1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS’TA EN ÇOK KREDİ VEREN BANKAYIZ
KIBRIS’TA EN ÇOK KREDİ VEREN BANKAYIZ

KIBRIS’TA EN ÇOK KREDİ VEREN BANKAYIZ

EKONOMİ SOHBETLERİ

A+A-

 

 

EKONOMİ SOHBETLERİ

 

Dilek Öncül

 

         Bu haftadan itibaren ekonomik örgütler, bankalar, kısacası ekonomiye katkı koyan tüm kurum-kuruluşlarla ekonominin nabzını tutacak, geleceğe yön verecek politikalar üzerine konuşacağız. İlk röportajımızı İKTİSATBANK Yönetim Kurulu Başkanı Mete Özmerter ile gerçekleştirdik. Özmerter, bankacılık sektörü açısından endişelerinin olmadığına vurgu yaparken, ülke için endişe duyduğunu dile getirdi. Özmerter’le İktisatbank’ın durumunu, TC Yardım Heyeti ile olan ilişkiler ve Türkiye bankalarının Kıbrıs Türk bankacılığına etkisi ve özelleştirme dahil birçok konuyu konuştuk.

 

ÖZMERTER: KIBRIS’TA EN ÇOK KREDİ VEREN BANKAYIZ.

 

·        Yenidüzen: Ülke ekonomisinde daralma yaşanırken, bankalarda ciddi bir mevduat birikimi olduğu söyleniyor. Bankalarımızdaki genel mevduat nedir, bu birikim ülke ekonomisi anlamında neyi anlatıyor?

·        Mete Özmerter: Ocak 2012 itibarı ile Merkez Bankası rakamlarına göre toplam mevduat 8.2 Milyon Türk Lirası tutarındadır. Bu rakamın açılımında çarpıcı bir detay var. Bunun 5 milyonu bir ay vadeli, 1.3 milyonu da vadesiz mevduat cinsindendir.  Toplam 8.2 milyon liranın 6.3 milyon lirası, yani %77’si bir ay ve daha kısa vadede durmaktadır. Dolayısıyla sektör açısından  yatırımcıya yönelik uzun  vadeli bir kaynak olarak değil, daha çok kısa vadeli, 2-3 yıl vadede bireysel krediler için kullanılabilecek bir kaynaktır. Bu da temelde K.K.T.C.’nin tanınmaması ve bunun neticesinde yurt dışından kaynak bulamamamızdan kaynaklanan bir durumdur. Kıbrıs İktisat Bankası’na rakamlarla baktığınız zaman son üç yıldır Kıbrıs’ta en çok kredi veren banka olduğu görürsünüz. Ekonomideki daralmanın birikimin artmasıyla doğrudan alakası olduğunu düşünmüyorum.  Ekonomideki yavaşlama daha çok alım gücü ve bir o kadar da önemlisi umutla, beklentiyle alakalı bir konudur. Umut ve beklenti tüketicide yüksek olduğu zaman piyasaya para döker. İlle mevduatıyla değil borçlanarak yarattığı parayla da piyasaya hareket kazandırır. Ama mevduatın çoğalması ticaretin yavaşlaması ile alakalı değildir diye düşünürüm. Mevduat rakamları ekonominin hızlı olduğu dönemde de yavaşladığı dönemde de ayni istikrarla artmaya devam ediyor.

 

ÖZMERTER: BAŞARININ ANAHTARI; DİSİPLİN, CİDDİYET, İSTİKAR, EN ÖNEMLİSİ DE BUNUN GETİRDİĞİ GÜVENDİR.

 

·        YD: İktisatbank yakın dönemde ciddi bir büyüme içine girdi. Kıbrıs’ın Kuzeyinin dünyaya kapalı yapısına rağmen bunu nasıl başardınız?

·        Özmerter: Disiplin, ciddiyet, istikrar ve en önemlisi de bunun getirdiği güven. 22 senedir İktisatbank var. Güzel bir söz vardır; “Başarı bir gecede gelirmiş, 20 seneden sonra” diye. Hiçbir şey kısa vadede elde edilmiyor. Benim Kıbrıs’ta bankacılık sektöründe 20 senem doldu.   Bütün ekibimle beraber 20 senedir var gücümüzle çalışıyoruz.   Ancak bu başarının bize ait olduğunu söylemek doğru olmaz.  Bu başarı, bizi buraya getiren ve burada tutmaya devam eden müşterilerimize, halkımıza aittir.  İktisatbank bu yıl sonuna 1 milyar Türk Lirası aktif büyüklüğü aşmayı, böylelikle 1 trilyon lirayı aşan ilk özel banka olmayı hedefliyor.  Bunu ancak müşterilerimizin  vereceği destek ve güvenle başarabileceğiz, yani bu başarının altındaki imza da yine halkımızın olacaktır.  Uğraşlarımız son 7 senede meyvelerini daha verimli olarak vermeye başladı. Özellikle 2002’deki bankalar krizinden sonra güçlü bir şekilde ayakta kalmamız bir güven tazeleme oldu ve güvenin getirdiği destekle İktisatbank daha da büyüdü, şube sayısını çoğalttı, hizmet çeşidini arttırdı, teknolojiye çok büyük yatırımlar yaptı. İlginçtir en çabuk büyüdüğümüz dönem Kıbrıs’ta bankacılık sektöründeki rekabetin en kızıştığı  Oyakbank, Garanti, TEB, HSBC gibi yurtdışı bankaların Kıbrıs’a yaygın bir şekilde geldiği dönemde oldu. Gelen rekabetle önceden beri Kıbrıs’ta olan T. İş Bankası, T. Ziraat Bankası gibi bankalar da daha aktif rekabet sergilemeye başladı. Bu dönemde İktisatbank da bu rekabetten çok ders çıkardı. Bu biraz da rekabetin aslında bize diğer boyutunu gösteriyor. Bana sorarsanız rekabet bu kadar yoğun olmasaydı biz de bu kadar büyümeyecektik. Sektör kalabalıklaştıkça daha çok bileniyorsunuz, daha çok birbirinizden bir şey öğreniyorsunuz. Daha çok rekabet de müşteriye daha çok fırsat sunuyor. Müşteri büyüyor, müşteriyle beraber de bankacılık sektörü büyüyor. Şimdi şartlar artık o kadar rekabetçi, o kadar müşteri leyhine ki, müşteri büyürken doğruyu yapan bankalar da onlarla beraber büyüyor.

 

"GECELERİ ÇOK RAHAT UYUYORUZ"

 

 

YD: Bankacılık sektörü açısından, yine de sizi endişelendiren riskler ya da tehlikeler var mı?

Özmerter: Kıbrıs Bankacılık Sektörü temiz, tertipli, kontollü, dünyadaki bankacılık sektörlerine örnek olabilecek sadelikte ve güçtedir.   Bundan dolayı geceleri çok rahat uyuyoruz. Özellikle son 2 sene içerisinde K.K.T.C. ekonomisi yavaşlarken, son dört sene içerisinde Kuzey Amerika ve Avrupa ekonomileri yavaşlamaya başlarken, Avrupa’da Yunanistan’la başlayıp İtalya, İspanya, Fransa hatta Almanya’da bile etkili olan krizlerde, son zamanlarda Türkiye’de enflasyonun yükselmesi, faizlerin yükselmesi derken, bütün bu etkenler doğal olarak Kıbrıs ekonomisine dolaylı değil doğrudan yansıma gösteriyor. Türk Lirası faiz oranlarının Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından arttırıldığının bir kaç saati içerisinde burada ayni hareketi görüyoruz. Ekonominin yavaşadığı bu zamanlarda en büyük tehlike tahsili gecikmiş krediler oranının artması olabilirdi. Bu da tabii ki ne ekersen onu biçersin misali, verilmiş olan kredilerin kalitesine bağlıydı. Orada da doğru yaptığımızı gördük. İktisatbank’ın son 6 senelik süreçte tahsili şüpheli kredi oranı toplam kredilere oranla %10’lardan %8 hatta %7’li oranlara geriledi. O bağlamda doğru yolda olduğumuzu görüyorum. Bankacılık Sektörü için spesifik bir endişem yok, ancak ülkem için tabii ki çok endişem var.

 

"REKABET EDEBİLİRLİK RAPORU SONUÇLARI İŞ ADAMLARININ NABZINI ÇOK DOĞRU TUTUYOR"

 

Son Rekabet Edebilirlik Raporu’na baktığımızda ülkede en çok endişe edilen konu %29 politika istikrarsızlığı, ondan sonra da hükümetin istikrarsızlığı ve ardından da %7 yolsuzluk olduğunu görüyoruz. Ülkem için endişeliyim. Konu ülke menfaatleri ikeyken bile kendimizi ifade ederken bazen fikir birliğinin kaybolması, bazen ahlaki seviyenin düşmesi beni son derece rahatsız ediyor. Kıbrıslılar her zaman saygın, okumuş, çalışkan insanlar  olmuşlardır. Gerek Meclis içerisinde gerek halk arasında Türkiye ve dünya ile olan ilişkilerde diplomasinin ve seviyenin  çok önemli bir yeri var. Ağzınızdan çıkan kelimeye dikkat etmediğiniz zaman karşı taraftan kaybettiğiniz sadece saygı değil, aynı zamanda ciddiyet ve güven kaybı oluyor. Güvenilmediğiniz zaman da bu sefer ileriye dönük beklediğiniz destek ve işbirlikleri hep tek taraflı havada kalıyor. Onun için toplumun seviyesini çok üst düzeyde tutması gerektiğini değerlendiriyorum.    Burada da siyaset edene de, sivil toplum örgütlerini yönetenlere de çok büyük görev düşüyor. Toplumdaki bireylerin bazı kişisel talepleri olduğu durumlarda hepimizin ilk önce kamu yararını düşünmemiz gerekmektedir.

 

 

 

·        YD:Özellikle kredi kartları kullanımına ve borçlara yönelik ciddi sıkıntılar var. Sanırım çok sayıda kredi kartı kullanıcısının ciddi borçları oluştu. Kredi kartı faizlerinin de aşırı yüksek olduğu konuşuluyor. Kredi kartı kullanmayı mı bilmiyoruz, sistem ya da yasalar mı yetersiz, yoksa bankaların hareket alanı fazla mı geniş?

·        Özmerter: Hepimiz için bir öğrenim süreci oldu kredi kartları konusu. Kredi kartları adı kredi kartı olmasına rağmen biz bankacılar olarak bunların bir kredi kullanma aracı olmadığını söyleriz. Ama netice itibarı ile müşterinin de kartını kullandığı zaman ödemediğinde kredi kullanmış olduğunu biliriz. İşin özünde kredi kartları çok riskli bir kredi türü olduğu için, yani teminatsız ve kefilsiz olduğu için kredi faiz oranları da ona göre yüksektir. Bu bağlamda eğer sürekli olarak kredi kartını ay sonunda ödemeyerek kredi aracı olarak kullanan bir müşteriyseniz, o borcu bir bireysel krediyle aslında kapatıp kredi kartınızın kullanmamanız gereken limit kısmını azaltıp daha ufak bir limit indirmeniz gerekir. Bilinçsiz kullanım da  var, bir dönem bankalar tarafından bir diğerinin verdiği karttan habersiz aşırı kredi kartı pazarlanması da var. Dolayısıyla bir kişide üç-beş bin liradan sekiz-on tane kart olunca bir kişiye verilen toplam kart limiti yükselmiş oldu. Tabii sistemsel sıkıntılar var. Yani bir başka bankanın vermiş olduğu kredi kartını bankalar göremediği için bilinçsiz olarak fazla kart vermiş oldu, aslında bilerek değil. Çünkü müşteriye kart verirken cüzdanda 5 kartı daha olduğunu bilmiyorsunuz. Halbuki bunu aslında Türkiye’deki bir banka, Kredi Kayıt Bürosu vasıtasıyla görebiliyor. Tabi en büyük sorumluluk kart sahibinde. Biz özellikle son üç senedir bu konuda çok agresif değiliz. Agresif olmadığımız için de Smartcard almak eskisi kadar kolay değil. Tabii Smartcard’ını aşırı kullanıp ödeyememiş ve geçmişten birikmiş sorunları olanlara İktisatbank her zaman gerekli kolaylığı yaptı. Son çıkan faiz indirim yasasından en çok faydalanan kredi kartı müşterileri oldu. Çünkü en yüksek kredi faizi kredi kartlarına uygulanıyor.  Şimdi geçmişten gelen sorunu müşterilerin süratle bankalarına müracaat ederek, indirim hakkı süresi dolmadan bu yasadan faydalanmaları gerekiyor.

 

"KORUMAYA İHTİYACIMIZ YOK"

 

·        YD: Türkiye bankalarının Kıbrıs’a yönelik bir ilgisi var. Türkiye’den peşpeşe bankalar geliyor. Bu bankalarla eşit rekabet ortamınız var mı? Sistem, Kıbrıs Türk Bankacılığını koruyor mu? Özellikle kimi kredi faiz sübvansiye programlarının Türkiye bankaları üzerinden uygulanmasını nasıl yorumluyorsunuz?

·        Özmerter: Korumaya ihtiyacımız yok. Sanki kafese konulmuş bir hayvanın bakıma muhtaç olduğu bir durumda değiliz. Yerli bankacılık sektörümüz Kıbrıs boyutlarına göre çok güçlüdür. Kıbrıs sathında eşit rekabet vardır. Ancak dış kaynaklı destek programlarının ülkeye eşit dağılması gerektiğini hep savundum. T.C. Yardım Heyeti de bu konuda  çok olumlu tepki verdi. Zaman zaman toplum arasında bir şehir efsanesi dolaşır, yerli bankaları bitirilecek gibi.  Hal böyleyken, yerli bankalar hiç bitmez, hep büyür, hatta en büyük olur. Bu tip söylemlerle toplumu gaza getirip Türkiye-Kıbrıs ayrımını pekiştirmeye çalışmak boşa bir çabadır, çünkü netice olarak T.C. Yardım Heyeti ile geçen sene yapmış olduğumuz istişareler neticesinde misyonlarının Kıbrıs’a katkı koydukları paranın verimli olarak işletilmesini sağlayacak bankalar ile çalışmak olduğunu anlattılar ve bu  istişareler neticesinde programları içerisine üç yerli bankayı da dahil ettiler. Gururla söyleyebilirim ki birçok bankanın dahil olduğu o sistem içerisinde esnafa verilen T.C. Yardım Heyeti’nin faiz sübvansiyeli toplam kredinin %42’sini Kıbrıs İktisat Bankası verdi. Türkiye Cumhuriyeti Yardım Heyeti kaynaklı, ülkeye destek için gelen bu paranın, etkin bir şekilde dağıtılmasında Kıbrıs İktisat Bankası’nın etkin bir rol oynadığını göstermiş olduk. Geçen seneki bu sınavdan sonra yeni bir dönem başladığını düşünüyorum. Tabii en temel mesele vatandaşın krediye erişimini kolaylaştırmak. Bu bağlamda genelde yerel bankaların, özelde Kıbrıs İktisat Bankası’nın bu programlar içinde yer alması çok önemli. Çünkü Kıbrıs İktisat Bankası 18 şubesiyle K.K.T.C.’nin miktar olarak son 3 yıldır en çok kredi veren bankası olarak krediye en rahat erişebileceğiniz banka. Bu bağlamda Kıbrıs İktisat Bankası’nın bu paketin içerisinde olması hem müşteriyi kredi erişimine yakınlaştırmış olur hem de yerel bankacılık sektörünün de haksız rekabetle karşı karşıya kalmasını engellemiş olur. Bugüne kadar  ekonomik anlamda ve bilgi aktarımı olarak en büyük desteği yine Türkiye bankalarından gördük. Türkiye’deki muhabirlik ağımız, Türkiye bankacılık sektöründeki gerek kişisel bağlantılarımız gerek kurumsal bağlantılarımız sayesinde Avrupa’da bankacılık yapabiliyoruz. Kıbrıs’taki Türkiye bankaları ile olan ciddi ve yoğun rekabeti, yine Türkiye bankalarından aldığım destekle yapıyoruz. Türkiye bankalarını tehlike olarak değil, bankacılık piyasasına istikrar getiren, rekabet kurallarını adil ve ciddi bir çerçevede yürüten sektör ortakları olarak görürüm. Türkiye bankaları ile rekabet etmek, 20 sene önce Kıbrıs’a ilk geldiğim zamandaki bankacılık sektöründeki yerel  bankalar ile rekabet etmekten daha kolay. 20 sene önce bankacılık sektöründe herşey içiçe girmişti, halbuki bugün oyunun kuralları belli ve profesyonel. Kıbrıs’ın en büyük özel bankası olarak bu noktadan sonra artık gözümüzü yurt dışına dikeceğiz. Orada bizim yanımızda kim duracak, yine Türkiye bankaları duracak.                     

 

"SİYASET VE SENDİKACILIĞIN VİZYON TAZELEMEYE İHTİYACI VAR"

 

YD: Ülke ekonomisini nasıl yorumlarsınız, alınan mali tedbirler ve uygulanan protokol sizce yerinde mi?

Özmerter: Kıbrıs’ta uygulanması gereken ekonomik doğrular ı üretmek yerine polemik  yapmakla uğraşırsak bu doğruları başkaları nın önermesine de alınmamak gerekir. Başkaları tarafından önerilen doğrular ise, sırf başkası önerdiği için yanlış olmuyor.  Bize empoze edildi diye bağırdığımız şeyler dünya ekonomilerinin 80‘li yıllardan beri uyguladığı kavramlardır,  K.K.T.C. için icat edilmiş, bilinmeyen, denenmemiş konular değildir.   Ekonominin zaten bir doğrusu vardır. İki doğrusu yoktur. Netice itibarı ile baktığınızda Kıbrıs’ta siyasetle sendikacılığın vizyon ve misyon tazelemeye ihtiyacı vardır. Kıbrıs Türk Hava Yolları gerçeği hala daha acı ve vahim bir örnek olarak önümüzde duruyor. KTHY özelleşsin mi, özerkleşsin mi, ne olsun, ne bitsin derken hepsi battı. Yüzden fazla insanımız bir yılı aşkın işsiz kaldı, sokaklarda kaldı ve hala daha kalıyor. Hiç kimse suçu kabul etmedi ama ekonomik gözlükle baktığınızda suçun kimlerde olduğu belli. Eğer zihniyet değişmezsek bu örneği tekrar tekrar yaşarız. On tane daha yaşarız. Bazı kurumları teknik olarak kapatmanız mümkün değildir ama aslında fiiliyatta bakarsanız başka kurumlar da zaten kapanmıştır. Eğer hizmet alamıyorsanız, eğer  bir tapu dairesinden bir tapu belgesi almanız tanıdık yoksa bir yılı buluyorsa, eğer bir telefon bağlatmanız 6 ay sürüyorsa, fiiliyatta o  kurumun çalışanlarının özlük haklarını almaları haricinde o kurum görevini yapamaz hale gelmiştir. Toplumumuzun öz değerlerini hiç sorgusuz sualsiz, şeffaf olmayan bir yöntemle bırakalım, verelim, teslim edelim şeklindeki bir zihniyeti tabii ki desteklemiyorum. Ben protokollerle yapılmaya çalışılan doğruları başta bizim tesbit edip bizim kendi kendimize yapmamız gerektiğini, işi başından başkasına bırakmamız gerektiğini söylüyorum.  Meksika gibi bazı ülkelerde elektrik kurumu özelleştikten sonra elektrik fiyatlarının arttığını görüyoruz. Bu iki sebepten olabilir: 1-Devlet elektriği popülist bir şekilde sübvansiye ediyordu, bu da zaten kalıcı değildi. 2- Özel sektörün eline teslim ettin, özel sektör bildiği gibi yapar. Dolayısıyla şimdi özelleştirme veya liberalleşme adına her ne derseniz deyin, 1-bundan sonraki tüketicinin menfaatleri, 2-orada çalışan insanların menfaatleri ve 3-tabii ki bu kurumların milli çıkarlara hizmeti açısından çok iyi düşünülmesi lazım. Tabii ki doğru olanı yapmak lazım ama sınırsız bir bekleme lüksümüz yoktur.  Gözlerimizi kapatarak beklersek -KTHY örneğini onun için verdim- gideceğimiz yol bellidir. Korkunun ecele faydası yok, ne yapacaksak temiz, tertipli, hazırlıklı bir şekilde, ama bir an önce yapmamız lazım.

 

"TOPLUM BİZİ ALDI VE KIBRIS’IN EN BÜYÜK ÖZEL BANKASI YAPTI"

 

·        YD: İktisatbank olarak bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

·        Özmerter: İktisatbank bugün Kıbrıs’ın en büyük özel bankası pozisyonuna gelmişse bu müşterinin, toplumun takdir ve desteğiyle, güveniyle olmuştur. Bu İktisatbank’ın değil, toplumun bir başarısıdır. Biz kendi mesleğimizi siyasete çok benzetiriz, çünkü biz bir vatandaş tercihi sonucunda burdayız. Doğruları yaptığmız sürece, doğru ürün, hizmet ve fiyat harmanını istikrarlı bir şekilde sunduğumuz sürece görevimizi yapmış oluruz. Bizim işimiz bisiklet sürmeye benzer, pedal çevirmekten vazgeçtiğiniz anda düşersiniz. Onun için hep ço kçalışmak zorundayız . Kıbrıs piyasası içerisinde %9’a yakın bir piyasa payı coğrafyamızdaki örneklerine kıyasla çok ciddi bir piyasa  payıdır. %9 civarı bir piyasa payından sonra Kıbrıs İktisat Bankası’nın temel yerel politikası konsolide olmak yani ayaklarını iyice yere basmak, hizmet kalitesini daha da artırmaya gayret etmektir. Genel anlamda ise İktisatbank’ın artık gözünü dışarı dikmesi gerekmektedir,  2012 yılında da aynen bunu yapıyoruz. İlk adımlarımızı şimdi değerlendiriyoruz, yıl sonuna yeni gelişmeleri inşallah hep beraber değerlendireceğiz.

 

 

 


 

"FAİZ AFFIYLA İLGİLİ YASAYI HEP DESTEKLEDİK"

 

 

·        YD:Meclis’te çok tartışılan bir düzenleme oldu, faizlere ve gecikmiş borçlara yönelik. Sorun çözüldü mü? Ne kadar alacaklısınız ve faizler yurttaşı ezici oranda mı? Bankaların haksız bir faiz geliri elde ettiğini düşünüyor musunuz?

·        Özmerter: Son 10 sene içerisinde faizlerin ve enflasyonun düştüğü dönemde Kıbrıs’taki hukuk ve icra sisteminin yavaş çalışmasından dolayı çok ciddi sayıda sorunlu dava birikti.

 

K.K.T.C. Bankalar Birliği’nin bankalar arası yaptığı anket neticesinde elde edilen neticeye göre 8,000 açık dava mevcuttur.  Bunun dışında telaffuz edilen rakamalar uydurmadır.Bu davaların büyük kısmı kredi kartı davalarıdır.   Dava geriden geldiği zaman, üzerindeki faiz oranı da eski zamandan gelen  faiz oranıdır.  Bu oranlar da davanın kendi sigibi eski zamanın bir fotorafıdır.  Mahkeme hükmü dinozor devrinden kaldığı için, faizler de bugüne göre yüksek kalmaktadır.  Faiz indirimi ile ilgili yasanın yürürlüğe girmesiyle bu soruna bir çözüm getirilmiştir.   Sorunlu kredi kartı borçları olan kişilere bu yasa çok fayda sağladı. İktisatbank eskiden beri kredi kartı ile ilgili mağduriyet yaşayanlara çözüm ürettiği için şu anda İktisatbank’ta müracaat sayıları çok ciddi boyutlarda değildir. Gazetelerde de zaman zaman görüyoruz belirli bir kesimin satın alma gücü son derece düşüktür. Aylık geliri 700 TL olan ve 300 TL elektrik borcu gibi önemli bir faturayı bile 4 aydır ödeyemeyen biri, 20 bin TL’lik kredi kartı borcu 10 bin TL’ye düşse de ödeyemez. Böyle bir sorun var. Bu tabii ki bankacılıkla ilgili değil, ekonomideki gidişatın şahısları içine düşürdüğü durum ile ilgili bir sorundur.  Bu bağlamda, bu yasa herkesin her sorununu çözememiş olabilir, ama faiz mağduriyeti ile ilgili sorunu kesinlikle çözmüştür. Biz Faiz Affı diye bilinen yasa tasarısını başından beri her platformda destekledik. Ancak bu yasa gündeme gelirken faiz oranlarının sınırlandırılması ile ilgili ufak bir kesimin beklentisi vardı. Biz buna her zaman karşı olduk. Çünkü mevduat tarafının faiz oranlarının tamamen ekonomi tarafından dikte edildiği bir yapıda bunun kredi tarafının sınırlandırılması tamamen ekonomi kuralları dışında asimetrik bir yapı doğuruyor. Şu an gelişmiş, çalışan, işleyen, dünyada faiz sınırlaması konusunda herhangi bir uygulama yoktur. Bütün bankaları aynı kefeye koyup faizleri sınırlandıramazsınız. 

 


 

BİR CÜMLEYLE

 

YD: Aşağıdaki terimler size ne ifade ediyor?

 

Ekonomi: Kötü yönetildi

Para: Emanet

Borsa: Riskli

Döviz: Türk Lirası’na güvenin

Hükümet: Rekabet Edebilirlik Raporu

Özelleştirme: Ekmek, hizmet, fiyat

Ticaret Odası: Zor iş

Medya: Demokrasi

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1626 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler