1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'KIBRIS’TA İKİ TOPLUMLU KONSER VERMEK İSTİYORUM'
KIBRIS’TA İKİ TOPLUMLU KONSER VERMEK İSTİYORUM

'KIBRIS’TA İKİ TOPLUMLU KONSER VERMEK İSTİYORUM'

Kızıl saçın ‘gül güzeli’, kaliteli sesin ismi, Kıbrıs’ın sevdalısı, barış şarkılarının yorumcusu Leman Sam, ADRES Kıbrıs’a konuştu

A+A-

 

 

 

 

Didem Menteş

 

Leman Sam;

“…İnsansız bir dünya düşlüyorum,

…Karpaz eşeklerini görmek isterim,

…Kıbrıs’ın bölünmüşlüğü kimilerinin işine gelir,

…Kıbrıslılar natüreller, olduğu gibiler,

…Her şey yolundaysa değişmiyorum,

…Türkiye’de birileri ağlıyor, birileri gülüyor.”

 

 

Türkiye ve dünyanın en kaliteli sanatçılarından biri o… İnsana insan olduğu için değer veren önemli bir kişilik… Değişmekten hoşlanmayan kızıl saçlı gül güzeli… Barış ve özgürlük adına şarkılarını en güzel yönüyle aktaran sosyalist bir düşünce… Şarkılarını dinlerken insanı kendinden geçiren muhteşem bir ses… Konserlerinde izleyenlerin ruhlarını okşayarak adeta büyüleyen dev bir müzisyen… Halkın konserlerinden memnuniyetle ayrılmalarından büyük mutluluk duyduğunu gönülden dile getiren gerçekçi bir insan… 19 farklı dilde şarkı söyleyerek dünyanın gönlünü fetheden bir sanatkâr… O sanata kazandırılmış bir ayrıcalık, Leman Sam…

 

KALİTELİ BİR KİŞİLİK, DEV BİR SES…

Yıllar önce İnönü Meydanı’nda konser verirken, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na dönen ve “bu defa buraya pasaportla gelmek istiyorum” diyerek büyük alkış alan ve barış şarkılarını en güzel şekilde dile getiren bir isimdir Leman Sam... Gerek sesiyle gerekse siyasi görüşüyle çoğu Kıbrıslının yüreğini kazanan sanatçı, geçtiğimiz hafta 5. Geleneksel Yeniboğaziçi Pulya Festivali’nde yeniden Kıbrıslı hayranlarıyla bir araya geldi.

Söylediği her şarkıya adeta ruhunu katan,  içtenliğiyle izleyenleri büyüleyen Leman Sam, halkın nabzına göre repertuarını değiştirerek, izleyiciyi kendisine bağlayan büyük bir isim olduğunu bir kez daha gösterdi.

Üç günlük ziyareti boyunca Kıbrıs’ın tadını çıkaran sanatçı, adadan ayrılmadan önce sadece ADRES Kıbrıs’ın sorularını yanıtladı.

 

 

“EN ÇOK, HANGİ YIL SORULARINA HAFIZASIZLIĞIM VAR”

 

ADRES: Leman Hanım ülkemize yeniden hoş geldiniz. Uzun yıllardır ülkemizi ziyaret ediyorsunuz. Kıbrıs’a kaçıncı gelişiniz?

SAM: “Ben iki soruya çok cevap veremiyorum. Biri ‘en çok’ kelimesine yani en çok hangi yemek, hangi renk gibi biri de ‘kaç kere ve hangi yıl’. Bu konuda böyle bir hafızasızlığım var. Ama birçok kere Kıbrıs’a geldim. İş haricinde de çok gelmişliğim olmuştur. Ben Kıbrıs’ı çok seviyorum.”

 

“KIBRISLILAR NATÜRELLER”

 

ADRES: Kıbrıs ve Kıbrıslıları çok sevdiğinizi biliyoruz. Kıbrıs’ı sevmenizde büyük etken nedir?

SAM: “Bir kere Kıbrıslılar çok sıcakkanlı insanlar. Oldukları gibiler, natüreller… Fazladan bir davranış biçimleri yok. Neyseler o… İkincisi de ben hiçbir halkın bu tip idareye mahkum olmasını ve böyle şeylerle cezalandırılmasına her zaman çok karşı çıkmışımdır. Ve bu beni çok üzüyor. Bu üzdüğü için de daha bir sıcaklık duyuyorum. Kimseye zararı olmayan bir halkın böyle şeylerle cezalandırılması üzücü tabii ki...”

 

“KARPAZ’IN EŞEKLERİNİ ÇOK GÖRMEK İSTERİM”

 

ADRES: Kıbrıs’a birçok kez geldiğinizi söylediniz. Geldiğiniz süre içerisinde Kıbrıs’ı istediğiniz gibi gezebildiniz mi? Görmediğiniz yerler var mı?

SAM: “(Hafif bir kahkaha atarak ) Karpaz’ı görmedim. Karpaz’ı görmeyi çok istiyorum. Bunun için özel geleceğim. Çünkü çalıştığım zamanlar bir gün bile kalamıyorum. Şimdi hemen bunun arkasından konserler var. Kalmak istiyorum ama kalamadan gidiyorum. Mesela bir denize giremeden bugün (27 Ağustos Pazartesi) gidiyorum. Bu nedenle özel olarak geleceğim ki Karpaz’ın eşeklerini görmeyi çok istiyorum. (Yine içten bir kahkaha atıyor…)”

 

·        “…insan kendini bir yerde iyi hissederse, sarılıp sarmalanmış hissederse, dostları varsa bu yeter. Arif Bey  (Dr. Arif Albayrak) benim epeyi tanıdığım bir kişi ki artık ailece dost olduk.”

 

ADRES: Kıbrıs’ın en çok neyini beğeniyorsunuz ya da beğenmiyorsunuz?

SAM: “Beğenip beğenmeme konusu değil de insan kendini bir yerde iyi hissederse, sarılıp sarmalanmış hissederse, dostları varsa bu yeter. Arif Bey  (Dr. Arif Albayrak) benim epeyi tanıdığım bir kişi ki artık ailece dost olduk.  Dostlarınız varsa eğer bu güzeldir zaten. Benim yemekle çok aram yok ama ben buranın en çok patatesini severim. Türkiye’ye çuval çuval çok götürmüşlüğüm vardır. Hiç unutmam 30 yıl önce Girne’de Papyon isminde bir restoran vardı. Çok sofistike bir restorandı çok güzeldi, çok temizdi. Adını unutmamışım aklımda kalmış. Aslında Kıbrıs’ın yemekleri bana göre değil genelde et ağırlıklıdır. Sümüklüböcek dediğiniz garavulliyi yiyorsunuz. Aslında menüde bunlar olduğu zaman ben aç kalıyorum. Et ağırlıklı olunca Kıbrıs’ın patatesi dışında başka bir şey söyleyemeyeceğim.”

 

·        “Dünya, insanları üstünden bir zaman attığında kendisini bir şekilde yenileyecek. Tekrar dünyaya gelir miydim bilmem ama ben o günü, insansız dünyayı görmek isterdim”

 

 

ADRES: Bir röportajınızda “Müzik, hayal ve doğa”nın hayatınızda en önemli unsurlardan olduğunu söylediniz. “Ben doğanın çocuğuyum” dediniz. Kıbrıs’tan bir zamanlar yeşil ada olarak söz edilirdi. Şimdi baktığınızda Kıbrıs’ın doğasını nasıl buluyorsunuz?

SAM: “ Yasemin benim çok sevdiğim bir çiçektir. Sizin fitne dediğiniz çiçeğin de hastasıyım. Arif Bey bana söz verdi bana verecek ve Dalyan’daki bahçeme dikeceğim. İnşallah ağaç olduğunu görürüm. Ben çiçek koparmam, yerden topladım bu aldıklarımı… İnşallah yaşatacağım. Kıbrıs’ta çok güzel kaktüsler var ve başka yerde yetişmez. Müthiş kaktüsler vardır. Fitne ve yasemin ağacının aşığıyım. Aslında ben ekolojiyi siyasetten ayırmadığım için bunu siyasetin kuyruğuna bağlayabilirim. Dünyadaki küresel ısınma denilen dilimize yerleşmiş olan söylem yine siyasi nedenlerle başlamıştır. İnsanlar yani dindar insanlar cennet için bir takım hikâyeler yapardı. Hiç görmedikleri sadece inandıkları, varlığından bile emin olmadıkları bir cennete yatırım yaparken, şu bize hediye edilmiş olan dünya gibi bir cenneti, para ve savaşlar yüzünden katlettiler. Kuraklık aldı yürüdü. Türkiye saman ithal ediyor, zaten bu geldiği son noktadır. Duydum ki Kıbrıs’ta da tarım konusunda çok sıkıntılar var. İnsan denilen sosyal hayvan dünya yüzünde olduğu sürece dünya tükenmeye ve kuraklaşmaya, yeşil cennetlikten çıkmaya devam edecek. Fakat ben şuna inanıyorum, milyarlarca yıl yaşamış olan dünya kim bilir canlıları nasıl bir biçimde silkeledi. Hani insanların kıyamet dedikleri bu olabilir diye düşünüyorum. Dünya, insanları üstünden bir zaman attığında kendisini bir şekilde yenileyecek. Tekrar dünyaya gelir miydim bilmem ama ben o günü, insansız dünyayı görmek isterdim”

 

“KIBRIS’IN BÖLÜNMÜŞ OLMASI BİRİLERİNİN İŞİNE GELİR”

 

ADRES: Sizin de bildiğiniz gibi Kıbrıs ortadan ikiye bölünmüş bir ada? Kıbrıs’ın bölünmüşlüğü ile ilgili olarak ne düşünüyorsunuz?

SAM: “Siyasetçiler bizim gibi bakmazlar bu mevzulara. Ben gönülden hiç böyle olmasın, herkes birlikte yaşasın, kültürler karışsın istiyorum. Zaten eskiden de öyleydi. Siyaset farklı bir şey, siyaset iktidar çatışmasıdır. Siyasetin belli bir jargonu var, kalıpları var. Siyasetçiler de o kalıpların içerisinde konuşmak zorunda kalıyorlar. Bu yüzden benim isteğime göre olmaz. Şöyle ki Kıbrıs’ın bölünmüş olması birilerinin işine gelir birilerinin işine gelmez. Kimin işine daha çok geliyorsa Kıbrıs’ın bölünmüşlüğü sürer. Aksi takdirde böyle olmazdı. Çünkü bu işin içine askeri, ekonomik konular girer. Kıbrıs jeopolitik olarak önemli bir yerde. Tabii burada birçok insanın gözü var diye düşünüyorum. Galiba burayı ilk başta karıştıran İngilizlerdir. Aslında bu konuda açık seçik bir bilgim yoksa da içgüdülerim bana bütün her şeyi karıştıranın İngiltere olduğunu söylüyor”

 

 

ADRES: Yıllardır çizginizi hiç bozmadan başarılı bir şekilde gidiyorsunuz. Bu başarıyı neye borçlusunuz?

L.SAM: “Tembelliğime … (Kahkahayla gülüyor). Ben hiç değişmekten hoşlanmıyorum. Ne fiziksel ne de karakter olarak. Tabii ki insan gelişiyor. İnsan eski zamanlara oranla tabii ki her şeye daha olgun bir gözle bir başka bakmayı öğreniyor. Bunun dışında hiçbir şeyimi değiştirmiyorum, çok da mutluyum bundan dolayı. Çünkü beni sevenler bendeki değişiklikleri kolay kabul etmiyor. Bu yüzden eğer her şey yolundaysa neden değişeyim ki. Böyle çok mutluyum… Çok iyiyim…”

 

“TÜRKİYE’DE SANAT YERE ÇAKILDI”

 

ADRES: Türkiye’de sanat ve sanatçıyı yorumladığınızda neler söylemek istersiniz? Yani gelişmeler umut verici mi yoksa hayal kırıklığı yaşadığınız oluyor mu?

SAM: “Ben herkesten daha fazla ileriye baktığım için benim hayal kırıklıklarım bugünkülerden çok daha önce başlıyor. Bugünleri çok daha önceden gördüm diyebilirim. Aslında hayal kırıklığı demeyelim de gözümdeki perde o zamanlar düştüğü için bugünleri gördüm. Hani insan bir şeye inanır da birden bire hayal kırıklığına uğrar, benimki öyle değil. Türkiye’de sanatın yere çakıldığı göstere göstere geldi. Maalesef…”

 

“TÜRKİYE MAŞA ROLÜNDE”

 

ADRES: Son günlerde dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri, siyaseti nasıl yorumluyorsunuz?

SAM: “Tabii Türkiye kendini böyle ortaya attığı için bugün bir maşa rolünde zaten. İlk zamanlar komşularla sıfır sorun deniliyordu. Aslında o zaman bir umuda kapılmıştım. Tabii ben siyaseti çok yakın takip ettiğim ve satır aralarını okuduğum için bugünlerin geleceği belliydi. Çünkü Türkiye’nin sağlıklı, oturmuş ve çok zeki planlanmış bir politikası olmadığı, günlük genel geçer şartlara göre veya birilerinin önermesine göre değiştiği için Türkiye siyasetinde özellikle de dış politikada her an her şey olabilir. İç politikada zaten kaynıyor. Bildiğiniz gibi bir savaş söz konusu. Yıllardır bunu halledemediler ya da halletmek istemiyorlar çünkü o da birilerinin çok işine gelebiliyor olabilir. İç siyaset olarak büyük bir karmaşa var. Vereceğim örnek aslında her şeyi izah edebilir. TC Anayasası’nda şöyle yazar: ‘Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir’. Bunları kelime olarak açarsak; Türkiye laik midir? ‘Hayır’. Demokratik midir? ‘Asla’. Hukuk devleti midir? ‘Şu an hele hukuk diye bir şey yok, yerlerde sürünüyor’. Bir takım insanların kendi irdeleriyle kendi çıkarlarına göre yönetilen bir hukuk sistemi var. Sosyal midir? ‘Sıfır sosyal’. İlk zamanlarının haricinde sosyal olduğunu düşünmüyorum. Anayasa’nın yazdığı maddelerden ben hiçbir karşılığını görmüyorum. Dolayısıyla hem iç savaş var hem işsizlik var. Maalesef medya çok önemli olmasına rağmen birilerinin güdümünde. Halk doğru bir haber alamıyor. Kapitalizmin en büyük oyunudur biliyorsunuz ‘önce aç bırak sonra sadaka ver’. Zaten seçimlerde ne olacağını önceden biliyoruz. Zaten feodal bir yapı olan bir ülkede insanlar özgür iradesiyle oy vermezler.

 

“BİR TARAF KAOS İÇİNDE BİR TARAF GÜLÜP OYNUYOR”

 

ADRES: Bu durumu biraz açar mısınız?

SAM: “Türkiye’de tarikat da aşiret de var. Örneğin aşirette adam marabasına gelip diyor ki ‘Orada arı logosu var, mühürü ona basacaksınız eğer buradan yabancı bir şey çıkarsa hepinizi yakarım’ diyor. Oradan başka bir oy çıkma ihtimali olabilir mi? Aşiret öyle veriyor, efendim cemaat böyle veriyor. Geriye kalan insanlar da zaten ‘oyumu kime verirsem ziyan olmaz’ diye bakıyor. Böyle bir seçim sistemi olmaz. Yüzde 10’lar bence çok aptal bir barajdır, demokratik değildir. Zaten ben yazımda da yazdım ‘ben demokrat değilim’ diye. Yani hiçbir şey gerektiği gibi uygulanmayan bir ülkede müthiş bir kaos içerisinde, gerektiği gibi düşünen insanlar çaresizlik içerisinde. Diğerleri de vur patlasın çal oynasın oynuyorlar. Bakın magazin ve sabah programlarına oradan çok güzel bir profil görünüyor. Ne yazık ki bizim gibi düşünenler için Türkiye’de hayat çok zor. Eğer sanatla uğraşıyorsanız eğer siyasete yakınsanız bu gördüklerinizden dolayı gerçekten hiç bir şeyden zevk almaz hale geliyorsunuz. Ama ben o sokakları çok seviyorum asla terk edip gidemedim, çok şansım olmasına rağmen. Bir tek zeytin tanemi ararım ben. Onun için artık başımıza ne gelecek bilmiyorum.

 

 “SOSYALİZM EN İYİ İDARE ŞEKLİDİR”

 

ADRES: Son olarak Leman Sam’ın hayalindeki dünya nasıl bir yer?

SAM: “Hayalimdeki dünya bütün bu anlattıklarımın tersi bir dünya… İnsanların birbirine gerçekten herhangi bir menfaat gözetemeden yaklaştıkları, dayanışma içerisinde oldukları bir dünya… Gerçi insan malzemesi kötü duramaz ama yine de sosyalizm en güzel, en iyi idare şeklidir. Ben mülkiyete karşı bir insanım. İnsanoğluna maksimum 70- 80 yıl ömür biçildiyse bu miras yedilikler zaten maalesef toprağa sahip olamaz. Ölüp girdiğin bu toprağa sahip olamazsın. İnsanın bu kibri beni çok rahatsız ediyor. Ben mülkiyete karşı bir insanım bu yüzden sosyalizm ile idare edilen, insanların birbirleriyle inanışlarından dolayı çekişmediği, doğaya, kabile olduğu kadar saygı gösterdikleri gibi, Kızılderililer gibi teknolojinin de bu kadar fazlasına karşıyım. Yani insanı çekip alırsanız hayal ettiğim dünya galiba budur benim.   

 

 


 

 

Leman Sam’ın iki toplumlu konser düşüncesi var mı?

 

Aslında yapacaktık. Ben Yunanistan’a gitmiştim Atina’da iken Dalaras’dan randevu aldım. Ne için olduğunu hatırlamıyorum ama o zaman Hristofyas başkan değildi, o gün randevu öncesi onunla bir öğle yemeği yedik. Tabii ben onun kim olduğunu bilmiyordum. O zaman AKEL’den milletvekiliydi. Yemekte konuşurken ben “Ege denizi”  dedim, Hristofyas “No” dedi. “Niye” dedim “Other” dedi. Ege denilmesine karşı çıktı. Bir anlam veremedim. Dalaras ile buluştuk. Bir konser için hatta repertuar bile yapacaktık. Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs, İstanbul, Atina şeklinde üç ya da dört ayaklı bir konser yapılacaktı.  Öyle bir şey düşünülüyordu. Bir barış konseri. Çünkü Dalaras o zaman Türkiye’ye gelmiyordu. Ama aynı gün HSBC Bankası patladı ve proje suya düştü. Ama Atina’da öyle bir konser vermiştim. Güney Kıbrıs’tan gelenler vardı. Daha çok halk müzikleri olarak farklı bir konser vermiştim. Ama Kıbrıs’ta olursa neden olmasın. Çok severim. İlk yerleşik Rumları söylemezsek Türkiye’de ilk Yunanca şarkıyı ben söyledim. Çok severim Yunan müziğini. Bu nedenle iki toplumlu konser olsa çok hoş ve çok güzel olur”

 


 

Türkiye’deki gelişmeler…

 

“Gözümde perde yok her şeyi görüyorum”

 

Suriye meselesi çok farklı bir mesele. Mülteci sayısı 100 bine vardı. Onlar Antakya tarafında müthiş bir kaos yaratıyorlar. Hatta anarşi yaratıyorlar diyebilirim. Polis onlarla pek başa çıkamıyor. Çatışmaya giriyorlar, hırsızlık yapıyorlar, restoranlara girip para vermiyorlar. Büyük bir kaos yaşanıyor. 100 bin olursa BM’yi çağıracağız diyorlar. Benim cebimden aldığı parayla oraya silah yardımı yapmak, benim cebimden zorla aldığı vergilerden oradaki mülteciye bakmak. Ülkede bu kadar sıkıntı varken, toplanan milyarlarca liranın viyanlar için ondan önce Somali için toplandığını duydum. Ülkenin paraları bu şekilde dışarıya gidiyor. Bugün Somali yarın viyanlar öbürgün bir başka çıkabilir. Ne yazık ki o kadar iyi iken araları birden bire kötü olmasının nedenini sorduklarında, politikacılar o kadar yüzsüz ki cevap verme gereği duymuyorlar. Verdikleri cevaplar akıl dışı. Neymiş efendim ülkeye demokrasi gelecekmiş. Orda müthiş bir eza, cefa ve de diktatörlük varmış. Peki sen ona sarılırken yine diktatörlük vardı. Diğer tarafta Sudan’da El Beşer geldi adamcağızı el bebek gül bebek ağırladın. Gerillalar dünya kadar insana tecavüz ettiler, öldürdüler. Suudi Arabistan’da, Katar’da çok mu demokrasi var. Yani gerekçesini söylediği zaman birçok insanı kandırabilirler ama ben ve benim gibileri mümkün değil kandıramazlar. Çok sorunu var; eğitim sistemi çöktü. Hangi birini anlatayım. Anlatırken kendimi kötü hissediyorum. Gamlı baykuş diyeceksiniz ama ne yapayım gözümde perde yok ve her şeyi ne yazık ki görüyorum.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 622 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler