1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslı Rumlara 'Kuzey-Politikası' Lazım
Kıbrıslı Rumlara Kuzey-Politikası Lazım

Kıbrıslı Rumlara 'Kuzey-Politikası' Lazım

Son günlerde Kıbrıs Rum toplumunda her vesileyle Kıbrıslı Türklere laf ediliyor. Kimi Kıbrıslı Türklerin “elektrik borcundan” söz ediyor, kimi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB dönem başkanlığı nedeniyle göstermelik ve geçici olarak işe alınmış

A+A-

 

 

Son günlerde Kıbrıs Rum toplumunda her vesileyle Kıbrıslı Türklere laf ediliyor. Kimi Kıbrıslı Türklerin “elektrik borcundan” söz ediyor, kimi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB dönem başkanlığı nedeniyle göstermelik ve geçici olarak işe alınmış üç-beş Kıbrıslı Türk’e takmış, kimi de bedava sağlık hizmetleriyle kafayı bozmuş. Bir diğeri Yeşil Hat tüzüğünden rahatsız. Televizyon ekranlarında boy gösteren siyasetçiler Kıbrıslı Türklerin “1964-74 arasında birikmiş borçları şu kadar milyon, 1974-95 arasında şu kadar” diye döktürüyorlar… Günümüzde Pile ve Beyarmudu köylüleri elektrik ödemiyormuş vs. Aklı-evvel biri bu bedava elektrikle Kıbrıslı Türklerin ucuza mal ürettiğini ve haksız rekabetle Kıbrıslı Rumlara mal sattığını ileri sürüyor. Bir diğeri ise hastanelere uğrayan Kıbrıslı Türklerin aldığı bedava ilaçların kaç para tuttuğunu hesaplıyor. Öteki “bu kadar Kıbrıslı Rum işsiz dururken bir Kıbrıslı Türk’ü işe almak da neyin nesiymiş” diye çıkışıyor ve yaptığı şeyin ırkçılık olduğunun bile farkına varmıyor… Öte yandan Kıbrıs Üniversitesinde lisans üstü öğrenim yapmak isteyen Kuzey Kıbrıs mezunu öğrencilerin önü kesiliyor, dışişleri bakanlığı bu öğrencileri “alamazsınız” diyor. Adamın biri Doğu Akdeniz Üniversitesine ayak basan aralarında benim de bulunduğum Kıbrıs Üniversitesi öğretim üyelerini “malıma izinsiz girdiler” diyerek mahkemeye vermeye kalkıyor.

İnsanın içini karartan bir tablo bu. Belli ki ciddi ekonomik sorunlar yaşayan Kıbrıslı Rumlara birileri Kıbrıslı Türkleri “Günah Keçisi” olarak takdim etmek istiyor. Kriz zamanlarında her yerde ve her zaman olduğu gibi, Kıbrıs’ta da milliyetçiler krizden ırkçılık üretiyorlar. Elbette bütün Kıbrıslı Rumlar aynı telden çalmıyor. Kıbrıslı Türklere karşı yapılacak en küçük “açılıma” itiraz eden ve Kıbrıslı Türkler üstünden demagoji yapmayı marifet sayan siyasetçi takımının daha çok federal çözüm karşıtı siyasetçiler olduğunu biliyoruz. Fakat genelde federal çözüm yanlılarının özelde de Hristofyas hükümetinin tutumu tatmin edici olmaktan çok uzaktır. Örneğin seçime endekslenmiş DİSİ’den hiç ses çıkmazken, Hristofyas bu “kolektif çılgınlık” karşısında yaratıcı ve kaynaştırıcı politikalar uygulamak yerine Kıbrıslı Türklerin “Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı” olduklarını hatırlatmakla yetiniyor. Oysa ortada ne vatan var, ne de vatandaşlık! Paramparça bir ülke ve zihinleri ve aidiyet duyguları paramparça olmuş yaralı insanlar var. Bir de insanların travmalarını suiistimal eden siyasetçi takımı… Eğer bu ülkenin ortak vatan olmasını istiyorsak, ortaya çok sağlam bir irade koymamız gerektiğini anlamak zorundayız. İktidarsız iyi niyet gösterileri, yabancı bir diplomatın yapabileceği türden “barış temennileri” ve zaman zaman sergilenen “iki-toplumlu folklor” gösterileriyle ne barış gelir, ne de ortak vatan kurulur. Milliyetçi saplantılarla krizden nefret üretmek isteyenlere karşı ya Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumları kaynaştıracak bir strateji benimsenir ya da herkes temelli olarak kaybeder. Kıbrıs Rum toplumunda mantıklı, rasyonel siyaset yaptığına inanan herkes artık bu gerçeği görmelidir. Kıbrıs’ın kuzeyinde varoluş mücadelesi veren Kıbrıslı Türkler dışlanmaya ve hor görülmeye devam edilirse Kıbrıs’ın yarısının Türkiye’nin “denizaşırı toprağı” olacağını herkes anlamalıdır. Ve şimdi harekete geçilmezse, yarın çok geç olacağını bilmelidir. Ne mi yapılabilir? Kıbrıslı Türklere Güneyde ikamet etmeyi şart koşmadan iş imkanları tanınabilir. Örneğin hastanelerde Kıbrıslı Türk doktorlar, yol yapımında mühendisler, Kıbrıs Hava Yollarında pilotlar çalışabilir. Büyükelçiliklerde Kıbrıslı Türkler görevlendirilebilir. İş ve münhal ilanları iki dilde yapılabilir ve Kıbrıslı Türklerin Türkçe olarak müracaat etmeleri kabul edilebilir. Başarılı olanların Rumca bilme şartı ileri sürmeden çalışmalarına olanak sağlanabilir. Yeşil Hat tüzüğünün kapsamı genişletilebilir. Kıbrıs Türk üniversitelerinden mezun olanların Kıbrıs Üniversitesinde lisansüstü eğitim yapmaları önündeki her türlü engel kaldırılabilir ve birlikte eğitim bilhassa teşvik edilebilir. Barışsever Kıbrıslı Türk öğretmenlerle ilişki kurarak okullar ve öğrenciler arası ilişkiler rutin hale getirilebilir. Ortak iş yapmak isteyenlere teşvik primi verilebilir. Avrupa Parlamentosu’na altı Kıbrıslı Rum yerine, dört Kıbrıslı Rum iki Kıbrıslı Türk göndermenin yolu bulunabilir. İki dilli ortak televizyon ve radyo kurulabilir vs. vs. vs.

Avrupa Birliğine demir atmış bir ülkeye bu yakışır. Kaybettiği toplumlarını ve vatandaşlarını arayan paramparça Kıbrıs’ın yurt olabilmesi için bu tür açılımlar şarttır. Dışarıda geçici müttefikler aramak yerine içeride yarının yurttaşlarını kaynaştıracak politikalara yönelmek çok daha anlamlıdır. Unutulmamalıdır ki, Almanya’yı günün sonunda birleştirmiş olan Willy Brandt’ın “Ost-Politik” (“Doğu Politikası”) adını verdiği Doğu Almanya’ya dönük büyük açılımıydı. Kıbrıslı Rumlar artık “Nord-Politik” (“Kuzey Politikası”) üretmeye bakmalı. Aksi halde içine sürüklendiğimiz kısır döngüden çıkmak mümkün olmayacağı gibi, uzak olmayan bir gelecekte Kıbrıs’ın bütünlüğü fikri bütünüyle tarihe karışacaktır.         

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2083 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler