1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Kıbrıs Konusu Hikaye, İç Konunlar Da Masal…
Kutlay Erk

Kutlay Erk

Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıs Konusu Hikaye, İç Konunlar Da Masal…

A+A-


Kıbrıs sorunu görüşme sürecinde artık belli oldu ki bu iki lider de “İngiliz gibi başladı, Türk gibi bitiriyor”… Yani çok iyi başladılar ama sonuca varabilecek gibi değiller…

Bir yıl önce Akıncı seçilince iki lider görüşme sürecini hemen başlattı, erken toparladı ve ilerleme başladı. Güney seçimlerine kadar durum gidebileceği kadar iyi gidiyordu. Güney seçimlerinde yavaşlama konunun ve iklimin doğasında vardı, oldu. Ancak özellikle Güney’den gelen bazı ipuçları pek umut sürdürücü değildi.

EDEK başkanının görüşme süreci ile ilgili kayıtlı bilgileri pervasızca kamuoyu ile paylaşması ve seçim kampanyaları içinde Anastasiadis’i ve dolayısıyla partisi DISY’i zora sokma çabası, Anastasiadis’te geri adımların başlangıcı oldu. Anayasa danışmanı olarak da statükonun en yaman savunucusu, katışıksız Türkiye ve Kıbrıslı Türk düşmanı bir İngiliz hukukçuyu ekibine dahil etmesi, Anastasiadis’in yolunu sertlik yanlılarına çevirdiğinin bir işareti idi. Bu arada da cep telefonlarının adanın tümünde kullanılabilmesi projesi Anastasiadis’in iradesizliği ile çöktü…

Güney’in seçimlerinde çözüm sürecine karşıt olanların iyicene güçlü çıkması, ardından da İstanbul’daki yemek olayında Anastasiadis’in maksadını aşan abartılı tepkisi durumun iyi gitmediğini de haber veriyor. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ meclisinin başkanlığına Anastasiadis’in telkini ile Silluris seçilince, gidilecek köyün yolları da belli oldu… Geçen hafta sonu yapılan çocuk şenliğinde küskün çocuklar gibi oturan ve Akıncı ile göz temasından kaçınan Anastasiadis, üçüncü etkinlik başlamadan önce çevresi tarafından uyarıldığı için katılımcı oldu. “İşgalci” dediği ülkenin İstanbul’unda BM’nin bir organizasyonuna katılmayı uygun buldu, ‘işgalci’nin cumhurbaşkanının yemeğine katılmak için de istekli oldu, Akıncı’nın orda yeri olmaması gerekiyor diye tantana çıkarttı; sonra da ‘işgalci’nin havayolu şirketidir diye THY’nin Euro 2016 Futbol Şampiyonasındaki reklamlarını sansürletti… Çelişkiler yumağı… Ve görüşme süreçlerinin yöneylemine en iyi ipucu veren ‘suçlama oyunu’ nerdeyse bir yıldan beri yoktu ama son zamanlarda ufaktan ufaktan ama giderek artan dozda zuhur etmeye başladı.

Anastasiadis’in bir gözü kısık olarak görüşmelerde, diğer gözü şahin gözü gibi iki yıl sonraki seçimlerinde…

‘Hayır’ cephesi güçlendi, ‘Evet’ cephesindeki diğer parti AKEL de ya aday çıkaracak ya da seçim yenilgisi nedeniyle bu cepheyi terk edecek, yani Anastasiadis’e yar değil… Ayrıca, partisi içinde kendisinin adaylığına garanti gözüyle bakması da bu ortamda saflık olur. Dolayısıyla, Anastasiadis’te şizofrenik bir durum oluştu, ondan buraya kadar; Akıncı da canını yemesin… Görüşmeleri artırmak demek, iş yapmak anlamına gelmeyecek, Anastasiadis, “İşte gördünüz her şeyi denedim ama Türkiye ve Akıncı isteksiz” diyecek. Onun için daha çok görüşme, başarısızlığını gizleyebileceği bir mazaret olacaktır. Tutar mı? Zaman gösterecek… Bu iki lider bir yıl içinde yapabileceğini yaptı, gidebileceği yere gitti… Dahasını beklemek boşuna… Hikaye burdan artık uzatmalara girer… ‘Bir Atın Bitmeyen Maceraları’ romanı gibi, bundan sonrası hep “dıgıdık, dıgıdık, dıgıdık…”.

İç konulara gelince… Türkiye ile imzalanacak mali – ekonomik protokol yılan hikayesine dönmüştü, bin-bir gece masallarına terfi etti… İmzalanmış ama “Sus, sus, kimseler duymasın” şarkısı eşliğinde… Türkiye’den gelen su, ‘Ali Baba ve 40 Haramiler’ masalı… Lefkoşa Türk Belediyesi Meclisi’nin aldığı karar üzerinden yaratılan fırtınadan kaçmak için LTB Başkanı sihirli halı arayışında, binip uçacak… Kendi partisinden olan meclis üyeleri su konusunda bölündü; kendisi de onlar arasında bir duruş almaktan kaçındığı için oylamaya katılmadı… Belediyenin başkanı olacaksınız, böylesine bir konuda ve meclis üyelerinin eğilimlerinin farklılığını görebildiğiniz bir konuda oylamayı ertelemeyip yaptıracaksınız ve kendiniz de oy da kullanmayacaksınız?!.

Sonrasında da kendi partiliniz LTB meclis üyelerinin hem evet, hem hayır oyu kullanmalarını değil de, CTP’li meclis üyelerinin tümünün hayır oyu kullanmasını, başka belediyelerdeki CTP’li meclis üyelerinin evet oyu kullanması ile yorumlayıp eleştireceksiniz… Kendi gözündeki merteği görmeyip, başkasının gözündeki çöp ile uğraşıyor derler insana… Bir de demez mi “ben de zaten evet diyecektim”?!. Ve bunu söyleyen ve böyle davranan kişi belediyenin başkanıdır, lideridir, öncüsüdür, kararların oluşmasında kaynak kişidir… Kendine karşı komplo yorumları yapıyor, kendi partisinden üyelere gelince de “ikna edemedim” diyor, onlarınki komplo değil, kimisi öperek, kimisi döverek seviyor… Kendisi oy kullanmayan bir başkan, başkasını neye – nasıl ikna edecekti yani?! Halkın zekasını hor görmektir bu aslında… Çocuklara masallar…

Hükümet gelince Pinokyo gibi ama onlar kendilerini ‘Harikalar Diyarındaki Alice’ sanıyor, her şey tozpembe…  Halk “Her yer karanlık” diyor, hükümetin atanan ve atanmayı bekleyen bürokratları “pür nur o mevki” diyor.

Ekonominin üç aktörü, devlet – çalıştıran örgütleri – çalışan örgütleri temsilcileri, Alaaddin gibi cini sihirli lambadan çıkardı ama üç ayrı dilekleri o kadar zıt ve imkansız ki, cin geri şişeye girdi…

Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs sorunu hikayesi ile iç konuların masalları arasında sandviç olmuştur. Tehlike ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ olmakta, ‘Kurt’lara karşı uyanık olmak gerek…

 

 

 

Bu yazı toplam 1962 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar