1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kıbrıslılık' mı dediniz?
Kıbrıslılık mı dediniz?

'Kıbrıslılık' mı dediniz?

Kıbrıs’ta çok ciddi bir eşiğe gelindi. Kuzeydeki “Toplumsal Varoluş Mitingleri”, o eşiğin en belirgin izlerindendi. Bu topraklarda yaşayanlar “yok oluyoruz” kaygısı yaşıyor. Bu konu basite alınamaz. “Nedenler” ve

A+A-

 

 

 

Kıbrıs’ta çok ciddi bir eşiğe gelindi.
Kuzeydeki “Toplumsal Varoluş Mitingleri”, o eşiğin en belirgin izlerindendi.
Bu topraklarda yaşayanlar “yok oluyoruz” kaygısı yaşıyor.
Bu konu basite alınamaz.
“Nedenler” ve “sonuçlar” üzerinde durmak, bu algıyı tersine çevirmek gerekiyor.
Yoksa bu dünyada “Kıbrıslı Türk” diye bir topluluktan bahsetmek imkansız hale gelecek.
Ve zaten esas mesele de burada yatıyor.
“Kimlik” konusu ideolojik bir mevzudur ve yapılacak tesptilerin bakış açısına göre şekilleneceği aşikardır.
Kıbrıs Türk siyaset yelpazesindeki partileri konumlandıran en belirgin köşe taşlarından biridir “kimlik”...
Sol kesimde “Kıbrıslılık” vurgusu “Türklük” vurgusuna göre daha fazla ön plana çıkarılıyor.
Sağda ise tam tersi: Öncelikle “Türklük” vardır, sonra “Kıbrıslılık”...
Her iki “genel akım”ın abartılı versiyonları da olmakla beraber, toplumun en geniş kesimleri kabaca bu şekilde algılıyor “kim” olduğunu...
Kamuoyu yoklamalarından çıkan sonuçlar da bu tespiti doğruluyor.
***
Sağ, toplumun kimliğini tanımlarken Anadolu’dan, hatta Orta Asya’dan çıkar yola...
Sol ise kültür ile kimliği “insanın doğaya karşı ürettiği her şey” olarak görür.
Yukarıda özetlenen “vurgu farkı” bu ideolojik yaklaşımlara göre şekillenir.
Kıbrıs’ta hem Türk milliyetçiliğinin, hem Helen milliyetçiliğinin “böl-yönet” siyasetini kökleştirmek için yayıldığı biliniyor.
“ ‘Kıbrıslılık’ diye bir toplum, bir millet olmadığı” savının savunucuları din-dil-etnik köken üçgenine dayanır.
Oysa aynı mantıkla hareket edilmesi halinde “Amerikalı”, “Avustralyalı”, “Belçikalı”, hatta “Türkiyeli” diye bir millet olamayacağı gözden kaçırılmak istenir!..
Zira adı sayılan coğrafyalarda yaşayan insanların tümü de aynı kökenden gelmezler, aynı dili konuşmazlar ve aynı tapınağa gitmezler!..
Kuşkusuz sağ siyasetin ideologları “Kıbrıslılık” kavramına bu açıdan bakılmasından rahatsızlık duyarlar.
***
Etnik milliyetçilik dünyayı kan gölüne çeviren yüzlerce savaşın görünen yüzünü oluşturuyor.
Arka planda ise “büyük çıkarlar” var!..
21’inci yüzyılda insanlığın haline bakar mısınız?
Çatışma olmayan kaç ülke var ki?
Neredeyse her kıtada insanlar birbirini yok etmek için uğraşıyor.
Başucumuzdaki Arap ülkelerinde, Afrika ülkelerinde kan gövdeyi götürüyor.
Açlık ve sefaletin hüküm sürdüğü ülkelerde bile kabileler birbirine üstünlük sağlamaya çalışıyor.
Dünyaya yön veren büyük güçler, kimi zaman demokrasi, kimi zaman refah götürecekler iddiasıyla petrol ve doğal kaynaklara sahip toprakları işgal edebiliyor, binlerce insanın ölümüne sebep olabiliyor.
***
Kıbrıs adası önemli bir eşiğe geldi gerçekten...
Bulunduğumuz coğrafyada işler iyiye gitmiyor.
Dünyada yeni şekillenmeler var ve bu bölge için çizilen senaryolardan söz ediliyor.
Türk’ü olsun, Rum’u olsun, bütün “Kıbrıslılar” ise oynananları sadece izliyor!..
Akdeniz”de petrol olduğu iddiaları ve münhasır alanla ilgili bütün tartışmalar bu adada yaşayan herkesin derdidir ama bu konuda hamaset dışında söz söyleyen neredeyse kimse yoktur!..
Bir tarafta Elen milliyetçiliği, diğer tarafta Türk milliyetçiliği toplumlara temel ideoloji gibi sunulurken, Kıbrıs bir felakete doğru sürükleniyor.
***
“Toplumsal yok oluş” algısına geri dönelim.
Şimdilerde Kıbrıslı Türklerde var bu his...
Pek yakında Kıbrıslı Rumlarda da benzer bir süreç yaşanacak, göreceğiz.
Çünkü Kıbrıs”a sahip çıkma düşüncesi etnik milliyetçilik ve bağnazlık çerçevesinde “mülkiyet” ve “çoğunluk” üzerine şekillendirildi.
Bunun adına “uluslararası hukuk” denildi, “insan hakları” denildi, “yeniden birleşme” denildi...
Ve yolun sonuna gelindi.
Kuzey’de de Güney’de de “etnik milliyetçilik” sorgulanmaz ve yerine çağdaş değerler konulamazsa eğer, gidilen köyün minareleri bellidir.
Akılları başa toplamanın zamanıdır yani...

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1172 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler