1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs Türk Sağ ile Solu’nun 2004 Travması
Kıbrıs Türk Sağ ile Solu’nun 2004 Travması

Kıbrıs Türk Sağ ile Solu’nun 2004 Travması

Kim ne dersin 2004 Referandumları Kıbrıs Türk toplumunda derin izler bırakan bir travma yarattı. Travma farklı neden ve sonuçlarıyla hem sağ cenahta hem de sol cenahta yaşandı. Sağ ya da milliyetçi kesim, milli tez olarak benimsediği Taksim projesinin bir

A+A-

 

Kim ne dersin 2004 Referandumları Kıbrıs Türk toplumunda derin izler bırakan bir travma yarattı. Travma farklı neden ve sonuçlarıyla hem sağ cenahta hem de sol cenahta yaşandı. Sağ ya da milliyetçi kesim, milli tez olarak benimsediği Taksim projesinin bir ifadesi olan 1974-Düzeninin çöküşünü yaşadı. Türk ulusunun organik bir parçası sayılan “Kıbrıs Türkleri” Kıbrıslıtürklere evirilerek kitleler halinde Taksime “Hayır” Birleşik Kıbrıs’a “Evet” dediler. Bu yeni bir kimliklenmeye olduğu kadar, yeni bir yurt anlayışı ve farklı bir gelecek tahayyülüne de işaret ediyordu. Kıbrıslı Türkler artık “yavru-vatanda” değil, Kıbrıslı Rumlarla ortak-vatanda yaşamak istiyordu ve kendi evinin “efendisi” olmayı talep ediyordu. Bu gelişme, Kıbrıs Türk Sağının tarihsel süreç içinde geliştirdiği bütün değer ve anlayışların bir kenara itilmesi anlamına geliyordu. Üstelik, sağ cenahta yer alan Taksim sevdalılarının bir çoğu da 74-Düzenini terk etmeye hazır görünüyordu. 74-Düzeni onların da tahayyül ettiği bir düzen olmaktan uzaktı. Pek çoğu “biz bunun için mi mücadele ettik” diyerek serzenişte bulunuyordu. En önemlisi, sağ ilk defa 2004 yılında “anavatan hükümeti” ile bu kadar ayrı düşmüş, ilk defa “anavatan hükümetini” karşısında bulmuştu.

Aslında ortada ideolojik bir kopuş yoktu. Türk milliyetçiliğinde Kıbrıs’ın yeri ne ise, o olmaya devam ediyordu. Fakat Türkiye 2004 yılında pragmatizm gerektiren bir konjonktürden geçiyordu ve başta Rauf Denktaş olmak üzere, Kıbrıs Türk Sağı ya bunu anlayamıyor ya da anlasa bile gerekli esnekliği gösteremiyordu. Türkiye, hükümeti ve toplumsal sınıfları ile, AB yolunda önemli bir kavşağı dönmeye hazırlanıyordu ve Annan Planına “evet” demek zorundaydı.

Süreç içinde sağın AKP hükümetinin Annan Planını desteklemesinden kaynaklanan burukluğu ortadan kalkmaya yüz tuttu. Kıbrıs Rum toplumunun “hayır” oyuna takılan Kıbrıs Sorununun çözümü giderek AKP’nin gündeminden düştü. Türk-AB ilişkileri önce duraklama, sonra da gerileme devrine girdi. AKP hükümeti artık Kıbrıs’ta çözüme değil, 74-Düzeninin restorasyonuna yöneldi ve Kıbrıs Türk Sağı ile yolları yeniden birleşti. Böylece Kıbrıs Türk Sağı 2004 Travmasını atlattı ve yeniden “anavatanına” kavuştu. Yakın geçmişte görüldüğü üzere, Türkiye hükümetlerinin karakteristik özelliklerini her zaman dikkate alan sağ –bazen laik-milliyetçi bazen de Türk-İslam sentezci olabiliyor- şimdi de AKP’nin hassasiyetlerine önem verip “manevi deliklerini” kapatarak AKP ile ele ele Türk milliyetçiliğinin Kıbrıs tahayyülünü hizmet ediyor.

Kıbrıs Türk Solu için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Sol’da 2004 Travması bütün şiddetiyle kendini belli etmeye devam ediyor. Kuşkusuz, Sol’un travması Kıbrıs Rum toplumundan, özellikle de Kıbrıs Rum Solu’ndan kaynaklanıyor. AKEL’in önce Tassos Papadopoullos’u desteklemesi, ardından da  2004 referandumunda “hayır” oyu kullanması Kıbrıs Türk Solunun geniş bir kesimi için travmatik bir deneyim oldu.

Genellikle travma yaşayan birey ve toplumlarda iki eğilim baş gösterir: ya açık, şeffaf, konuşan, düşünen, yüzleşen, yaratıcı bir toplum olmaya doğru yol alınır, ya da kapalı, içe dönük, marazi bir eğilim ortaya çıkar. Kıbrıs Tük Solu’nun günümüzde açık, şeffaf, konuşan, düşünen, yüzleşen, yaratıcı özelliklere sahip olduğunu iddia etmek pek inandırıcı olmasa gerektir. Daha çok içe kapanık ve marazi bir eğilim içinde olduğu söylenebilir. Böyle olduğu için de varlık nedeni Kıbrıslı Rumlarla birlikte ortak-yurt yaratmak olan Kıbrıs Türk Solu “fonksiyon bozukluklarına” sürüklendi. Buna bazı kesimlerde ortaya çıkan ve günümüze kadar devam eden “AKP-Yanılsamasını” da ilave edersek, Kıbrıs Türk Solu’nun irtifa kaybını daha iyi anlayabiliriz. Sol’un bir kısmı AKP’nin 2004’te Annan Planına pragmatist gerekçelerle “evet” demesini Türk milliyetçiliğinin Kıbrıs algısında “ideolojik kopuş” zannettiği için barış mücadelesinden iyice koptu.

Kıbrıs Rum toplumuna karşı mesafeli -buna öfkeli de diyebiliriz- davranan ve Türkiye’nin Kıbrıs Sorununa bakışını tartışmayan Sol, sonunda derin bir kimlik bunalımına sürüklendi. Solun kendini yeniden düşünmesi şarttır…  

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 859 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler