1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs Üniversitesi ve Kıbrıslı Türkler
Kıbrıs Üniversitesi ve Kıbrıslı Türkler

Kıbrıs Üniversitesi ve Kıbrıslı Türkler

Niyazi Kızılyürek: Kıbrıs Üniversitesinin kuruluş serüveni en az Kıbrıs Sorunu kadar karmaşık ve hazindir. Kıbrıs Rum liderliği çok uzun yıllar adada üniversite kurulmasına karşı çıktı.

A+A-

 

Niyazi Kızılyürek

Niyazi@ucy.ac.cy

 

Kıbrıs Üniversitesinin kuruluş serüveni en az Kıbrıs Sorunu kadar karmaşık ve hazindir. Kıbrıs Rum liderliği çok uzun yıllar adada üniversite kurulmasına karşı çıktı. İlk kez İngiliz Sömürge döneminde gündeme gelen üniversite fikri, Kıbrıs Rum toplumunu yönlendiren liderlerin sert tepkisiyle karşılandı. Özellikle 1931 İsyanından sonra aman zaman üniversite konusuna değinilse de, ciddi anlamda üniversite önerisi ilk defa 1949 yılında Lord Kinross’tan geldi. Kinross haftalık Times gazetesine yazdığı bir yazıda Kıbrıs’ta üniversite kurulmasını önerdi. Kinross’tan kısa bir süre önce aynı gazeteye bir yazı yazan  W.E. Sinnett Türk ve Helen milliyetçiliklerinin etkisini kırmak için adada üniversite kurulmasının yararlı olduğunu söylüyordu. Sinnet’e göre, Kıbrıs’ta üniversite kurulursa, gençler Türkiye ve Yunanistan’a bakmaktan vazgeçerek, “Kıbrıslı” olarak düşüneceklerdi. Sömürge yönetiminin üniversite fikrini “kimlik” ve “ulusal bilinç” açısından ele alması, üniversite fikrine zaten karşı olan Kıbrıs Rum milliyetçilerini iyice tahrik etti ve Kıbrıs Rum toplumunun önderleri üniversite fikrine her zamankinden daha büyük bir şiddetle karşı çıkmaya başladı. Bu öneriyi Kıbrıslı Rumları “Anavatan Yunanistan”dan koparma girişimi olarak görüyorlardı. Kıbrıs’ta üniversite kurulacaksa bu ancak Enosis gerçekleştikten sonra kurulmalıydı.

Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğu zaman bu kez ABD başkanı Kennedy Kıbrıs’ta ortak bir üniversite için tavsiyede bulundu (1962). Fakat Kıbrıs Rum liderliği buna da sıcak bakmadı. Mevcut siyasi düzeni sürdürmek istemeyen ve Enosis politikasına yönelmek için fırsat kollayan Kıbrıs Rum liderliği ortak üniversite fikrini “1960 düzenini sağlamlaştıran bir unsur” olarak görüyor ve bu yüzden de üniversite fikrine karşı çıkıyordu. Oysa bu dönemde Kıbrıs Türk liderliği ortak üniversite fikrine yatkındı.

İlk kez 1967 yılında Kıbrıs Rum eğitim bakanı Kostantinos Spiridakis Kıbrıs’ta üniversite kurulması fikrini sahiplendi. Fakat Spiridakis üniversiteyi “iki-toplumlu” değil “Helen üniversitesi” olarak düşünüyordu. Ayrıca, Enosis gerçekleştikten sonra üniversite sayısının artması gerektiğini de belirterek, üniversite fikrini Helen milliyetçiliği ve Enosis açısından ele aldığını açıkça ifade ediyordu. Buna rağmen tepki almaktan kurtulamadı. Kıbrıs’ta kurulacak bir üniversite, “Helen” olsa da Kıbrıslı Rumları “Anavatan Yunanistan’dan uzaklaştırabilirdi. Tartışmalar Temsilciler Meclisi’ne de taşındı ve ilk defa 1968 yılında Temsilciler Meclisi’nde üniversite konusu görüşüldü. Kimi somut bir gereklilik olarak artık Kıbrıs’ta üniversite kurulmasını savunarak kurulacak üniversitenin Helen milli bilincini canlı tutacağından “Anavatandan uzaklaşmanın” söz konusu olmayacağını ileri sürüyordu, kimi de “Helen” olsa da üniversite fikrine karşı çıkıyor ve bunun Enosis’ten sonraya bırakılmasını savunuyordu. Bir parlamenterin söyledikleri son derece ilginçti: “Kıbrıs’ta Üniversite kurulursa Kıbrıslı Türkler tepki gösterecek ve üniversite ister istemez iki-toplumlu olacak. Bu da Kıbrıslı Rumların milli bilincinin köreltecektir.”

Daha sonra çeşitli girişimler olduysa da -örneğin Kanada adada üniversite kurulmasını önerdi, ABD’de Kıbrıs’ta üniversite kurulması için bir komite kuruldu, UNESCO ilgilendi- sürekli olarak aynı gerekçelerle 1974’e kadar üniversite fikrine karşı çıkıldı.

1974, pek çok şey gibi, üniversite konusunda da bir dönüm noktası oldu ve 1974’ten sonra üniversite fikri yeniden gündeme geldi. Makarios 1976 yılında yaptığı bir konuşmada, Kıbrıs’ta “Helenizm’e ve komşu ülkelere dönük” bir üniversite kurulmasından söz etti. 1978 yılında bu doğrultuda siyasi karar alındı. Bu arada, Türk tarafının 1974 sonrasında önerdiği ortak üniversite fikrine rağbet edilmedi ve 1989 yılında Kıbrıs Üniversite’sinin kuruluş çalışmalarına başlandı. 1992 yılında kurum ilk öğrencileriyle tanıştı.

Son derece tartışmalı bir ortamda kurulan Kıbrıs Üniversitesi’nin öğretim dilinin ne olacağı konusunda epeyce tartışma yaşandı. Kimi İngilizce, kimi de Yunanca dillerinde eğitim yapılmasını savunuyordu. Sonunda Yunanca dilinde öğretim fikri ağır bastı. Fakat Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki resmi dili olduğu hatırlatıldı ve eğer Yunanca öğretim dili olacaksa, Türkçenin de öğretim dili olarak kabul edilmesi üzerinde duruldu. Gerçekten de kağıt üstünde Kıbrıs Üniversitesi’nin öğretim dili Türkçe ve Yunancadır.  Tıpkı, Kıbrıs Cumhuriyeti devletinin teoride iki dilli olduğu gibi…

Tartışmalar durmak bilmiyordu. Kıbrıslı Rum gençlerin “anavatandan uzaklaştırılacağını” ileri sürenler hala az değildi ama etkileri artık kırılmıştı. 1974 sonrasında Enosis ölmüş, Kıbrıs Rum toplumu var gücüyle Kıbrıs devletine sarılmıştı. “Türk işgaline” karşı en büyük koz Kıbrıs Cumhuriyeti devleti idi ve devletin kurumları mutlaka güçlendirilmeliydi. Ayrıca, Kıbrıs Rum algısında Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin barış içinde bir arada yaşamasını engelleyen tek faktör “Türk işgali” idi, bu yüzden, iki toplum arasında “yeniden yakınlaşma” çalışmalarına sahip çıkılmalıydı. “Yeniden yakınlaşma” politikası elbette sadece kağıt üstünde geçerliydi. Tıpkı kağıt üstünde Kıbrıs Üniversitesi’nin kuruluş amaçları arasında “iki toplumun yakınlaşmasına hizmet etmek” ilkesinin yer aldığı gibi. Fakat bu kağıt üstündeki yakınlaşma politikasında bile “anti-Helen” bir boyut görenler az değildi. Büyük kavgalardan sonra nihayet üniversite kurulabildi.

Kıbrıs Üniversitesi aslında başından beri bir Kıbrıs Rum üniversitesi olarak kuruldu. En azından de-facto olarak bu böyle. Tıpkı, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de-facto olarak bir Kıbrıs Rum devleti olduğu gibi. Dil sorunu ileri sürülerek Kıbrıslı Türk öğrencilere kapılar açılmadı. “Yunanca öğrensinler gelsinler” deniyordu. Senatoda şahsi girişimimle Yunanca bilmeyi gerektirmeyen üç bölüme (Fransız dili edebiyatı, İngiliz dili edebiyatı ve Türkoloji) Kıbrıslı Türk öğrencilerin alınabileceğini gündeme getirdiğimde, buna pek itiraz eden olmadı. Bugün bu üç bölüme 5’er kişilik kontenjanla lise mezunu Kıbrıslı Türk öğrenciler alınabiliyor.

Ne var ki, Kuzey Kıbrıs üniversitelerinden mezun olan Kıbrıslı Türklerin lisansüstü eğitim görmeleri mümkün değildir. Dışişleri ve Eğitim bakanlığından gelen sert emirde, Kuzey Kıbrıs üniversitelerinden mezun olanların diplomalarının tanınmadığını, bu yüzden de Kıbrıs Üniversitesine kayıt yapamayacakları yazılıdır. Pek çok konuda “özerkliğine” sahip çıkan Kıbrıs Üniversitesi bu konuda maalesef hiç bir şey yapamadı ve devletin buyruğuna boyun eğdi. Bugün Kuzey Kıbrıs üniversitelerinden mezun olan Kıbrıslı Türklere açıkça ambargo uygulanmaktadır. Bu kabul edilemez olduğu kadar, absürd bir uygulamadır da. Kıbrıs Türk Liselerinden mezun olanlar veya Türkiye’den gelen üniversite mezunları okula alınırken, Kuzey Kıbrıs üniversitelerinden gelen öğrencilere “hayır” deniyor. Gerekçe olarak da “tanınmayan devletin tanınmayan üniversiteleri” gösteriliyor! Ne tuhaf! Tanınmayan devletin kimlik kartı ile güneye geçilebiliyor, tanınmayan devletin lise diplomaları tanınıyor ama üniversite diplomaları tanınmıyor! En vahimi, tanınmayan devleti cezalandıracaklar diye Kıbrıslı Türkleri cezalandırıyorlar! Sonra da dünyaya dönüp, bizim Kıbrıslı Türklerle hiç bir sorunumuz yoktur diyorlar!

Geçtiğimiz günlerde Dimitris Hristofyas bir vesile ile şöyle bir laf etti: “Kıbrıslı Türkleri Türkiye’ye kaptırırsak, başımıza gelenler müstahaktır.” Kıbrıs Rum toplumu 48 yıldır maalesef tam da bunu yapıyor. Ve bu lafı eden Dimtiris Hıristofyas cumhurbaşkanı olmasına rağmen bu konuda en küçük bir değişiklik yapmıyor.

Sonuç olarak, “Kıbrıs Cumhuriyeti Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türkler de Türkiye’nindir” noktasına doğru süratle ilerliyoruz. Olmayanları da Kıbrıslı Rum yöneticiler kendi elleriyle Türkiye’ye itiyor. Tıpkı yakın dönem Kıbrıs tarihinde olduğu gibi…

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 860 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler