1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslı Nesiller Yetiştirelim...
Kıbrıslı Nesiller Yetiştirelim...

Kıbrıslı Nesiller Yetiştirelim...

Bir başka heyecanlanırım her 23 Nisan’da. Gelecek nesillerin yıldızları ve pırıltısıdır yüreğimi bir kuş gibi çırpınışa geçiren. Nasıl yoğurursak öyle şekillenecek olan geleceğimiz, çocuklarımız. Ne güzel bir gün 23 Nisan. Ne büyük bir zekâ ve yürek

A+A-

 

Bir başka heyecanlanırım her 23 Nisan’da. Gelecek nesillerin yıldızları ve pırıltısıdır yüreğimi bir kuş gibi çırpınışa geçiren. Nasıl yoğurursak öyle şekillenecek olan geleceğimiz, çocuklarımız. Ne güzel bir gün 23 Nisan. Ne büyük bir zekâ ve yürekmiş Mustafa Kemal Atatürk’te olan. Bir ulusun egemenliği gibi kutsal bir kavramı çocuklara hediye ve emanet etmek. Geleceği görmek, geleceği plânlamak, işte ancak böyle bir bakış açısıyla olsa gerek.

İşte öyle bir günde yüreğime düşüyor şu anda bu ülkede yaşayan çocuklarımızın durumu. Yok, merak etmeyin öyle ağlayıp dövünüp “öldük, bittik geleceğimiz yok” diye sızlanmayacağım. Artık ağlayıp sızlanmanın bir anlamı yok. Yeni bir şeyler söyleme zamanı. İçinde bulunduğumuz duruma bakıp yeni politikalar üretmek zorundayız.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım anlattı. İsrail’e çalışmak için Rusya ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinden çok sayıda aile göç ediyormuş. Sırf ekonomik nedenlerle… Bu insanların bir kısmı Yahudi değil Yahudi değil. Ancak İsrail hükümeti bunlara İsrail vatandaşlığı veriyor ve şu açıklamayı yapıyor: “Bu insanlar Yahudi değil ama biz çocuklarını okullarımızda Yahudi olarak yetiştireceğiz”.

YALNIZLIK VE ISSIZLIK…

İşte bu bakış açısı beni çok etkiledi. Biz de 74 Harekâtı’ndan beridir ki, ciddi olarak demografik yapımızın ve buna paralel olarak da kültürümüzün değişmesi gibi ciddi bir tehdit altındayız. Belki ilk dönemlerde gelenleri soğurduk ama son dönemlerde yağmur gibi gelen taşıma nüfus karşısında ve eklenen ülkedeki işsizlik, kaynakların azalması bizi çok tedirgin etti. Çözümsüzlük ve buradaki işsizlik nedeniyle bu topraklarda yetişen çocuklarımızın yurt dışına mecburen yönelmeleri ise, bizi kendi topraklarımızda tam bir yalnızlık ve ıssızlığa itti. Kumar, seks, uyuşturucu ticaretinin elinde kalan eğlence sektörü ve ithal mafyaların sokakta cirit atması ise buna tuz biber ekti. Elbette ki bunun en büyük nedeni ülkedeki beceriksiz ve erk olamayan yöneticiler ve hiç parmağımızın arkasına saklanmayalım bu insanları ısrarla küçük çıkarlarımız uğruna seçen bizleriz.

Peki, ama şimdi ne yapmalı? Yapacağımız şu: Çalışmak amacıyla bu ülkeye gelen ve bu ülkede kalan, vatandaş olan ya da olmayan insanların çocuklarına sahip çıkıp Kıbrıslı nesiller yetiştirmek zorundayız. Bu ülkede eğitim gören bütün çocuklara bu toprakların şerbetinden içirmeyi amaçlamalıyız. Belki bize uymayan ama bir parça ekmeği yakalayabilmek için bu topraklara umuda yolculuğa çıkan insanlara sahip çıkmalıyız. Bu adada 100 bin civarında gerçek Kıbrıslıtürk varsa eğer, bilmek zorundayız ki, bu nüfusla ve bu statüyle yanı başımızdaki 70 milyonluk Türkiye kültürü yoğunluğu içinde yitip gitmemek çok zordur. Hele de Türkiye gibi bir ülkenin arka bahçesi haline gelmişken.

ÖĞRETMENLERİMİZDEN BEKLENTİMİZ…

Hâlâ eğitim kadrolarımız, öğretmenlerimiz Kıbrıslı iken ve hâlâ biraz dahi olsa eğitim müfredatımızı kendimiz yazma gibi bir şansımız varken öğretmenlerimiz bu kutsal görev için kollarını sıvamalı. Kıbrıslıtürk kültürüne uyumlu nesiller yetiştirmek için el ele vermelidir. Maalesef bunun için “devlet politikası olmalıdır” diyemiyorum, çünkü devleti yönetenler öylesine bir beceriksizlik içinde ve halk yardakçılığına soyunmuş durumdadırlar ki, onlar değil gelecek politikalarımızı belirlemek, günlük işleri yönetebilmekten bile acizdirler. Ama öğretmen sendikaları böylesine bir kutsal görev için kolları sıvamalıdırlar. Artık ilkokullara kadar inmiş ve ırkçılık boyutlarına varmış Kıbrıslı-Türkiyeli ayrımcılığını bitirmek için bu konuya yoğunlaşmalıdırlar. Bu toprakları vatan bilmiş, bu topraklarda bir parça ekmek için çalışan tüm ailelerin çocukları bizim çocuklarımızdır. Bizim kültürümüze uysa da uymasa da dünya çocuklardır. Onları yoğurmak, bu topraklar için yararlı ve uyumlu nesiller haline getirmek bizim elimizdedir.   Onlara ve kendi çocuklarımıza çatışma kültürünü değil, barış ve uzlaşı kültürünü vermek zorundayız. 

Biz Kıbrıslıtürkler de, Atatürk’ün Kıbrıslı çocukları olarak yetiştik. Her 23 Nisan’da heyecanlandık, Atatürk’ü andık. Onun çizdiği yolda gideceğimize ant içtik. 23 Nisan demek tüm çocukları sevmek demektir. Hadi sevgili öğretmenim, bu ülkedeki umutsuzluğu umuda çevirmek senin elindedir. Geleceğimize, Kıbrıslıtürk kültürüne, tarihine, edebiyatına ve bu coğrafyadaki kimliğine sahip çıkacak nesiller yetiştirmeyi sadece sen başarabilirsin. Siz bu seferberliği başlatırsanız, ben diyorum ki, tüm toplum sizin arkanızdan gelecektir, çünkü öğretmenler bir toplumun öncü ve aydın kesimidirler.

İşte ben bu 23 Nisan’da bu duygularla tüm dünya ve Kıbrıslıtürk çocuklarının bayramını kutluyorum ve onları yetiştiren öğretmenlerimize bir anne olarak minnetlerimi sunuyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1188 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler