1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kıbrıslıtürk liderliğini değil de, İnönü’yü dinleyen Kıbrıslıtürkler…” 1
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kıbrıslıtürk liderliğini değil de, İnönü’yü dinleyen Kıbrıslıtürkler…” 1

A+A-

Ulus IRKAD

İnönü’nün Kıbrıs Cumhuriyeti’nin terkedilmemesi konusunda politikalarını benimseyip gerek evlerini gerekse görevlerini terketmeyen Kıbrıslıtürkler de vardı. Dr İhsan Ali 1920’li yıllarda bir sol Kemalist olarak başladığı siyaset yolunu, 1950’li yıllarda AB üyeliğini destekleyen bir yurtsever demokrat olarak devam ettirdiği görülmektedir. Son 2000’li yıllara kadar aşırı bir devlet milliyetçiliği politikası benimseyen CHP ve Türkiyeli sol Kemalistlerin aksine, öleceği 1978 yılına kadar Dr İhsan Ali, eğitimini tamamladığı İsviçre modeli ve demokratik cumhuriyetçilikle, AB hukuksal normlarını çerçeve belirleyen bir politika belirlemiş, 1964 yılında ve sonrasında TMT’ye yakın olmadığı için Baf’ta Rum tarafında kalan evini ve kliniğini terketmeyerek, 1969-70 yıllarından da Makarios’un danışmanlık teklifini kırmayarak, Kıbrıslıtürk liderliğinden farklı bir çizgiyle siyasal çizgisini devam ettirmiştir. İhsan Ali’nin siyasal yoldaşları olan Avukat Ayhan Hikmet ve Ahmet Gürkan ise, 1962 yılında yeraltı örgütü tarafından katledilmişlerdi. Baf’ta bulunan ve Kıbrıslıtürk toplumunun muhalif liderlerinden sayılan Dr İhsan Ali, 1963 çarpışmaları sırasında da şu görüşleri savunmaktaydı:

DR İHSAN ALİ

“Son günlerde her iki tarafın bazı yazarları tarafından,bütün Kıbrıs halkının menfaatlerine zarar getiren şöven neşriyata hız verilmiştir. Bilindiği gibi bu neşriyata hız verilmesinin sebebi, yabancı memleketlerin bazı siyasi çevreleri tarafından ortaya bir “Kıbrıs Milleti” atılmış olmasıdır. Bu neşriyat yekdiğerinin milliyetine küfredecek derecede ileri götürülmüştür. Türkiye Hükümeti Dışişleri sözcüsünün de yapmış olduğu beyanata göre Kıbrıs’ta Türk ve Rum cemaati arasındaki ahengi ve karşılıklı itimat havasını bulandıracak bu kabil neşriyat zararlıdır ve iki cemaat arasında yeni çarpışma zemini hazırlayacak derecede tehlikelidir.

Biz her iki tarafın bu gibi neşriyat yapan yazarlarına hatırlatmak isteriz ki, ne Kıbrıs Türk Halkı’nın ne de Kıbrıs Rum Halkı’nın 1957-58 yıllarına dönmeye niyetleri ve tahammülleri yoktur. Hiçbir Kıbrıslı tekrar çoban kuyuları başında 60’lık ihtiyarların başını ezilmiş olarak, camileri ve kiliseleri yıkılmış olarak görmek istemez, birçok kadınların dul ve çocukların yetim ve öksüz kalmasını arzu etmez. Kıbrıs anayasasında Kıbrıs Türkleri’nin Türklüğünü ve Kıbrıs Rumları’nın Elenliğini inkar eden bir madde yoktur. Kıbrıs Cumhuriyeti iki milli cemaatten teşekkül etmiş bütün bir devlettir. Çok milletli bir devlet tarihte ilk defa görülmüş değildir.

Türk olsun, Rum olsun basına mes’uliyetli çevrelere düşen vatani ve milli vazife, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yaşatmak ve tekamül ettirmektir. Kıbrıs Türk ve Rum Halkı iş istemekte, ekmek istemekte, sulh ve sükun istemektedir, kan küfür değil, biz demokratik bir Türk gazetesi olarak Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün beyanatındaki şu sözlerini kendimize prensip ittihaz etmekteyiz: “Kıbrıs’ta Türk ve Rum cemaatı arasında ahengi ve karşılıklı itimat havasını bulandıracak neşriyat ancak zararlı ve tehlikeli neticeler doğurabilir. Bu gibi neşriyattan sakınmak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ve bütün Kıbrıslıların menfaati icabıdır.” Bu kabil isabetli bir beyanatın Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rumları’nın siyasi çevrelerinin de yapmasını haklı olarak sabırsızlıkla beklemekteyiz”(Avrupa Gazetesi, 13 Haziran 1998).

SESONLINE.NET

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 872 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar