1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS’TA ÇOK KÜLTÜRLÜLÜĞÜN YARATTIĞI KADIN KÜLTÜRÜ
KIBRIS’TA ÇOK KÜLTÜRLÜLÜĞÜN YARATTIĞI KADIN KÜLTÜRÜ

KIBRIS’TA ÇOK KÜLTÜRLÜLÜĞÜN YARATTIĞI KADIN KÜLTÜRÜ

Fatma Azgın: Bugün dışarıda çok güzel ve kışkırtıcı hava var. Kadınlar günü ile ilgisi nedir diyebilirsiniz.. Ancak irdeleyeceğim ve sizlerle paylaşmak istediğim konu ile çok ilgisi vardır diye

A+A-

            

                

                                         

 

 

Fatma Azgın

16 Mart 2001  AKM

 

Bugün dışarıda çok güzel ve kışkırtıcı hava var. Kadınlar günü ile ilgisi nedir diyebilirsiniz.. Ancak irdeleyeceğim ve sizlerle paylaşmak istediğim konu ile çok ilgisi vardır diye düşünüyorum.

                                                       

                                       AFRODİT’TEN EFSANE

 

Bu yılki bol yağmurla beslenen kırlarımız açık renkte (beyaz,sarı,lila,mavi,turuncu,pembe,yeşil ve tonları) çiçek cümbüşünde. Çünkü mitoloji tanrıçası Kıbrıslı Afrodit ile Kıbrıs kralı Kinyras’ın torunu veya kızı Myrrha’nın oğlu Adonis ile doğamızda sevişmekteler.

Birkaç ay sonra kırlarımızdaki açık renkli çiçeklerin yerini Kıbrıs’ta “Horoz Lalesi” Türkiyede “Gelincik” alacak ve tarlalar kıpkızıl olacak. Bu durum Adonis’in öldürüldüğünü bize hatırlatacak.

                                                           ***

Afrodit aşk ve güzellik tanrıçası olarak Yunan mitolojisinin en önemli kadını. Zamanının ve tüm zamanların en güzeli. Bu nedenle kendisinden başka güzel tanımaz.

 Kıbrıs Kralı Kinyras’ın Myrrha isimli kızı vardır. Büyüdükçe güzelliği dilden dile dolaşır. Afrodit buna içerler, hazmedemez. Nasıl olur da Myrrha kendisine rakip olabilir? Kıskançlık krizi geçirir. Myrraha’yı yok etme planları kurar. Ona öylesine kötülük yapmalıdır ki hem kızı mahvetmeli hem de diğer insanlar tarafından lanetlenmeli.

Afrodit, Myrrha’yı babası kral Kinyras’a aşık eder. Kız babasının aşkı ile tutuşur. Başkalarının yardımıyla babasıyla aynı yatağa girer. 12 gece baba/kız sevişirler. Son gece, baba seviştiği kadının kızı olduğunu farkedince öfkelenir, çılgına döner. Kızı öldürecek. Myrrha kaçar, kral peşinden kovalar. Tam kızı yakalamış ve öldürmek üzereyken, başka tanrılar Myrrha’ya acır ve onu Mersin ağacına çevirirler.

10 ay sonra, Mersin ağacının gövdesindeki kabuklar çatlar ve son gecenin meyvesi çok güzel bir erkek çocuğu doğar. Bebek çok güzeldir. Afrodit bebeğe (Adonis) bayılır. Üstelik bu şekilde Myrrha’dan yeniden öç alma ona yeni felaketler yaşatma imkanı doğduğunu düşünür.

Afrodit, Adonis’i hem annesinden, hem de kem gözlerden uzak tutmak ister. Bebeği büyütmek ve saklamak üzere, yeraltı (ölüm) tanrıçası Persephone’ye emanet eder.

Adonis büyüyüp de Afrodit’e verileceği zaman Persephone mızıkçılık yapmaya başlar. Çünkü o da Adonis’e bağlanmış, aşık olmuştur. Afrodit ister, Persephone vermez. Tanrıçalar kavgaya tutuşur. Arabuluculuk için tanrıların tanrısı Zeus’a başvurulur. Zeus kararını verir: Adonis’in 4 ay (Kış) Persephone ile 8 ay (Bahardan kışa) Afrodit ile kalacaktır.

Böylece Afrodit ile Adonis, baharın, sevincin, güzelliğin ve tazeliğin müjdecisi Mart ayından başlayarak Kıbrıs adasında birlikte olurlar.(Özellikle Dali köyü ovalarında seviştikleri söylenir).

Bu aşkı ve Afrodit’i kıskananlar planlar kurmaya başlar. Afrodit’in sevgilileri Ares ya da Artemis Adonis’i öldürmeye karar verir. Üzerine yaban domuzu salarlar ve hayalarından yaralarlar onu. Yaralardan sızan kanlar toprağa dökülür ve açık renkli tüm kır çiçekleri kızıla boyanır.Sevgilisinin yaralandığını duyan Afrodit hemen ovalara koşup onu bulur. Bu sırada ayağına diken batar. Yaradan akan kanlar Afrodit’in simgesi olan Beyaz Gül’ü  pembeleştirir.

 

AFRODİT- MERYEM ANA- HALA SULTAN- BERENGARYA- KRALİÇE KATERİNA KORNARO-  KRALİÇE ELİZABETH              

 

Kıbrıs tarihinin çok çeşitli ve çok kültürlü olması coğrafi (stratejik) konumundan kaynaklandı.

Kıbrıs tarihi gibi; geçmişi ve geleceği çeşitlilik üzerine dayalı ülke sayısı yeryüzünde az bulunur. Tarih boyunca değişik ve çeşitlili ırkların-dinlerin-kültürlerin seline uğrayan Kıbrıs ayrıca, Doğu ile Batı’nın Hristiyanlıkla Müslümanlığın kesiştiği kültür tarlası olmuştur.

Mitolojik dönemden (İsa’dan önce 10.yüzyla kadar giden) başlayan ve günümüze gelen tarihsel süreç içinde Kıbrıs, Doğu’nun, Bizanslıların,Romalıların, Yunanlıların, Arapların, Haçlı Ordularının, Osmanlıların, Hristiyanların, Lüzinyanların, Venediklilerin, İngilizlerin etnik ve dini amaçlara dayalı çatışma alanı olmuştur.

Bugünkü bu coğrafyada hakim olan kültür, gelmiş geçmiş farklı yaşamların izlerini taşımaktadır. Bugünkü Kıbrıslıtürk kültürünün oluşumu , adanın 10 bin yıllık tarihinde Kıbrıs’a egemen olmuş, farklı kültürlerin ve onlar arasındaki etkileşimlerle şekillenmiştir. Bu kültürlerin bazıları daha güçlü olarak günümüze gelirken kimisi yok olmuş kimisi şekil değiştirmiştir.

Kıbrıs’ın tarihsel kültürel çeşitliliğinden gelen çok kültürlülüğünün de yardımıyla, ayrıca Kıbrısta tarih boyu idolleşmiş kadın tiplerinin varlığıyla kadın kültürü oluşmuştur.

Çünkü çok kültürlü kimlik; ırk, tarih, etnik köken, din,cins gibi farklılıkların hoşgörüyle karşılanmasına yol açmaktadır. Her farklılığa hoşgörüyle yaklaşmak, farklı cins kadına da saygıyla bakmaya neden olmaktadır.

Mitolojik çağdan Afrodit ile başlayarak, İsa’dan sonraki 2000 yıllık tarihsel süreç  içinde Kıbrıs’ta çok önemli, sevilen, saygın kadın kahramanlar-figurler- yaşamış ve bunlar kültürümüzde iz bırakmıştır. Kıbrıs adasında değişik zamanlarda yaşamış insanlar her zaman bu izleklerin yolunda gitmiştir. Çevrede, yaşamda tarihsel kadın kahramanları ve kadın kültürünü anımsatacak etkileşimler sürmüş ve sürdürülmüştür.   

                                                           ****

Kıbrıs’ta kadın kültürünün yeşermesine yol açan ikinci önemli husus, ülke tarihinde Avrupa kültürünün uzun süre hakim olmasıdır.

Kıbrıs, günümüz Avrupası’nın kültürel dayanağı Antik Yunan, Bizans, Roma, Lüzinyanlar, Venedikliler, İngilizler tarafından çok uzun süre yönetilmiştir. Lüzinyan ve Venedik dönemi 400 yıl sürmüş diğer deyişle Latin kültürü adamızda 4 asır devam etmiştir.

İngilizlerin adada kalışları 1192’de Arslan Yürekli Richard’ın kısacık dönemi sayılmasa da 100 yıldır. Özellikle son dönem İngiliz hakimiyeti 1978-1960 bugünün kültüründe çok iz bırakmıştır.

Günümüz Avrupa’sı Kıbrıs’a egemen olmuş eski batı kültürlerinin mirasına, değerlerine dayanmaktadır. Bugünün Avrupa değerleri, sistemleri nasıl ki modern ve çağdaş sayılmaktadır, eski zamanların Avrupa temsilcileri Lüzinyan olsun, zamanlarının en ileri kültür ve sistemlerine sahipti.Kıbrıs’ta uzun süren Avrupa kültürlü idare dönemlerinin de ülkede kadın kültürünün gelişmesine neden olmuştur.

Çünkü Avrupa kültürü hem geçmişte hem de günümüzde diğer kültürlere  göre kadına daha eşitlikçi bakmaktadır. Hatta günümüzde Avrupalı sayılmak için aranan kriterlerden birisi, ilgili toplumda kadınların konumudur. Yaşamın her alanında ve karar verme süreçlerinde kadınların eşit konumda bulunması Avrupalılığın göstergesi sayılmaktadır.   

 

GÜNÜMÜZ KADINININ KÜLTÜR BESLENMESİ

 

Kıbrıs’ta kadın kültürünün oluşması tarihin ve dolayısıyla kültürün çok çeşitli zemine oturmasındandır.

 

AFRODİT

Aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit’in, Baf kasabası sahilinde Türklerin “Gavur taşı” Rumlar’ın da “Peto du Romyos” kayasının yanıbaşında köpükler arasından doğması ve burda konuşlanması büyük bir ayrıcalıktır. Kıbrıs’ta en az 3000 yıldan beri Afrodit anılmakta, efsaneleri anlatılmakta, kitaplarda okunmakta hamamları ve heykelleri ziyaret edilmektedir. Aşk ve güzellik bu ülke ile ve insanı ile özdeşleşmiştir.

 

MERYEM ANA

 

Hristiyanlığın kabul edilmesiyle Kıbrıs kültürüne yeni bir unsur katılmış ve Meryem Ana idolü kadın kültürüne katkı yapmıştır. Daha sonraki tarihsel süreçte, Kıbrıs’ta yaşayan Hristiyanlar gibi ,Türk ve Müslümanlar da Meryem Ana’ya saygı duymuşlar hatta çocuklarına Meryem ismi vermişlerdir.   

 

HALA SULTAN

 

Umm Haram, Milhan, Kıbrıs kadın kültürünün simgelerinden diğeri. Hz.Muhammed’in halası olmasa da arkadaşı ve yoldaşı olduğundan Müslümanlar ona hala demiştir.

Peygamber’e Mekke’den Medine’ye giderken yardım eden ve Hz.Muhammed’in özel sekreteri Ubada’nın karısı olan Hala Sultan’a Peygamber çok saygı duyardı.

Araplar M.S.647’de Halife Osman zamanında Kıbrıs’ı işgal ettiğinde Ubada ve karısı Umm Haram da bu ekipteydi. Hala Sultan attan düşerek ölünce Larnaka’da bugün bulunan yerde hemen gömüldü.

1571’de Osmanlılar adayı alınca, gömüldüğü yere cami ve tekke yapıldı. Bugüne kadar kutsallığını koruyan Hala Sultan tekkesi Müslüman Türklerin  önemli ziyaret yeridir ve adadaki diğer kültürler için de saygındır.

 

BERENGARYA

 

1185’te Bizans soylusu İsaac Comnenus’un malı olan Kıbrıs adasına çok sürmeden beklenmedik biçimde Berengarya gelecek, evlenecek ve kraliçe olacak..

1191 yılı baharında, 3.Haçlı seferi için kışı geçirdiği Sicilya’dan yola çıkan İngiltere kralı I.Richard (tarihteki adıyla Aslan Yürekli Richard)’ın donanmasındaki 3 gemi fırtına yüzünden Limasol’a sürüklenip 2’si karaya oturur. 3.gemide Richard’ın nişanlısı Nevvare kralı Sancho’nun kızı Berengarya ile kızkardeşi Joanna da bulunmaktadır.  

Kayıp gemilerin arkasından yetişen Richard, 6 Mayıs 1191’de Limasol’a varır. Kazaya uğrayan gemicilere ve özellikle nişanlısı ve kız kardeşine kötü muamele yapan Isaac’ı cezalandırmak için önce Limasol’u sonra tüm Kıbrıs’ı işgal eder.

Berengarya ile Richard Limasol’da iç kaledeki büyük salonda evlenirler ve Berengarya Kıbrıs’ta İngiltere kraliçesi tacını giyer.

Richard ganimetler ve İsaac’ın zengin hazinesini alarak Filistin’e gider. Sonra adayı Temple şövalyelerine satar. 1192’de şövalyelere karşı halk isyan başlatır. Şövalyeler adayı Richard’a geri verip paralarını almak ister. Ancak parayı haçlı seferlerine harcayan Richard, eski Kudüs kralı Fransız asıllı Guy de Lusignan’a adayı satar.

1192’den itibaren Kıbrıs  1489’a kadar Lüzinyanlar-Venedikliler yani LATİN yönetimine girer.

Bu 400 yıllık süreç Kıbrıs’a Avrupa kültürü ve sistemlerinin geldiği dönemdir de.

Berengarya hem kısa hem de beklenmedik biçimde Kıbrıs’a gelmiş olsa da Limasol’da evlenip taç giymesi Berengarya ismini 1191’den günümüze taşımıştır.

 

KATERINA KORNARO

 

Lüzinyan dönemine son vermek isteyen Venedikliler, genç Lüzinyan kralı II.James’e siyasi amaçlarla Venedikli kız bulurlar. Venedikli aristokrat kızı  Katerina Kornaro bulunur ve nişan yapılır.(1468) Katerina o sıralar 15 yaşında olduğundan 18 yaşına gelinceye kadar ülkesinde bekler.

1472’de Kral James gelini getirmek üzere Kıbrıs’tan adamlarını gönderir. Venedikli asilzadeler 14 temmuz 1472’de St.Mark Klisesinde düğün töreni yapıp 100.000 ducats çehiz parası ile gelini 4 gemilik konvoyla Kıbrıs’a gönderirler.

Katerina Kornaro Mağusa’ya varınca oradaki St.Nicolas Katedrali’nde(Lala Mustafa Paşa Camii) kral ile resmen evlenir.

Ancak evliliklerinin 6. Ayında kral James zehirlenerek ölür. Kısa bir süre sonra Katerina’nın veliaht olacak bebeği doğar ama 1 yaşına gelmeden o da ölür. Böylece Katerina Kornaro16 yıl sürecek bir dönem, kralın yokluğunda Kıbrıs kraliçeliğini sürdürür. Kıbrıs halkının çok sevdiği kraliçe Venediklilerin siyasi entrikaları, iktidar kavgası nedeniyle 16 yılı çok ağır şartlarda geçirir.

Venedikliler açıkça Kıbrıs’a el koymaya karar verdikleri 1489’da Katerina’dan tahtı bırakmasını isterler. Kraliçeye hem Lefkoşa’dan ayrılırken hem de Mağusa’dan gemiye binmeden önce Kiliselerde özel uğurlama törenleri yapılır.

Kıbrıs’tan ağlayarak ayrılan ve tahtı fedakarlıkla bırakan Katerina Kornaro’ya Venedikliler jest yaparlar ve ona ömür boyu ‘’Kıbrıs Kraliçesi’’ ünvanını koruma hakkı verirler.

Katerina Kornaro tarihe Kıbrıs Kraliçesi olarak geçerken, İtalya’ya döndükten sonraki yaşamı ve yaptıklarıyla efsaneleşir, ölümsüzleşir ve sanat tarihine geçer. Rönesans dönemi sanatçılarını, filozoflarını himaye eder. Onun için operalar bestelenir, resimleri yapılır.56 yaşında, 1510 yılında ölür.

Katerina Kornaro, Kıbrıs’ta en çok iz bırakan kraliçedir. İsmi, yaşadığı mekanlar hala günümüzde anılmakta, bazı yerlerde St.(azize) gibi kutsal kadın sayılmaktadır.

 

KRALİÇE ELIZABETH

 

1878’de İngiliz yönetimine giren Kıbrıs’ta kraliçe geleneği sürdürülmüştür. 1953’te İngiltere kraliçesi olarak taç giyen Elizabeth gerek kendisi gerek annesi-ana kraliçe ve kızkardeşi Margaret daha sonra da kızı Anna ile Kıbrıs’a kadın kültürü yaymışlardır.

Ayrıca, Kıbrıs’a Lüzinyanlarla gelen Venediklilerle devam eden 400 yıllık Avrupa kültürüne 100 yıllık İngiliz (Avrupa) kültürü de eklemişlerdir.

 

GÜNÜMÜZ KIBRISLITÜRK KADIN KİMLİĞİNDE

 TARİHSEL KADIN KÜLTÜRÜ İZLERİ

 

Kıbrıs’ta kadının konumu 21.yüzyıl Avrupa kadını gibi olmasa da 20.yüzyıl Avrupalısına benzer durumdadır.Kıbrıslıtürk kadın kimliği, Osmanlı döneminden miras Türk-müslüman öğeler ve  tarihsel Avrupa kültürü ile harmanlanmıştır.

Tarihsel kadın kültürü oluşması dayanaklarımızdan birisi çok kültürlülük ikincisi Avrupa kültürüydü.Osmanlıların sistemleri dönem Avrupası’ndan çok değişik olsa bile Kıbrıs’ı elinde bulundurduğu 300 kusur yıl içinde sistem ihraç etmediğinden ve kültürel olarak çok kültürlü temele dayandığından Kıbrıs ana kültür çizgisi devam etmiştir.

Kıbrıs’ta kadınların göreceli de olsa daha rahat olmaları ailelerin kızlarına destek vermelerindendir. Evlenen kızlara maddi çeyiz vermek, Yunan kültüründen kalma sayılmaktadır. Bu araştırmayı yaparken Venediklilerden de geçebileceğini düşündüren şeyler olmuştur. Örneğin, Katerina Kornaro Kıbrıs’a bir kral ile evlenmeye gelirken Venedikli ailesi tarafından kendisine külliyetli para verilmesi çeyizin Venedik kültüründen de geçebileceğini düşündürmektedir.

Kızlara ve kadınlara aile desteği evlendirdikten sonra da sürmekte, kız aileleri, yeni aileyi, damadı, çocuklarını kollamakta, korumaktadır. Kız ailesinin evinde yemek yemek, çocuklara anneannenin bakması kadın kültürü öğeleri sayılabilir.

Kızlara evlenirken iç çeyizine ek ev,eşya, araba vs. verilmesi kadınların evlerinde ve toplumda daha rahat olmalarını sağlamaktadır. Kadınlar boşanma halinde ailenin kanatları altına alınmakta, dışlanmamaktadır.

Günümüz kadınının modernliği İngiliz döneminde başlatılan aydınlanma, ve eğitim süreciyle sağlanmıştır. Kız çocukları hiç bir ayırım yapılmadan hatta daha özenle okutulmakta, meslek ve iş sahibi olması teşvik edilmektedir. Avrupalı kadınlar gibi ekonomik özgürlüklerini hem çalışarak hem de aile desteği ile sürdürmektedir.

Kıbrıslıtürk kadınlar etnik köken ve din açısından Kıbrıslırum kadınlardan farklıdır.

Ancak, bu adada tarih boyunca aynı kültürel serüven ve coğrafyada yaşamı  paylaşmadan doğan ortak bir kimlikten söz edilebilir. Bu da çok kültürlülük, Avrupalılık ile beslenen yaşama bakış/algılayış/davranış özetle MENTALİTE bütünlüğüdür.

Afrodit, Meryem Ana, Hala Sultan, Berengarya, Katerina Kornaro, Kraliçe Elizabeth hem K.Türklerin hem de K.Rumların ortak kadın idolleridir. Özetle, iki toplumda da kadın kültürü esmektedir.   

 

İKİ FARKLI DÖNEMDEN İKİ ŞİİRE YANSIYAN ORTAK KÜLTÜR

 

                                               Lied*

Aşk öylesine tatlı bir acı veriyor ki bana

beni kandırdığını düşünüyorum

aşk uğruna öleceğini söylerken,

çünkü ancak ömrü uzatır aşk,derin aşksa,

ve asla acı vermez yürekli olana;

yeni şarkılar yaratmaya çalışmak

ve sevgiliyi özlemek hoş bir amaç!

O’nu öyle sahici bir aşkla özlüyorum ki,

yalnızca varlığını düşlemek bile yetiyor bana!

Tanrı’m, nasıl da seviyorum O’nu,

nasıl da yalansız,

hiçbir kötülük barındırmadan ve içten bağlı;

O’nun da benden (Sevgilisinden)

başka bir beklentisi yok zaten!

Bana gelince, hiç kuşkum yok,

hoş bir amaçtır sevgiliyi özlemek!

Bugüne dek şarkılar söylemişsem

hiç mi hiç karşılık beklemeden,

hiçbir bahanem olamaz

umudumu kaybetmek, şarkıma son vermek için!

Saygısızlığa yer olmayan bir sevgiyle

kölesi olmak dünyanın en saygın kadınının

hiç de gocunulacak bir şey değil;

O, bunu kanıtlıyor bana olan aşkıyla

ve şarkımda dile geliyor zaten,

Sevgiliyi özlemek! Daha ne istenir ki!

                                                        (Anonim bir Lusignan şarkısı)

                                                    

                                                     İngilizce’sinden Türkçeleştiren: Bekir Azgın

                                                                           Şiirleştiren: Fikret Demirağ

                                                 

·        Lid (şarkı sözü): Bu anonim Lusignan şarkı sözleri, bir evlilik yapmak üzere Kıbrıs’tan Venedik’e doğru yola çıkan ve yolda ölen bir Lusignan prensesinin çeyizi arasından çıkan notalardan (bestelerden) birine aittir.

                                                                       20/9/2000 Kıbrıs Gazetesi, Kültür- Sanat sayfası

 

                                     Adı Yok

 

Sorgusuz iki müziktik birbirimize, ama işte

Bitti. Uçup gitti aramızdan, her’ne’yseydi;

Bilirsin, -Aşk dahil- her türlü ilişkiye

-can çekişirken- ister istemez biraz yalan karışır

(bilirsin ne ağır yüktür o, ne ağır!)

Sonunda, hayat ‘doğru’yu* dosdoğru söyledi diye

Ne bir dal gibi çıt! Kırıldık, ne içimizde

Bir yer kanadı! Ama işte, bir ‘boşluk’ oldu;

‘yalan’ demeyeceğim, ama ‘hayal’… O büyülü perde

(Küçük Aşklar, İlişkiler Tanrısı’nın fısıltısı)

aramızdan kalktı! İyi ki de kalktı! Çünkü düşün,

o ‘yalan’ ne ağır yüktür! Çünkü Aşk ve Şiir

yalan kaldırmaz! Kaldırırsa, işte o kadar olur!

 

Artık dokunabilirsin yalansızlığıma ve yaralarıma;

‘kusursuz, ama sahte’ değil, ‘acemi, ama yalansız’

iki keman gibi çalınabiliriz birbirimizde! Ta ki

ya ‘ölsün’ bu ilişki, ya yeniden doğalım

birbirimiz ve kendimiz için! Gene de, bilirsin,

hiç yalansız bir ilişki ancak rüya ilişkisidir

(bu karanlık lağımlar içimizde aktıkça…)

ama hiç olmazsa, en ince maskelerimizle

geçelim birbirimizin kısa Sırat köprüsünden,

olabildiği kadar beyaz.. ve beyaz..yalanlarla…

Belki o zaman, belki öylece, biraz iyileşiriz.

 

                                                             Fikret Demirağ

                                                               1.9.2000

*Gerçek anlamında

                                              23/9/2000 Kıbrıs Gazetesi, Kültür-Sanat sayfası

 

 

 

 

 

 

BİR LÜZİNYAN BİR KIBRISLITÜRK ŞİİRİ

VE KÜLTÜR BENZEŞMESİ

 

LİED

Aşk öylesine tatlı bir acı veriyor ki bana

Beni kandırdığını düşünüyorum

Aşk uğruna öleceğini söylerken,

Çünkü ancak ömrü uzatır aşk, derin aşksa,

Ve asla acı vermez yürekli olana;

Yeni şarkılar yaratmaya çalışmak

Ve sevgiliyi özlemek hoş bir amaç!

O’nu öyle sahici bir aşkla özlüyorum ki,

Yalnızca varlığını düşlemek bile yetiyor bana!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1105 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler