1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslırum okurlarımızdan
Kıbrıslırum okurlarımızdan

Kıbrıslırum okurlarımızdan

“Komikebirli “kayıp” Kıbrıslıtürkler, Lefkonuk-Akatu arasında Mersinlik bölgesine gömüldüydü...” Bir Kıbrıslırum okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi: “Komikebirli üç “kayıp” Kıbrıslıtürk

A+A-

 

 

“Komikebirli “kayıp” Kıbrıslıtürkler, Lefkonuk-Akatu arasında Mersinlik bölgesine gömüldüydü...”

 

Bir Kıbrıslırum okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“Komikebirli üç “kayıp” Kıbrıslıtürk’le ilgili olarak bir süreden beridir çeşitli araştırmalar yürütmekteyim. Bazı Kıbrıslırumlar’la konuştum ve onların akibeti hakkında bilgi topladım. Bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum. Bana anlatılanlara göre, Komikebirli üç “kayıp” Kıbrıslıtürk, Lefkonuk-Akatu arasında Mersinlik bölgesinde öldürülmüşler ve oraya şiroyla gömülmüşlerdi. Bir kuyuda değillerdir. Araziye şiroyla açılan çukurun içerisine gömülmüşlerdi.

Lefkonuk (Geçitkale) ile Akatu (Tatlısu) arasında bir yol vardır ve bu yolun üzerinde bulunan Mersinlik bölgesi, o zamanlar ormanlık bir araziydi – bu çok geniş bir bölgeydi ve av hayvanları da bulunuyordu bu ormanlık arazide... Avcıların iyi bildiği bir bölge olması bakımından bunu söylüyorum çünkü belki bu bölgede sonraları avlanan avcılar belki şüphe uyandıran bir yere rastlamışlardır.

Bu üç Kıbrıslıtürk, Komikebir’den Lefkoşa’ya gideceklerdi çünkü fasariyalar başladıydı ve ertesi günü yılbaşı olduğu için Lefkoşa’ya gidip orada öğrenci olarak bulunan evlatlarını alıp köye götürmek istiyorlardı.

Bildiğim kadarıyla bu üç Kıbrıslıtürk, Ali Fuat, Halil Mustafa Kemiksiz ve İbrahim Durmuş Muya idi. Komikebirliler onları çok iyi tanıyorlar.

Lefkoşa’ya Halil Kemiksiz’in otobüsüyle gideceklerdi. Fakat o günlerde Angastina’da (Aslanköy) bulunan bir papaz yola birkaç varil koyarak bir tür barikat kurmuş ve hemen yol kenarında bulunan iki katlı bir evin üst katından gelip geçeni denetliyormuş. Bu papaz, kendi oluşturduğu bu barikatta bazı Kıbrıslıtürkler’e ateş açmış ve galiba bazı Kıbrıslıtürkler’i öldürmüş. Bu olay duyulduğu için, Halil Kemiksiz, Angastina’dan geçen eski Mağusa-Lefkoşa yolunu kullanmak istememiş, bunun yerine Lefkonuk üzerinden Lefkoşa’ya gitmeye karar vermiş.

Aralığın son günü Lefkonuk üzerinden Lefkoşa’ya gitmeye çalışırken Lefkonuk’ta otobüs durdurulmuş ve yoklanmış. Bazı Kıbrıslırumlar bana otobüste bir tabanca bulunduğu için bu üç Kıbrıslıtürk’ün polis tarafından tutuklandığını anlattı ancak otobüste gerçekten tabanca var mıydı, yok muydu bilemiyorum.

Komikebirli bu üç Kıbrıslıtürk, Lefkonuk polis karakoluna götürülmüşler ve orada bir aydan fazla bir süreyle tutulmuşlar.

Sonra onların serbest bırakılmasına karar verilmiş. Bazı Kıbrıslırum polisler, onların Komikebir’e geri gönderilmesi ve serbest bırakılması kararını aldıkları için onları önce köy meydanında bulunan Kıbrıslırum berbere götürmüşler ve saç-sakal traşı yaptırmışlar. Bu berber dükkanı sanırım Cami’ye aitti. Yani cami bu dükkanı kiralıyordu. En azından 1958’e kadar böyleydi. İşte bu dükkanda traş olmuşlar. Komikebirli Kıbrıslıtürkler’e temiz giysiler de vermişler.

Ancak yola koyuldukları zaman işler değişmiş. Çünkü bölgeden sorumlu komutan B., onların serbest bırakılmasına karşı çıkmış. B., polisin de üzerinde yetkileri olan bir Kıbrıslırum idi. Çok sert bir adamdı ve Kıbrıslıtürkler’den de, solcu Kıbrıslırumlar’dan da nefret ederdi. Bazı Kıbrıslırumlar ile Kıbrıslıtürkler’in öldürülmesinde bizzat yer almıştı. Mesela 1958’de Kufezli AKEL’ci Meniku’yu Lefkonuk meydanında bir ağaca bağlayıp işkence yapan, sonra da öldüren bu şahıs idi. Hatta bu işkenceyi görüp buna karşı çıkan Lefkonuklu bir Kıbrıslıtürk’ü de bir ay kadar sonra gene bu adam öldürdüydü. Tüm bölgeden sorumlu bu EOKA’cı B., bu üç Kıbrıslıtürk’ü bir araca koyup, Lefkonuk-Akatu yoluna doğru yola çıkmış. Otobüsün sahibi olan Halil, bu yola girdikleri zaman öldürüleceklerini anlamış ve kurtulmak için arabanın içinde hareket etmeye başlamış. Bunun üzerine B. arabayı Lefkonuk-Akatu yolunda Mersinlik bölgesine sürerek bu bölgede durmuş. Üç Kıbrıslıtürk’ü arabadan indirmiş, birisini vurunca, diğer ikisi kaçmaya başlamış. Yaralı Kıbrıslıtürk’ü orada bırakıp diğer iki Kıbrıslıtürk’ün peşine düşmüş B. ve adamları... Bir tanesi neredeyse kaçıyormuş ama sonuçta onları yakalayıp, yaralı Kıbrıslıtürk’ün yanına getirmişler. Üçünü de öldürmüşler ve orada öylece bırakıp gitmişler.

Ertesi günü bir şiro getirerek Mersinlik bölgesinde bir çukur kazarak bu üç Kıbrıslıtürk’ü oraya gömmüşler. Gömdükleri yer, bir akarsuyun hemen yanında imiş...

Otobüsün akibetini de araştırdım. Lefkonuk’ta o zamanlar T. adlı bir adam varmış ve bu adam araba tamircisi imiş. B., otobüsü ona götürmüş ve otobüsün üstü sökülerek yüklük haline getirilmiş, bu garutsayla yük taşımaya başlamışlar ve yıllarca bunu kullanmış. Zaten B. adlı bu şahıs, araba yedek parça işi yapmaktaydı. Bu adam barikatlar henüz açılmadan önce kaçakçılık yaparken sanırım Pergama’da yakalanıp Türk tarafında hapse atıldıydı fakat bir süre sonra Klerides devreye girmiş ve onun iadesini sağlamıştı. B., bundan birkaç yıl önce öldü bildiğim kadarıyla.

Fakat eminim Lefkonuk Polis Karakolu’nda 1963-64’te çalışmış olup da hayatta olan polisler vardır. Kayıplar Komitesi’ne sizin aracılığınızla önerim, bu polislerden hayatta bulunanlarla gidip konuşsunlar. O dönemde köyde kaç tane şirocu vardı? Bunu öğrenmek da çok kolay olsa gerek çünkü 1960’lı yıllarda şirolar bu kadar yaygın değildi. Şirocu eğer hayatta ise, ondan bilgi istesinler. O dönemin Lefkonuk polisi bu olayın içindedir – bazı polisler, bu Kıbrıslıtürkler’in öldürülmesine karşı çıkmış olmalarına rağmen, bunu engelleyememişlerdi... Bölgenin tetikçisi B.’ye onları teslim etmiş olmak da bence büyük bir suçtur.”

Bu Kıbrıslırum okurumuza paylaştığı bu bilgiler için sonsuz teşekkürler. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi sahibi olan Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum okurlarımı, isimli veya isimsiz olarak 0542 853 8436 numaralı telefondan beni aramaya davet ediyorum. Kıbrıslırum okurlarım için CYTA telefon numaram 99 966518’dir.

 

 

 


 

“Kayıp Dohnililer ve Zigililer için Maroni ve Kalavason köylerinde araştırma yapılmalıdır...”

 

Bir Kıbrıslırum okurumuz şu bilgileri paylaşmak istediğini söyledi:

“Ben Dohni’ye yakın bir köyden geldiğim için, Dohnili Kıbrıslıtürkler’in öldürülmesine ilişkin bildiklerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu insanlar masum insanlardı, Dohnili Kıbrıslıtürkler’i tanırdım, sessiz, sakin, iyi insanlardı. Böylesi bir katliama kurban edilecek hiçbirşey yapmamışlardı. Fakat bölgenin EOKA-B’cileri, bu işi planlayıp gerçekleştirdiler. Benim bildiğim kadarıyla 69 Dohnili (Taşkent) ve 14 Zigili (Terazi) Kıbrıslıtürk, iki otobüse doldurulup götürüldüler.

1974’te darbe olduğu zaman EOKA-B’ciler, Kalavason’daki polis istasyonuna el koymuşlardı... Darbeden sonra Kalavason polis karakoluna gönderilen  çok kötü yürekli bir polis çavuşu vardı, o bu işte rol almıştı. Bunlar benim peşime de düşmüşlerdi ve beni de öldürmek istemişlerdi çünkü ben EOKA-B’cilere ve yaptıklarına karşıydım.

Dohnili Kıbrıslıtürkler’i öldürdükleri gibi Marili Kıbrıslıtürkler’i de toplayıp onları da katletmek istemişlerdi fakat Birleşmiş Milletler onları durdurmuşlar ve Marililerin (Tatlısu) katliamını bir şekilde önlemişlerdi. Fakat Dohnililer’in iki otobüsle götürüldüğünden herhalde haberdar olmamışlardı ki bunu durduramamışlardı diye düşünüyorum.

Dohni ile Kalavason yakın köylerdi.

Dohnili Kıbrıslıtürkler’in katliamında yer alan Maronili bir çoban vardı, adı K. idi. Maroni köyünde çok sayıda EOKA-B’ci vardı... Ancak katliamın lideri aslen Aradipli olan fakat Dohni’de yaşayan S. adlı EOKA-B lideri idi.

Gene bu katliama karışan Dohnili H.’nun oğlu vardı, traktörleri vardı bu adamın, - o da EOKA-B’ci idi.

Gene Dohnili N. adlı şahıs da bu EOKA-B’ciler arasındaydı.

Gene Lefkaralı bir polis vardı, adı S. idi, bu adam üst düzeyde bir şahıs idi bölgede ve o da bu katliama onay verenler arasında idi. Dohnili A. da bu EOKA-B’cilerin liderleri arasında idi.

Bu EOKA-B’cilerin bazıları, mesela S., ondan bundan inek çalarak kendi çiftliğini kurmuştu. Şimdi hayatta değildir, öldü demiyorum onun için, “geberdi gitti” sözcüklerini kullanmak istiyorum. Bu saydığım EOKA-B’ciler Kıbrıslıtürkler’den nefret ederlerdi. Bazıları çok acayip biçimlerde öldü bu katliama karışanların. Bir tanesi trafik kazasında öldü, bir tanesini bir traktör geri geri giderek duvara sıkıştırdı yanlışlıkla ve o da öldü. Liderleri S. çok hasta oldu ve zarıncayarak öldü.

Ben bu iki otobüsün Palodya askeri kampına götürüldüğünü duydum. Öldürüldükten sonra yerlerinin değiştirildiğini de duydum. Otobüslerden birisinde olan Kıbrıslıtürkler’in Yerasa maden ocağında bulunduğunu, kazılarda çıkarıldıklarını öğrendim.

Asgata köyüyle ilgili olarak size bilgi veren okurunuz sanırım yanılıyor çünkü benim bildiğim kadarıyla Dohnili Kıbrıslıtürkler hiçbir zaman Asgata’ya götürülmediler. Pareklişa’daki maden ocağına gömüldükleri yönünde söylentiler vardı... O madenden de tekrar alınıp başka yere gömüldüler mi bilmiyorum ancak oradaki kazılarda da 14 metre derinlikte 4 Kıbrıslıtürk “kayıp” insandan geride kalanların bulunduğunu öğrendim. Demek ki belki da ikinci otobüs bu bölgeye gömüldüydü.

Aslında bu işin kolayı da vardır. Maden ocakları nasıl çalışır bilir misiniz? Benim bir yeğenim çeşitli maden ocaklarında çalıştığı için bu konuları ben da onun vasıtasıyla öğrendim. Mesela bir yerde maden ocağı kurmak istersiniz diyelim. Bir bölgenin iznini alırsınız.  İki çeşit izin vardır, birisi orada dağı patlatma izni, bir de dağı kazma iznidir. Bu izinler size bir tür “ayrıcalık” kazandırır. Her yıl bu izinleri yenilemek için hükümete para ödersiniz. Size izin veren hükümet, o bölgenin bitişiğinde olan arazileri sizin adınıza bir tür “rezerv” tutar ve onları başkalarına vermez. Siz diyelim ki gittiniz ve size tahsis edilen yerde çakıl veya kum çıkarmaya başladınız ve sonuçta o bölgede kullanabileceğiniz “malzeme” tükendiğinde, o zaman hükümetin sizin için “rezerv” tuttuğu hemen bitişikteki bölgeye geçersiniz.  Tüm bunların kaydı da tutulur. Hangi tarihte, hangi bölgede çukur vardı, Kayıplar Komitesi eğer isterse, Madencilik Dairesi’nden tüm bu bilgileri alabilir. 1974’te Dohnililer katliama kurban edildiğinde, Pareklişa’daki madende hangi “tüketilmiş” maden çukurları vardı? Bunları harita üzerinde saptamak mümkündür. Madem ki Pareklişa’daki maden ocağında dört “kayıp” şahıstan geride kalanlar bulunmuştur, belki de gene aynı maden ocağında bir başka bölgeye yapılan bir “boşaltma operasyonu”yla bu ikinci otobüste bulunanlar aktarılmış olabilir. Boşaltırken belki de bu dört “kayıp” şahıs en dipte oldukları için oradan çıkarılamamışlardır. Veya belki alel-acele bir “boşaltma operasyonu” yapıldığı için bu dört kişiden geride kalanlar orada kalmıştır.

Mesela Yerasa’daki eski maden ocağı, kiremit yapmak için yani sizin da “Leymosun kiremidi” olarak bildiğiniz kiremidi yapmak için hammaddenin çıkarıldığı bir maden ocağı idi. Leymosun kiremitlerinin amblemi “Arı” idi. Bir otobüs dolusu Dohnili işte bu maden ocağına gömüldüydü, “tüketilmiş”, artık kullanılmayan bir çukura gömüldüydüler. Bunu Madencilik Dairesi raporlarından da görebilmek mümkündür, yani 1974’te hangi çukurların bulunduğunu demek istiyorum. Sonra Yerasa’da bir genişleme çalışması yapılırken bu kemikler çıkmış ve o zaman kemiklerin yeri tekrar değiştirilmiş, madenden aşağı atılmışlar ve üstlerinden de şiro geçirilmişti. Mesela Yerasa’da kazı yapılırken, bu bölgede çalışmış olan bir şirocu bana “Yanlış yeri kazarlar” demişti. Belki de Yerasa konusunda da daha derin bir araştırma yapılmalıdır.

Ancak önemli olan bazı şahitlerin halen hayatta olmasıdır. Kalavason ve Maroni köylerinde 1974’te “faal” olan EOKA-B’cilerin bir kısmı hayattadır. Dohnili bir kısım EOKA-B’ci halen hayattadır.  Pareklişa madeniyle ilgili Madencilik Dairesi’nden madenlerin yıllara ve aylara göre gelişimini gösteren raporlar istenebilir ve harita üzerinde gösterilen artık madenin kullanılmayan bölgeleri hangileridir, bunlara bakılabilir...

Bu konuda bildiklerim bu kadardır.”

Bu Kıbrıslırum okurumuza paylaştığı bu değerli bilgiler için sonsuz teşekkürler...

 

 

 

 

Bu haber toplam 794 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler