1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslı Türk sporcular için sorun ambargo değil, baraj
Kıbrıslı Türk sporcular için sorun ambargo değil, baraj

Kıbrıslı Türk sporcular için sorun ambargo değil, baraj

Londra’da görkemli bir açılışla başlayan ve günlerce milyonları ekranlara, on binleri stada kilitleyen Olimpiyat yarışları, bugün sona eriyor. İki hafta boyunca nefes kesen olimpiyat yarışlarından akıllarda kalan ise, Kıbrıslı Türk sporcuların uğrad

A+A-

OLİMPİYAT BARAJINI KENDİ DALINDA GEÇEN TEK KIBRISLI TÜRK SPORCU REŞAT OĞUZ:

 

Kıbrıslı Türk sporcular için sorun ambargo değil, baraj

Londra’da görkemli bir açılışla başlayan ve günlerce milyonları ekranlara, on binleri stada kilitleyen Olimpiyat yarışları, bugün sona eriyor. İki hafta boyunca nefes kesen olimpiyat yarışlarından akıllarda kalan ise, Kıbrıslı Türk sporcuların uğradıkları ambargolar ve ilk kez Kıbrıslı Türkleri Olimpiyatlara taşıyan Meliz Redif’ti. Tabii bir de ilk kez ikincilik madalyasıyla Kıbrıs tarihine geçen Kıbrıslı Rum sporcunun yelken dalındaki başarısı.

Kıbrıslı Türk sporcular ambargonun kurbanı mı, Olimpiyat bayrağı altında da yarışlara katılabilir miyiz soruları yanında, Kıbrıs’ın Kuzey’indeki spor politikalarını, dünya çapında bir rekortmenle konuştuk.

 Raşat Oğuz, kendi branşında Olimpiyat barajını geçen tek Kıbrıslı Türk. Ancak bu barajı iki kez geçmiş olmasına rağmen, birinde sakatlığından ikincisinde geçirmek zorunda kaldığı bir operasyondan dolayı yarışlara katılamamış. Türkiye Milli Takımında yarışmış, çeşitli kategorilerde rekorları var. 3 yıl Galatasaray, 9 yıl da Fenerbahçe atletizm takımlarında yer almış. 1995’de Dünya Şampiyonası’na katılmış. Olimpiyatlarda yarışan İzmirli eşi Candeğer Oğuz’un başarılarında antrenör olarak da imzası olan Reşat Oğuz, spor kariyerine antrenör olarak devam ediyor.

·        SORUN AMBARGO DEĞİL, BARAJ …Eğer bizim devletimiz yok diyebiliyorsanız, Olimpiyat bayrağı altında da olimpiyat yarışlarına katılabilirsiniz. Ancak ister Türkiye bayrağı, isterse de Olimpiyat bayrağı olsun sonuçta baraj aynı baraj. Önemli olan bu barajı geçebilmek. Örneğin 100 metre yarışlarında 1-2 milyon kişiyi geçip uluslararası barajı aşabiliyorsunuz. Bu her dalda değişiyor. Ama en azından binlerce başarılı sporcuyu geride bırakabilmeyi başarmanız gerekiyor, olimpiyatlarda yarışabilmeniz için…”

 

·        RUMLAR TÜRKİYE’DEN DAHA BAŞARILILAR “…Biz henüz devlet olarak biz vizyon ortaya koyamamışken, Tenisçi Rum sporcu dünyada ilk 10’a girebiliyor. Yelkenci Olimpiyat ikincisi oluyor. 96 Atlanta Olimpiyatlarında yine Rum sporcu tek beyaz olarak Olimpiyat Yarı finalinde yarıştı. Rum yüksekçinin Dünya ikinciliği ve üçüncülüğü var. Yine bir Rum sporcu 200 metrede dünya finali koştu. Bugün 100,200 metre, 3 adım ve 100 metre engelli rekorları 70 milyonluk Türkiye’den daha fazlaysa demek ki bu coğrafyada bir şey var…”

 

SORUN AMBARGO DEĞİL, BARAJ

Öncelikle Kıbrıslı Türkler’in Olimpiyat bayrağı ile Olimpiyat yarışlarına katılmasının mümkün olup olmadığını soruyoruz, Reşat Oğuz’a. Bunun her şeyden önce siyasi bir karar olduğuna vurgu yaparak, aslında Kıbrıslı Türk sporcularla ilgili temel sorunun, Olimpiyat barajını geçebilmek olduğuna işaret ediyor.

“Eğer bizim devletimiz yok diyebiliyorsanız, Olimpiyat bayrağı altında da olimpiyat yarışlarına katılabilirsiniz. Ancak ister Türkiye bayrağı, isterse de Olimpiyat bayrağı olsun sonuçta baraj aynı baraj. Önemli olan bu barajı geçebilmek. Örneğin 100 metre yarışlarında 1-2 milyon kişiyi geçip uluslararası barajı aşabiliyorsunuz. Bu her dalda değişiyor. Ama en azından binlerce başarılı sporcuyu geride bırakabilmeyi başarmanız gerekiyor, olimpiyatlarda yarışabilmeniz için. “Biliyorsunuz Meliz de 4x400’de kendi barajını geçemedi. Ama olimpiyatlarda yarışacak ilk Kıbrıslı Türk olarak Türkiye takımıyla yarışacak.”

Reşat Oğuz, kendi dalında Olimpiyat barajını geçebilen tek Kıbrıslı Türk. Ancak buna rağmen yarışamamış. Bunu büyük bir talihsizlik olarak nitelendiriyor.

“Ben olimpiyat barajını kendi dalında geçebilen tek Kıbrıslı Türk’üm. 1995’de Dünya Şampiyonası’na katıldım. Dünya Şampiyonası barajı ile olimpiyat barajı aynıdır. Ama o yıl yapılan olimpiyatlara sakatlığım nedeniyle katılamadım. Sydney’de 2000’de yapılan Olimpiyatlarda da barajı geçmeme rağmen, kasığımdan ameliyat olduğum için yine katılamadım.”

Reşat Oğuz, dünyanın birçok ülkesinden binlerce başarılı sporcuyu geride bırakıp yarışmaya katılmaya hak kazanmasına rağmen, iki kez üstü üste yaşadığı bu şansızlıklar nedeniyle, son derece büyük bir üzüntü yaşadığını da anlatıyor.

Oğuz, “Şu anda samimi olmak gerekirse, şimdiki en iyi derecem, barajı geçmek için yeterli değil, maalesef. Teknoloji her yıl gelişiyor. Bu da sporcuların daha iyi dereceler yapmasına yardımcı oluyor.” diyor.

Reşat Oğuz, sporla ilgilenmeye kimlik kazanmak için başladığını ve üniversite yıllarında özellikle Türkiye’deki arkadaşları ve hocaları tarafından da önemli ölçüde teşvik edildiğini söylüyor ve şöyle devam ediyor.

“Ben şişman bir çocuktum. Arkadaşlarım benimle hep dalga geçerlerdi. Ben de bir nevi kimlik kazanmak için sporla ilgilenmeye başladım. Şişmandım ama iyi koşardım. Üniversiteye başlayınca hocalarım beni teşvik etti. Ve ben Avrupa standartlarında sporcu olabilmek vizyonunu bu sayede aldım. Gazi Üniversitesi’ndeyken 100 metrede çok iyi koştuğum için 19 yaşında gençlerde Türkiye şampiyonu oldum. 1991-94 yılları arasında Galatasaraya’da, 1994-2003 yıllarında da Fenerbahçe Atletizm takımlarındaydım.”

 

AVRUPA STANDARTLARINDA SPORCU YETİŞTİRMEK

Başarılı sporcu, 2002’de Atina’da antrenmanda bir kalp spazmı geçirmiş. Ardından da yarışmaları bırakıp, spor kariyerine antrenör olarak devam etmiş. Şu anda evli olduğu eşi, Candeğer Oğuz da kendisi gibi şampiyon sporculardan. Candeğer Oğuz, Reşat Oğuz’dan farklı olarak olimpiyatlarda yarışmış. Reşat Oğuz’un ise, eşinin bu başarılarında antrenör olarak imzası var. Antrenör olarak şimdiki hedefi ise, 2016 Rio Olimpiyatları için atletizm dalında yarışacak en az bir sporcu yetiştirmek.

“Avrupa standartlarında sporcu yetiştirmek, vizyon, hedef koymak önemli bir şey. Ben bunu yapıyorum. Ancak ülkemizde ne yazık ki böyle bir anlayış yok. Bizde gençlere temel spor anlayışını beden eğitimi öğretmenleri veriyor. Beden eğitimi öğretmenliğinin de müfredat ve sistem gereği böyle bir vizyonu taşıdığını söylemek çok zor. Sonuçta beden eğitimi öğretmenleri profesyonel sporcu yetiştirmezler. O yüzden bizde küçük yaşlarda başarılı olan çocuklar maalesef ya yönlendirilemiyor ya da yanlış yönlendiriliyor. Benim en büyük şansım bu vizyonu olgun bir yaşta, Türkiye’de almış olmam. Eğer böyle bir vizyon taşımıyorsanız, nasıl dünya şampiyonu olacaksınız ki?”

 

TÜRKİYE’NİN SPOR VİZYONUNDAN YARARLANABİLMELİYİZ

Reşat Oğuz, Kıbrıslı Türk sporcuların Türkiye bayrağı altında olimpiyatlara katılabilme olanağını bir şans olarak değerlendirdiğini söylüyor. “Bu adada bir çözüm olana kadar bence Türkiye’nin spor vizyonundan yararlanabilmemiz gerekiyor. Kıbrıslı antrenörler ve sporcular, spor vizyonlarını şu anda ancak Türkiye’den alabiliyorlar. Ama Türkiye nasıl olsa çalışıyor diye burada spor politikalarının gelişmemesi de söz konusu olamaz.”

 

SPOR POLİTİKAMIZ YOK    

Ülkede bir spor politikası olmadığına işaret eden Oğuz, “siyasiler geçici olduğu için ileriye yönelik adımlar atılamıyor” diyor ve devam ediyor;

“Sporun bir devlet politikası haline gelmesi lazım. Ancak ne yazık ki kişisel çıkarlar her zaman toplum çıkarlarının önünde. Sporla ilgili yetkili konuma getirilen kişilerin de genellikle o branştan gelmediklerine ve böyle bir vizyon taşımadığına şahit oluyoruz. Bu vizyonu taşıyanların yapmaya çalıştıkları da sonraki hükümetler tarafından değiştirilebiliyor. İşin ehli kimse yetkili kılınmıyor devlet kurumlarında”

Reşat Oğuz yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor;

“Öncelikle teşvik ve ödül yönetmeliği çıkarılmalı. Bizde ne yazık ki, “devlet başarılı sporcuyu korur” maddesinin ötesinde bir düzenleme yok, bu alanda. Bakanlar Kurulu’nun hem bireysel hem de takım sporları için yönetmelik çıkarması, bir anda kuantum sıçraması yaratır. Bunun yanında tesisler geliştirilmeli ve federasyonlara da mutlaka adam akıllı bir bütçe verilmeli.”

“Bizde sporcuyu ileri götürecek kanun yok” diyen Oğuz, tam teçhizatlı spor tesislerinin de sadece Lefkoşa’da değil, Mağusa, Girne hatta Karpaz’da da olması gerekliliğine işaret ediyor.

Reşat Oğuz’a Kıbrıslı Rum yelkencinin olimpiyat başarını da soruyorum.

“Devlet destek vermiş ve olimpiyat ikincisi olmuş. Bu son derece önemli bir olay. Bütün olimpiyat tarihine hem kendi adını hem de ülkesinin adını yazdırmış. Devletlerin bundan büyük reklamı olabilir mi? Hiçbir Turizm Bakanlığı bu kadar büyük bir reklam yapamaz. Biz de eğer Kıbrıslı Türkler’in varlığını dünyaya hatırlatmak istiyorsak, Avrupa standartlarında sporcular yetiştirerek böyle başarılar almayı hedeflemeliyiz. Bence hangi bayrak altında katılmaktan ziyade, katılabilecek başarıları elde edebilmek çok daha önemli. Çünkü sonuçta bu barajı geçemiyorsanız zaten olimpiyatlara katılmanız da mümkün olmuyor.

Bireysel sporlarda olimpiyatlara katılabilmek için dünya federasyonlarının barajını geçmek gerektiğini hatırlatan Oğuz, bireysel sporların bu açıdan daha zor olduğunu söylüyor. “Barajı geçtikten sonra derece için de uğraşmanız temel hedefinizi büyük koyup buna odaklanmanız önemli.”

 

KIBRISLI SPORCULAR TÜRKİYE’YE GÖRE DAHA AVANTAJLI

Kıbrıslı sporcuların Türkiyeli sporculara göre daha avantajlı olduğunu da söyleyen Reşat Oğuz, şöyle devam ediyor;

“Akdenizliler coğrafi açıdan daha avantajlı. Özellikle biz ada ülkesi olarak Türkiye’ye göre daha avantajlı konumdayız. Daha çok et tükettiğimiz, protein, fosfor ağılıklı beslenmenin ve daha bilinçli olmanın avantajları var bizde. Fransa, İtalya, Yunanistan bunu ispatladı. Coğrafi ve fiziki yapımız kesinlikle bir avantaj. Örneğin, Jamaika’nın su topuna yüklenmemesinin bir sebebi var. Çünkü deri altı yağları azdır ve su topuna uygun değildir.”

Oğuz, Kıbrıslı sporcular için bisiklet, su sporları, eskrim, yüzme ve atletizmin önde gelmesi gereken dallar olduğuna da vurgu yapıyor.

Reşat Oğuz şöyle devam ediyor;

“Biz henüz devlet olarak biz vizyon ortaya koyamamışken, Tenisçi Rum sporcu dünyada ilk 10’a girebiliyor. Yelkenci Olimpiyat ikincisi oluyor. 96 Atlanta Olimpiyatlarında yine Rum sporcu tek beyaz olarak Olimpiyat Yarı finalinde yarıştı. Rum yüksekçinin Dünya ikinciliği ve üçüncülüğü var. Yine bir Rum sporcu 200 metrede dünya finali koştu. Bugün 100,200 metre, 3 adım ve 100 metre engelli rekorları 70 milyonluk Türkiye’den daha fazlaysa demek ki bu coğrafyada bir şey var.”

Reşat Oğuz, bugün bir çözüm olsa, Kıbrıslı Rumları izleyen Kıbrıslı Türk sporcuların da 10 yıl içinde dünya standartlarını yakalayabileceklerini ifade ediyor.

 

2020 OLİMPİYATLARI TÜRKİYE İÇİN ZOR HEDEF

Türkiye’nin 2020 Olimpiyatları için aday olduğunu da hatırlattığım Oğuz, bunun gerçekleşebileceğine inanmadığını söylüyor ve gerekçesini de şöyle açıklıyor;

“Türkiye’nin Olimpiyatları alabilmesi için çok çalışması lazım. Ancak Türkiye’de olimpiyat yaşam tarzı benimsenmiş değil. Bugün Londra Olimpiyat stadı bütün yarışlarda doludur. Türkiye’de o bilinçle o statları dolduracak izleyici yok.”

Yine de Türkiye’nin olimpiyatlar için çalışmasının Kıbrıslı Türkler için de önemli bir şans olduğuna işaret ediyor, Oğuz. “Tabii ki 2020 Olimpiyatları’nın Türkiye’de yapılması Kıbrıslı Türk sporcular için de bir şans olur. Her şeyden önce spora yatırım büyür, klüplere sporculara destek artar. Yeni spor kanunlarıyla daha iyisi için çaba harcanır ve bütün bunlardan Kıbrıslı Türk sporcular da yararlanır.

Ve ekliyor; “Dünya standartlarında yarışacak sporcu yetiştirmek için her şeyden önce bizim de ortaya vizyon koymamız gerekiyor.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1186 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler