1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (17)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (17)

A+A-

***  Kıbrıs’ta iki toplumlu ilk sözlü tarih projesi İKME ve BİLBAN tarafından gerçekleştirilmişti…

Kıbrıs’ta iki toplumlu ilk sözlü tarih projesi, araştırma enstitüleri İKME ve BİLBAN tarafından gerçekleştirilmişti. “Kıbrıslılar’ın Sözlü Tarihi” başlıklı bu çok değerli röportajlar dizisi, özetleriyle İKME’nin web sitesinde okunabiliyor, röportajların orijinallerini isteyenler de İKME’den temin edebiliyor.
Bu röportajlardan özetler yayımlamaya devam ediyoruz…

“Karma evlilikten bir kızın korunmasına yardımcı olmuştum…”
Aslen Trikomolu olan ancak daha sonra yaşamını Maraş’ta sürdüren Kiriaki Zannettu, şöyle anlatıyor:
“1963-64 olayları esnasında karma evlilikten doğan bir kız çocuğununun Kıbrıs’tan ayrılmasına yardımcı olmuştu ailem çünkü fanatiklerin tehdidi altındaydı bu aile…
Ailem, özellikle babam Kıbrıslıtürkler’le çok yakın dostluk ve iş ilişkilerine sahipti.
Trikomo’daki ailemize ait evde sık sık babamın Kıbrıslıtürk arkadaşlarını ağırlardık.
1955 ile 1974 yılları arasında inişli çıkışlı dönemlere karşın, Kıbrıslıtürkler’le ilişkilerimiz hep iyiydi.
Hem köyümden, hem de yüksek öğrenimimi tamamladıktan sonra 1974’e kadar yaşadığım Maraş’tan çok güzel hatıralarım vardır Kıbrıslıtürkler’le ilgili…
Eşim Kıbrıslıtürkler’le birlikte çalışır ve sık sık Mağusa’ya giderdi işlemeye. İlk işgal gerçekleştiği günlerde, Kıbrıslıtürk arkadaşları onun tehlikede olduğunu anlamış ve onu uyararak bir daha oraya gitmemesini istemişlerdi.
Babam tarlalarını her zaman Kıbrıslıtürkler’le ortak eker biçerdi. Babamın dostları ve ortakları sık sık evimize gelir, işle ilgili konuşurlar ve yemek yerlerdi. Özellikle Pazar günleri ben de Kıbrıslıtürkler’in yaşadığı mahallelere giderdim, arkadaşlarımızla buluşmaya. 
EOKA mücadelesi başladıktan sonra özellikle Kıbrıslıtürk gençler EOKA’nın faaliyetlerinden ötürü kendilerini güvende hissetmeyip Türkiye’ye gidiyorlardı. Fakat daha yaşlı Kıbrıslıtürkler ne yaşam biçimlerini değiştiriyordu ne de Kıbrıslırum arkadaşlarını terk ediyordu. 1964 yılına kadar bizlerle birlikte olmaya devam ettiler, yollar ayrılıncaya kadar o yıllarda…
1963-64 olayları sırasında her iki taraftan fanatikler aşırı boyutlara ulaştılar. O günlerde ben yüksek öğrenimimi Sofya’da sürdürüyordum. Bir gece bana korumam için küçük bir Kıbrıslıtürk kız çocuğu göndermişlerdi. Bu kız çocuğunun babası Kıbrıslıtürk, annesi Kıbrıslırum’du. Larnaka’da yaşıyorlardı ve fanatikler bu aileyi tehdit ediyordu, tehditler o kadar artmıştı ki küçük kızlarının hayatından endişe ederek onu Kıbrıs dışına göndermeye karar vermişlerdi.”

“Doğduğum gün büyük bir sel baskını olmuştu…”
Yenağralı Mihalis Artemi Yermanos, şöyle anlatıyor:
“Benim doğduğum gün büyük bir sel baskını olmuştu ve Kıbrıslıtürk ebe beni sarıp sarmalayıp dama asarak hayatımı kurtarmıştı.
Yenağra’da köylümüz Kıbrıslıtürkler’le dostça, kardeşçe ilişkimiz vardı. Hiçbirşey bizi ayıramazdı. Birlikte yer, içer, eğlenirdik. Yaz aylarında çoğu kez tarlalarda, sürülerimizle beklerken, birbirine bitişik tarlalarda uyurduk birlikte…
Gündelik yaşamda her iki dili de konuşurduk, şarkılarımızı da iki dilde söylerdik. “Çatistaları”mızı yarı Rumca, yarı Türkçe okurduk.
Kıbrıs’ın geleneksel danslarını birlikte oynardık ve hiç kimse kim Türk, kim Rum ayırt edemezdi.
Yiyeceklerimiz karışıktı, lisanımız karışıktı, farklı dinlere inanmamız hiçbir sorun olmazdı. Söylediğimiz şey, “Fakir insanın Tanrısı tek ve birdir” şeklindeydi…
Hatta daha sonraları şovenizm bulutları aramıza girdiğinde bile, eski dostlar yeni durumda ve yeni koşullarda mümkün olan her anda iyi ilişkilerini ve işbirliklerini devam ettireceklerdi.
Olaylar ardından komşu Kıbrıslıtürk köyü Konedra’ya gitmiştik, su taşımaya… Kıbrıslıtürk arkadaşlarımız su doldurmamıza yardımcı olmuş, olası fanatik saldırılardan korumak için bize eşlik etmişlerdi.
Bir keresinde yaşlı bir Kıbrıslıtürk’ten biraz buğday istemiştim. Bana tam iki torba buğday getirmişti! “Artan buğdayı  da Artemis dayının anma günü için gollifa yapasın” demişti…  “Artemis dayı” dediği babamdı, bu yaşlı Kıbrıslıtürk’le babam çok yakın arkadaştılar…”

“Sendikal eylemlerde birlikteydik…”
Aslen Minareliköylü olan fakat 13 yaşından sonra Maraş’ta yaşayan Melis Lambrias şöyle anlatıyor:
“Ben iki toplumlu karma köy Kalo Horio Kitreas’ta (Minareliköy) dünyaya gelmiştim, 13 yaşındayken Maraş’a yerleşmiştik. Tüm yıllar boyunca Kıbrıslıtürkler’le çok dostça, çok iyi ilişkilerim oldu, çok şükür, sendikal mücadelemizden ötürü…
Düğünler ve kutlamalarda Müslüman ve Hristiyan diye insanları ayırmak mümkün değildi. Hiçbir ayırımcılık yoktu. Aynıydık. Gerçek kardeşler gibi birlikte yaşıyorduk.
Minareliköy’de bir eğitim kulübü kurmuştuk, Kıbrıslıtürk mahallesindeydi bu kulüp. 1948 yılına kadar hiçbir sorun çıkmaksızın yakın işbirliği yaptık bu kulüpte. Ortak kültürel etkinlikler, tiyatrolar ortaya koyuyorduk. İkinci Dünya Savaşı sırasında oluşturulan Kıbrıs Birliği’nde Kıbrıslıtürk arkadaşlarımız da vardı ve onlarla çok iyiydi ilişkilerimiz.
Eski sendikalardan PSE’de yüzlerce Kıbrıslıtürk üye vardı. Sonraları bir Kıbrıslıtürk sendika kurulmuş fakat Kıbrıslıtürk üyelerimizden çoğu bizim sendikada kalmaya karar vermişti.
Kıbrıslıtürk meslektaşlarımızla birlikte pek çok sosyal ve emek mücadelesi verdik ve başarılı olduk. Ancak biz daha sonra kurulan Kıbrıslıtürk sendikasıyla da işbirliği yapıyorduk. 1955 yılına kadar sürdürdüğümüz ortak bir Türk-Rum dostluk örgütü kurmuştuk, surlariçinde faaliyet gösteriyorduk. Bu örgütün amacı iki toplum arasında iyi ilişkilerin yerleşmesini sağlamaktı.
1963-64’te Kıbrıslıtürkler, kendi toplumlarının milliyetçileri tarafından oluşturulan enklavlarda soyutlanınca, bizler onların işlerine geri dönmelerinde ısrarlı olduk, tüm ada çapında yoksul işçilerdi onlar, yanlış hiçbirşey yapmamışlardı, çalışma ve aileleri için ekmeklerini kazanma fırsatına sahip olmalıydılar. Ve bu oldu. Sonraları 1974 sonrası yeniden bölündüğümüzde, o zaman limanda çalışmış olan Kıbrıslıtürk meslektaşlarımızın, ortak provizyon fonundaki paylarına düşen parayı almalarını sağladık.”

http://www.ikme.eu/cybihi/CYBIHImain/CYBIHITR/index.htm

Bu yazı toplam 1072 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar