1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslı Türklerin varlık ve gelecek siyaseti
Kıbrıslı Türklerin varlık ve gelecek siyaseti

Kıbrıslı Türklerin varlık ve gelecek siyaseti

Türkiye’deki seçimler, AK Parti’nin her iki kişiden birinin oyunu alması ile sonuçlandığını biliyoruz. Sonuçların ardından özellikle CHP ve BDP’li bazı tutuklu milletvekillerinin meclise girememesi ile ilgili oluşan gerilim üst boyutta.

A+A-

Kıbrıslı Türklerin varlık ve gelecek siyaseti

Türkiye’deki seçimler, AK Parti’nin her iki kişiden birinin oyunu alması ile sonuçlandığını biliyoruz. Sonuçların ardından özellikle CHP ve BDP’li bazı tutuklu milletvekillerinin meclise girememesi ile ilgili oluşan gerilim üst boyutta. BDP ve CHP’li milletvekillerinin yemin etmeyerek siyasi gelişmeleri yönlendirdiği ise bir gerçek.

Uzun süredir yakından izlediğimiz AKP’nin yükselişi elbette rastantı değildir. Uzun vadeli planlanmış, pek çok faktörün etkisi ile gelişmiş ve bu sonuca ulaşmıştır. En büyük başarı, süreci iyi yönetmeleri olmuştur. Diğer bir ifadeyle siyasi, sosyal, ekonomik ve özellikle psikolojik bağlamlarda bilimsel çalışmalarla toplum mühendisliğini en iyi şekilde gerçekleştirmeleri.

AKP hem mali kaynakları yüksek kurumsal yapısı, hem net ideolojik duruşu hem de tabanını hareket ettiren inanç bağları ile özde muhafazakar bir partidir. Demokrasiden çok önce muhafazakar değerlerin varlığı üzerinden siyaset tercihi bu nedenledir. Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren oluşmuş ve Türkiye toplumuna hakim kılınmış baskın laik kültüre karşı, muhafazakar değerlerin öne çıkarıp egemen kılınmıştır. Anadolu ve muhafazakar görüşlü sermaye gruplarının desteklenmesi, teşvik edilmesi bağlamında neo liberal politikalar üzerinden dünyaya entegre olarak siyasi ve ekonomik gelişme sağlamıştır. Yaratılan muhafazakar yeni kültür, yüz yıldır uyuyan bir devin uyanmasına yol açmış olması yanında, yeni dünya ekonomik sistemine,  sermaye düzenine entegre olmanın getirdiği olanaklardan yararlanmıştır. Elbette demokratik kültür, AB üyeliği pahasına.

Görüntü odur ki AKP, Avrupa Birliği ve bununla bağlantılı Kıbrıs sorununu gündeminden çıkarmıştır. Bunun pek çok gerekçesi olabilir. İki liderden tutun da, AB’nin Türkiye’ye karşı “katı” pozisyon almasına kadar. Ancak Türkiye yetkililerinden ne Kıbrıs sorununun çözümüne dönük bir açıklama ne de Avrupa Birliği’ne yönelik yapıcı bir açıklama duymaktayız. Bunlar yerine daha çok ekonomik konular üzerinden şekillenen açıklamalar yerini almıştır, Kıbrıs’la ilgili.

Dikkat edilirse, “komuşularla sıfır sorun” politikası bağlamında bir süre önce ortaya atılan dış politika projesi de başarılamamıştır. Bunun bizim için önemi, bu proje bağlamında Kıbrıs sorunu ile ilgili yeni bir dinamizme yol açabilecek olmasıdır. Ancak gündemden düşmüştür.

Demokrasi ve özgürlüklerden ödün vererek sağlanan ekonomik gelişme ve salt milli gelirdeki artışa yansıyan gelişmelerin Türkiye insanını ne denli “uygar ve zengin kıldığı” ise tartışmalı.

Kıbrıslı Türkler için, Türkiye’deki siyasi gelişmeleri doğru okumak önemlidir. Her açıdan !

Dolayısıyla Kıbrıslı Türklerin kendi sorunlarına çözüm üretme sorumlulukları bugün her zamankinden daha da acil ve şarttır. Hem siyasi hem de ekonomik anlamda.

Türkiye ile sağlıklı ve saygılı diyalog kurma, tahakkümcü ilişki biçimini reddeden ve Kıbrıslı Türklerin, kuzey Kıbrıs’ın “efendisi” olabilmesi adına çözüm üretme, içinde bulunduğumuz koşullardan ciddi anlamda rahatsız herkesin görevidir. Bu anlamda, ileriye doğru yol alabilme ve geleceği görebilme adına, Kıbrıslı Türk siyaseti “kendi” yolunu kendisi çizmeli ve diyalogtan kaçmadan başta AK parti olmak üzere Türkiye’deki her siyasi oluşum ile görüşmelidir.

Kıbrıslı Türklerin varlık ve gelecek siyaseti, siyasi merkezi yaşadığımız topraklar yaptığı gün gelişecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 775 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler