1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kıbrıs’ın nev-i şahsına münhasır köyü: Pile...”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kıbrıs’ın nev-i şahsına münhasır köyü: Pile...”

A+A-

***  DAÜ İletişim Fakültesi Öğrenci Uygulama Gazetesi GÜNDEM’den...

Derman Paça

Kuzey Kıbrıs’ta yaşayıp, bu ülkenin vatandaşı olan birçok kimsenin hiç gitmediği, hatta ve hatta yerini dahi bilmediği bir köy olan Pile’nin en önemli özelliği, Kıbrıslı Türk ve Rumların senelerdir birlikte kardeşçe yaşamlarını sürdürdükleri bir yer olmasıdır.
İtiraf etmek gerekirse ben de Pile’ye ilk kez gidiyordum. Pile’ye en yakın Kıbrıs Türk köyü olan Beyarmudu’na defalarca gitmiştim, ama aralarında sadece 10 dakikalık bir mesafe olan Pile’ye gitmek hiç aklıma gelmemişti. Gündem editörü Ayça Atay’a, Eczacılık Fakültesi öğrenciyim ama gazeteye ben de katkı yapmak istiyorum deyince, Pile’ye gitmemi ve izlenimlerini yazmamı önerdi.
Birleşmiş Milletler kontolündeki ara bölgede yer alan Pile’ye geçiş, sınır kapısından kimlik kontrolü yapılarak sağlanıyor. Sınır kapısını geçtikten sonra tüm yeşilliğiyle kuçaklıyor insanı Pile. Manzarasıyla insanı büyüleyen bir yer; dağların arasında yeşile boyanmış tarlalar, ufukta gözüken masmavi deniz ve denizle birleşen gökyüzü. . . Sadece bu manzarayı görebilmek için bile Pile’ye gidilebilir.

Bütün tabelalar üç dilde
Köyün girişinde, köyün ismi olan Pile tabelasının üç dilde yazıldığı hemen göze çarpıyor: Türkçe, İngilizce ve Rumca.  Sadece bu da değil. Trafik levhaları, cadde ve sokak tabelaları, market gibi yerlerin isimlerinin de üç dilde yazıldığını görüyoruz. Gündelik hayatta da üç dilin kullanılması, köy halkının gündelik yaşamını kolaylaştırmasına yardımcı oluyor.
Pile’nin Türk muhtarı Necdet Ermetal’den, Pileli Türklerin Türk muhtarlığına, Pileli Rumların ise Rum muhtarlığına bağlı olduğunu öğreniyoruz. Her iki toplumun kendi okulları, kahvehaneleri ve ibadethaneleri var. En çok dikkatimi çekense, Pileli Türklerin gittiği okulun bahçesinde Atatürk büstü ve üstünde “Ne mutlu Türküm diyene” yazısı oluyor.

Çan sesi de var, ezan sesi de
Sakın şaşırmayın, Pile’de çan sesi de duyabilirsiniz ezan sesi de. Köyde Kıbrıslı Türklerin camisi, Kıbrıslı Rumların da kilisesi var. Köy halkı, diledikleri gibi, özgürce ibadetlerini yapabiliyor, kimse kimsesinin inancına karışmıyor. Konuştuğumuz kişiler, Kıbrıslı Türklerin camiye daha çok Ramazan ayında gittiklerini söylüyorlar. Rumların orta yaş ve üzeri olan kesimi Pazar günleri düzenli olarak kiliseye gidiyormuş, ancak Rum gençleri arasında kiliseye gidenler çok azmış.
Köy meydanında bir tarafta Türk kahvehanesi, diğer tarafta Rum kahvehanesi bulunuyor. Türk kahvehanesinde oturan Pileli Türklerin yanlarına gidip sohbet ediyorum. Bana Pile’deki birçok Türk köylünün çat pat da olsa Rumca konuştuğunu; Rumların bir kısmının da Türkçe bildiğini anlatıyorlar. Bir  Türk’ün rahatça Rum kahvehanesine, bir Rum’un da Türk kahvehanesine gidebildiğini öğreniyorum. Hatta pek yaygın olmasa da birbirlerinin düğünlerine de gidiyorlarmış.
Dili ve dini farklı olan bu iki halk senelerce birlikte aynı köyde yaşamış, aynı suyu içmiş, aynı aşı yemiş.  Müzikleri, dansları, yemekleri, kültürleri birbirine benzeyen bu iki toplumun birbiriyle komşu olarak aynı köyde birlikte yaşıyor oluşu, Kıbrıs’ta barış umudunun en önemli göstergesi. Pile sokaklarında dolaşırken, saklambaç oynayan Türk çocuğuna da Rum çocuğuna da rastlamak mümkün.

Elektrik parası ödemiyorlar
Pile halkından elektrik parası ödemediklerini öğreniyorum. Bunun nedenini tam olarak onlar da bilmiyor, ama bu durumdan memnun olduklarını gülerek anlatoyırlar. İhtiyaç olduğunda, adanın güneyinde yer alan Kıbrıs Rum tarafından gelen itfaiye ve ambulansın kısa sürede köye ulaştığını söylüyor Pile’nin Türk muhtarı Necdet Ermetal. Bu hizmetler, Pile’deki Kıbrıs Rum muhtarlığı aracılığıyla sağlanıyormuş.
Pile’nin beni en çok etkileyen yönü, çevre temizliği oluyor. İnsan ister istemez imreniyor bu köydeki temizliğe. Hele ki Lefkoşa’daki çevre kirliliğini gördükten sonra, Pile bana bir Avrupa şehrindeymişim duygusu veriyor. Çevre temizliğinin büyük bir kısmı Rumlar tarafından yapılıyor. Beyarmudu Belediyesi de Pile’deki Türk muhtarlığına destek oluyor. 

Halk halinden memnun
Pileli bir Türke, Pile’den Kıbrıs’ın kuzeyine taşınmayı düşünüp düşünmediğini soruyorum. “Evimizdir,  yerimizdir, köyümüzdür. Biz burada doğduk, burada büyüdük, anamız, babamız, nenemiz, dedemiz hep bu yerde yaşadı.  Sonuçta burası bizim toprağımız, kök sökdürüp başka yere gitmek zor” diyor.  Ufak tefek sorunlar olsa da Kıbrıslı Rumlarla ilişkilerin de her gün daha iyiye gittiğini anlatıyorlar.

Köye İngiliz üniversitesi
Pile’de yeni açılan üniversitenin ilk yılda 200 öğrencisinin olduğunu ve daha da büyümeyi amaçladığını öğreniyorum. İngiltere’de bulunan Lancashire Üniversitesi’nin Kıbrıs ayağı olan kampüste, dört fakülte bulunuyor. Pileli Türkler, Rumların üniversiteye bir Türk bir çalışan da aldıklarını söylüyorlar.

Geçmişten bir anı
Türk kahvehanesinde oturan Pileli bir Türk’ün anlattığı, 1974’te yaşanmış bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Köye yabancı bir Yunan komutanı gelmiş ve bütün köylüleri toplayıp, Pileli Türklerin silahlarını teslim etmelerini, eğer teslim ederlerse can güvenliklerinin sağlanacağını söylemiş. Pileli Türkler kendi aralarında tartışırlarken, Yunan komutanı emir vermiş:  “Toplayın bütün Pileli Türkleri. Götürün aşağı kamışa. Hepsini öldürün”. Amaçları katliam yapmakmış . Orada bulunan Pileli bir Rum komutan, geçmiş Pileli Türklerin yanına ve “Eğer bunları vuracaksanız önce beni vuracaksınız demiş” demiş. Yunan komutan, bunu söyleyen Rum komutanın boynundaki haçı söküp almış ve demiş ki “Sen Türksün.” Sonuçta, bu Rum komutan, Pileli Türklerin katliamdan kurtulmalarını sağlamış. Panayotis isimli bu Rum komutanın bugün hâlâ yaşadığını söylüyorlar.

Sevgül Uludağ da benzer bir hikâye duymuş
Gündem gazetesi olarak, Kıbrıs’ta kayıplar ve katliamlar konusundaki en önemli uzman gazeteci olan Sevgül Uludağ’a bu hikâyeyi aktarıyoruz ve böyle bir olayı duyup duymadığını soruyoruz. Uludağ, benzer bir hikâyeyi kendisinin de duyduğunu; köyün, Panayotis isimli Kıbrıslı Rum komutanının Kıbrıslı Türkleri EOKA-B’cilerin katliamından kurtardığını işittiğiniaktarıyor. Panayotis’in bugün Larnaka’da yaşadığını öğrendiğini ve kendisiyle görüşmeye çalıştığını da ekliyor.


(GÜNDEM gazetesi – Derman PAÇA – Sayı 32 – Kasım/Aralık 2012)

Bu yazı toplam 5993 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar