1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (14)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (14)

A+A-

***  Kıbrıs’ta iki toplumlu ilk sözlü tarih projesi İKME ve BİLBAN tarafından gerçekleştirilmişti…

Kıbrıs’ta iki toplumlu ilk sözlü tarih projesi, araştırma enstitüleri İKME ve BİLBAN tarafından gerçekleştirilmişti. “Kıbrıslılar’ın Sözlü Tarihi” başlıklı bu çok değerli röportajlar dizisi, özetleriyle İKME’nin web sitesinde okunabiliyor, röportajların orijinallerini isteyenler de İKME’den temin edebiliyor.
Bu röportajlardan özetler yayımlamaya devam ediyoruz…

“Pendagomo’da Türkçe öğrenmeye küçük yaşta başladım…”
Pendagomolu Antulla Vasiliu, Türkçe öğrenmeye çok küçük yaşta başladığını, ailesinin Kıbrıslıtürkler’in yaşadığı mahallede yaşadığını anlatıyor ve şöyle diyor:
“Bu yüzden çocukken Kıbrıslıtürk çocuklarla oynayarak büyüdüm. Köylüler hangi toplumdan olurlarsa olsunlar, mutlaka birbirlerine tarlalarda yardım ederlerdi. Ben terziydim ve yanımda Kıbrıslıtürk genç çırak kızlar da vardı. Pek çok Kıbrıslıtürk’ün gelinliğini ben diktim. İnsanlar birbirleriyle çok yardımlaşırdı. Mesela bir kadının kocası vefat ettiğinde, tüm köylülerimiz ona yardım etmiş, yiyecek götürmüştü. Mesela köyün Kıbrıslıtürk muhtarı da daha yüksek sosyal yardım alması için yardımcı olmuştu. Köydeki Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar, bir anlaşma yaparak 1963-64 olayları esnasında aşırı görüşlülerin köye ve köylülere zarar vermesini engellemeye karar vermişlerdi.”

“Matyatlı Kıbrıslıtürkler’e borç para verirdim…”
Matyatlı Hristos Loizu şöyle anlatıyor:
“İnsanlar benden borç para isterdi, köylüm Matyatlı Kıbrıslıtürkler de benden borç istemeye gelirlerdi. Özellikle kız evlendirecekleri zaman borç para alırlar ama borçlarını her zaman bir tamam geri öderlerdi. Birbirimize o kadar güvenirdik ki, Kıbrıslıtürkler köyden ayrıldığı zaman bir köylümüz kızını evlendireceği için benden 100 Kıbrıs Lirası istemişti. Ona sadece 74 lira verebilmiştim, ertesi günü gelecekti ve üstünü tamamlayacaktım. Fakat bu Kıbrıslıtürk ertesi günü gelemedi. Aradan kırk yıl geçti. Kapılar açıldıktan sonra bu Kıbrıslıtürk köylümüzün kızı köye gelip beni buldu ve babasının borç almış olduğu parayı getirip bana vermeye çalıştı! Tabii ki ben bu parayı almayı kabul etmedim.
Ben Veteriner Hizmetleri’nde çalışıyordum, Türkçe bilmem, mesleğimde ilerlememi ve avantaj elde etmemi sağlamıştı.
Günün birinde bazı Kıbrıslırum fanatikler, köyden iki kişiyi vurup öldürdüler. Bu öldürme olayı iki toplum arasındaki ilişkiyi zehirledi.
Kıbrıslıtürkler köyden ayrılacakları zaman ben onlara yardımcı oldum, davarlarını birlikte götüremeyecekleri için bu davarların satışında onlara yardım ettim. Köylüm Kıbrıslıtürkler de beni severdi. On yıl kadar önce köylümüz bir Kıbrıslıtürk bana kendi arazisini düşük fiyata verdi…”

“Denya’da bakkal da, kahveci de Kıbrıslıtürk’tü…”
Denyalı Andreas Stilyanu şöyle anlatıyor:
“Denya köyünde Kıbrıslıtürkler Aşağı Denya’da, Kıbrıslırumlar da Yukarı Denya’da yaşardı ancak ilişkileri çok iyiydi. Köy kahvesi bir Kıbrıslıtürk’e aitti. Köyün bakkalı da bir Kıbrıslıtürk’tü. Sonraları bir Kıbrıslırum da kahvehane açmıştı ancak müşterileri hem Kıbrıslıtürkler, hem Kıbrıslırumlar’dı…
Köyümüzdeki Kıbrıslıtürkler gelişiyor, kalkınıyordu. Çok geniş arazileri vardı. Tarlalarda ve tarımsal sahalarda birlikte çok iyi çalışıyorduk. Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum çobanlar davarlarını birlikte otlatır, yaz akşamları yanyana uyurlardı…
Bir çiftçi olarak çalışmaya başladığımda bir Kıbrıslıtürk vermişti bana tohumları ve bana “Ürününü toplarsan, o zaman bana da tohum  verirsin. Eğer ürün çıkaramazsan, bir şey değil, bir şey istemem” demişti.
Köyümüzde hiçbir gerginlik, hiçbir çatışma olmamasına rağmen EOKA mücadelesi başlayınca gündelik yaşamda ilk güvensizlik işaretleri görülmeye başladı. Hatta bir keresinde köyümüze Denktaş bile gelerek Kıbrıslıtürkler’i bizim aleyhimize döndürmeye çalıştı – Türkçe bilen bir Kıbrıslırum’u da bu toplantıya göndermiştik, konuşulanları dinleyip gelsin ve bize anlatsın diye. Denktaş’ın gelişinden sonra genç Kıbrıslıtürkler gizli gizli silahlanmaya başladı ve başka bölgelerden insanlar onlara savaş eğitimi vermeye başladı…
Sonra biz de tedbir almaya başladık. Daha tam olarak neler olup bittiğini anlayamadan kendimizi birbirimize karşı korumak üzere nöbet beklerken bulmuştuk.
Genç bir Kıbrıslıtürk’le iki Kıbrıslırum arasında kavga çıkmış ve Kıbrıslıtürk genç bu iki Kıbrıslırum’u bıçaklamıştı – bu da çatışmalara ve öldürmelere yol açtı.
Bir gece başka köylerden bazı Kıbrıslırumlar gelerek köyümüzde yaşayan bir Kıbrıslıtürk’ü yakaladılar. Bu Kıbrıslıtürk evde karısı ve iki çocuğuyla birlikteydi. Alıp onu köyden 100 metre kadar dışarıya çıkarıp öldürdüler. Bazı fanatikler ise bazı Kıbrıslırumlar’ın tarlalarını, ürünlerini ateşe vermişti.
Köyümüzün en sakin ve en aklı başında insanları böylesi eylemlerin sonucunu tahmin ettikleri için ellerinden gelen her yolu deneyerek bunları önlemeye çalışmışlardı fakat durum kontrolden çıkmıştı.
Sonuçta Kıbrıslıtürkler, köydeki atmosferin kendileri için artık çok uygun olmadığını anlayınca daha güvenli bölgelere gittiler. Yalnızca bu köye duygusal olarak bağlı olan birkaç yaşlı Kıbrıslıtürk geride kalmıştı.”Devam edecek

Bu yazı toplam 1158 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar