1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs!.. Uçak gemisi mi uçak kazası mı?
Kıbrıs!.. Uçak gemisi mi uçak kazası mı?

Kıbrıs!.. Uçak gemisi mi uçak kazası mı?

"Sizlere dargın değilim, sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum çünkü...” 1959’da Londra’ya giderken, Türkiye Başbakanı Adnan Menderes, uçağın kuyruğunda değil de, önlerde oturuyor olsa,

A+A-

 




"Sizlere dargın değilim, sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum çünkü...”


1959’da Londra’ya giderken, Türkiye Başbakanı Adnan Menderes, uçağın kuyruğunda değil de, önlerde oturuyor olsa, belki de tarih başka türlü yazılacaktır…
Türkiye Başbakanı Menderes 1959 yılının 17 Şubat sabahı, Londra’ya gitmek üzere Türk Hava Yolları’na ait Viscount tipi 4 motorlu "Sev" yolcu uçağına biner…
Ve Menderes, “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni kuran anlaşmayı hastanede imzalar!




Kıbrıs’ın coğrafi önemini anlatmak için “uçak gemisi” benzetmesi yapılır!..
Denizin ortasında, bir gemi…
Sanki “ada”nın kıymeti, üzerinde yaşayan insanların da üstündedir gibi.
Oysa neye yarar ki “insansız” bir “gemi”…

* * *

Kıbrıs, tarihin her döneminde bir “uçak kazası”dır aslında…
Ya “hava boşluğu”na düşmüş, sarsılmıştır, ya da genelde “pilot” hatasıyla, çakılmıştır geçmişin karanlığına…

* * *

Uçak kazaları trajiktir …

Yine de tüm otoriteler “en güvenli ulaşım aracı” olduğu fikrinde birleşir.

Ama “kaza” oldu mu, “toplu” yaşanır ölümler ve acısı da etkisi de büyüktür.

Yine de unutulmasın ki, her beş saniyede, beşten fazla uçak havalanır dünyanın bir yerinden ötesine…

Ve milyonları taşır…
Daha siz bu yazıyı okurken, belki de bir milyon uçak inmiş, bir o kadarı kalkmıştır…

 

* * *

 

Biliyor musunuz, uçak kazalarının en önemli sebebi “kuşlardır”…

Motora girerler topluca, pilotların korkulu rüyasıdır bu durum!..

Eğer, insanlar da “kuşlar” gibi özgür uçsun diye icat edilmişe uçak; gökyüzünün gerçek canlıları, “mekanik” kardeşlerinden “öfkesini” alıyordur belki de…

Gökyüzünde yarattıkları “kirlilik” için!..

 


LARNAKA’DAN ATİNA’YA “BİLİNÇ” KAYBI

Kıbrıs’a dair uçak kazalarından en unutulmazı, elbette ki 14 Ağustos 2004’te Larnaka’dan havalanan ve Atina üzerinde yakıtı bitene kadar kendi ekseninde döndükten sonra dağa çakılan Helios’tur!..

48'i çocuk 115 yolcu ve altı mürettebat ölmüştür kazada…

Ve söylenen o ki, pilotlar ve yolculular, uçak düşmeden çok önce bilincini kaybetmiştir.

Ama bu kazada uçağın düşüşü “kuşların” değil, genelde olduğu gibi yine “insan” hatası sonucudur.
İnceleme sonuçları ortaya çıkarmıştı ki, pilotun bir dizi hatası, yüzden fazla cana neden olmuştur.


1961 KAZASI, İKİ SAĞ, BİRİ HACIAHMET


21 Aralık 1961’de Ankara’dan havalanan bir uçakta ise dönemin Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi Milletvekili Hacı Ahmet de vardır…

Uçak, kalkışından az sonra havada infilak eder.

Kazadan iki kişi sağ kurtulur; biri Hacıahmet!..

Yıllar sonra, Mert Özdağ ile Fayka Arseven’e anlatır kazayı Hacıahmet, şu cümleyi kurar:
“Kazadan sonra birçok uçak yolculuğu yaptım. Hiçbir yolculuğumda uçaktan korkmadım... Ama yaşadığım kaza beni çok etkiledi...”

 

* * *


1988 yılında Beşparmak dağlarına çarparak düşen uçak ise “Talia Havayolları”na ait Boeing 727 tipi bir jettir.

Yolcu taşımayan uçağın 15 mürettebatı da, Beşparmak dağlarının eteklerinde veda etmişti yaşama…

Kazanın sebebi Yugoslav pilotun hatasıdır ne yazık ki…

O uçuşta, yerini bir “arkadaşı” ile değiştiren hostes…

Sonrasında, bir başka uçak kazasında can vermiştir, “kaderden kaçılmaz” diyenleri doğrulayarak…

 

1959’DA LONDRA’DA BİR UÇAK KIBRIS’IN KALBİNE DÜŞTÜ!

‘Kıbrıs’ı kalbinden ilgilendiren uçak kazalarından biri de, Londra’da yaşanır.
1959’da Londra’ya giderken, Türkiye Başbakanı Adnan Menderes, uçağın kuyruğunda değil de, önlerde oturuyor olsa, belki de tarih başka türlü yazılacaktır…
Türkiye Başbakanı Menderes 1959 yılının 17 Şubat sabahı, Londra’ya gitmek üzere Türk Hava Yolları’na ait Viscount tipi 4 motorlu "Sev" yolcu uçağına binmiştir.

Ne ilgisi var Kıbrıs’la diyeceksiniz!

Hem de nasıl vardır, İngiltere’ye, bağımsız Kıbrıs devletini kuracak olan anlaşmaya imza atmaya gider çünkü…
Ve Menderes, “Kıbrıs Cumhuriyeti”ni kuran anlaşmayı hastanede imzalar!
Yeşilköy’den yükseldikten sonra Londra’da havanın kapalı olması nedeniyle uçağın önce Paris’e inmesi düşünülmüş, ancak “Sev” daha sonra Londra’nın 40 kilometre güneyindeki Gatick havaalanına yönelmiştir.

Uçağın sol arka tarafında pencere kenarında oturan Menderes, koyu gri renkte bir sis tabakasının ortasında görmedikleri bir piste doğru inerken hissettiklerini yıllar sonra şöyle anlatır:

"Ölüm korkusunun, ölümden daha beter bir duygu olduğunu o an hissettim. İki alemin ortasındaydım: Takdire sığınmaktan başka yapacak bir şey yoktu. İlk aklıma gelen sureyi okumaya başlayarak kendimi kadere teslim ettim."

Saat 19’da uçağın yolcuları, çam ormanına doğru indiklerini fark ederler.
Pilot, “göremediği” iniş pistine 2 mil kala alçalmış ve ağaçlara çarpan uçak, 250 metre kadar sürüklendikten sonra ancak durabilmiştir.

Bu arada uçağın, Menderes’in oturduğu kuyruk kısmı kopmuş ve gövde bir süre sürüklendikten sonra durup yanmaya başlamıştır.

Menderes, bu kazadan sağ kurtulmuştur.
Sene 1959…
Uçak kazasının detaylarını, geliniz araştırmacı Avni Özgürel’in notlarından paylaşalım:
<<… Havaalanı yakınlarındaki çiftliklerde çalışan İngilizler THY uçağının çok alçaktan ve adeta üzerlerine geldiğini görünce kendilerini yere attıklarını hatırlıyorlar. O irtifaya indikten sonra Wiscount'un 3.5 kilometre uzaktaki piste ulaşmasının imkânsız olduğunu düşünecek kadar gözlem sahibiydi hepsi. Nitekim uçak biraz sonra büyük bir gürültüyle yere çarptı. Köylüler ormandaki ağaçlar arasından bir alev topunun yükseldiğini gördüler. Ve hepsi kazazedeleri kurtarabilme ümidiyle seferber oldular. Menderes'i kurtaran, yardım için kaza yerine gelen bir karıkoca oldu: Bailey çifti. Menderes'i ağaçların arasında üstü başı kan içinde buldular.

'BEN TÜRKİYE'NİN BAŞBAKANIYIM'

Çarpmadan sonra Menderes'in ayağı uçağın yarılan tabanına sıkışmış, Sakarya Milletvekili Rıfat Kadızade zar zor kurtarıp Başbakan'ın dışarı çıkmasını sağlamıştı.
Bailey'ler Menderes'e kim olduğunu sordu. İngilizce karşılık verdi: "Ben Türkiye'nin başbakanıyım. Uçakta çok kişi var. Beni bırakın ve onlara yardım edin."
Antony Bailey hastabakıcı olan karısını Menderes'in yanında bırakıp diğer kazazedeleri kurtarmak için çalışan çiftçilere katıldı.
Gece boyu devam eden kurtarma çalışmaları sonucu Menderes dahil 10 kişinin kazadan sağ çıktığı belli oldu.

“KIBRIS’TA RESMİ YAS”

Türkiye Londra'dan gelen haberle şok oldu. Menderes'in hayatta olup olmadığı bilinmiyordu. Hayatta, yaralı denildiğinde de buna çoğu kişi inanmadı. Ta Menderes'in kaldırıldığı London Clinic'te teybe kaydedilen sesi BBC'nin yardımıyla iki gün sonra Ankara, İstanbul ve İzmir radyolarından yayımlanana kadar.
Kıbrıs'ta resmi yas ilan edilmişti ve herkes kazadan dolayı anlaşma için bir süre daha bekleneceği kaygısını taşıyordu. Ama Menderes'in talimatıyla zirve planlanan günde başladı. Türk heyetine Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu başkanlık ediyordu.
Zürih'te problemlerin ağırlıklı bölümü çözümlendiği için çekişme yaşanmadı. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan anlaşmayı imzaladılar. Menderes mutabakat tutanağını hastanede imzaladı…>>

 

* * *


Askeri darbelere alışkın Türkiye, bu tarihten iki yıl sonra, idamını izleyecektir Adnan Menderes’in…

O korkunç uçak kazasından sağ kurtulan Adnan Menderes “demokrasi kazası”nda kuyruğa denk gelmez, “boyundan” gider maalesef…
Menderes’in son mektubunda şu sözcükler yer alır:
"Sizlere dargın değilim, sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum çünkü...”

 

* * *


Uçak kazalarından daha önemlisi, “demokrasi kazaları”dır yani!..

Ve kanımca, bu kazalara neden olanların öfkesi de insanlığın “kuşlar kadar özgür” olmasına ve “sınırsız bir dünyada” yol almasına karşıdır…

Dün olduğu gibi, bugün de…

Ve ipler başka efendilerin elindedir…

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1539 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler