1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS’TA BİR İLK!
KIBRIS’TA BİR İLK!

KIBRIS’TA BİR İLK!

Devlet olmak tanınarak olmuyor. Bayrakla, marşla, egemenlik sınırlarıyla da devlet olunmuyor. Devletler kendilerine hizmetkar itaatçılar yetiştirmekten, kendine biat edip sorgulamayacak topluluklar yaratmaktan öte, toplumlar doğurarak, kuşaklar yetiştire

A+A-

 

 

Devlet olmak tanınarak olmuyor.

Bayrakla, marşla, egemenlik sınırlarıyla da devlet olunmuyor. Devletler kendilerine hizmetkar itaatçılar yetiştirmekten, kendine biat edip sorgulamayacak topluluklar yaratmaktan öte, toplumlar doğurarak, kuşaklar yetiştirerek ayakta kalırlar.

Bir kuşak yetiştirmek emek demek. Vermek, koşulsuz itaat beklemenin ötesinde, çoğaltıp geliştirmek, yeni ufuklar yaratmak demek.

Bunlar için hizmet etmek demek.

İnsanı hak ettiği değer noktasına taşıyabilmek demek.

Her şeyden öte hayal kurabilecek özgürlükte kuşaklara izin vermek demek. Ki en büyük özgürlüğü, en büyük gücüdür bir devletin, hayal kuran kuşakları.

Bugün topların tüfeklerin gücünün yerini çoktan sanat, kültür, spor almış durumda. Ülkeler zenginliklerini, savunma politikalarından ziyade, yeni evrenleri keşfederek ortaya koyuyorlar.

Avrupa’nın temel zenginliği tarihi. Sanat ve kültüre adadığı yüzyıllarını bugün bile hala dimdik koruyabiliyor ve yaratmaya devam edebiliyor oluşu.

Avrupa Birliği’nin temel felsefesi ekonomik birlik yanında, Avrupa’yı oluşturan farklı zenginlikleri biraya getirip, kültürel sanatsal ve tarihsel değerlere de sahip çıkmaktan geliyor.

Boşuna dememişler, dünyayı sanat kurtarır.

Tarihe baktığımızda, sanatı yaratan uygarlıkların sporu da aynı paralelde geliştirdiğini görüyoruz.

Dün ajanslardaki bir haber, bu küçük ada için iki ayrı anlam ifade ediyordu.

Adanın bir yarısına gurur ve sevinç taşırken bir yarısına burukluk belki haset getirdi, çünkü.

Kıbrıs 32 yıllık olimpiyat tarihinde ilk madalyasını aldı geçtiğimiz gün. 22 yaşında genç bir oyuncu yelken dalında ikincilik elde ederek Kıbrıs’ın tarihine geçti. Olimpiyatlara da adını yazdırdı.

Bir kere bunun ambargonun ötesine sporcu yetiştirebilme ve vizyon ortaya koyabilme anlayışıyla ilgisi var. Olimpiyatlar başladığından beri, olimpiyat bayrağı altında Kıbrıslı Türk sporcuların da yarışlara katılabilmesi tartışılıyor.

Bu kararı vermenin bir tarafı belki politik. Ama bir tarafı tamamen sportif.

Sonuçta sporcu yetiştiremiyorsanız olimpiyatlarda yarışacak sporcular yaratamıyorsanız, zaten katılmanız mümkün değil.

Kıbrıs Cumhuriyeti 32 yıldır katıldığı olimpiyatlarda belki daha ilk başarısını kazandı ama bunun ötesinde, 32 yıl boyunca buralara sporcu göndermeyi başardı.

Elif Şafak’ın son kitabı Şemspare’yi okuyorum bu ara. Yazar HaberTürk’de yazdığı gazete yazılarını bu kitap için yeniden derlemiş. Okur da bir romancının kaleminden gündelik hayata bu sayede başka bir pencereden bakıyor.

Makalelerden biri “Yazarlarını Seven Şehir”.

Avrupa’ya her gidişimde tarihinden, mimarisinden ve sanata olan tutkusundan son derece etkilenmişimdir. En sıradan bir Avrupa şehrinin sokaklarında dolaşırken, mutlaka bir yazarın, bir sanatçının da izlerini sürersiniz, çünkü.

Sadece yaşadıkları evleri değil, yazdıkları mekanları, ilham aldıkları kafeleri bulursunuz.

Prga’da Kafka’nın ayak izlerini sürmek çok kolaydır mesela. Şehir kendiliğinden anlatır size. Paris’te Sartre’ın aşklarını alevlendirdiği, romanlarını yazdığı kafe, sizi hemen davet eder.

Elif Şafak da İskoçya’dan örnek veriyor ve kendi sanatçılarına verdiği değeri anlatarak, “İstanbul o kadar sanatçı yetiştirdi, bu şehir neden bunların izini süremiyor” diye soruyor.

Sorun aslında iki taraflı… Hem sanatçı yetiştirebilmek hem de bunlara yüzyıllar boyu sahip çıkabilmek.

Gelişmemiş ülkelerin en belirgin özelliği, sanattan, kültürden ve spordan uzak yaşamalarıdır. Sadece parayla satın alınan eserler değil, sanatın her türlüsü karşısında eğilebilmek, sadece futbol maçlarında naralar atmak değil, sporun ruhunu yakalayabilmektir, çağdaşlık.

Dün gazetede bir haber, tarihi eserlerin fotoğraflarını yayımladı ilk sayfadan.

Haberi okumadım…

Bazen bir fotoğraf bir sayfa haberden çok daha etkileyicidir. Pislik içinde harabe halindeki eserlere şahitlik etmek, çağdaşlık seviyemizle ilgili de çok şey söylüyor.

İşte o yüzden devletler, tarihlerine, eserlerine, kültür ve sanatına sahip çıkmıyorsa, sporcular, sanatçılar, yazarlar yetiştiremiyor, yetiştirdiklerini ancak hırpalıyorsa, gerçekten hiçbir zaman devlet olamıyorlar.

Ne parayla, ne topla tüfekle, ne de kanla, savaşla….

 

 

Bu haber toplam 993 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler