1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Kıbrıs'a gelen yatırımcının anasını ağlatıyorsunuz'
Kıbrısa gelen yatırımcının anasını ağlatıyorsunuz

'Kıbrıs'a gelen yatırımcının anasını ağlatıyorsunuz'

Besim Tibuk, Kıbrıs’ın kuzeyindeki en büyük yatırımcılardan biri... Net Holding’in de Yönetim Kurulu Başkanı... Dün, basınla bir araya geldi. Çok sert konuştu. Kimi “isyanlarında” haklı, kimi sözcüklerinde “Kıbrıslı 

A+A-

 

 

Besim Tibuk, Kıbrıs’ın kuzeyindeki en büyük yatırımcılardan biri...

Net Holding’in de Yönetim Kurulu Başkanı...

Dün, basınla bir araya geldi.

Çok sert konuştu.

Kimi “isyanlarında” haklı, kimi sözcüklerinde “Kıbrıslı Türk” toplumuna karşı saldırgandı...

Canı yanmış, bürokrasiden...

Ama “Size bu kadar yatırım yaptım, bu kadar para veriyorum” yaklaşımı, bu üslup... “Çok da beğenmiyorum” dediği Başbakan Erdoğan’ın “besleme” yakıştırmasından farklı değil...

 

***

 

Kuzey Kıbrıs’taki “bürokrasi”yi, 1980 öncesi Türkiye’sine benzetti.

Az bile...

Yatırımcının yaşadığı sorunlar açısından da haklı, muhtemelen..

Ama çıkışlarında, kibirli.

Mesela şunları söyledi:

“Türkiye'deki ilk 100 şirket, hiçbiri yok burada... Niye Kazakistan'a falan gidiliyor da Kıbrıs'a gelmiyorlar?! Çünkü buraya yatırım yapanın anasını ağlatıyorsunuz... Kapalı bir toplumsunuz... Eğer kapanmanın faydası varsa Aborjiniler gibi olursunuz...”

Bir de “yurttaşlık” dağıtılmasına yönelik reaksiyona öfkelendi:

“Ne demek nüfus değişiyor kardeşim, nüfus değişir, kendinizi kapatarak nereye gidilecek... Dünyaya bakınız...”

Söze girdim, söyledim!..

Dünyaya bakıyoruz, böyle bir nüfus politikası yoktur...

Evet, “nitelikli” ve “ülkeye değer katacak” yatırımcının önünü açarsınız, her türlü kolaylığı da sağlarsınız..

Evet, ihtiyaca göre işçi getirirsiniz ve bürokrasiyle yaşamını da zindana çevirmez, sömüremezsiniz...

Evet, burada doğan, uzun seneler yaşayan insanların yaşamını kolaylaştırırsınız...

Ama “yurttaşlık” iradeyi etkileyen bir olgudur, demokrasiyle ilgilidir ve “dağıt gitsin”le olamaz!..

Dünyada yoktur bu anlayış...

 

***

 

Besim Tibuk, Kıbrıslı Türkler’in bir kısmında, yabancı yatırımcıya karşı “düşmanlık” olduğuna inanıyor.

“Ama bir yanıyla da Kıbrıs muhteşem bir ada... O nedenle Kıbrıs'ta olmaktan çok mutluyum” diyor...

Adanın geleceğine dair saptaması da dikkate değer:

“Türkiye'den elektrik, su gelmesi çok önemli ancak güneydeki doğal gaz Kıbrıs'ın geleceği açısından çok daha heyecan verici... Eğer doğalgaz bulunursa, sıvılaştırmak pahalı, en doğru yol, Mersin üzerinden satmak. Bu, iki tarafı barışa zorlayabilir, bu olmasa da enerji fiyatları düşer, hepimize fayda sağlar...”

 

***

 

Peki onca ‘olumsuzluğa’ rağmen, niye “yatırıma” devam?

“Bu işe girdiniz mi, çıkamıyorsunuz” diyor ve ekliyor: “Biz buradaki otelleri satmayı denedik, yarı fiyatına düştük, satamadık... Hem bir umut, hem de sevgi; kazanacak diyoruz. Türkiye’deki varlıklarımızı satarak adaya yatırıyoruz. İki yıl sonradan da ümitliyim, ülkede büyüme olacak...”

 


 

Metin Münir’in vedası

 

Metin Münir’in de Milliyet’te “VEDA” yazısı yayınlandı.

Tahmin etmiştim...

Son dönemlerde “inceden inceye” iyice başlamıştı, Türkiye’deki yönetim anlayışını eleştirmeye...

Ne yazık ki, “Bir zamanlar Kıbrıs’a özenerek bakarlardı, şimdi bizim çok ilerimizde” denen Türkiye’de...

“Demokrasi...”

Ve “özürlükler...”

Yanımıza dahi yaklaşmıyor, henüz...

Bu açıdan bakmıyor kimse...

Neyse...

Metin Münir’in veda yazısındaki son satırlar al, Kıbrıs’ın kuzeyinde oku, “cuk” oturur yine!..

Ne de olsa, aynı “kafadan” besleniyor bizimkiler de...

...

Bir barış var, yapılmıyor,

Bir hapishane var, boşalmıyor.

Bir ölü var, gömülmüyor.

Bir doğa var, sevilmiyor.

Bir göz var, görmüyor.

Bir kulak var duymuyor.

Bir yürek var, açılmıyor.

Bir kader var, değişmiyor.

Bir hayat var, yaşanmıyor.

...

 


 

Temizle (!)

 

Hiç öyle siyasi partiye, örgüte gerek kalmadan “canına tak etmiş” gençler, internette örgütlendi, duyarlı insanlar, siyasiler de destek verdi, eylem yapıyorlar..

BOŞbakanlık kavşağını temizliyorlar, deterjanla!..

Kavşak tamam da, bu kadar ikiyüzlü, samimiyetsiz, yalancı bir ülke yönetimini temizleyecek deterjan var mı?

Ö.Yorgancıoğlu’nun bir teşbihine bayıldım, “Belediye Başkanı-Hükümet” ilişkisini anlatan, “Gündüz kahvede kavga eder, gece hırsızlığa birlikte çıkarlar...”

Daha ne kadar “çalacaklar” bu ülkenin geleceğini!..

 

 

 


 

Kandırılmışlar (!)

 

UBP delegesinin biri isyanda: Kurultaydan önce söz vermişler, kızını işe alacaklar da, sonra resmi işlemi yapmamışlar!..

“Kandırıldık” diyor. Ha yani kız işe başlasaydı, sorun yoktu. Adaletsizlik, partizanlık, fırsatçılık sorun değildi o zaman. Şimdi, “kandırıldık” oluyor, öyle mi?

Beş beter olsun!.. Yarın, “işini halledeceğiz” derler, yine susar, hatta şikayetini de inkar eder böyleleri, alıştık artık... Meşhur laftır, meraklısı, internetten bulur anlamını: “Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler!” ... İyi de, onca itiraf var ortada, nerede Sayıştay, Savcılık nerede?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 981 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler