1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS’IN POLİTİK ZEHİRİ: DİKO…
KIBRIS’IN POLİTİK ZEHİRİ: DİKO…

KIBRIS’IN POLİTİK ZEHİRİ: DİKO…

Kıbrıs sorunun varlığının ve sürmesinin bir nedeni de Rum Ortodoks Kilisesidir. 2004 referandumunda Rum tarafının BM çözüm planını reddetmesi kilisenin etkisinden ve AKEL’in de dahi bu etki alanına girmesinden dolayıdır. Rum siyasi partisi DİKO, as

A+A-

 

 

Kıbrıs sorunun varlığının ve sürmesinin bir nedeni de Rum Ortodoks Kilisesidir. 2004 referandumunda Rum tarafının BM çözüm planını reddetmesi kilisenin etkisinden ve AKEL’in de dahi bu etki alanına girmesinden dolayıdır.

Rum siyasi partisi DİKO, aslında kilisenin siyasi temsilcisi ve uzantısıdır. Her ne kadar da DİKO’nun bazı elit üyeleri kendilerini orta sağ ve demokrat olarak niteleseler de, onların varlığı DİKO’nun faşist özelliklerini, yani milliyetçilik – din – sermaye bileşkesini değiştirmiyor.

AKEL’e göre, DİSİ partisi EOKA B’ üyelerinin yuvalandığı partidir. Ancak bunların da önemli bir kısmı 2004 referandumunda partinin ‘evet’ kararını benimsemeyip, ayrılmışlardı. DİKO ise çatısında her türlüsünden EOKA’cıyı barındıran partidir. Papadopulos’un 1974 darbesinde Makarios tarafında kısılması, bakanlık görevi yapıyor olmasındandı, yoksa Yunan askeri cuntasına ve darbesine karşı olduğundan değildi…

Dolayısıyla DİKO, kilisenin siyasi kanadı rolünü yürüten ve seçimlerde onun desteğini alan siyasi partidir. Başpiskopos’un Kıbrıs Türk tarafında istisnasız herkesi tahrik eden sıra dışı siyasi çıkışları, DİKO’nun politikalarında okunabilmektedir.

DİKO Lideri Papadopulos, Nisan 2004 referandumuna giderken, kilisenin ‘Hayır’ kampanyasına televizyonda gözyaşı dökerek büyük destek sağladı ve neticede AKEL’i de kilise - DİKO ittifakına katarak BM barış planını Kıbrıslı Rumların reddetmesini sağladı. Ardından gelen uluslar arası baskı, Papadopulos’un itibarını yok etti ve seçimleri ilk turdan kaybetmesine yol açtı… Ancak, DİKO bir manevra yaparak, Kıbrıs görüşme süreci ile ilgili taleplerini kabul edecek adaya ikinci turda destek vereceğini açıkladı. Hristofias buna balıklama daldı, imzaladı ve destek aldı, seçildi.

CTP-BG, ne AKEL’in Papadopulos’u desteklemesini, ne de DİKO’nun Hristofias’ı desteklemesini olumlu bulmadı ve barış sürecinin tehlikede olacağını özellikle AKEL’e anlatmaya çalıştı. AKEL bunu ret ve inkar etti, kendilerinin egemen olacağını söyledi ama hep Papadopulos ve DİKO’nun, yani kilise politikalarının pranga mahkumu oldu. Referandumu zehirleyen kilise – DİKO politikaları, Hristofias’ın Talat’la yürüttüğü görüşmeleri de zehirledi. O dönemde Hristofias bir Talat’la bir de DİKO ile görüşme süreci yürütüyordu ve DİKO’nun kabul edemeyeceği öneriler için, “kabul edersem Cumhurbaşkanlığı ofisine dönemem” diyordu.

Talat’tan sonra Eroğlu’nun görüşmeci olması aslında kilise – DİKO ittifakının işini kolaylaştırdı, nasıl olsa federal çözümü istemeyen bir Kıbrıslı Türk görüşmeci var ve dolayısıyla Hristofias’ın desteklediği federal çözüm yolu tıkanmıştır. Hristofias seçimlerde aday olamayacak kadar da itibar kaybetti… Kilisenin hazırladığı, DİKO’nun servis ettiği zehir onun politik kariyerini sıfırladı, AKEL’i de zayıflattı…

Şimdi Güney’de gelecek yılın Şubat ayında yeniden seçim var… Annan Planına “evet” diyen Anastasiadis’in seçimi, kazanacağı kanısı yaygın. Bu durum kilise – DİKO ittifakına alarm zilleri çaldırdı, AKEL adayına pek rağbet etmeden, Anastasiadis’e yakınlaştılar ve destek vermeyi önerdiler. Bu defa da Anastasiadis onların önerisine balıklama daldı. Annan Planı’na destek vermesi nedeniyle Kuzey’de itibarı olan Anastasiadis’in bu ittifaka katılması, Kıbrıslı Türklerde bariz bir hayal kırıklığı yarattı. Zehir şimdi de Anastasiadis’e veriliyor, o da zehiri yutmakta tereddüt göstermiyor.

Bu durumda Anastasiadis de seçilse, ardından görüşmeler de başlasa, Eroğlu Talat gibi davransa, görüşmelerden gene sonuç çıkmayacak. Kıbrıs sorununu var eden ve sürdüren kilise ürünü zehir, DİKO tarafından Kıbrıs Rum liderlerine servis edildikçe bu sorun çözülmez. Eroğlu’nun çözümsüzlüğe oynaması bir tarafa, DİKO süreçte etkili ve hatta belirleyici unsur ise, sonuç olumsuzdur. Eroğlu akıllı strateji yürütecek olsa, yeni Talat olur, hem kendine hem de Kıbrıs Türk tarafına itibar kazandırırdı ama onda da öyle bir niyet ve yetenek yok.

Cevabı bulunması gereken soru şu: Bu durum nasıl aşılır?

Bu durum Kıbrıs Türk barış güçlerinin Güney Kıbrıs’a ‘devrim ihraç’ etmesiyle aşılır… Yani, Kıbrıs Türk barış güçleri, Kıbrıslı Rum siyasetine yönelik olarak, kilise ve DİKO’nun Kıbrıs Rum siyasetinde egemen olduğu sürece barış ve çözümün hayal olacağı, bu hayali gerçekleştirmek isteyen Kıbrıslı Rumların önce kilise – DİKO ittifakının zehrinin, ılımlı politikacılara servis edilmesini önlemesi gerektiğini anlatması, benimsetmesi gerekiyor. Ve  bu zehri tereddütsüz kabullenen adayların desteklenmemesi, DİKO ile ittifaka girmeyen adayların seçilmesi halinde çözümün mümkün olduğu, öyle bir aşamada Kuzey’de Eroğlu diye bir tehlike unsurunun da kalmayacağının anlatılması gerekir.   

Kıbrıs sorununun çözümü Kıbrıs Türk barış güçlerinin, Kıbrıs Türk halkı üzerinde başardığı misyonunu, Kıbrıs Rum halkı içinde de başarması ile olabilecektir. Bunun öncüsü siyasi örgütü de gene CTP-BG olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 950 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler