1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'KIBRIS SORUNUNU YARATANLAR SORUNU ÇÖZEMEZLER'
KIBRIS SORUNUNU YARATANLAR SORUNU ÇÖZEMEZLER

'KIBRIS SORUNUNU YARATANLAR SORUNU ÇÖZEMEZLER'

KTÖS, Greentree Zirvesi’nin ardından BM Genel Sekreteri Ban Ki- Moon’un açıklamalarını değerlendirdi.

A+A-

 

 

KTÖS, Greentree Zirvesi’nin ardından BM Genel Sekreteri Ban Ki- Moon’un açıklamalarını değerlendirdi. KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil imzasıyla gönderilen basın açıklamasını tam metni şöyle;

 

 

 

 

         Kıbrıs Sorunu’nun çözümüne yönelik devam eden görüşme sürecinde beklenen sonuç BM Genel Sekreteri tarafından açıklandı.

         1968 yılında başlayan görüşme sürecinde ele alınan konular “güç paylaşımı ve otonomi” iken, 1974 yılında adanın Türkiye tarafından ikiye bölünmesi ile ortaya çıkan yeni durumda görüşme başlıkları tamamen değişmiştir. 1974’ten önce Türkiye’den taşınan nüfus, toprak, mülkiyet gibi konular Kıbrıs Sorunu’nu oluşturmuyordu. Görüleceği üzere Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü ve anayasal nizamını tekrardan tesis etmek için garantörlük sorumluluğu çerçevesinde askeri müdahalede bulunan Türkiye’nin uluslararası hukuğu hiçe sayarak ortaya koyduğu tüm icraatlar, Kıbrıs sorununun çözümünü engelleyen temel konulardır. Türkiye’den taşınan nüfus, Rum mallarının ganimet adı altında dağıtımından doğan mülkiyet ve fetih anlayışı ile ele geçirilen Rum toprakları üzerinde egemenlik kurma mantığına dayalı “toprak” konuları Kıbrıs sorununun çözümsüz kalmasının temel nedenleri olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Bu temel çözümsüzlük noktaları 1974 sonrası yaratılmış ve çözümsüzlüğün devamı yönündeki politikaların açık bir göstergesidir. 1963 yılından beri Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarını işgali altında tutan Rum liderliği de, Türkiye ve adadaki işbirlikçileri de bu çözümsüzlük şartlarından siyaseten yararlanmak için her fırsatı iyi değerlendirmişlerdir. Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarını tanımadığı söyleyen Türkiye hükümeti 1964 yılında 186 sayılı BM kararına onay vererek onları meşrulaştırmış, 1990’lı yıllardan sonra Helsinki’de Kıbrıs sorunu çözülmeden Rumların işgalinde bulunan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye girişlerine onay vermiştir.

         Yapılan her siyasi hatanın bedelini Kıbrıslı Türk toplumu ödemiş ve ödemektedir. Bu da yetmezmiş gibi “kolonicilik mantığı” ile dayatılanlarla Kıbrıs Türk toplumu fakirleştirilip, yokoluşa sürüklenmektedir. BM. Genel Sekreteri zirve sonrası yaptığı açıklamada çözümsüzlük konularını nüfus, toprak ve mülkiyet olarak ilan ederken, aslında bu konuların Türkiye tarafından yaratıldığını bir kez daha teyit etmiştir. Bizler adamızın kuzeyinde AKP hükümeti tarafından dayatılan kolonicilik siyaseti ile mücadele ederken, çözümsüzlüğü dayatanın da ayni odak olduğunu görmeliyiz. Bir yandan “asimilasyon ve kolonicilik” öte yandan ise “çözümsüzlük” siyaseti Ankara hükümetinin eseri olup, Kıbrıslı Türk toplumunu kuşatma altında tutmak ve Kıbrıs’ın tümünü esir yapmayı hedeflemektedir. İngiltere desteğinde sürdürülen Türkiye’nin bu politikaları kabul edilemez. Örgütlerimizin ve siyasi partilerimizin “sorunu yaratanları –kurtarıcı” görme anlayışından vazgeçerek toplumu ve ülkeyi koruma adına, Kıbrıs sorununu çözmeye yönelik gerçekçi bir politika üreterek ve kuklaların elinden bu sorunu alarak, dayanışma içinde mücadeleyi yükseltmeleri kaçınılmazdır.

Bilinmelidir ki çözümsüzlük politikalarını dayatan anlayış bugüne kadar ambargo-izolasyon yalanına sarıldı, şimdi de “Rumlar çözüm istemiyor” yalanıyla bizi avutuyorlar. Bizim kaybedecek zamanımız yok. Kıbrıs sorununu yaratanlar sorunu çözemezler.

 



      

 

 

Bu haber toplam 843 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler