1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS VE KLEOPATRA…
KIBRIS VE KLEOPATRA…

KIBRIS VE KLEOPATRA…

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin 10. Tiyatro Festivali taşıdı beni bir kez daha Kıbrıs’ın Milad öncesine.

A+A-

 

 

Filiz Besim

 

Hani biz bu adadaki tarihi geriye doğru en çok bin yıla kadar biliriz ya ve özellikle biz Kıbrıslıtürkler için bu adada tarih 1571’de başlamıştır ya; halbuki aşk tanrıçası Afrodit’in adası Kıbrıs’ımızda M.Ö. ve antik çağlarda da öylesine zengin bir tarih yatıyor ki; araştırdıkça muhteşem tarihi figürler arasında kaybolursunuz. Lefkoşa Türk Belediyesi’nin 10. Tiyatro Festivali taşıdı beni bir kez daha Kıbrıs’ın Milad öncesine.

“Antonius ve Kleopatra”, Shakespeare’in Romeo ve Juliet’tinden sonra belki de tüm dünyanın bildiği yazılı ilk tarihi aşk hikâyesidir. Tutku yumağı bir aşkı tarihsel olayların akışı içinde öylesine etkileyici anlatmış ki Shakespeare, bu hikâyede aşkın mı, yoksa tarihin mi ön plana çıktığı hep tartışılmıştır. Kraliçe Kleopatra, Mısır tarihinde çok önemli bir kraliçe olmasa da, hatta Mısırlı soyundan değil de Makedonların meşhur komutanı Ptolemaios (Ptolemy Soter) hanedanlığı mirasçılarından olsa da; Mısır dünyada ve tarihte hep onunla özdeşleşmiştir.

“Peki ama, Kleopatra’nın ve bu büyük aşkın Kıbrıs’la ne ilgisi var?” mı diyorsunuz? Aşk ve tarih olur da içinde Kıbrıs olmaz mı? Hele de bu aşk Ortadoğu ve Akdeniz yörüngesinde yaşanmışsa. Tarih boyunca bu coğrafyada hayat bulmuş bütün büyük uygarlıklar için Kıbrıs hep çok zengin bir ödül ve zemin olmuştur.

Büyük İskender’in ölümü ile yıkılan Makedon imparatorluğunda, Makedonların sömürge komutanı Ptolemy Soter, Mısır’a hakim olur. Bu dönemde Kıbrıs da Ptolemiler’in eline geçer. Daha sonra Kıbrıs M.Ö 58 yılında Ptolemi hâkimiyetinden kurtulup bağımsız olsa da, bu bağımsızlık çok kısa sürer ve M.Ö. 58’de Roma İmparatorluğu’na bağlanır. Kıbrıs’ın ele geçirilmesi Romalıların Mısır kuşatmasının da son aşaması olur… Ve işte Kleopatra’nın Kıbrıs ilişkisi de o dönemlerde başlar. M.Ö. 47’de meşhur Roma imparatoru Julius Caesar (Jül Sezar), Kıbrıs’ı genç bir Ptolemi ve aynı zamanda Mısır Kraliçesi olan Arsinoe’ye mülk olarak verir. Arsinoe’den sonra gelen VII. Kleopatra ilk olarak Romalı Julius Caesar’la beraber olur ve ondan olan erkek bebeği için de paralar bastırır. Ancak Kleopatra’nın Kıbrıs’a tam olarak hakim olması büyük aşkı Mark Anthony (Antonius) döneminde M.Ö. 36’da ve tekrar M.Ö. 34’de mümkün olur.

Jül Sezar öldükten sonra Roma imparatorluğu üç komutan tarafından yönetilir. Batı tarafının efsanevi komutanı Antonius ve Mısır Kraliçesi Kleopatra arasında Shakespeare’in de klasik tiyatro oyununa konu olan tutku, acı ve saplantılarla dolu bin yılların aşkı yaşanır. Antonius, büyük aşkı Kleopatra’ya kendi yönetiminde olan Kıbrıs’ı aşkının hediyesi olarak verir. Hepimizin bildiği gibi bu büyük aşk, ünlü kahramanlarını  intihara sürükler. V11. Kleopatra’nın intiharının ardından Kıbrıs Roma’ya hakim olan Octavian Sezar tarafından M.Ö. 30 yılında Roma’ya devredilir. Bu olaylar sadece 2030 yıl önce bu coğrafyada yaşandı.

İşte bu tarihi aşkı William Shakespeare “Antonuis ve Kleopatra” oyunuyla ölümsüzleştirdi. Bize, tarih sahnesinde dönen iktidar savaşlarını en insani duygularla anlatan bu büyük usta işi oyunun göbeğine de tarihin en tutkulu aşklarından birini oturttu.

Antonius ve Kleopatra’nın bu meşhur hikâyesini biz Kıbrıslıtürkler geçtiğimiz hafta Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nun düzenlediği 10. Tiyatro Festivalindeki unutulmaz oyunda izleme şansını yakaladık. Shakespeare’ın başyapıtı, İstanbul’un ünlü tiyatrolarından “Oyun Atölyesi” tarafından sahneye kondu. Zerrin Tekindor’un Kleopatra, Haluk Bilginer’in Marcus Antonius rollerindeki performansları tek kelime ile büyüleyici ve büyük bir tecrübe işiydi.

Hikaye kısaca şöyle: Julius Sezar’ın ölümünün ardından Roma’da yeni bir liderlik ve yönetimarayışı ortaya çıkar. Ancak Antonius, Mısır’ın çekici kraliçesi Kleopatra’nın aşkıyla büyülenmiştir. Ve aralarındaki bu karşı konulmaz aşk, Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesine neden olur.

Oyunda, iktidara, düzene, güce ve hırsa açılan bir pencerenin içinden kadın ile erkeğin resmi en keskin hatlarıyla çiziliyor. Yönetmen Kemal Aydoğan’ın karakterlere yüklediği mizahi ve insani yaklaşım ise destansı bir tutkuyu adeta güncelleştiriyor. Gemi şeklindeki sette arka planda diğer karakterlerin de oturduğu sade bir görsellik dikkat çekiyor. Yönetmen, fondaki müzikleri modern Türk müzikleriyle sarmalayarak yine oyunu güncellemeyi başarmış.

Shakespeare bu oyun için yazdığı orijinal betimlemelerinde Kleopatra’nın çekiciliğini şöyle anlatmıştı:  "Yaş onu kurutamaz. Ne de alışkanlık bayatlatır/Sonsuz çeşitliği vardır; diğer kadınlar bıkkınlık verirler/Diğerleri iştahları beslerler. Fakat o insanı daha aç yapar/En çok tatmin ettiği zaman."

Antoni’nin tutkulu aşkına ise şu sözcüklerle hayat verir Shakespeare. Antoni, onu bir korkak yaptığı için Kleopatra'ya serzenişlerde bulunduğu en derin anda hâlâ aşkını bütün olanlardan üstün tuttuğunu şöyle dile getirir. “Bana bir öpücük ver ve bu bile benim yapmadıklarıma bir karşılık sağlamış olur."

Lefkoşa Belediye’sinin iflas ettiği, dibe vurduğu, Lefkoşa’nın çöplere boğulduğu umutsuzluk rüzgârlarının ülkeyi kasıp kavurduğu günlerde Lefkoşa Belediye Tiyatrosu tüm imkânsızlıklara rağmen bu yıl da 10. Tiyatro Festivali için perde açtı. Yüreği sanat, Kıbrıslıtürkler ve insan için çarpan bir avuç insan emek verdi. Yine her yıl olduğu gibi Türkiye’nin tiyatrodaki “en iyi”leri adaya taşındı. Ben, Yaşar Ersoy yönetimindeki bu bir avuç cesur yüreği ayakta alkışlıyorum. Tebrikler ve teşekkürler Lefkoşa Belediye Tiyatrosu…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1141 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler