1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs’ta 'Barış' Hâlâ Engelleniyor!
Kıbrıs’ta Barış Hâlâ Engelleniyor!

Kıbrıs’ta 'Barış' Hâlâ Engelleniyor!

Feminist Atölye: “Otuz sekiz yıl önce yaşanan Mutlu Barış Harekâtları sonucunda, silahların fiili anlamda susmasıyla Kıbrıs Türkleri ve Rumları kendi bölgelerinde barış içerisinde yaşamaya başladılar.

A+A-

 

 

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

 “Otuz sekiz yıl önce yaşanan Mutlu Barış Harekâtları sonucunda, silahların fiili anlamda susmasıyla Kıbrıs Türkleri ve Rumları kendi bölgelerinde barış içerisinde yaşamaya başladılar. Anavatanımızın uluslararası hukuka dayanarak yürüttüğü müdahale, bizi Rum’un zulmünden kurtarmış, anavatanımız ve orada yaşayan soydaşlarımıza daha da yakınlaştırmıştır. Bugün barış içerisinde yaşamamızın tek bir nedeni vardır; o da anavatanımız Türkiye’nin Kıbrıs’ın kuzeyinde varlığını sürdüren ordusudur”. Bu ve buna benzer açıklamalar, Kıbrıs’ta “barış”ın hâlâ gerçekleştirilmediğine ilişkin geliştirilen eleştirilere karşılık dile getirilir. Hâlbuki bize göre “barış”,  savaşlar aracılığıyla var edilebilecek bir değer değildir. Az önceki pasajda da bahsedilen askeri harekâtlar, çatışmalar süresince yaşanan acıların en yüksek seviyeye çıkmasına ve adanın bölünmesine neden olmuştur.

Çatışma kültürüne neden olan hususların tartışma konusu yapılmaması, “barış”ın ne anlama geldiğini kavrayabilmemizin önündeki en önemli engeldir. Kıbrıs özelinde bir değerlendirme yapıldığında, Türk ve Yunan milliyetçiliklerinin adaya yansıması sonucunda iki toplum arasında yerleşmeye başlayan militarist öğelerin, çatışmaların yaşanmasındaki temel sebepler olduğunu söylemek mümkün. Sözü edilen milliyetçilik akımları sebebiyle doğallaştırılan düşmanlık ilişkisi, yaşanan çatışmaların esas nedenine dair sorgulama yapabilmemize fırsat tanımaz. Özellikle ordu ve eğitim kurumları aracılığıyla yeniden üretilen ve erkek egemen yapının temelini oluşturan bu öğeler,  savaşın yaşanmasındaki temel nedenleri oluşturur. Bu sebeple “barış”ın gerçekleştirilmesi için fiili anlamda silahların susmuş olması yeterli değildir. Ayrıca mevcut farklılıklardan kaynaklanabilecek çatışmaları önleyecek diyalog kültürünün geliştirilmesi, sorunların çözümü esnasında şiddetin araç olarak kullanılmaması, okullarda kullanılan ders kitaplarının içeriğinin milliyetçi ve militarist yaklaşımlardan temizlenmesi, öğrencileri adeta birer asker haline getirmeyi amaçlayan “bayrak töreni” ve milli günlerde düzenlenen resmî geçit uygulamalarının sona erdirilmesi, zorunlu askerlik yerine vicdani ret hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması, her türlü çatışmanın kadına yönelik şiddetin yaşanmasındaki ana etmenlerden biri olduğunun farkına varılması ve tüm belirtilen hususlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi gerekir.

Bu bağlamda, Feminist Atölye olarak 1 Eylül Dünya Barış Gününde Ledra Palace’daki “Home for Cooperation” önünde saat 20.00’deki eyleme destek vereceğimizi duyuruyor ve “Barış” için mücadeleye katkı koymak isteyen herkesi orada tek vücut olmaya çağırıyoruz.  

Barış; şiddetin, korkuların ve baskıların her türlü biçimini ortadan kaldıran; bizi bölen tüm askeri, sosyal ve politik sınırların ötesine geçiren bir değerdir!

Sancının İlacı: Yeni Toplumsal Hareketler (4 Eylül 2012)

Işık Kitabevi tarafından 20 yıldan fazla bir süredir her yıl düzenlenen Kitap Fuarı, bu yıl da 27 Ağustos-7 Eylül 2012 tarihleri arasında gerçekleşiyor.  “Sancı” teması altında düzenlenecek Kitap Fuarı’nda Feminist Atölye olarak biz de bir gece düzenliyoruz. “Sancının İlacı: Yeni Toplumsal Hareketler” başlığı altında düzenleyeceğimiz gecemizde, alışılmışın dışında bir yöntem kullanarak interaktif bir sohbet-tartışma gerçekleştireceğiz. Kıbrıs’ın kuzeyinde engelli hakları, ekoloji, anti-militarizm, sendikal mücadele, feminizm, kuir politikası gibi konularda siyaset yapan aktivistlerin yeni toplumsal hareketlere dair bir çerçeve çizecekleri kısa konuşmalarından sonra geceye katılan tüm konuklar ile birlikte bir sohbet-tartışma yapacağız. Bu sohbet-tartışmada farklı kulvarlarda yürütülen toplumsal mücadelelerin ortak paydaları üzerine hep birlikte kafa yoracağız. Tüm halkımızı 4 Eylül Salı akşamı, saat 20.00’daki FEMA gecemize bekleriz.

“Sancının İlacı”: Yeni Toplumsal Hareketler

Konuşmacılar:

Tegiye Birey: Anti-militarizm ve Vicdani Ret

Hasan Sarpten: Dünyada ve Kıbrıs’ta Ekoloji hareketi

Faize Erdoğan: Engel(siz)siniz

Devrim Barçın: Toplumsal Hareket Sendikacılığı

Doğuş Derya: Feminizm ve Kuir Politikası

Yer:  Gençlik Merkezi ( Kızılbaş- Lefkoşa)

Saat: 20.00

 


FEMA Sinema Akşamları

İki tutam saç- DERSİM’İN KAYIP KIZLARI

Dersim, Kürtlerin, Zazaların, Türkmenlerin, Ermenilerin beraberce yaşadığı, dağlarla çevrili bir yurt. Çoğunluğu Alevi Kızılbaş olan halkıyla, her taşın ve dağın, suyun ve ağacın kutsal sayıldığı, kültürü derinlere kök salmış bir yuva. Cumhuriyet Hükümeti, 1937-38 yıllarında Dersim’e “medeniyet götürme” adı altında bir harekat düzenledi. Ve bu harekat fetşh duygusuyla yapıldı. Dersim’de olanlar son zamana kadar yüksek sesle konuşulmadı. Dersim Katliamı, yutkunması zor bir sözcüktü hep. Açığa çıkan belgelere göre 13.000’den fazla insan öldürülmüş, 12.000 civarında insan sürgüne gönderilmişti. Kurbanların sayısı hala kesinleşmedi. Harekat sonrası rütbeli asker ailelerine ve eşrafa pay edilen kızları ise ailelerinden başka kimse merak etmedi….

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin homojen bir millet yaratmak üzere dayattığı tek din, tek dil politikalarının en korkunç sonuçlarından biri olan Dersim Harekatı, sadece katliamla sınırlı değildir. Türkleştirmek ve Sünnileştirmek amacıyla köklerinden koparılan Dersim’in kız çocuklarının bir kısmı “yatılı okullar”a yerleştirilir, diğer kısmı ise katliama katılan rütbeli askerlere pay edilir. İlkel” ve “vahşi” olarak tanımlanan Dersim kızlarının kılık kıyafetleri değiştirilerek asimilasyonun ilk adımı atılır… Sonra dilleri, inançları, kimlikleri ve bütün yaşamları değiştirilir…“Medeniyete kazandırmak” amacıyla köklerinden koparılan bu kızların hemen hiç biri, kaldıkları evlerde medeni haklardan yararlandırılmamış ve okullara gönderilmemiş olması bize “medeniyet”le anlatılan şeyin ne olduğu hakkında da yeterince fikir vermektedir… Türkiye’nin 30 ilinde ve Avrupa'da yaklaşık 4 yıldır devam eden “Dersim’in kayıp kızları” araştırmasının ürünü olan, “İki Tutam Saç-Dersim’in Kayıp Kızları” belgesel filmi tarihle yüzleşme ve vicdan hesaplaşması yapmak için bir vesile… Gelin bu belgeseli birlikte izleyelim.

Tarih: 12 Eylül 2012- Çarşamba

Yer: Naci Talat Barış ve Dostluk Evi

Saat: 20.00

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 728 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler