1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS’I DERT EDİNEN BİR GAZETECİ... RANA ŞENOL
KIBRIS’I DERT EDİNEN BİR GAZETECİ... RANA ŞENOL

KIBRIS’I DERT EDİNEN BİR GAZETECİ... RANA ŞENOL

Kıbrıs haritası şekilli küpeleri Kıbrıs sevgisini anlatan simgelerden biri… Ada’da birçok dostu var Rana Şenol’un… Ve O, kendi deyimiyle “Kıbrıs’ı dert edinmiş” bir gazeteci…

A+A-

 

“Gazeteciliğin kurtarıcısı mesleki etik ilkelere bağlılık olacak”

“Medya, Kıbrıs’ta yeniden birleşmeye öncülük etmeli, sinerji yaratmalı”

“Gazetecilerin ayakta kalabilmesi için kendilerini sürekli yenilemesi şart”

“Teknolojik gelişmeleri ekonomik fırsata çevirmek için kafa patlatmak gerek”

“Gazeteciliğin kurtarıcısı mesleki etik ilkelere bağlılık olacak. Gazetecilik etiğine bağlı olanlar, referansların tümünü kontrol edenler, karşıt görüş alanlar fark yaratacaklar”

 

“Kıbrıs sorunu Türkiye ve öteki güçlerin çözümlenmesine izin vermediği kronik bir sorun”

 

Özgül GÜRKUT

Kıbrıs haritası şekilli küpeleri Kıbrıs sevgisini anlatan simgelerden biri… Ada’da birçok dostu var Rana Şenol’un… Ve O, kendi deyimiyle “Kıbrıs’ı dert edinmiş” bir gazeteci…

“Hayalperest bir dünya vatandaşıyım. İyi insan olmaya çalışıyorum” diyor Facebook sayfasında kendini tanımlarken… Çok iyi eğitimli, Kıbrıs’ı iyi tanıyan ve hem Kıbrıs sorununa, hem buradaki diğer sorunlara akla uygun teşhisler koyarak yorumlar getiren bu meslektaşımla tanışıp sohbet ettiğim süre, benim için çok değerli anlardı.

Gazeteci Rana Şenol’la Kıbrıs’ı, gazeteciliği, kendini, Medya Derneği’ni konuşurken, gülümseyen gözlerinden Kıbrıs’ı ne kadar çok sevdiğini, adada barış için kafa yorduğunu, aynı sonucu hedeflerken farklı yollara sapanlardan ne kadar hayalkırıklığına uğradığını anlıyorum.

İstanbul’da 2010 yılında kurulan ve başkanlığını Salih Memecan’ın yaptığı Medya Derneği’nde Proje Direktörü olarak çalışan Rana Şenol, aynı zamanda Medya Etiği Platformu ve Yüzleşme Derneği gibi oluşumlarda da aktif rol alıyor.

Şenol, “Gazeteciliğin kurtarıcısı etik ilkelere bağlılık olacak” derken, gazetecilerin ayakta kalabilmesi için kendilerini sürekli yenilemesinin şart olduğunu; teknolojik gelişmeleri ekonomik fırsata çevirmek için de kafa patlatmak gerektiğini vurguluyor.

MACERACI RUH

21 yıl Amerika’da yaşayan Rana Şenol, üniversite dönemiyle sonrasını özetle şöyle anlatıyor:

“16.5 yaşımda Boğaziçi Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümüne girdim. Girmemle çıkmam bir oldu, ilk tercihime girmiştim fakat maceracı bir ruhum var. Beni okyanusun öbür tarafına attı. Burslu olarak siyasal bilimler ve ekonomi okudum.  2 bölümü 3.5 yılda bitirdim. Mezuniyetimin ardından Pittsburgh Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler alanında yine burslu olarak doktoraya kabul edildim ama orda kalamayacağımı düşünerek üç beş eşyamı toplayıp New York’a gittim. New School for Social Research hayalim vardı. Nazi Almanyasından kaçan entellektüellerin New York'ta kurduğu bir okul. Yüksek lisansımı oranın medya bölümünde yapmak istiyordum. Manhattan’da stüdyo daire tuttum. Kendime olan inancım hariç hiçbir güvencem yoktu. Gazetede bir ilan gördüm. Üniversitenin kütüphanelerinden birine eleman aranıyordu. 700 kişinin başvurduğu işe ben alındım. Hayalim gerçek oldu. Fakülteden sayıldığım için masterimi de bedava yaptım. Okumak istediğim bölümü okudum.

Derken ABC News’de gazeteciliğe başladım. Öncesinde bağımsız filmlerde çalıştım, kısa belgeseller yaptım.  Tam Türkiye’ye dönme zamanının geldiğini düşünürken aşık olup evlenmeye karar verdim. Evlilik, çocuk çoluk, bir yüksek lisans daha derken orda kaldım. ABC News’de haber araştırma uzmanıydım, sonra prodüktör ve editör olarak da çalıştım.

Türkiye’ye dönmem de gene ailevi sebeplerle oldu. Ailemden kaçar gibi gitmiştim Amerika’ya ama babamın kanserle mücadelesinin son evrelerinde dönüp onunla zaman geçirsem derken kötüleştiği haberini alıp ilk uçakla döndüm ama cenaze arabasına yetiştim. Ocak ayıydı. Çocuklar için sömestrin bitmesini bekledim ve istifamı verip Türkiye’ye döndüm. 2 master yapmış, 18 yaşından beri çalışma hayatının içinde olan, bir yandan okurken bir yandan çalışarak bugünlere gelmiş, birçok alanda başarılı olmuş bir kadın olarak Türkiye’de iş bulabileceğimi sanıyordum, hiç de kolay olmadı. Temmuz 2009’du. Başvurduğum yerler ‘sen bize fazlasın’ diyordu. Böyle durumlarda medyada tehdit olarak algılanıyorsunuz. Bir bahane oluyor. Orda başardın, burda başarmaman için… Öyle zor bir süreç yaşadım. Sonra Salih Memecan’la tanıştım. Dernek kuracaklarını söyledi. Beni kadın ve medya konulu bir toplantıya çağırdı. Toplantı bittikten sonra da ‘işe başlıyorsun değil mi’ dedi, öyle de kaldım, başından beri derneğin içindeyim.”

YENİ MEDYA ANLAYIŞI

Medya Derneği’nin neden kurulduğu soruma karşılık, var olan derneklerin yetersiz kaldığı alanı doldurmayı amaçladığını anlatan Şenol, “Dünyaya yeni bir medya anlayışı geliyor. İnternetin, teknolojik gelişmelerin getirdikleriyle geleneksel medya bu değişime nasıl ayak uyduracak? Derneğin esas amacı, dinazorlaşmış gazetecilik örgütlerinin göremediği yahut zayıf kaldığı alanlara el atıp teknolojinin getirdikleriyle gazetecilik mesleğinin kendini nasıl yenilemesi gerektiğini tartıştırmak ve değişime açık, çağın gerisinde kalmayan, kendini dönüştürebilen bir medya zihniyetini yaygınlaştırmak” diye konuştu.

Eğitime önem verdiklerini, Medya Okulu Projesi için çok kafa patlattıklarını; genç gazeteciler için ne yapabileceklerini düşündüklerini kaydeden Rana Şenol, mesleğin geleceği konusunda farkındalık yaratmayı da amaçladıklarını vurguladı.

Kağıda basılı gazeteciliğin öleceği yorumlarına işaret ederek, bunun dezavantaj olmadığının kavranması gerektiğini söyleyen Rana Şenol, “İnsanlar belki basılı kağıtta okumayacak gazetelerini ama teknoloji üzerinde gazetecilik devam edecek” dedi.

Şenol, Medya Okulu eğitimlerinin 7 hafta sürdüğünü, bu eğitimlere her kesimden ve cinsiyetten gazetecileri ve öğrencileri kattıklarını; dersleri ise tamamen sahadan insanların verdiğini anlattı.​

KIBRIS…

Gazeteci Rana Şenol, Kıbrıs sorununun Türkiye ve öteki güçlerin çözümlenmesine izin vermediği kronik bir sorun olduğunu düşünüyor, “Tıpkı Kürt sorunu gibi” diyor.

“Bir arada durması gereken insanların saçma sapan nedenlerle bölündüğünü görüyorum” diyerek bir gece önce düzenlenen iki anti militarist eyleme işaret ediyor.

Rana Şenol, ortak hedefi barış olan insanların ufak tefek ayrıntılar yüzünden bir araya gelememesini eleştirerek ve bundan duyduğu üzüntüyü ifade ederek, mikro detaylara takılıp kalanların tablonun bütününü kaçırdığını söylüyor.

“Kendi aranızda birbirinizi yemekten adaya en büyük kötülüğü yapıyorsunuz” diyen Şenol, bunun azınlık toplumlarında çok yaygın görülen bir durum olduğuna da dikkat çekiyor ve Dersimlilerle Ermenilerden örnekler veriyor.

Rana Şenol, Kıbrıs’a, Annan Planı dönemi gibi bir dinamizm gerektiğini, bunun için de medyanın öncü olabileceğini düşünüyor.

Şenol, “Çok Kıbrıslı tanıyorum. CTP’ye çok kırgın olan var. Sürdürmeyin bu kırgınlıkları. Bunu aşın. Birbirinizle uğraşmaktan asıl sorunla uğraşmaya zaman kalmıyor” uyarısında da bulunuyor.

Peki Kıbrıs Türk medyasıyla ilgili gözlemleri neler?

“Provakatör basın gibi bir kesim var. Bir yandan da Anavatancılar, neredeyse ‘vilayet olalım’ diyen var. Bunun da altında ilginç şeyler olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle daha derin bir mekanizma işliyor burada” sözleri dikkat çekerken, iyi gazetecilik örnekleri de bulunduğuna işaret ediyor.

ETİK SORUNLAR

Medya Derneği Proje Direktörü Gazeteci Rana Şenol,  Medya Derneği'nden bağımsız olarak içinde yer aldığı Medya Etiği Platformu'nun ç çerçevesinde, Türkiye’deki etik konuları yakından izleyip gerektiği durumlarda açıklamalar yaptıklarını, ilke ve referanslara uygun çalıştıklarını anlatırken, Kıbrıs’ta da etik konularda farkındalık yaratmanın önemini vurguluyor.

GELECEKTE BAMBAŞKA BİR GAZETECİLİK

Teknolojik gelişmelerin gazeteciliği nasıl etkileyeceğini, yakın gelecekte basılı medyaya yer olmayacağı kaygılarını da konuşuyoruz Rana Şenol’la…

Teknolojinin lehte kullanılabileceğini, bunun için kafa yormak gerektiğini vurgulayan Şenol,  medyanın daha çok internetten takip edildiğini, gazetelerin ve gazetecilik mesleğinin varlığını sürdürebilmesi için kafa patlatmak gerektiğini, bu konuda hemen bir gecede “işte bizi kurtaracak model budur” demenin mümkün olmadığını anlattı.

“KURTARICI ETİK İLKELER OLACAK”

Şenol, “Belki yurttaş gazeteciliği öne çıkacak. Belki ilerde blog tarzı bir gazetecilik anlayışı ağır basacak. Bunları tartışmak lazım. Ama gazeteciliğin kurtarıcısı, mesleki etik ilkelere bağlılık olacak. Gazetecilik etiğine bağlı olanlar, referansların tümünü kontrol edenler, karşıt görüş alanlar fark yaratacaklar” diye konuştu.

Rana Şenol, gazeteciliği ekonomik yönden kurtarmanın da mümkün olduğuna inanıyor. Teknolojinin sunduğu avantajların gazetelerin ayakta kalmaları yönünde kullanılabileceğini düşünen Şenol, varlığını sürdürülebilir kılmak için medyanın yeni ekonomik formüller geliştirilebileceğini söylüyor ve “İngiltere’deki Guardian, Amerika’daki New York Times ne yapmış diye bakılabilir. Ayakta kalmış güçlü modeller bunlar. Onlar teknolojiye bir hayli yatırım yapıyorlar” diye ekliyor.0

“GAZETECİ KENDİNİ YENİLEMELİ”

Gazeteci olarak ayakta durmak ve başarılı olmak isteyenlerin, sürekli kendini yenilemesinin önemini vurgulayan gazeteci Rana Şenol, ilgili teknolojiyi yakından izlemenin ve meslekte kendini taze tutmanın bir gazeteci için artı puan olduğunu anlattı.

Şenol, günümüzde bir gazetecinin bir ekipmiş gibi çalışması gerektiğini, elinde küçük bir kamera ve laptop bulunan gazeteciden çok şey beklendiğini ifade ederek, ekonomik nedenlerle haber kuruluşlarının bu tür muhabirleri tercih ettiğini belirtti.

“Eskiden 5-6 kişinin yaptığı işi tek kişi yapıyor ve iyi bir şey çıkarıyor. Ekonomik model olarak benimsenen bu. Her şeyi bilen, üretebilen kişi olacaksın. Bu da tabi ki zorluyor insanı…” diyen Rana Şenol, mesleğinde kalıcı olmak ve iz bırakmak isteyen her gazetecinin kendi geleceği için oturup bir vizyon çizmesi ve kendini sürekli yenilemesinin önemini vurguluyor.

Meraklısına http://ranasenol.com/, http://www.medyadernegi.org/, http://yuzlesmedernegi.com/, http://www.medyaetik.net/

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 771 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler