1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS’TAN SURİYE’YE
KIBRIS’TAN SURİYE’YE

KIBRIS’TAN SURİYE’YE

Kuzey Kıbrıs’ın bir vali yönetimindeki aciz hali ne yazık ki normalleştirildi. O kadar ki, bu acizlik sadece dış politika ve iç siyasete değil, artık parti içlerine kadar nüfuz etmiş durumda. Türkiye’nin Kıbrıs İşleri’nden Sorumlu Baka

A+A-

 

 

 

Kuzey Kıbrıs’ın bir vali yönetimindeki aciz hali ne yazık ki normalleştirildi.

O kadar ki, bu acizlik sadece dış politika ve iç siyasete değil, artık parti içlerine kadar nüfuz etmiş durumda.

Türkiye’nin Kıbrıs İşleri’nden Sorumlu Bakanı Beşir Atalay’ın adaya yaptığı son ziyaretin sadece UBP hükümetine bir destek değil, aynı zamanda İrsen Küçüklü bir hükümete destek anlamı taşıyordu.

Zira ekonomik istikrara vurgu yapan Bakan’ın hem ziyaret şekli hem de açıklamalarına bakılırsa, Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki gerginliğe de el attığı anlaşılıyor.

Özellikle hükümetin performansını yere göğe sığdıramamasını ve ekonomik verilerin pozitif olduğunu açıklayarak, bunun devamı için siyasi istikrarın önemine vurgu yapması, öncelikle UBP içindeki muhaliflere ve Cumhurbaşkanı’na bir mesaj.

 Yani artık, sadece dış politikada, giderek artan şekilde iç siyasette değil, parti içlerinde de Türkiye’nin eli üzerimizde.

Bırakın erken ya da normal genel seçimleri, bir partide, kimin Başkan kalacağına, kimin aday olacağına bundan öyle Beşir Atalay karar verecek gibi görünüyor.

CTP Genel Başkanı Yorgancıoğlu, “bu duruma öncelikle UBP’liler karşı çıkmalı” dese de UBP cephesinde demokrasi adına bir başkaldırış mı olacak yoksa, Atalay’ın mesajından sonra herkes kendi inine çekilerek diş mi bileyecek, çok emin olamıyorum.

Giderek artan ve ne yazık ki normalleştirilen bu duruma gerçekten de birileri tepki koyup irade göstermezse, önümüzdeki günler çok daha büyük bir acizlikle karşı karşıya kalacağız.

Geçtiğimiz gün bir Türk jetinin Suriye tarafından düşürülmesi olayının ardından neredeyse kimseden bir açıklama gelmemesi de dikkat çekici.

Aslında belki de çok da olmamalı çünkü, kendi iç yönetimleri konusunda açıklama yapıp irade koymaktan aciz bir siyaset mekanizmasında bunu da normal karşılamalı.

Ama hemen yanı başımız, her geçen gün iyice gerilen bir ateş hattı altında. Yaşanan son olayın ardından,  konu itidalle atlatılsa bile, kaynayan bölgede yarın ne olacağını kestirmek zor.

Sonuçta bundan kısa süre öncesine kadar dost fotoğraflar veren, Suriye Devlet Bakanı Esad ve Türkiye Başbakanı Erdoğan, bugün iki düşman tarafı temsil ediyor.

Türkiye’nin yeni kurulacak rejimlerde daha etkin bir güç elde etmek istemesi, buradan da bölgedeki “ağabeylik” pozisyonunu yükseltmesi üzerine kurulu stratejinin dikenli tarafları var.

Şüphesiz ki Suriye’nin yaptığının gerekçesi olamaz ama Türkiye’nin son dönem politikalarının da kışkırtarak ortamı daha büyük bir gerginliğe sürükleme sonucunu yarattığını not etmek gerekiyor.

 Biz kendi gündemimizle meşgulken hemen burnumuzun ucunda savaş tehlikesi yükseliyor.

Ve her zaman olduğu gibi, edilgen naif tavrımızla kendi gündemimizle oyalanmaya devam ediyoruz.

Ancak Suriye ve Kıbrıs’ta yaşanan son örneklere bakarak şunu da not etmek gerekiyor;

Türkiye kendi açısından stratejik ve pragmatik bir siyaset izliyor. Buna Kıbrıs’ın Kuzey’inde kurmaya çalıştığı hegemonya da dahil. Kuzey’den belki de orta vadede adanın tümüne yayılacak bu strateji sadece Kıbrıs’ta da yapılmıyor. Bölgede kritik konumdaki bütün noktalarda aynı şey deneniyor.

Suriye bu örneklerden en sıcak olanı.

Kıbrıs ise en normalleştirilmiş.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 524 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler