1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (12)
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıslılar’ın sözlü tarihi… (12)

A+A-

 

Kıbrıs’ta iki toplumlu ilk sözlü tarih projesi, araştırma enstitüleri İKME ve BİLBAN tarafından gerçekleştirilmişti. “Kıbrıslılar’ın Sözlü Tarihi” başlıklı bu çok değerli röportajlar dizisi, özetleriyle İKME’nin web sitesinde okunabiliyor, röportajların orijinallerini isteyenler de İKME’den temin edebiliyor.
Bu röportajlardan özetler yayımlamaya devam ediyoruz…

“Ben kocamı, arkadaşım Ayşe oğlunu kaybetti savaşta…”
Peristeronalı Andriani Palma anlatıyor:
“Benim çocukluğum hep Kıbrıslıtürk çocuklarla oyunlar oynayarak geçti, aynı oyunları oynardık, aynı tabaktan yemek yerdik. Arkadaşım Ayşe’yle aynı kaderi paylaştık: 1974 savaşı sırasında benim kocam “kayıp” oldu, onun ise oğlu “kayıp” oldu…
En büyük ablam dikiş dikmeyi Şenifa adlı bir Kıbrıslıtürk’ten öğrendi. Nenem bize bir zamanlar onun Hristiyan olduğunu söylerdi. Şenifa küçükken beni kandırırdı – çok erken kalkarsam ve yaprakların üstündeki çiği yüzüme sürersem büyüyünce çok güzel olacağımı anlatırdı, ben de ona inanırdım. Bunu yapardım ve sonra da bana gülerlerdi!
Tarlalarda her zaman birbirimize yardım ederdik. Biz gider bir Kıbrıslıtürk dostumuzun tarlasında çalışırdık, bizim ihtiyacımız olduğu zaman da onlar gelir çalışırdı. Aynı şey keçi sütümüz için de geçerliydi. Birbirimizin sütünden hellim yapardık.
Herkesin kendi dini vardı. Onlar camiye giderdi, biz kiliseye giderdik. Farklı dinlerden olmamız, birbirimize uzak durmamızı gerektirmezdi. Biz onların düğünlerine giderdik, onlar da bizim düğünlerimize gelirdi. Birbirimizin düğünlerinde gumbaro, gumera olurduk. Hem Türkçe, hem Rumca şarkılar söyler, birlikte dansederdik.
Akşamları işten sonra erkekler kahveye gittiğinde, biz de kadınlar olarak toplanır, ertesi gün için yemeklik ayıklardık birlikte. Birbirimize masallar, öyküler anlatır, birlikte şarkı söylerdik. Kocam, Ayşe’nin oğluyla çok ahbaptı. Aynı kaderi paylaştık Ayşe’yle, ben kocamı kaybettim savaşta, o da oğlunu kaybetti… Benim eşimden geride kalanlara yakın geçmişte DNA testleri sonucunda kimlik tespiti yapıldı fakat Ayşe’nin oğlu hala kayıptır…”

“Sevilay’a Rumca şarkılar öğretirdim…”
Lefkoşalı Maro Luka Kakulli anlatıyor:
“1956 yılında etrafta genel bir korku vardı fakat biz korkmuyorduk çünkü Kıbrıslıtürk komşularımızla çok iyi ilişkilerimiz vardı, çok yakındık.  Aramızda ayrı gayrı yoktu.
Benimle aynı yaşta olan bir Kıbrıslıtürk arkadaşım vardı, adı Sevilay’dı, benden kendisine Rumca şarkılar öğretmemi istemişti. Annesi terziydi ve Rumca’yı çok güzel konuşurdu. Sevilay’ın annesi bizim terzimizdi, Kıbrıslıtürkler de, Kıbrıslırumlar da onda diktirirdi entarilerini.
Aykasiyano’da Kıbrıslıtürk komşularımızla çok zaman geçirirdik. Bazan Tanti’nin hamamına giderdik. Sabahları kadınlara, ikindileri erkeklere çalışırdı hamam. Ben hamama gittiğimde bir Kıbrıslıtürk kadının hamamdan sorumlu olduğunu görürdüm.
Seyyar satıcıların ve küçük dükkan sahiplerinin çoğu Kıbrıslıtürkler’di. Mahallemize gelip yoğurt, salep, humus ve başka şeyler satarlardı.
Bayram olduğunda surlariçinde büyük bir panayır düzenlerlerdi, Kıbrıslıtürkler, Kıbrıslırumlar, hep beraber bu panayıra giderdik. Düğünlere giderdik, mevlitlere giderdik. Mevlitlerde, ölmüş olan Kıbrıslıtürkler anılırdı. Kıbrıslıtürk arkadaşlarımız da bizim kutlamalarımıza ve anma toplantılarımıza katılırdı.
Çatışmalar çıktığında Kıbrıslıtürk komşularımızla en zor anlarda dahi hiçbir sorunumuz olmadı.
İngilizler, Kıbrıslıtürkler’le Kıbrıslırumlar’ı Lefkoşa’da ayırmak için araya dikenli teller çekmişlerdi ve bunun kendi güvenliğimiz için olduğunu ileri sürmüşlerdi.
Çatışmalar esnasında oksillari (yardımcı) polisler gelirdi, bunlar Kıbrıslıtürkler’den oluşurdu. Mantıken bu polisler olduğunda kendimizi pek de güvende hissetmezdik…”

“Dali’den hatıralar…”
Dali’den Markos Hacıpandeli anlatıyor:
“Köyümüz Dali’de, Kıbrıslıtürk, Kıbrıslırum diye herhangi bir ayırım yoktu. Bizler aynıydık… Ben arkadaşım Muşeli’yle birlikte ortakçılık yapardım. Tarlalarda işimiz bittiğinde, akşamları birlikte yemek yerdik, bazan onun evinde, bazan benim evimde…
Köylümüz bir Kıbrıslıtürk, Lurucina’dan bir kadınla evlenmişti. Onu köye getirip bizimle tanıştırmış, birlikte büyük bir kutlama yapmıştık.
1968-74 yılları arasında ortalık yatışınca, bazı karma evlilikler oldu. Bu düğünlere hep birlikte katılır, yer içerdik. Kimseciklere karşı önyargımız yoktu.
Kıbrıslıtürkler, Kıbrıslırumlar, birlikte Aysozomeno panayırına katılırdık.
Köylümüz Kıbrıslıtürkler, daha fazla güvenlik için enklavlara sığındı ancak 1967-68 yıllarında çoğu geri döndü köye. Bazı aileler hiç ayrılmadı köyümüzden, 1974’te köyden ayrılanlara rağmen onlar köyde kaldı ve hala köydedirler…”

“Tarlalarımızı birlikte eker biçerdik…”
Dali’den Hristofis Panteli anlatıyor:
“Üç Hirsityan bir de Müslüman Kıbrıslıtürk, dördümüzün ortak bir traktörü vardı. Sonra ortaklık değişti ve üç Kıbrıslıtürk’le ortak oldum. Tarlalarımızı birlikte eker biçerdik.
Kızkardeşleri – Hristiyan ismi Andriani idi – bir Kıbrıslırum’a aşık olmuştu. Ailesi kızın bir Kıbrıslırum’la evlenmesine karşı çıkmadı. Ancak bazı Kıbrıslıtürkler bu evliliğe karşıydı ve bunu engellemek için kızı kaptıkları gibi Lurucina’ya götürmüşlerdi. Fakat gençler birbirine aşıktı. Bir süre sonra biz de gidip Lurucina’dan kızı aldık ve geldik. Evlendiler. Biz de onların gumbarosu olduk. Birlikte 12 çocuk ettiler. Kuzenleri Kıbrıslıtürkler bugün işgal altındaki topraklarda yaşıyor. Son zamanlarda köye gelip sık sık buluşuyorlar.
Andriani’nin babası yani Hasan ailesinden bir Kıbrıslıtürk, 1956 yılında EOKA isyancılarıyla ilgili bilgi sızdırdığı iddiasıyla öldürüldü. İnanıyorum ki solcu olduğu için öldürülmüştü. Bir süre sonra köyümüzün başkanını bile aynı iddiayla öldürmüşlerdi.
1974’te bazı Kıbrıslırum askerler köye geldi ve tüm Kıbrıslıtürk erkekleri toplayarak onları esir aldılar. Ben de tüm Kıbrıslıtürk kadın ve çocukları evime götürerek onları orada korudum…”

 


http://www.ikme.eu/cybihi/CYBIHImain/CYBIHITR/index.htm

Bu yazı toplam 1032 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar