1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslı Türklerin yok oluşunu tetikleyen adımlar
Kıbrıslı Türklerin yok oluşunu tetikleyen adımlar

Kıbrıslı Türklerin yok oluşunu tetikleyen adımlar

KIBRISLI TÜRKLER İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ Türkiye ile Kıbrıs Türk toplumunun ilişkilerinin düzeyi hep tartışma konusu olmuş ve süreç içerisinde bu ilişkiler maalesef 2 devlet ve 2 halk arasında olması gerektiği bir biçimde yatay bir düzleme taşınamamıştır.

A+A-

   

KIBRISLI TÜRKLER İLE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

Türkiye ile Kıbrıs Türk toplumunun ilişkilerinin düzeyi hep tartışma konusu olmuş ve süreç içerisinde bu ilişkiler maalesef 2 devlet ve 2 halk arasında olması gerektiği bir biçimde yatay bir düzleme taşınamamıştır. Bunun böyle olmasını gerçekleyen birçok nedenin en başlarında Kıbrıs sorununun çözüme ulaştırılamaması ve çeşitli nedenlerden dolayı ekonomik olarak Türkiye’ye bağımlı olmamız yatmaktadır denilebilir.
Her şeye rağmen bulunduğumuz konjonktürde Türkiye ile Kuzey Kıbrıs’ın arasında var olan ilişkilerin karşılıklı saygıya, empatiye ve hegemonik olmayan 2 devlet ilişkisine döndürülmesi, 2 devlet arasında birinin diğerine tahakküm kurma girişimlerine sona verilmesi ve müdahalelere olanak tanınmaması oldukça önemlidir ve bunun ön şartları da Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini yönetmeleri ile Türkiye ile olan ilişkilerde kişilikli, özgüvenli, diklenmeyen ama dik duran politikaları müzakere etmekten sakınmamalarıdır.
Ayrıca, gerektiğinde Türkiye’nin bizler adına ve bizden bağımsız olarak aldığı kararlara ve öne çıkardığı söylemlere atfen bunu Türkiye ile müzakere etmekten ve uluslar arası alanda gerekli tepkiyi koymaktan da kaçınmamak gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin Kıbrıs’ta uluslar arası anlaşmalardan doğan haklarına saygılıdır ve bu haklarına zarar gelsin istememektedir ancak kendi ülkeleriyle ve kendi gelecekleri ile ilgili konularda da öncelikli söz sahibi olarak Kıbrıslı Türkler de bu saygıyı Türkiye’den ve tüm dünyadan beklemektedir.

NE YAPMALI?

Sonuç olarak ve özcesi, Kıbrıslı Türklerin kendi ülkelerinde özne oldukları her fırsatta ve her platformda ilgili tüm kesimlere hatırlatılmalı ve bunun gerekleri de yerine getirilmelidir. Bunun ön şartı ise Kıbrıslı Türklerle Türkiye ilişkilerinin başta da belirtildiği gibi devletten devlete, iki farklı ama eşit tarafın karşılıklı saygı, yarar ve dayanışma temelinde olmasıdır.
Özellikle Kıbrıs sorununun çözümünde ve ekonomik sorunlarla demografik sıkıntıların aşılmasında, geldiğimiz aşamada Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin yükümlülükleri de güçleri de eşit ağırlıktadır ve sorumlulukları da eşittir. Bu süreçte taraflar birbirlerinin kaynaklarını sömürmek değil, zenginleştirmek ve geliştirmek üzere işbirliği yapmak durumundadırlar. Dolayısıyla bu süreçte Kıbrıslı Türkler, ortak hedef olan Birleşik Federal Kıbrıs çözümüne ulaşmak için adada gerekli mücadeleyi verirken, aynı zamanda da kendi ayakları üstünde durmak ve kendi kendini yönetmek için de sürdürülebilir ekonomik, demokratik ve politik yapılanmasını da gerçekleştirmekle mükelleftir. Bunları başarma sürecinde de Türkiye’nin Kıbrıslı Türklere ihtiyaç duyduğu desteği kesintisiz vermesi oldukça yaşamsaldır.

NÜFUS VE VATANDAŞLIK MESELESİ

Ülkemiz için bir başka önemli konu olan Türkiye’den gelmiş nüfus meselesini mikro-milliyetçiliğin tuzağına düşmeden ele almalı ve gözden geçirmeliyiz. Bu konuda olaya iki temelde yaklaşmamız gerektiği açıktır. Bunlardan bir tanesi 20 Temmuz 1974 sonrası adamıza gelen ve yıllardır birlikte yaşadığımız yurttaşlarımızdır. Bu insanlarımızın çözüm sonrası da, Annan Planı’nda vurgulandığı gibi, adamızda kalacağı gerçeği ile meseleye bakarak hareket etmeliyiz.
CTP olarak sosyalist değerlerin evrenselliği temelinde herkesle demokrasi, barış ve emeğin çıkarları temelinde ortak değerleri partimiz ilkeleri üzerinde temellendirmeli ve bu insanlarımızı partimizin değerleri ile kucaklamalı ve ortak hedeflerimiz doğrultusunda birlikte mücadele etmeliyiz.
Ayrıca yalnız Kıbrıs’ın kuzeyinde değil, bugün dünyanın pek çok ülkesinde göçmen sorunu yaşanmaktadır. Bizde de hem siyasi hem de ekonomik amaç için özellikle Türkiye’den Kıbrıs’ın kuzeyine hızlı ve kontrolsüz bir iş gücü akışı sağlanmaktadır. Bu insanlar hem ucuz emek olarak insanlık dışı koşullarda çalıştırılmaktadır hem de küçük ülkemiz içinde bu kayıt dışılık, güvenlik sorunu dahil pek çok demografik ve kültürel sorunun da oluşmasına yol açmaktadır. İşte bu nedenle partimiz CTP, ülkeye giriş ve çıkışların ve yabancı iş gücünün kontrol altına alınması için siyaset üretirken, aynı zamanda da bütün dünyada, göçmen işçilerin ve onların çocuklarının haklarını ülkelerin sol partilerinin savunduğu gibi ülkemizde de CTP göçmen işçi ve çocukların haklarını savunmaktadır.
Bizim bu ülkede diğer göç alan ülkelerden farklılığımız ise, küçük bir ülkeye, Türkiye’den sonu gelmez bir nüfus aktarımı ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki “yerli” nüfusun, kendi toprağında azınlık haline düşme korkusudur. Bu, haksız bir korku da değildir. Bu korku yalnız tarihsel bir temele sahip Kıbrıslı Türklerin korkusu değil; bilindiği gibi, adaya 20 Temmuz 1974’ten sonra gelen Türkiye’de ya da Kıbrıs’ın kuzeyinde doğmuş vatandaşlarımız da aynı korkunun yarattığı ruh halindedir. Demografik yapının bozulmaya devam etmesinden, böylece Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan tüm yurttaşlarımız şikâyetçidir.

UBP HÜKÜMETİ’NİN BASİRETSİZLİĞİ VE VATANDAŞLIK KONUSU

Kıbrıslı Türkler içerisinden geçtiğimiz bu sorunlarla donattırılmış süreçte maalesef kendi kendini yönetme erkini gerçek anlamda elinde tutamadığından ve hele son dönemlerde ekonomik anlamda yaşanan sıkıntıların da ortaya çıkardığı yeni sorunlardan ve UBP Hükümeti’nin basiretsiz ve kişiliksiz politikalarından ötürü meclisin dahi haberi olmadan kanun gücünde kararnamelerle memleketi sözde yönetmeye çalışıp ay sonu bütçesini ve maaşları denkleştirebilmek adına Türkiye’ye şirin görünme ve durumdan vazife çıkarma adına, Kıbrıslı Türklerin neredeyse tamamının tepki gösterdiği yasalar çıkarmaya başlaması ve bunu son örneği olarak beyaz ve yeşil kimlik kartı vererek ayrıca tüm kaçakları bir kez daha affetme ve vatandaş yapma girişimleri “egemen” bir halkın kabul edebileceği türden adımlar değildir.
Kendi kendini yönetmeden, demokratikleşmeden, uluslararası topluma bir devlet olarak bağlanmadan, gelişigüzel yeni vatandaşlıklar verilmesine CTP kesin ve net bir şekilde karşıdır.
KKTC’ye, KKTC’nin gerçekten ihtiyaç duyduğu alanlarda çalışmaya gelenlerin yaşam ve çalışma koşulları iyileştirilmeli ancak vatandaşlıkları söz konusu olmamalı ve doğal vatandaşlık edinimi dışında, bilimsel, ekonomik katkı dâhil, yeni vatandaşlık verilmesi hemen durdurulmalı ve zorunlu durumlarda yılda sembolik bir üst sayıyı aşmayacak şekilde (örneğin yılda vatandaş nüfusun maksimum binde biri kadarı) vatandaşlık verilebileceği yasalaştırılmalıdır.
Ülkemizde ancak evlilik ve doğum halinde vatandaşlık gündeme gelebilmelidir. Bununla birlikte fason evliliklerin de mevcudiyetini dikkate alarak, evlilikten dolayı KKTC vatandaşı olma hakkının bir yıl içerisinde değil, daha uzun bir sürede (örneğin en az 3 yıl gibi) kazanılmasını da yasalaştırmalıyız. İnsanın bir ülkede yaşaması ve çalışması için illa ki o ülkenin vatandaşı olmaya ihtiyacı yoktur. 1974’ten sonra Kıbrıs’a gelip yerleşen ve halen KKTC vatandaşı olan Türkiye kökenlilerin vatandaşlıkları ise tartışma konusu yapılmamalıdır.
(…)Bizler farklılıklara saygı gösteren, farklılıkları kabul eden ve bu farklılıklardan yola çıkarak farklılıkların eşitliğini ve adaleti savunan bir partinin üyeleri ve sosyalist düşünceye inanan ve bunu bir yaşam felsefesi olarak da içselleştiren insanlarız.

Bizlerin ırkçılıkla ve milliyetçilikle bir işimiz yoktur ancak bu kendi toplumumuzun yok edilmesine daha fazla da seyirci kalacağız anlamına gelmemelidir. Bizim insanlarla bir sorunumuz yoktur ancak insanları kendi emelleri doğrultusunda kullanan ve farklılıkları kutuplaştırıp birbirine karşı çatıştıran zihniyetlerle çözmemiz gereken sorunlarımız vardır ve bu mücadeleyi de sürdürmekten vazgeçmeyeceğiz…

(…)Ancak özellikle UBP türü bir parti ve hegemonik anlayışlar sürerse umarım Kıbrıslı Türkler bir gün yok edilen toplumlar listesine yazılmasın. Fakat bilinsin ki Kıbrıslı Türkler ve hali hazırda 1974 sonrası adaya Türkiye’den gelip yerleşip vatandaş olan tüm KKTC vatandaşları kendi gelecekleri için mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerdir.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1112 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler