1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıslı genç ressamlara 'kayıplar' ve 'toplu mezarlar' anlatılıyor
Kıbrıslı genç ressamlara kayıplar ve toplu mezarlar anlatılıyor

Kıbrıslı genç ressamlara 'kayıplar' ve 'toplu mezarlar' anlatılıyor

İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Savaş ile Katliam Kurbanları İnsiyatifi “Birlikte Başarabiliriz” örgütü ile Nilgün Güney Atölyesi, 25 Haziran-2 Temmuz 2012 tarihleri arasında Kıbrıs’ın her iki tarafından da Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum ge

A+A-

 

 

İki Toplumlu Kayıp Yakınları ve Savaş ile Katliam Kurbanları İnsiyatifi “Birlikte Başarabiliriz” örgütü ile Nilgün Güney Atölyesi, 25 Haziran-2 Temmuz 2012 tarihleri arasında Kıbrıs’ın her iki tarafından da Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum genç ressamlara yönelik bir atölye çalışması düzenledi. “Kayıplar” konusunun işlendiği atölye çalışmasına “kayıp” yakınları ve ailesini katliamlarda yitirmiş olanlar katılarak ressamlara yaşadıkları süreçleri, çektikleri acıları, ailede bir “kayıp” şahsın olmasının ne anlama geldiğini anlattılar.

25 Haziran 2012 Pazartesi sabahı Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu DEV-İŞ’in Ahmet Sadi Salonu’nda başlayan atölye çalışmasının ilk gününde Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamında tüm ailesini yitiren Hüseyin Rüstem Akansoy ressamlara Muratağa-Atlılar-Sandallar’da yaşananları ve kendi hissettiklerini anlattı. Muratağa-Atlılar-Sandallar’da 14 Ağustos 1974’te, ağırlıkla Piperisterona’dan (şimdiki Alaniçi) EOKA-B grupları, köydeki bütün kadınlar, çocuklar ve yaşlıları katliama tabi tutarak onları toplu mezarlara gömmüşlerdi. Hüseyin Rüstem Akansoy o zaman liseyi henüz yeni bitirip de üniversite sınavlarına katılmış bir gençti. Katliamda tüm ailesini ve tüm kardeşlerini yitiren Hüseyin Rüstem Akansoy, bu korkunç acılara rağmen, hayatı boyunca barışı ve uzlaşmayı savunarak, ilerici hareketin ön saflarında yer aldı.

Atölye çalışmasına bir “kayıp” yakını olarak katılan Meral Eroğlu da, genç ressamlara kardeşi Hasan Yılmaz Ahmet’in 1963’ün son günlerinde “kayıp” edilişi ardından yaşadıklarını, duygularını, annesi Resmiye Hanım’ın çektiği büyük acıları anlattı. Hasan Ahmet Skordo’yla aynı arabada bulunan Hasan Yılmaz Ahmet, Hasan Mehmet ve Erdoğan Ahmet 30-31 Aralık 1963 tarihlerinde İngiliz askerleri eşliğinde oluşturulan ve Lefkoşa’dan Aysozomeno (Arpalık), Bodamya ve Piroyi’ye gitmekte olan konvoydan alınarak “kayıp” edilmişti. Bu dört “kayıp” Kıbrıslıtürk’ün kalıntıları, Kayıplar Komitesi tarafından Litrodondas köyü dışında yapılan kazılarda bulunarak defnedilmek üzere ailelerine iade edilmişti.

Uzun yıllar oğlu Hasan Yılmaz Ahmet’in dönüşünü bekleyen, falcılara giderek oğlundan haber soran, evinin üç kapısına üç kasap koyarak oğlu esir değiş tokuşunda gelecek diye üç kurbanı hazır bekleten, “Oğlum hangi kapıdan girecek acaba?” diyerek eve açılan her üç kapıda da kurbanları kesilmek üzere bekleten fakat oğlunun hiçbir zaman dönmediğini görerek hayata veda eden Resmiye Hanım’ın öyküsü, ressamları derinden etkiledi. Meral Eroğlu, kendi içinde yaşadığı derin üzüntüleri hiçbir zaman kimseyle paylaşmadığını, ancak bu sayfalarda röportajımız yayımlandıktan sonra insanların onun bir “kayıp” yakını olarak neler yaşadığını öğrendiklerini belirterek, “Allah hiç kimseye böyle bir acı vermesin” dedi.

Komikebirli “kayıp” yakını Hristina Pavlu Solomi ise, 1974’te Komikebir’de (Büyükkonuk) ve Galatya’da (Mehmetçik) yaşananları anlattı. Babası ve erkek kardeşi Galatya’da tutuklu iken “kayıp” edilen Hristina, annesinin ve kendisinin Karpaz’da yaşadıkları tacizleri, sonrasında yaşadıkları korkunç günleri aktararak, “Babamların öldürülmesi, Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamının sonucuydu... Onun intikamıydı... Halbuki babam köyden kaçmamış, Kıbrıslıtürkler’le çok iyi ilişkilerimiz olduğu, yanımızda pek çok Kıbrıslıtürk çalıştığı için, ‘Ben Kıbrıslıtürkler’e kötü bir şey yapmadım, onun için kalıyorum’ demişti” dedi.

Hristina, “Bir noktada tüm bunlara dur demek lazım... Bu kısır döngü devam etmemeli... Bu korkunç mirası çocuklarımıza devretmeyelim” diye konuştu.

Atölye çalışmasının bir diğer konuşmacısı Değirmenlikli (Kitrea-Cirga) Maria Yeorgiadu da annesi, babası, kızkardeşi ve erkek kardeşinin 1974’te “kayıp” edilişlerinin öyküsünü anlattı.

Biz de son on yıllık araştırmalarımıza dayanarak “kayıplar” konusunda “kayıp” yakınlarının neler yaşadıklarını bir power point sunuşuyla ressamlara anlattık. Etkinliğe katılan Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği Eğitim Direktörü Alev Tuğberk de, genç ressamlara derneğin “kayıplar” konusunda hazırladığı kaynak kitabı sunarak bu konuda bilgiler verdi.  Bu kaynak kitap ressamlara ücretsiz dağıtıldı.

Atölye çalışmasına ressam Nilgün Güney’in Atölyesi’nden genç ressamlar ile Kıbrıslırum ressamlar  ve bir de Suriye kökenli Kıbrıslı ressam katılıyor. Atölye çalışmasına ayrıca “Hassas konularda tarih dersleri nasıl verilmeli” konusunda uzmanlıkları bulunan bazı İrlandalı öğretim görevlileri de katıldı.  Atölye çalışmasına DEV-İŞ, Ahmet Sadi binasını vererek ve katılımcıların içecek ve yiyeceklerini karşılayarak katkıda bulunurken, Deniz Plaza da katılımcılara dağıtılan defterler ve kalemleri bağışladı. EVSU ise atölye çalışmasına su ve meşrubat bağışında bulundu.

Atölye çalışmasının sanatsal yönünü ressam Nilgün Güney, “kayıplar” ve “toplu mezarlar”a ilişkin ressamları bilgilendirmeyi ise biz yürütüyoruz. Atölye çalışması herhangi bir projenin parçası değil ve tümüyle gönüllülük ilkesiyle yürütülüyor.

Ressamlar, Nilgün Güney’in Atölyesi’nde resim çalışmalarını devam ettirecekler, hazırlayacakları eserler sonbahar aylarında sergilenecek.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 644 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler