1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs'ın Kuzeyinde Minik Kütüphaneler
Kıbrısın Kuzeyinde Minik Kütüphaneler

Kıbrıs'ın Kuzeyinde Minik Kütüphaneler

Notos’un 33. sayısı sayesinde haberdar oldum bu heyecan verici projeden.[1]ABD’de, Wisconsin eyaletinde, Todd Bol adlı bir kişi tarafından başlatılmış ve hızla yayılmış. Şu anda yalnızca Wisconsin’de değil, ABD’nin birçok eyaletind

A+A-

 

 

Notos’un 33. sayısı sayesinde haberdar oldum bu heyecan verici projeden.[1]ABD’de, Wisconsin eyaletinde, Todd Bol adlı bir kişi tarafından başlatılmış ve hızla yayılmış. Şu anda yalnızca Wisconsin’de değil, ABD’nin birçok eyaletinde, hatta İngiltere, Kanada, Almanya, Gana gibi ülkelerde de rastlanıyormuş bu minik kütüphanelere.

Uygulaması son derece basit. Çoğu zaman ucuz tahtadan inşa edilen kutu ya da kuş evi gibi küçük dolapçıkların içine 20-30 kitap yerleştiriliyor ve bu kutular, şehrin uygun mekânlarında, sabit demirlerin, hatta bazen ağaç kütüklerinin üzerinde okuyucularla buluşuyor. Kutuların anahtarı filan yok. Dileyen, dilediği zaman açıp, içinden bir kitap alıp okuyabiliyor. Kitabı çok beğenirse iade etmeyebiliyor. Ama prensip, iade edilmeyen kitabın yerine başka bir kitap bırakmak. Nitekim projenin yaratıcısı Bol, mantığı, “bir kitap al bir kitap bırak” sloganıyla açıklıyor. Bu sayede kutuların içinden kitap eksik olmuyor. Her okuyucu, bu kutularda, her zaman kitap bulabiliyor.

Notos’ta projeyi tanıtan Duygu Bayar Ekren, projenin ABD’deki uygulayıcılarının, yapmaya çalıştıklarının iPadlerin çağında bir tür karşı akım gibi görülebileceğini kabul ettiklerini ve “bunun elektronik aygıtların sağlayamayacağı biçimde, insanları okuma tutkusunun etrafından bir araya, daha doğrusu yüz yüze getirebileceğine” inandıklarını anlatıyor.

Doğrusu haberi okuyup da internette konuyla ilgili kısa bir tarama yapınca[2] ben de takıldım bilgisayar çağında böyle bir projenin manalı olup olmadığı meselesine. Elbette bilgisayar ve internetin birçok faydası yanında, genelde herkesi, özelde çocukları kitaplardan biraz daha uzaklaştırmak gibi bir tehditi de beraberinde getirdiğinin ve bu çağda kütüphanelerin yavaş yavaş işlevsizleşmeye başladığının farkındayım. Yine de bu projenin beni heyecanlandırdığını ve umutlandırdığını itiraf etmeliyim. Şöyle bir şey geldi aklıma: Hani çoğu zaman yalnızca üyelerinin maaşlarının artırılmasıyla ve özlük haklarının iyileştirilmesiyle ilgilendikleri ve kendi alanlarındaki kamu hizmetlerinin yürütülmesine katkıda bulunmak konusunda isteksiz davrandıkları iddia ediliyor ya sendikaların! Mesela öğretmen sendikalarımız Kıbrıs’ın kuzeyinde örgütlese böyle bir projeyi. Her okulda, bahçede belirlenecek mekânlara öğrencilerin ilgisini çekecek kutular yerleştirseler. Bu kutuların içine de, düzenleyecekleri bir kampanya sonucunda yayın evlerinden, kitap evlerinden, okuyuculardan topladıkları kitapları yerleştirseler. Üyelerinden, sınıflarda yapacakları konuşmalarla, öğrencilerini “bir kitap al bir kitap bırak” kampanyasından haberdar etmelerini rica etseler. Hatta bu kampanyayı genişleterek, Lefkoşa’da, Mağusa’da ve Girne’de eski kentlere, Güzelyurt ve İskele’de de daha çok yoksul çocukların yaşadığı semtlerdeki mekânlara bu kutulardan yerleştirseler ve bu sayede bugüne kadar kitap okuma alışkanlığı edinmemiş birkaç öğrencinin bu alışkanlığı kazanmasına katkıda bulunsalar fena mı olur?

Yapılan her yeni önerinin yarattığı heyecanı, “bu iş Amerika’da olur ama bizde maalesef mümkün değil” benzeri cümlelerle ortadan kaldırmayı meslek edinmiş “sosyoloji uzmanları”nı duyar gibiyim şu anda. Muhtemelen aralarından bazıları, “bizde o kitaplar üç günde çalınır, kimse de aldığının yerine yenisini koymaz” diyeceklerdir hemen. Ne gam! Varsın kitap alacak parası olmayan yoksul çocuklar bu kitapları alsınlar ve yerlerine yenisini koymasınlar. Ben, doğru dürüst bir kampanyayla, bazı çocukların aldıkları kitapların yerine yenisini koymamaları dolayısıyla ortaya çıkacak eksikliklerin giderilebileceğinden en ufak bir kuşku duymuyorum doğrusu. Ama yine de kampanyanın çok iyi tanıtılması gerektiğini ve mümkün olduğunca çok çocuğun, okudukları kitapları geri getirme ve geri getirmek istemeyecekleri kitapların yerine başka kitap koyma alışkanlığını geliştirmesinin ayrı bir faydası olduğunu unutmamak gerek. Çünkü bu proje okuyuculara paylaşmayı öğretmek gibi önemli bir işleve de sahip bence.

Akla gelebilecek diğer bir olumsuz ihtimal de kitap kutularının öğrencilerimiz arasında maalesef yaygın olan vandalizme kurban gitmesidir. Birçok tarihi eserinin üzerine boyayla yazı yazılan, abuk subuk resimler yapılan, sokaklardaki heykelleri kırılan dökülen bir ülkede bu kutuların başına neler gelir kim bilir!? Ama bu ihtimal de heyecanı öldürmemeli bence. Bizi denemekten alıkoymamalı. Kutuların yüzde ellisi kırılsa, yüzde kırkından kitaplar çalınsa da, geriye kalan yüzde onun üç beş çocuğun hayatında yaratabileceği değişikliği hayal etmek bile heyecanlandırıyor beni.

Merak ediyorum. Ne der öğretmen sendikalarımızın ve sivil toplum örgütlerimizin üyeleri? Paylaşmaya değer bir hayal midir Kıbrıs’ın kuzeyinde minik kütüphaneler hayali?                

 



[1] Duygu Amber Ekren, “Bir kitap al bir kitap bırak”, Notos, Sayı: 33, Nisan-Mayıs 2012, s. 3.

[2] Google’da “little free library” sözcükleri girilerek tarama yapılırsa bu konuda birçok sayfa bulunacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1146 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler