1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs’ta Sol ve Milliyetçi Siyaset
Kıbrıs’ta Sol ve Milliyetçi Siyaset

Kıbrıs’ta Sol ve Milliyetçi Siyaset

Şevki Kıralp: 19. Yüzyıl’da, günümüz Sol Hareketi’nin temellerini atan Komünist Manifesto’nun yazarları olan Marks ve Engels’e göre, Kapitalist ekonomi modeli güçlü sınıfların güçsüz sınıfları sömürmesine neden olmaktadır

A+A-

 

 

Şevki Kıralp

 

                  

19. Yüzyıl’da, günümüz Sol Hareketi’nin temellerini atan Komünist Manifesto’nun yazarları olan Marks ve Engels’e göre, Kapitalist ekonomi modeli güçlü sınıfların güçsüz sınıfları sömürmesine neden olmaktadır. Şahsın Kapitalist düzendeki özelliklerini ve görevlerini tayin eden şemada, sınıf bilinci milli kimliğin önündedir ve insanlık tarihi milletlerin değil, sınıfların birbirleriyle mücadelesinden oluşmaktadır. Bir başka değişle, kişinin sömüren ya da sömürülen olması milli kimliği ile değil, ait olduğu sınıf ile belirlenir. Dolayısı ile Marks ve Engels hem ulusal, hem de evrensel sorunların kaynağı olarak, insanlığın milletlere bölünmesinden ziyade sınıflara bölünmesini görmektedir. Bu bağlamda, sömüren ve sömürülen uluslardan önce sömüren ve sömürülen sınıflar vardır. Bütün ekonomik ve siyasal sorunlar sınıfsal ve evrenseldir ve bu nedenle çözümler de evrensel ve sınıfsal içerikli yaklaşımlara dayanmalıdır[1].

 

Bu bağlamda, Sol partilerin Sağ’ın aksine milli kimliği sınıf bilincinin gerisinde tutan politikalar üretmesi beklenir. Fakat insanlık tarihi ve Sosyoloji, Sol’un yeterince sınıfsal bir ideoloji olarak pratiğe dönüşemediğini göstermektedir. Benedict Anderson’a[2] göre, milliyetçilik sınıfsal farklılıkları ve zengin-fakir ayrımını sıfırlayan bir kardeşlik bağı iken, c Hobsbawm’a[3] göre milliyetçilik üst sınıfların alt sınıfları ekonomideki eşitsizliklere razı etme yöntemlerinden biridir. Her iki bilim adamının uzlaşıya vardığı nokta ise, toplumlar nazarında milli kimliğin sınıf bilincinin ötesinde bir bağlılık olduğu yönündedir. Milletlerarası Dünya düzeninde, Sol kendisini milliyetçiliğe göre uyarlamak zorunda kalmıştır. Sovyetler Birliği’nin kurulmasından sonra, devletin ilk lideri Lenin, yeni devletin içeride yurttaşlık hakları yolu ile tüm vatandaşlarını eşit sayan, dışarıda ise diğer ulusların “Self-Determinasyon” haklarına saygı duyan ve yayılmacılığı reddeden bir milliyetçilik benimsemesi gerektiğini vurgulamıştır. Sovyetler Birliği’nin Sol ve Dünya tarihi açısından bir diğer önemli lideri Stalin ise, bir toplumun “ulus” olabilmesi için üyelerinin arasında “dil birliği” bulunması gerektiğini savunmuştur. Ayrıca, Stalin’in “tek ülkede Sosyalizm” prensibine sığınması Sol’un evrensellik ilkesiyle ciddi şekilde çelişmiştir. Milletlere bölünmüş bir dünyada siyaset sahnesine çıkan Sol, ister istemez milliyetçilik ile yüzleşmek ve milliyetçi olmak zorunda kalmıştır[4]. 

 

Kıbrıs’ta sol hareket, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Kıbrıs Komünist Partisi ile başlamıştır. Parti, adadaki Türk-Yunan kimliklerinin zengin-fakir ayrımı kadar önemli olmadığını dile getirmiş ve Kıbrıslıların etnik ayrım gözetilmeden İngiliz Sömürgeciliği’ne karşı mücadele etmesi gerektiğini savunmuştur. Fakat Yunan Milliyetçiliği’nin Kıbrıs ayağını oluşturan ENOSİS fikriyatı karşısında, parti yine milliyetçilik eksenli bir siyaset oluşturarak “Kıbrıslılık” anlayışını savunmuştur. Bu anlayış doğrultusunda, Kıbrıs’taki bütün etnik gruplar, dış devletlerden bağımsız olan ve eşit yurttaşlık haklarının oluşturacağı “kardeşlik” ile pekişecek bir milliyetçilik zihniyeti ile yaşamalıydı. O yıllarda, Türkiye ve Yunanistan garantör devletler olarak Kıbrıs Siyaseti’ne müdahil durumda değil idi ve parti öncelikle Büyük Britanya’yı “karşıt kuvvet” olarak nitelemekteydi. Fakat partinin ENOSİS karşıtlığı da kayda değer idi[5].

 

Sömürge rejiminin son dönemlerinde (1940 ve 50ler) AKEL kurulmuş ve İngiliz Emperyalizmi’nin güçlü bir muhalifi olmuştur. Fakat AKEL, Yunan Milliyetçiliği’ne sıcak bakmaktaydı ve adanın Yunanistan’a bağlanmasını desteklemekteydi. O yıllarda Türkiye ve Yunanistan, adadaki etnik akrabaları ile bütünleşme politikalarını güçlendirirken Kıbrıs’ta sınıf temelli örgütlenme yerini etnik milliyetçiliğe bırakmıştı[6]. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulunca, Kıbrıslı Türklerde sınıfsal bilinç ya da herhangi bir kitlesel Sol hareket oluşmamış iken, AKEL Makarios’un en güçlü dayanaklarından birisi olmuştur. Belki biraz da Soğuk Savaşın etkisi ile NATO karşıtlığı geliştiren AKEL, Yunan Milliyetçiliği’ne (ENOSİS) karşı çıkan ve Makarios ile birlikte Kıbrıs Rum Milliyetçiliği’ni savunan bir dönüşüme bürünmüş, fakat geliştirdiği milliyetçilik anlayışına Kıbrıslı Türkleri katmamıştır.  Bu noktada, Stavros Tombazos’a[7] , AKEL anti-Emperyalizm’i Kıbrıslı Türkleri dışlayan ve sınıf temelli mücadeleden uzaklaşan bir milliyetçilik anlayışına dâhil ederek etnik milliyetçilikte Makarios’tan geri kalmayan bir tavır takınmıştır.

 

1974 sonrasında, AKEL kitlesel gücünü korurken Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin güçlenmesi ile Kıbrıslı Türkler de kitlesel Sosyalist hareketlerle tanışmıştır. AKEL o yıllarda geçirdiği değişim temelinde Kıbrıslı Türklere zeytin dalı uzatmış ve Makarios’un Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin siyasi etkilerini azaltmak temelli milliyetçilik anlayışını Kıbrıslı Rum ve Türklerin siyasi eşitliği ile harmanlamış ve federatif çözüme desteğini bildirmişti. Ancak yine kayda değerdir ki, AKEL’in Kıbrıs Sorunu’na bakışında, Makarios’un siyasi çizgisini günümüzde temsil eden DİKO ile arasındaki fikir ayrılıkları oldukça azdır. Öte yandan, Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Toplumcu Kurtuluş Partisi (günümüzde Toplumcu Demokrasi Partisi), Kıbrıs Türk toplumu içerisindeki alt ve orta sınıfların refahını federatif çözümde bulmuştur. Bu iki sol parti, AKEL’in “Kıbrıslılık” çizgisine Türkiye’nin garantörlük haklarına karşı ılımlı yaklaşan bir uyarlama geliştirmiş, bununla birlikte merhum Rauf Raif Denktaş’ın Türk Milliyetçiliği’nin aksine “Kıbrıslılık” eksenine daha yakın bir noktada yer almışlardır[8].

 

1990’lı ve 2000’li yıllarda ise, adadaki T.C vatandaşı Türklerin nüfusu artınca AKEL “yerleşikler” sorununda Rum Sağı ile fikir birliğini korumuş ve büyük bir kısmının adadan uzaklaştırılmasını savunmuştur. CTP bu noktada Türkiyeli göçmenlere karşı ılımlı yaklaşmış ve adadan çıkarılmalarına muhalefet etmiştir. Öte yandan, CTP’ye kıyasla daha küçük kitlelerce desteklenen “marjinal” oluşumlar (Yasemin Hareketi, Yeni Kıbrıs Partisi ve Birleşik Kıbrıs Partisi), T.C vatandaşı Türklerin adadan çıkarılması yönünde açık fikirler belirtmekten çekinmemiş ve bu noktada AKEL ile görüş birliği içerisinde bulunmuştur. Bu da Kıbrıs Solu’nu milliyetçiliğin başka bir boyutu ile tanıştırmış ve Kıbrıslılık anlayışının, aslında çoğu “sömürülen sınıf” üyeleri olan T.C vatandaşı Türklere karşı “gitsinler kendi ülkelerinde sömürülsünler” benzeri bir yaklaşım içerisine girmesine yol açmıştır. Bu yaklaşımın Marks ve Engels’in Solculuk adına ön gördüğü “evrensellik” ve “sınıfsallık” ilkeleri ile zıtlaştığını ve bir tür milliyetçilik siyaseti olduğunu ileri sürmek yerinde olur. Sol’un öncelikle milliyet ayrımı gözetmeden alt sınıfların refahı için mücadele etmesi beklenir ancak burada “Kıbrıslılık” anlayışı sınıf temelli ve evrensel bir hassasiyetin önünde yer almaktadır.  

 

2004 yılına gelindiği zaman ise, adanın iki toplumlu, iki bölgeli ve üç garantörlü bir federasyon ile yeniden birleştirilmesini esas alan Annan Planı’nın en büyük muhaliflerinden biri Rum Solu (AKEL), en büyük destekçisi ise Kıbrıs Türk Solu olmuştur. AKEL, bütün Annan Planı karşıtlığını milliyetçilik tezlerine dayandırırken “NATO Emperyalizmi garantörlükler nedeniyle devam edecek”, “Türkiyeli göçmenler uzaklaştırılmayacak” ve “Rum göçmenler evlerine dönemeyecek” benzeri söylemlerle itirazlarda nmuştur[9]. Annan Planı’na bakışında AKEL sınıfsal dayanakları temel almak ve sınıfsal siyaset üzerine yoğunlaşmak yerine milliyetçilik propagandası yapmıştır. Kıbrıs Türk Solu ise öncelikle orta sınıfın bu planın kabul edilmesi durumunda edineceği faydalar (gençlerin Avrupa ülkelerinde tahsil görebilmesi ve üniversite mezunları açısından işsizliğin azalması gibi) üzerinden siyaset üretmiştir. Ancak, Türk Milliyetçiliği’nin geleneksel federasyon karşıtlığını çiğnemeyi öngören bu siyaset kısa zamanda milliyetçilik eksenli eleştirilere uğramış ve Kıbrıs Türk Solu’nun Annan Planı’na yaklaşımı da sınıfsal bir boyuttan ulusal bir boyuta kaymıştır. Örneğin, CTP’nin Annan Referandumu döneminde izlediği siyaset, AKEL ve “marjinal” oluşumların “Kıbrıslılık” anlayışını Türkiye sempatisi ile harmanlamak yönündeydi.

 

Sonuç olarak, Kıbrıs Solu, hem teorisinde hem de pratiğinde oldukça milliyetçi bir çizgi izlemektedir. Kıbrıslı solcuların sağcılardan farkı, Yunan ve Türk Milliyetçiliklerinden ziyade “Kıbrıslı” kimliğine sarılmalarıdır. Ancak, özünde “ulusal sorun” olan Kıbrıs Sorunu’nun Sol için bile milliyetçilik eksenli gelişmesi şaşırtıcı değildir. Günümüzdeki UBP karşıtı hareketlerin sürekli olarak “toplumsal varoluş” vurgusu yapması Kıbrıs Türk Solu’nun gelişimini bir Kıbrıs Türk Milliyetçiliği’ne doğru götürmektedir. Açıkçası, Kıbrıslı Türkler arasında sanayileşmiş ülkelerde olduğu kadar korkunç bir zengin-fakir uçurumundan bahsetmek mümkün değildir. Bu nedenle, aslında sınıfsal olarak görünen bu mücadelenin milliyetçiliğin farklı bir boyutuna bürünmesi de olağan dışı sayılmaz.

 

Hem Rum Solu, hem de Türk Solu ta ezelden milliyetçi olmuş, sadece milliyetçiliği sağcılardan biraz daha farklı yorumlamıştır. “Evrensellik” ve “sınıfsallık” ilkeleri Kıbrıs Solu tarafından göz ardı edile gelmiştir. Buradan evrensel bir sonuç çıkarmak gerekirse, Anderson’un da dediği gibi, milletlere bölünen dünya düzeninde sınıf bilinci milliyetçilik karşısında sönük kalmaktadır. Kıbrıs Solu’nun Kıbrıs Siyaseti’ndeki rolü de milliyetçi bir bakış açısına dayanmaktadır. Kıbrıs’ın milletlerarası bir sistemdeki akıbeti tartışılırken sınıf bilinci doğal olarak milli kimliğin gerisinde kalmıştır. Bu da Kıbrıs Solu’nu tıpkı sağ partiler gibi milliyetçi kılmaktadır. Kıbrıs’ta birbirleri ile rekabet eden Sağ’ın milliyetçi tezleri ile Sol’un evrensel ve sınıfsal tezleri değildir. Aksine, hem Sağın hem Solun milliyetçi tezleridir.

 



[1] Lukacs, G., 1968. History and Class Consciousness Studies on Marxist Dialects. Almanca’dan çeviri: R. Livingstone. London: Merlin Press.

 

[2] Anderson, B., 1991. Imagined Communities: Reflections on the Origin and Spread of Nationalism. London: Verso.

 

[3]Hobsbawm, E., “Inventing Traditions”. Hobsbawn, E., Ranger, T., 1983, ed. The Invention of Tradition. Ch 1. Cambridge: Cambridge University  Press.

 

[4] Umruk, F., 2007. Solun Milliyetçilik ile İmtihanı. İstanbul: Versus.

[5] Loizides, N.G. (2007). Ethnic nationalism and adaptation in Cyprus. International Studies Perspectives, 8, pp. 172-189.

 

[6] Kızılyürek, N. (2002). Milliyetçilik Kıskacında Kıbrıs. Istanbul : İletişim Yayınları.

 

 

[7] Tombazos, S., (2010). “AKEL: Between Nationalism and 'Anti-Imperialism' ”. Nationalism in the Troubled Triangle: Cyprus, Greece and Turkey. Aktar, A., Özkırımlı, U., Kızılyürek, N., ed. Ch 15. Basingstoke: Macmillan. 

[8] Kızılyürek, N. (2005). Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti : Doğmamış Bir Devletin Tarihi.

  Istanbul : İletişim Yayınları.

 

[9] Dimitriu, T. & Vlahos, S. (2009) İhanete Uğramış Ayaklanma. Yunanca aslından çeviri: Babacan, S.  Ankara: Arkadaş Yayınları.


 

Bu haber toplam 726 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler