1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslı Türk Solunun Krizinin Aşılmasi İçin Bir Manifesto Denemesi[i]
Kıbrıslı Türk Solunun Krizinin Aşılmasi İçin Bir Manifesto Denemesi[i]

Kıbrıslı Türk Solunun Krizinin Aşılmasi İçin Bir Manifesto Denemesi[i]

Cemal Mert: Evrensel solun esas misyonu, dünyanın ve insanlığın iyiye, güzele, mutluluğa, eşitliğe, özgürlüğe, barışa, demokrasiye ve refaha ulaşması yönünde mücadele etmektir. Bu yolda değişimi, dönüşümü ve ilerlemeyi savunmaktır

A+A-

 

 

Cemal Mert

mertcemal@kibrisonline.com



 

Evrensel solun esas misyonu, dünyanın ve insanlığın iyiye, güzele, mutluluğa, eşitliğe, özgürlüğe, barışa, demokrasiye ve refaha ulaşması yönünde mücadele etmektir. Bu yolda değişimi, dönüşümü ve ilerlemeyi savunmaktır. Bu misyonun sonu yoktur, ucu açıktır. Günün koşullarına göre sol düşünce, misyonunun güncel programını ve hedeflerini hem yerel ve hem de evrensel düzeyde yenilemek zorunluluğundadır. Çünkü maddi hayat da düşünsel dünyamız da devamlı surette değişim halindedir.

 

Dünya uygarlığının oluşmasında, insanlığın tümünün ve öncü bireylerin topyekûn kol ve beyin emeği vardır. Bütün emekler üst üste eklenerek dünya uygarlığını oluşturmuştur. Bu günlere gelirken doğruyu - gerçeği arama; özgürlük ve eşitlik ihtiyacı insanlığın gelişmesini tetiklemiştir.

 

Uygarlık tarihi, gelgitler, yükselişler ve çöküşlerin tarihidir bir anlamda. Savaşların, yıkımların, köleliğin, tahakkümün tarihidir. Aynı zamanda insanlaşmanın, özgürlük ve eşitlik mücadelesinin, barış felsefesinin, refahın da tarihidir.

 

Uygarlık tarihini ve onun gelişiminin dinamiklerini anlamamızda büyük bir insanın çok önemli katkısı olmuştur. Bu büyük insan, kendinden önceki bilgileri sentezleyerek yeniden kuran, filozof, bilimadamı, devrimci, eylemci kişi Karl Marx’dır. Uygarlık tarihini incelerken, Marx’tan önce ve Marx’tan sonra diye ikiye ayırmak yanlış olmaz kanımca. Nasıl ki biyolojide Darwin’den önce ve sonra; fizikte ise Einstein’dan önce ve sonrası olduğu gibi...

 

19. ve 20. yüzyıl sosyalist mücadeleleri, tüm versiyonları[ii] ile yaşanmış, dünyayı değiştirmiş, değişen dünyaya ayak uyduramayanlar tarih sahnesinden çekilmişlerdir.

1970’lerden itibaren Çin’in küresel piyasalara entegre olması ve 1989’da Sovyetlerin dağılmasından sonra, “tek ülkede sosyalizm” (ulusal sosyalizm) inşasının imkânsızlığı anlaşılmıştır. Gelişmiş kapitalist ülkelerin, 1. ve 2. Dünya Savaşları ve sonrasında yaşadıkları deneyimler de göstermiştir ki  “tek ülkede kapitalizm” (ulusal kapitalizm) çağı da bitmiştir.[iii]

21. yüzyıl, küresel düzeyde, kapitalizm ve sosyalizmin[iv] rekabeti ve yarışmasına yeniden sahne olacaktır. Ancak, 20. yüzyıl sosyalist ve liberal/neo-liberal ideoloji ve pratikleri geride kalmıştır. Çünkü yaşanan süreçler göstermektedir ki çağımızın sorun ve ihtiyaçlarına[v] yanıt vermekte yetersiz kalmışlardır.

 

O zaman, 21. yüzyılda insanlığın gelişmesi yolunda yarışacak olan sosyalist ve liberal ideolojilerin yeni versiyonları olmak durumundadır. 

Peki, yeni versiyon ideolojiler gökten zembille mi inecektir? Hayır, değil elbette! Yeni ideolojiler, eskilerin eleştirilmesi ve yeni koşullarda aşılmaları ile olacaktır.

Sol düşünce dünyasında, son yirmi – yirmibeş yılda yeni arayışlar ve deneyimler yaşanmaktadır zaten. Aynen sağ düşünce dünyasında olduğu gibi... Ülkemiz solu da son yirmi - yirmibeş yıldır yeni koşullara uyum sağlayacak arayışlarını sürdüregelmektedir. Bu pratiği en yoğun yaşayan sol akım, Cumhuriyetçi Türk Partisi’dir.[vi] 1990’lardaki “Yeşil Kitap Konsepti” ve 2003’teki “Birleşik Güçler Konsepti” bu arayışların ülkemiz koşullarındaki yaratıcı örnekleridir. Bu sayede CTP, her iki dönemde de hükümete gelme deneyimini yaşayabilmiştir. Solun bu dönem yeniden başarması gereken olgu, yeniden hükümete gelme ve statükoyu bertaraf edinceye kadar hükümette[vii] kalıp, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını koruyup, geliştirmektir. Somut vizyon ise Kıbrıs’ta çözüm, barış ve Avrupa Birliği üyeliğimizin sağlanmasıdır.[viii]

 

Bu yola çıkarken, dünyada ne olup bittiğine de bakmamız gerekmektedir. Marx’ı, Engels’i, Lenin’i, Rosa Luxemburg’u, Kautsky’i, Trotsky’i, Mao’yu, Castro’yu, Che’yi, Gramsci’yi, Louis Althusser’i ve diğerlerini yeniden gözden geçirmeliyiz. Tüm sosyalist deneyler, ulusal kurtuluş hareketleri, feminizm, ekolojik hareket ve tüm diğer yeni toplumsal hareketler de mutlaka ilgi alanımızda olmalıdır. Dünyada bu işi yapan başlıca düşünürler, Michel Foucault, Meghnad Desai, Antonio Negri, Michael Hardt, Slavoy Žižek, Ernesto Laclau, Chantal Mouffe, Alain Bodiou, André Gorz, Naom Chomsky ve adını anamadığım diğerleri neler yazıp, söylemektedirler? Bunlara bakmamız gerekir. Türkiye’de Mehmet Altan, Nabi Yağcı, Ahmet İnsel, Ufuk Uras, Oral Çalışlar, Oya Baydar, Murat Belge, Ömer Laçiner ve Birikim Dergisi çevresi ve anmadığım diğerleri önemli referans kaynaklarımız olmalıdır.

Kıbrıs’ın Güneyinde, takip edebildiğim herhangi bir akım ve kişi henüz yoktur. Ama bu benim ve bizim sol hareketimizin bir eksikliğimizdir. Kıbrıs’ın Kuzeyinde, gerek bireysel ve gerekse grupsal olarak yeni sol arayış ve deneyimler için çaba harcayanları da ilgiyle izlemeye çalışıyorum. [ix]

 

Ülkemizde, alışılagelmiş geleneksel sol düşünceye, siyaset tarzına, örgütlenme ve davranış kalıplarına eleştirel yaklaşan solcular, pek hoş karşılanmazlar. Muhafazakârlık, sanılanın aksine yalnızca sağa özgü bir tutum değildir; uzun zamandan beridir ki sola da musallat olmuştur. Değişimin felsefesine sahip olan solu, bu muhafazakârlıktan kurtarmak gerekmektedir. Aksi hâlde en hafifinden, “hayatı kitaba uydurma” veya “miadı dolmuş dogmalarınıza tapınma” gibi saçma bir durumla karşılaşırsınız; hayat sizi aşar; siyaseten etkisiz bir hâle düşersiniz.

Bizim de yapmaya çalıştığımız, geleneksel evrensel ve yerel sol kuram ve pratiklere[x] sırtımızı yaslayarak ileriye bakmaktır.

Bugün ve yarının, dünde olmadığını bilerek; ama dünü anlamadan da yarının olamayacağını unutmadan; ayaklarımızı yerden kesmeden; sol birikimi dağıtmadan; ileriye taşınmasına katkı yapmak amacamız olmalıdır.

Acaba, sol hareketimizin böyle “bir sıçrama yapma niyeti” var mıdır?

Niyeti olmayanlar,  çamurda debelensin ya da #toparlansın!

Niyeti olanlar, beri gelsin!

 

 



[i] Bu makale, yayına hazırlamakta olduğum,  “Müşterisi Olmayan Dükkân Ya Da Yöneten Sol” isimli kitabın, “Giriş” bölümünün, Gaile Dergisi için adapte edilmiş hâlidir

[ii] Paris Komünü, Ekim-Sovyet Devrimi, Çin, Küba Devrimleri, Doğu ve Batı Avrupa deneyimleri, Ulusal Kurtuluş Hareketleri ve başta Şili olmak üzere, Asya, Afrika ve Latin Amerika deneyim ve pratikleri.

[iii] Meghnad Desai, Marx’ın İntikamı, Eflatun Yayınları/Elif Yayınevi, 2011, İstanbul.

[iv] Bazı yazarlar, sosyalizm yerine komünizm terimini tercih etmektedirler. Ben ise her iki terimi eşanlamlı olarak kullanmak yanlısıyım.

[v] Irk ve cinsiyet ayrımcılığı, azınlık sorunları, çevre ve ekoloji felâketi, açlık ve temiz su sorunu, emeğin sömürüsü, eşitsizlik, demokrasi sorunu, dinsel ve etnik fanatizm ve köktencilik, militarizm ve savaşlar vd.

[vi] CTP adının ön plânda anılması, TKP, YKP, Halk-Der vd. sol gelenek ve hareketlerin yaşadığı pratikleri göz ardı ettiğim anlamına gelmez.

[vii] Geçmiş TKP ve CTP hükümet deneyimlerinin yaratıcı, eleştirel muhasebesi henüz tam anlamı ile yapılmış değildir. Bu durum sol hareketimiz için bir handikaptır. Bir diğer handikap ise Hristofiyas – AKEL hükümet deneyiminin sonuçlarının tartışılması ve eleştirilmesinde yaşanmaktadır.

[viii] Çözüm, barış ve AB hedefine varmak, oradan ise Avrupa sosyalist hareketine entegre olabilmek için, solun bugünden başlayan bir  geçiş programı ihtiyacı vardır. Statükodan çıkış programı da diyebileceğimiz bu sosyo-ekonomik-politik program somut vizyon ile bağlantılı olmalıdır.

[ix] Gaile Dergisinin ve burada yazanların bu arayıştaki rolünü takdir etmemek olası değildir. 

[x] Bu bağlamda Kıbrıslı Türk devrimciler, Derviş Ali Kavazoğlu, Fazıl Önder, Türk Eğitim Kulübü (TEK) ve İnkilapçı Gazetesi çevresi başta olmak üzere, Cumhuriyet Gazetesi yazarları Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan ve arkadaşları, Dr. İhsan Ali, Sadi Erkurt ve arkadaşları, AKEL - PEO içindeki solcu Kıbrıslı Türkler, CTP, DGD, KÖGEF, ÜTK ve Halk-Der hareketleri, TKP geleneği, Alpay Durduran ve YKP hareketi, FEMA,  başta Kıbrıslı Gençlik Platformu (KGP), Baraka vd. gençlik hareketleri deneyimleri sol geleneğimizde değerli katkıları olan ortak mazimizdir. Bu mazi, bugün ve yarınımızı da aydınlatmalıdır. Bu mazinin eleştirilmesi ve bugün yeni koşullarda aşılması gerekmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 899 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler