesi için, stratejik sektörlerin özelleştirilmesine karşı olduğumuzu net olarak ortaya koyuyoruz.

Bu anlamda, Kıbrıslı Türk toplumunun siyasi iradesini yansıtan bir özyönetime kavuşma gereği,hem öncelikli hem de yukarıda anlatılanlardan bağımsız değerlendirilemeyecek bir konudur.

 

Bu haber toplam 524 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler