1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS’TA BİYO ÇEŞİTLİLİK
KIBRIS’TA BİYO ÇEŞİTLİLİK

KIBRIS’TA BİYO ÇEŞİTLİLİK

Stella Aciman: Çiçeğe, böceğe gönül vermiş Yrd. Doç. Dr. Özge Özden

A+A-

 

 

 

Çiçeğe, böceğe gönül vermiş Yrd. Doç. Dr. Özge Özden ve…

 

KIBRIS’TA BİYO ÇEŞİTLİLİK

 

Stella Aciman

 

Geçen Pazar günü, Salamis civarında deniz gözlüğüyle yüzerken oldukça heybetli bir deniz kaplumbağası ile karşılaştım. Bu beklemediğim karşılaşmanın derin sularda olduğunu sanmayın. Özellikle Salamis sahilini tekeline alan, kontrolsüz sürat motorları ve tekneleri yüzünden uzunca bir süredir denizi enine yüzüyorum. Bu kadar büyük ebatlardaki bir deniz kaplumbağasının sığ sularda dolaşmasını hayretle karşıladım. İlk önce ikimiz de birbirimizden ürktük. Eminim o, ‘acaba bana bir kötülük yapar mı?’ diye düşünmüştür. Ben ise ‘acaba beni ısırır mı?’ diye düşünüyordum. Sonuçta ne o beni ısırdı, ne de ben ona kötü davrandım… Sadece birbirimizi ilgiyle izledik uzunca bir süre. Ve ben onu rahatsız etmemek için yanından uzaklaştım.

Yine geçtiğimiz günlerde sürekli alışveriş yaptığım Lefkoşa’nın büyük marketlerinden birine yolum düştü. Sebze-meyve reyonunda dolaşırken gözüme ayrı bir tezgâha yerleştirilmiş paketler içinde patlıcan, biber, salatalık, semizotu ilişti… Bu sebzelerin tümü organikti! Bu görüntü içimi rahatlatmıştı. Tezgâha sıralanmış tüm ürünlerden aldım. O akşam masayı onlarla donattım ve gerçek tatlarını uzun zamandır unuttuğum yeşilliklerin keyfini çıkardım. Artık Kıbrıs’ta organik tarıma önem verildiğini görmek ise ayrı bir mutluluk verdi bana. Bugün 3-5 ürün yarın 10-15 ürün… Yeter ki bu üretimleri satın alarak destekleyelim…

Geçen hafta bu iki olayı yaşadıktan sonra yolum beni bir doğaseverle buluşturdu. Yrd. Doç. Dr. Özge Özden! bakın kendisini nasıl anlatıyor ; ‘ LAÜ Tarım Fakültesi'nin kuruluşundan itibaren, LAÜ’de akademisyen olarak 13 yıl çalıştım. Tarım Araştırma ve Uygulama Çiftliğinin kurulmasında ve Araştırma Laboratuvarının kurulmasında aktif olarak yer aldım. Aynı anda “full time” Lefke Universitesi'nde çalışırken yurt dışında Yüksek Lisans ve Doktora eğitimimi tamamladım. Doktoramı 2009 yılında Exeter Üniversitesi Biyolojik Bilimler Bölümü’nden aldım. Bilimsel olarak Ekoloji ve Biyolojik Çeşitlilik çalışıyorum...

Şu anda akademik kariyerime Yakın Doğu Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü'nde devam etmekteyim. LAÜ Tarım Fakültesi'nde sadece “part time” olarak ders veriyorum.

Ayrıca 2009 yılından beridir İngiltere Exeter Üniversitesi Biyolojik Bilimler Bölümü’nde,  Ziyaretçi Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktayım.

2006 yılından beridir de Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Cemiyeti'nde aktif yönetim kurulu üyesi olarak çalışmaktayım. Şu anda Exeter Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan Robin Snape'e Balıkçılık ve Kaplumbağalarla ilgili yürüttüğü projede araştırmacı olarak yardımcı olmaya çalışıyorum...’

 

UĞUR BÖCEKLERİ VE KELEBEKLER

 

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?

Ben aslında ziraat yüksek mühendisiyim ama biyolojik bilimler üzerine doktora yaptım. Daha çok doğayla ilgili çalışıyorum. Deniz kaplumbağaları koruma projesi ve derneğinde üyeyim ve orada çalışıyorum. KUŞKOR’da da yine aynı şekilde hem komitedeyim hem de gönüllü olarak çalışıyorum. Kelebekler ve endemik bitkiler, Kıbrıs’ın doğasında ne varsa vaktim olduğu sürece sürekli araştırıyorum.

 

Öncelikle Ada’daki kelebeklerden söz edelim…

İlk uzmanlığım entomoloji. Yüksek lisansımı böcek bilimi üzerine yaptım, Kıbrıs’ın uğur böceklerini araştırmıştım. O dönemde 6 tane yeni tür buldum(2002). Daha sonra ‘en sevimli böcekler nelerdir? Uğur böcekleri ve kelebeklerdir!’ diye düşündüm ve kelebekleri araştırmaya başladım.  Baktım çok ilginç şeyler var; değerli bitkilere gidenler, bölgeden ve güneşten hoşlananlar var. Mesela bir yere gidersiniz ve büyük çalılık, çayırlık veya ot görürsünüz. Bazı yatırımcılar inşaat yapmadan önce Çed raporu istiyorlar ya… Bakıyorlar ve ‘işte çalılık, pek bir şey yok orda” diyorlar. Hâlbuki bu kelebeklerin tırtılları çayırlarda besleniyor, erginleri de o çalılıkların çiçeklerinden nektar alıyor.

Uluslararası indekste kelebeklerle ilgili iki yayınım çıktı. En önemlisi de ‘Kıbrıslı Türk’ olarak çıktı.  Benim bu söz konusu yayınlarımdan sonra, Rum hükümeti iki öğrencisine bu konuda araştırma yapması için burs verdi. Şu anda İngiltere’den ve başka ülkelerden bana mektup ve e-mail geliyor yayınlanan yayınlarımı istiyorlar, referans olarak da kullanıyorlar. Bu da benim için çok önemli, Kıbrıs Türkünün ismini bu şekilde duyurması… En büyük hayalim buydu.

 

Kıbrıs’ta kaç kelebek türü var?

52 tür var, 3 tanesi endemik, yalnızca Kıbrıs’ta yaşıyor.

 

Bahçemize kelebekleri nasıl çekeriz?

Ergin kelebekler çiçeklerin nektarları ile beslenirler. Bu nedenle bahçenizde parlak renkli çiçekler bulundurursanız, bahçenize daha çok kelebek çekersiniz. Mesela; Yıldızpatı (Aster), Açelya, Kelebek çalısı (Buddleia) , Leylak, Kadife Çiçekleri, Mine Çiçeği gibi bitkiler… Ayrıca yazın bahçenin nemli tutulması da kelebekler için ideal ortamlardır.

 

KAPLUMBAĞALAR

 

Deniz kaplumbağaları nerelerde yaşıyor?

Kıbrıs’ın hemen her kıyı kesiminde var, hatta bizim araştırmalarımıza göre kışın gitmeyenler de var. Balıkçılarla irtibat halindeyiz, onlardan haberlerini alıyoruz. Görüyorlar, hatta yakaladıkları oluyor. Kaplumbağaları kurtarma çalışmalarımız var. Balıkçılara eğitim verdik, yaralı bir kaplumbağa ağlarına düşerse ilk etapta ne yapmaları gerekiyor, nasıl kurtaracaklarını anlattık. Balıkçılar bizi arıyorlar, gidiyoruz, ölçüm yapıyoruz. Kaplumbağanın enini, boyunu ölçüp yaşını belirliyoruz. Kıbrıs’da iki tür kaplumbağa var, hangisi olduğuna bakıyoruz. Chelonia mydas mı, Caretta caretta mı? Dişi mi erkek mi?  Bunları araştırıyoruz.

 

Kaç tane kaplumbağa yuvası var?

Alagadi sahilini söyleyebilirim… Mesela 2005 yılında yaz sezonu boyunca 100 kadar yuvalama sayımız oldu ama bir kaplumbağa yılda üç – dört kez gelip yuva yapabiliyor. Ancak çıkan yavrulardan da bin taneden bir tanesi yaşayabiliyor. Denize ulaşana kadar bir sürü tehlike var; balıklar yiyor,  balıkçı ağlarına takılabiliyor. Bazı oteller ışıklarını yakıyor; yavru kaplumbağalar da yumurtadan çıktıktan sonra ışığa yönelir çünkü denizi o tarafta sanırlar ve ölürler.

 

Bu tehlikelere engel olunamıyor mu?

Olunabilir aslında… Geçen hafta bazı restoran sahipleriyle toplantı yaptık. Kırmızı ampul satın aldık ve onlara hediye ettik, taksınlar beyaz ışık kullanmasınlar diye. Sürekli uğraşıyoruz ama kimi zaman başarılı oluyorsunuz kimi zaman da olamıyorsunuz.  Balıkçılarla iletişimimiz 2005’te başladı. Hiç bıkmadan usanmadan, iletişimi koparmadan devam ettirdik, şimdi çok daha iyi. En azından arayıp haber veriyorlar, ölü bile olsa arıyorlar gidip alıyoruz.

 

Kimlerle çalışıyorsunuz?

Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Derneği ve Exeter Üniversitesi… Benim doktoramı aldığım üniversite.

 

İLGİ, ESKİDEN DAHA İYİ

 

Derneğin geliri masrafları finanse etmeye yetiyor mu?

İngiltere’den her yıl gelen öğrencilerimiz var. Bu öğrenciler biyolojik bilimler fakültelerinde okuyorlar ve bu projede çalışmak için bir miktar para ödüyorlar, onların ödediği parayla bu proje dönüyor. Çok da başarılı bir proje. Akdeniz havzasındaki kaplumbağalar üzerine en iyi koruma ve araştırma Kuzey Kıbrıs’ta yapılıyor. Her yıl en az dört tane bilimsel yayın çıkıyor.

 

Kaplumbağalara halkın ilgisi nasıl?

Geçmişe göre şimdilerde çok daha iyi. Yeni nesil daha çok haberdar ve artık çocuklara bu konularda eğitim veriliyor, sahil temizliği kampanyaları yapılıyor. Turkcell de bu konularda çok duyarlı ve destekliyor.

 

Şu anda neyi araştırıyorsunuz?

Dünya koruma örgütü tarafından kırmızı listeye alınan, dünyada sadece Beşparmak Dağları’nda yaşayan ve toplam 30 kök kadar kalan Delphinium caseyi bitkisi üzerine çalışıyorum. Bu bitkiyle kelebekler arasındaki ilişkiyi inceliyorum. Artık Yakın Doğu Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde olduğum için araştırmalarımı doğal peyzaj üzerine ve organik bahçe dizaynı konuları üzerine yoğunlaştırdım.

 

Bu çalışmanın finansını kendiniz mi yapıyorsunuz?

Her şeyi kendim finanse ediyorum dolayısıyla bütçe konusunda zorluk yaşıyorum.

 

Kıbrıs’ta yaşayan yabancılar ya da maddi durumu iyi olan kişiler, kuruluşlar yardımcı olmuyor mu?

Yardımcı olanlar var tabii… Eğlenceler düzenleyip para topluyorlar ama bu paralar daha fazla kaplumbağa projesine gidiyor. Çünkü en fazla bilinen kaplumbağalar, o bitkiyi bilen pek yok…

 

SADECE BİZDE OLAN BİTKİ

 

Kıbrıs için önemli bir bitki mi?

Bana göre çok önemli… Dünyada 30 – 40 kök kalmış, o da sadece bizde. Başka hiçbir yerde yok. Bu bitkiyi de araştırmak lazım tabii ki.

 

Böceklerle ilgili araştırmanız da var. Doğayı tehdit eden böceklerden bahseder misiniz?

Doğayı tehdit eden çok böcek var. İnsanların bir şekilde bilinçsiz olmasıyla da gelişiyor bu durum. Mesela palmiyeler getirilmeden önce benim bir yazım çıkmıştı gazetede, ‘getirilmesin, Ada’ya farklı bir böcek gelebilir’ diye açıklama yapmıştım ama kimse ciddiye almadı. Tabii o böcek geldi ve şimdi her tarafı yiyip bitiriyor. Kırmızı hortumlu böcek diye adlandırılan bu böcek hurma ağaçları ve palmiyelerde yaşıyor. Kabuğu sert olan bu böceği ilaçlar etkilemiyor. En etkili mücadele tuzak yöntemi ile yapılıyor ama çok da başarılı olduğu söylenemez. Bir diğer böcek ise domateslere dadanan yaprak galeri güvesi bilimsel adı, Tuta absoluta… Türkiye’ye geldi önce sonra da buraya. Bir ara çok yüksek nüfusa ulaşmıştı bu böcek. Geçen yıl o kadar kötü değildi, bu yıl da o kadar kötü değil. Bu zararlılarla ilgili artık bir şey yapılabileceğini sanmıyorum açıkçası. Mücadelesi çok zor. Her ülkenin iklimi farklı, sıcağı seven bir böcekse, siz ne kadar uğraşsanız da gittikçe çoğalır.

 

Bu böcek domatese ne gibi zararlar veriyor?

Yaprak galeri güvesi, domatesin yapraklarında galeriler açıyor, performansını düşürüyor. Domatesin içine kurt gibi giriyor ve içini yiyor. Bununla ilgili denemem oldu. Üniversite bahçesinde araştırma yaptım, ‘bu böcekle nasıl savaşılabilir’ diye. Domateslerin yanına kadife çiçeği ve fesleğen kullandım, fesleğenin çok etkili olduğunu buldum. Daha az zarar oluştu domateslerde. İki domates bir fesleğen fidesi ektim. Şu anda da bir yüksek lisans öğrencim aynı denemeyi sürdürüyor.

 

Domates üreticisi nasıl savaşıyor bu böcekle?

İlaç atanlar var düzenli olarak. Ben organik tarımcıyım dolayısıyla zaten ilaca karşıyım. Üretici sorar ama onlara da zehir içerikli olanları söylemem. Hiç kimsenin doğaya zarar vermeye hakkı yoktur.

 

Ada’daki organik tarıma ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

Daha önce hiç yoktu ama şimdi daha iyi. Sertifika alanlar da var. Artık taze organik ürünler bile satılıyor. Ben evimin bahçesinde kendi sebzelerimi yetiştiriyorum. Küçük bir de seram var. Tohumlarımı bile organik sertifikalı satın alıyorum. Mutfağımdan çıkan organik atıklarımı da çöpe atmam.

 

ATIKLARDAN TOPRAK ÜRETİMİ

 

Ne yapıyorsunuz onları, nasıl bir işlemden geçiyor?

Özel, plastik, kapaklı kaplarım var. Patates, soğan, domates gibi sebzelerin kabuklarını oraya koyarım. Haftada bir bu atıkları büyükçe ahşap bir kasada biriktiriyoruz. Üzerine az toprak koyacaksınız çok az da su koyacaksınız ve karıştıracaksınız. Bu karışım bir süre sonra toprak oluyor. Bahçede kullanıyoruz, gübre gibi, çok faydalı. Böylece geri dönüşüm sağlıyoruz. Bunun faydası da şu; bir avuç toprakta bile bin tane bakteri vardır, mikroorganizma var. Biz onları göremeyiz, o bakteriler aktif olarak çalışıyor, topraktaki çözünürlüğü sağlar bu bakteriler.

 

Siz bahçenizde neler yetiştiriyorsunuz?

En fazla domates yetiştiriyoruz. Limon, zeytin ve diğer meyve ağaçlarımız var. Toprağımız da organik, 20 yıldır hiç gübre ve ilaç kullanılmadı. Kompost ve organik gübre kullanıyoruz. Balık kemiği ve balık kanından yapılmış organik sertifikalı gübre kullanıyorum.

 

Organik bir bahçe nasıl olmalı?

Organik bir bahçe oluşturmak istiyorsanız çok kültürlü tarım modelini benimsemelisiniz.

Bahçenizde çok farklı ürünler olmalı; Meyve ağaçları, sebzeler ama hepsi karışık olarak bahçeye dikilmeli, aynı çeşitler yan yana olmamalı. Aralarda mutlaka fesleğen ve kekik bitkileri kullanılmalı. Fesleğenler ve kekikler böcek uzaklaştırıcı özelliğe sahip oldukları için zararlılarla mücadele kolay olacaktır.

Bir de tarım yapılan alanda mutlaka renkli çiçekleri de kullanmalı. Sır aralarına çiçekler dikilmeli. Renkli çiçekler faydalı böceklere polen sağlar. Parazitoid ve predatör böcekler parlak çiçeklere gelerek onlardan polen alırlar. Polenler bu faydalı böceklere enerji verirler. Böylece faydalı böcekler daha da çok çoğalırlar ve zararlıları yok ederler.

Bu anlattığım tarım modeli, Avrupa ve Amerika'da ‘Polycropping system’ olarak bilinmektedir.

Organik tarımda kimyasal gübre ve kimyasal ilaç kullanılmadığı için toprak temiz kalıyor. Böylece yer altı sularına toksik madde girmesine engel oluyorsunuz ve tüm canlıların kendi istediği gibi yaşamasına olanak tanıyorsunuz. Kısacası hem doğayı korumuş, hem de kendinize ve sevdiklerinize temiz ve sağlıklı bir ortam sağlamış oluyorsunuz.

 

İLGİ TURİZMİ

 

Kıbrıs’ta tarımı nasıl buluyorsunuz, sağlıklı bir tarım var mı?

Benim hayalim, Kuzey’in tamamen organiğe geçmesi. Bu mümkün ama üreticiler buna inanmıyorlar, büyük tarım yapmak istiyorlar. Kapalı seralarda üretim, modern, topraksız tarım yapmak istiyorlar. Topraksız tarımda sürekli gübre vermek zorundasınız. Tarım ilaçları konusunda insanlarda tedirginlik var. Kanser olaylarının artması insanları tedirgin etti.  Neredeyse her gün yeni bir kanser teşhisi görüyoruz.

 

Kıbrıs’ta insanların dikkatini çekmek istediğiniz bir konu var mı?

Şu anda Kuzey Kıbrıs’ta çok güzel doğal ekosistem var. Bu doğal ekosistemlere sahip çıkmamız gerekiyor. Organik tarıma devletin destek vermesi, insanları teşvik etmesi gerekir. Eko turizmin ön plana çıkarılmasından yanayım.  Kitle turizmini unutsunlar. Bana göre çok gereksizdir kitle turizmi. Eko turizmde, Akdeniz havzasında bir numaraya yerleşebilecek konumdadır Kuzey Kıbrıs. Tabii bu devlet eli gerektirir. Çok insan var eko turizme gönül vermiş ama maddi gücü yetmiyor. Buraya çok bilim insanı geliyor, sadece kertenkeleleri ve kuşları görmek için. Bunları neden ön plana çıkarmıyorlar bilemiyorum. Hem daha pahalı hem de doğaya bağlı bir turizm bu. Turizm Bakanlığı kuşlarla, kaplumbağalarla ilgili broşürler bastı. Girişlerde dağıtılıyor bunlar. Mitoloji ile ilgili broşürler bastılar. Çok güzel çalışmalar yapıyor Turizm Bakanlığı. İnşallah bunların dış memleketlerde de dağıtımı yapılabilir. Karpaz’a eko turizmle ilgili çok fazla yatırım yapıldı. Devlet bir kısmına destek olmuş. Özel ilgi turizmine yönelmek gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 827 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler