1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS'IN 12 EYLÜL'Ü
KIBRISIN 12 EYLÜLÜ

KIBRIS'IN 12 EYLÜL'Ü

Bu toprakların da farklı 12 Eylülleri var. Türkiye’dkei darbelerin yarattığı rejimlerin gölgesinde kalan tarafımız bir yana, bunu aşmak adına yeterli olamadığımız gerçekliğimiz var, örneğin bizim. Bir yanda da bizzat 12 Eylül’ü yaşamış ve o

A+A-

 

Bu toprakların da farklı 12 Eylülleri var.

Türkiye’dkei darbelerin yarattığı rejimlerin gölgesinde kalan tarafımız bir yana, bunu aşmak adına yeterli olamadığımız gerçekliğimiz var, örneğin bizim.

Bir yanda da bizzat 12 Eylül’ü yaşamış ve o dönemin mücadelesi içine kendini bırakmış onlarca genç Kıbrıslı Türk’ün sessiz kavgası var.

Sağcısıyla solcusuyla teslim olunmuş bir anayasanın yıllardır taşıyıcılığını yaparken, hiçbir dönemde bunun değiştirilmesini bile söz konusu edemediğimiz gerçekliği de var, boynumuzda taşıdığımız.

12 Eylül Türkiye’nin en karanlık, en kanlı ve en acı dönemlerinden biri.

Bu dönemin mimarisi üzerinde oturan, bu dönemin türlü örneğini yaşayan bir coğrafyadayız bizler de.

Bizim kuşak bu dönemin kendisini değil ama bu dönemin yarattığı korku ve yasağın ağırlığını yaşayarak büyüdü.

Çocukluğumda duvar içlerine, yatak altlarındaki bavulların ücra köşelerine saklanan yasak kitaplarla ilk tanıştığımda yaşadığım şaşkınlık bugün de aynı tazeliktedir.

Kimseye bir kitabın neden yasak, neden tehlikeli, neden olmaması gereken birşey olduğunu hiçbir yaşta anlatamazsınız, çünkü.

Oysa biz daha çocuk yaşta anlatılabilecek bir coğrafya yarattık hepbirlikte. Ve sustuk anlatmanın bir yolu olarak.

Ülkelerine yasaklanan insanlar, sevdikleri topraklardan korkan gençler yaratırken bunun nedenlerini açıklamak zordur.

Nitekim dünya adım adım bunları aşarken, on yıllar boyu onca yasağın ve dökülen kanın hesabı verilemedi, Türkiye’de.

Sorulamadı!

Şimdi dünyada en çok gazeteciyi hapiste tutan bir yönetim, geçmişin karanlığıyla hesap masasına oturuyor.

Acıdır ki, geçmişin belki de en mağdurları değil bu masayı oluşturan.

Bazen sorabilmek, özgürlüktür.

Ama sadece sormak özgürleştirmiyor demokrasileri.

AKP’nin sivilleşme konusunda attığı cesur adımları herzaman ilgi ve hayranlıkla izlemişimdir. Ama gündelik hayat içinde yaratılan o sivilleşmiş yasakçılık ve despotizmi izledikçe gölgeleniyor artık bu hayranlık.

Yeni bir dil ve siyaset üretilebileceğine olan inanç, geçmişin statükoculuğunu gözledikçe umutsuzluğa bırakıyor yerini.

Yine de Türkiye’de herşeye rağmen 12 Eylül ile hesaplaşma başladı. Mağdur tarafların da müdahil olacağı süreç yeni bir dönüm noktası yaratacak.

Konuyu ilginç kılan sadece bu dava süreci değil, bu dava sürecine müdahil olmaya hazırlanan dönemin Kıbrıslı gençlerinin de varlığı.

Birçoğu türlü işkenceye uğramış, eğitimini yarım bırakmak zorunda kalmış Kıbrıslı Türk öğrenciler, yaşadıkları acıların hesabını sormaya hazırlanıyor.

Umarım, bu hazırlık bir sonuç verir ve demokrasi kültürünün gelişmesi adına bir katkı sağlar.

Kıbrıs Türkiye’nin karanlığında iki taraflı bir acının göbeğinde kaldı herzaman.

Yeraltı örgütlerinin küçük ve karanlık sığınağı olurken, sistemin acısını da doğrudan yaşayıp bunun altında ezildi.

Faili meçhuller, açığa çıkarılamayan karanlık hesaplar arasında herzaman birilerinin en kritik pazarlık noktası olurken, bu topraklar üzerinde yaşayanların haklarının yok sayıldığı bir ortam yaratıldı.

Ama şimdiye kadar Ergenekon davaları başta olmak üzere anlaşılmış gibi susuldu, Kıbrıs ile ilgili bütün bulgular karşısında.

Oysa belli düğümler belki de çok daha büyük kapıları açabilecek, bu coğrafyayı da üzerine örtülen karanlıktan kurtarabilecekti.

Bu yapılamadı.

Her geçen gün bu şans yitiriliyor.

12 Eylül Türkiye’ye çok şey kaybettirdi. Demokrasi yolunda ağır bir yara verdi. Bugün bu yara yazık ki hala kanıyor.

Ama 12 Eylül’ün Kıbrıs’ın Kuzey’inde açtığı yara belki daha da derin.

Yaratılan yapıda, dünyaya gözünü kapatmış ve sırtını dönmüş bu coğrafya sorulması gereken soruları ortadan kaldırdı.

Suskunlaştırırken ehlileştirdi bizi.

Bugün en azından Türkiye kendi geçmişiyle hesaplaşma noktasına gelebiliyorsa, ne olursa olsun bir ilerlemedir.

Bizim hala uzak kaldığımız bir ilerleme.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 749 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler