1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs’ı kaptırmak ve ‘hiza’ya gelmek!
Kıbrıs’ı kaptırmak ve ‘hiza’ya gelmek!

Kıbrıs’ı kaptırmak ve ‘hiza’ya gelmek!

Ankara’daki devlet ve hükümet yetkilileri Kıbrıs’la ilgili bol bol konuşuyor bugünlerde… UBP kurultayı ve AEL Limasol-Fenerbahçe maçının da bunda etkisi oldu. Gelip gitmeler, demeçler arttı. Mesela Egemen Bağış maçtan önce ‘beyli

A+A-

 

 

Ankara’daki devlet ve hükümet yetkilileri Kıbrıs’la ilgili bol bol konuşuyor bugünlerde…

UBP kurultayı ve AEL Limasol-Fenerbahçe maçının da bunda etkisi oldu. Gelip gitmeler, demeçler arttı.

Mesela Egemen Bağış maçtan önce ‘beylik laflar’ etti. Rumlara “Devlet olduğunuzu kanıtlayın” dedi. Eh, Fenerbahçe kulübünün açıklamasından da görüleceği üzere AEL takımı ve Kıbrıs Cumhuriyeti rüştünü ispat etti.
Şimdi Egemen Bağış ne diyecek acaba?

“OK’dir. Artık TC size devlet muamelesi yapacak” mı diyecek?

Yoksa Ankara KKTC’yi ‘tanırmış gibi’ yapmaktan vaz mı geçecek?

Fenerbahçe takımını antrenman için de olsa Kuzey Kıbrıs’a göndermeyi göze alabilir mi Egemen Bağış?

Boş verebilir mi UEFA’nın vereceği cezaya?

E hani ‘vatan sana canım feda’ydı ama?

Konuşmak kolay da icraat zayıf Egemen Bey’de!..

**

TC Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da Kıbrıs’ı konuştu.

“Kıbrıs’ı kimseye kaptırmayız” dedi.

Rumlara da ‘hizaya gelin’ çağrısı yaptı.

Gençlik yıllarına gitti, 1950’lerin sloganlarını hatırladı: “Kıbrıs bizim canımız, feda olsun kanımız.”

Bunları hatırladı Veysel Eroğlu, ama bazı konuları da unuttu.

Oysa AKP adına UBP kurultayına katılan Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu’yu dinleseydi unutmayacaktı.

Ne demişti Soylu?

“Dünya değişiyor. Ne soğuk savaş dönemindeyiz, ne de tek kutuplu dünyada…”

Veysel Eroğlu belli ki lise yıllarında Afyonkarahisar’daki milliyetçi mitinglere takılıp kalmış, bugüne gelememiş. Partisinin resmi Kıbrıs politikasındaki değişimi içselleştirememiş. Soğuk savaş döneminde nostalji takılırken, Ankara’nın dünyaya açılma siyaseti gereği geçmişteki hatalarıyla yüzleşmek zorunda olduğunu aklından çıkarıvermiş.

6-7 Eylül ve benzeri olayların da o mitingler ve sloganları üretip farklı grupları kırdıranın da ‘derin devlet’in ta kendisi olduğunu unutmuş.

Bir başka deyişle, AKP’yi darbe dahil her türlü yöntemlerle yok etmeye çalışan ama yenilen ‘derin devlet’i kutsamış oldu Veysel Eroğlu bu sözleriyle…

**

Türkiye Kıbrıs’ı yalnızca ‘stratejik bir kara parçası’ olarak görmeye devam ettiği sürece burada yaşayan insanların gerçek sesini duyamaz.

Uzaktan gazel okumak kolaydır, ancak sallanan nutuklar gerçek yaşamla örtüşmeyince, ‘nahoş bir sada’ olmaktan öteye gidemiyor.

Süleyman Soylu’nun UBP kurultayında çizdiği ‘dünya-bölge-Kıbrıs’ tablosunda da adanın ‘stratejik bakımdan daha da önem kazandığı’ vurgusu dikkat çekiciydi.

Gerek hamaseten söylenenleri, gerekse diplomatik editten geçirilip dile getirilenleri bir araya topladığımızda, ortaya Ankara’nın ‘eski siyasete rücu ettiği’ görüntüsü çıkıyor.

2004 referandum sürecinden bu yana geçen süreçte Türkiye’nin AB yolculuğunun durma noktasına gelmesi, Kıbrıs’ta çözüm motivasyonunun yitirilmesi ve bölgedeki petrol yatakları ‘stratejik önem’ vurgusunun güçlenmesine yol açan temel unsurlar olarak dikkat çekiyor.

Bir de buna AKP’nin kendisini ‘Osmanlı İmparatorluğu’nun çağdaş mirasçısı’ gibi görmesi ve siyasetini bu temel üzerine oturtmasını ekleyince tablo netleşiyor.

Özetle ne bir ‘ada’dır Kıbrıs, ne de ‘cennetten parça’…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 533 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler