1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kıbrıslı Rumlar’da eğitimin özü son 200 senedir değişmedi!” 3
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kıbrıslı Rumlar’da eğitimin özü son 200 senedir değişmedi!” 3

A+A-

Hristina Valanidu ile Kıbrıslırum toplumunda eğitimin tarihçesi ile ilgili röportajımızın devamı  şöyle:

SORU: Kıbrıslıtürk Cemaat Meclisi’nde olanlar da “TAKSİM” düşüncesini ileri götürüyorlardı…
DR. HRİSTİNA VALANİDU:
Kimse yeni kurulan devleti güçlendirmeyi düşünmüyordu. Kimse “İşte şimdi yeni bir devletimiz var, işbirliği içinde çalışalım artık” demiyordu. Geliştirdikleri programlardan görebilirsiniz bunu, tüm programlar buna yönelikti… “İrredentist” diye bir sözcük var, (irredantist: kaybedilen topraklarını geri isteyen, ülkenin kaybedilen topraklarını geri isteyen kimse.)

Rumca’da bunun için bir sözcük var, şunu kullanıyoruz: “Alytrotismos”… Bu, “irredentist” demektir.
“İrredentist” ne demektir? Hiçbir zaman kabul etmezsiniz çözümü, mesela İstanbul’u geri alacağınızı düşlersiniz. Veya “ENOSİS” olacağını düşünürsünüz. Yani o pembe düşlerden kurtulamazsınız, buna “irredentist” diyoruz. “Alytrotismos” dediğimiz budur işte.

1959’dan 1960’tan hemen sonra tüm politikaları, eğitimi idare eden düşünce buydu işte. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra buna dayalı politikalar yürütüyorlardı.

Bu arada Yunanistan’la programları da aynıydı. Aynı programları takip ediyorlardı. Hatta Kıbrıslırum Öğretmenler Birliği o dönem “Yunan eğitim sistemiyle ENOSİS” ilan etmişti! Zaten Yunanistan’dan üst düzey resmi yetkililer gelerek, Kıbrıslırum yetkililerden eğitimde ENOSİS ilan etmelerini talep etmekteydi! İki eğitim sisteminin birleştirilmesini talep ediyorlardı yani…

Kıbrıslırum yetkililer de yaptıkları açıklamalarda amaçlarının Helen ruhunu, ENOSİS ideallerini geliştirmek olduğunu, Kıbrıs’ın bir Yunan adası olduğunu söylüyorlardı. Bunlar arasında Kıbrıslırum Cemaat Meclisi Başkanı Spiridakis, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Makarios da vardı. (Hatta AKEL 27.6.1967’de “saf ENOSİS”ten söz eden bir açıklama da yapmıştı!)

Makarios’un izlediği politikalardan söz etmeyeceğim çünkü bu zaten çok iyi biliniyor.

Yani tüm bunlar 1963-64 olaylarına yol açtı… Yani 1963-64 olaylarına yol açan genel atmosfer, bu Hellenosentrizm atmosferiydi, “Buraya eski rüyamızı, anavatanımızla birleşme rüyamızı gerçekleştirmeye geldik” düşüncesiydi.

Böylece 1963 olayları yaşandı, Kıbrıslıtürkler ayrı bölgelerde yaşamak durumunda kaldılar, böylece hükümet Kıbrıslırumlar’a kalmıştı. 1963-64 olayları Kıbrıs tarihinde de, iki toplumun ilişkilerinde de kara bir lekedir.

Kıbrıslıtürkler hükümetten ayrılmışlardı, bunun sonuçları da iyi biliniyor! Bu olaylar eğitim politikalarını, okullardaki atmosferi, tarih eğitimini, okul anma toplantıları ve kutlamaları, öğretmenlerin anlatılarını vs. hep etkilemişti…

1965’te Eğitim Bakanlığı oluşturdu Kıbrıslırumlar. İlk eğitim bakanı da, Kıbrıslırum Cemaat Meclisi’nin ilk başkanı olan Spiridakis oldu. Spiridakis, daha 1950’li yıllardan Hellenosentrizm, ENOSİS düşünceleriyle çok iyi tanınan birisiydi.

Kıbrıslırum Cemaat Meclisi döneminde öğretmen istihdamları da gelişigüzel yapılmakta ve EOKA’nın eski savaşçıları, doğru düzgün nitelikleri olmasa dahi öğretmen olarak istihdam edilmekteydi, bunun tek gerekçesi de, “EOKA mücadelesinde yer almış olmaları”ydı…

Aslında 60’lı yılların ortalarında Kıbrıs’ta durum buyken, Yunanistan’da da demokratik bir eğitim reformu yapılmıştı!

Orada hükümet merkez sol bir hükümetti ve eğitimde bir takım demokratik değişikliklere gitmişti. Tabii ki Kıbrıs’ta, tüm diğer şeyler gibi, bu da kabul edilmişti! En azından bu kez bu iyi birşeydi… Yunan eğitim bakanlığı yetkilileri, Kıbrıslırum eğitim bakanlığı yetkililerine iki sistemi birleştirmelerini öneriyordu.

1960’lı yılların ortalarında “Nereye gidiyoruz?” diye bir tartışma vardı. Siyasi yaşamda ve eğitimde bir paradoks vardı.

Papadopulos Çalışma Bakanı’ydı o dönem, Solomis Ekonomi ve Maliye Bakanı’ydı, Friksos Petridis de Tüm Kıbrıs Cimnasiyoları’nın Müdürü’ydü… Tüm bunlar Kıbrıs’ın geleceğine kafa yoran “aydınlar”dı… “ENOSİS”in olmayacağını anlamışlardı ancak ekonomiyi modern biçimde geliştirmek gerektiğini kavrıyorlardı.

Yunanistan’a ya da ENOSİS’e karşı asla herhangi bir açıklama yapmıyorlardı açıkça, politikada – ancak şunu yapıyorlardı: Yunanistan’ın eğitim politikalarını eleştiriyorlardı, Kıbrıs’ın da bu uzlaşmaz sistemi takip etmesini eleştiriyor, daha modern yaklaşımlar öneriyorlardı, ekonomiye hizmet edebilmesi için eğitimin.

Eğitim politikalarından söz etmiyorlardı, pragmatik bir yaklaşım sergiliyorlardı.

Ve bir bakan olarak Papadopulos’un Eğitim Bakanı Spiridakis’e ve izlediği eğitim politikalarına karşı çok açık eleştirileri vardı.

O dönem Makarios’un da daha gerçekçi bir yaklaşım bulmaya çalıştığı bir dönemdi. 1965-66 yıllarıydı bu…

Makarios, “Enosis”ten o kadar bahsetmiyordu ancak “mümkün olan şey”den söz ediyordu.
Altını çiziyorum, kimse açık açık konuşmuyordu…

Sonra Yunanistan’da diktatörlük işbaşına geçti 1967’de… Ve bu da Kıbrıs’taki politikalar için bir başka şoktu…
Eğitim programlarını yine değiştirdiler… Tabii Kıbrıs’ta da bunun etkisi görüldü, diktatörlük kendi okul kitaplarını Kıbrıs’a da gönderiyordu…

Makarios, diktatörlüğün rolünü anlıyordu… Bu dönem diktatörlük Grivas’ı Kıbrıs’a gönderiyordu! Ondan sonra yaşanan karışıklıkları biliyoruz zaten…

Kıbrıs’ta merkezine Kıbrıs’ı koyan Cyprosentrizm ile merkezine “Helenliği” koyan Hellenosentrizm arasında mücadele vardı… Ancak Cyprosentrizm’den (“Kıbrıs merkezli”) yana olanlar açıkça ortaya çıkıp açık bir mücadele veremiyordu… Ancak ne zaman ki Grivas’ın grubu EOKA-B ortaya çıkıp da Makarios’a karşı savaş açtı, o zaman diktatörlüğe veya EOKA-B’ye karşı çıkışlar ve Makarios’a destek sesleri duyuluyordu. Gene açık açık ENOSİS’e karşı çıkılmıyordu. Solcular Cyprosentrizm’den yanaysa bile, 1967’de AKEL’in parlamentoda bir konuşmasında “saf ENOSİS”ten söz ettiğini duyabiliyordunuz.

Okullarda egemenlik EOKA-B’deydi.
Orta dereceli okullardaki öğretmenlerin büyük çoğunluğu Yunanistan’dan geliyordu…
Şunu da ekleyelim: 1967’de Yunanistan öğrenci hareketi yasaklanmıştı. Faaliyetine izin verilen tek öğrenci örgütü Kıbrıslırumlar’ın Yunanistan’daki öğrenci örgütüydü çünkü diktatörlüğü desteklemekteydiler!
Yani Yunanistan’daki Kıbrıslırum öğrenci hareketi, diktatörlüğü destekliyordu… Ve ENOSİS için aktiviteler organize ediyorlardı 1967’den sonra ve öğretmen örgütleriyle de işbirliği yapıyorlardı. Yani tüm eğitim sistemi böylesi bir etki altındaydı. ENOSİS, Grivas, EOKA B ve Makarios… Bunlar atmosferin genel özellikleriydi…
Ve öğrenciler de bu işin parçasıydı. Ben kendimi hatırlarım Makarios’u desteklemek için eylemlere katılırken, başkaları EOKA B’yi destekliyordu – okullarda çatışmalar da oluyordu bu konularda.

Ve elbette eğer ENOSİS ya da Hellenosentrizm’i desteklemiyorsaydın, o zaman demek ki “hain”din…
1970 yılında Kıbrıs’ta Eğitim Bakanı’nı değiştirdiler, Spiridakis’in yerine Petridis’i atadılar – Petridis, Makarios’un desteklediği biriydi ancak Yunan hükümeti Petridis’i desteklemiyordu.

Petridis, bu göreve atanmadan önce Tüm Kıbrıs Cimnasiyoları Direktörü idi, “merkezi Kıbrıs” olarak alan “Cyprosentrizm” görüşündendi.

Şöyle diyelim: Yeni liberal sağdan geliyordu.
Ancak Yunan cuntası onun bu göreve atanmasına o kadar da sıcak bakmıyordu. Böylece Petridis’i 1972’de görevden aldılar ve yerine başka birisini atadılar.
O dönemin atmosferi, Makarios’a karşı esas suçlama, “ENOSİS”e karşı olduğu şeklinde değildi. Makarios “Yunanlılar’a karşı savaşmakla ve Yunan ideallerinden uzaklaşmakla” suçlanıyordu, ağır suçlamalardı bunlar ve “Grivas da bizi kurtarmaya geldi” deniyordu…

Makarios, Yunan cuntasının oyunlarını anlıyordu… O dönem, Makarios’un Bağlantısızlar Hareketi’yle çok iyi ilişkiler geliştirdiği bir dönemdi…

Yunan hükümeti ve cuntanın diktatörleri, Grivas’a güvenmekteydi. Onun Kıbrıs’taki misyonu ENOSİS’i ileri götürmek, Makarios’u devirmek ve Kıbrıslıtürkler’i yok etmekti.

Eğitim topluluğu Grivas-EOKA B’nin “ENOSİS idealleri”nden ciddi biçimde zehirlenmişti.
Bu dönem pek çok gösteri ve çatışma yaşandı okullarda öğrenciler arasında, Makarios ya da Grivas destekçileri arasında ve öğretmenler de bu çatışmalara dahildi…

15 Temmuz 1974’te darbe oldu, ardından 20 Temmuz işgal oldu – tüm bu olaylar yaşandı…
1974 olayları “Hellenosentrizm” ile ENOSİS’e karşı bir darbeydi… Kıbrıslırumlar genel olarak Yunanistan’a “anavatan” olarak güvenlerini kaybettiler.

1974 olayları Kıbrıslırumlar’ı şoke etmişti – Yunanistan Kıbrıs’ın politikalarına müdahale etmişti gerçekten ve tüm bu olaylar yaşanmıştı ve Türkiye işgale girişince de Kıbrıs’a yardım etmemişti Yunanistan. Tam tersine Yunan generaller kendileri kaçıyor ve Kıbrıslırum askerleri öylece bırakıyorlardı… Yunanistan’ı yürekten seven bazı Kıbrıslırumlar için bile bu bir şoktu! “Anavatan nasıl böyle bir şey yapabilir?” diye düşünüyorlardı. Savaşın şoku, göçmenlerin şoku, “kayıplar”ın şoku yaşanıyordu ve onların yanısıra bir de bu şok vardı…

Ve okullarda, “Biz Yunanız, Yunan ideallerimizi koruyacağız” deniyordu…

 

DEVAM EDECEK

Bu yazı toplam 1578 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar