1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs Kadınlığı Bayan Ulviye Mithat Tarafından
Kıbrıs Kadınlığı Bayan Ulviye Mithat Tarafından

Kıbrıs Kadınlığı Bayan Ulviye Mithat Tarafından

[Embros, 15 Ekim 1937] Türklük hakkında hakikat severlikle yazılan makalelerinden dolayı, Kıbrıs Türk toplumunun sevgi ve ilgisini kazanan Embros gazetesinin haftalık bir dergi yayımlayaca

A+A-

                                     

 

 

 

                                                                  [Embros, 15 Ekim 1937]

Türklük hakkında hakikat severlikle yazılan makalelerinden dolayı, Kıbrıs Türk toplumunun sevgi ve ilgisini kazanan Embros gazetesinin haftalık bir dergi yayımlayacağını memnuniyetle haber aldık. Yaptığım araştırma üzerine bu derginin Kıbrıs’ı ve Kıbrıs hayatını, gerek adada ve gerek ada dışında doğru bir şekilde tanıtmaya çalışacağını ve öteki içeriği arasında bu konuya büyük bir yer vereceğini öğrendim.

Gazete sahibi, bu dergi için, benim de gücüm oranında bazı yardımlarımı istemek inceliğini gösterdi. Ben de yukarıda söylediğim hedefi ve maksadı göz önüne alarak Embros okurlarına Kıbrıs kadınlığı hakkında bazı gerçekleri yazmayı düşündüm.

Komplimandan azami derecede hoşlanan, ve daima riyakarca sözlerle oyalandırılmaya alıştırılmış olan kadınlarımızın iç yüzlerini meydana koyacak şekilde yazılmış, iki yüzlülükten ari bir yazının, birçoklarımızın kaşlarını çattıracağı yüzde yüz muhakkaktır. Hele bu hakikatlerin kendi cinsiyetlerine ait olan bir kimse tarafından açığa vurulmuş olması, çatılan kaşların, ait olduğu kafalarda bir hiddet kasırgası koparacaktır. Sinirliliklerinin ölçülü bir sınırı olmayan bu sevimli unsurun düşmanlığının ne kadar sürekli ve korkunç olduğunu bizzat tecrübe ettiğim halde yine olayları bildiğim ve gördüğüm gibi yazmak huyumdan vaz geçemiyorum. Allah beni kendi cinsimin hiddetinden korusun. Amin..

 

Kıbrıs kadınlığı dediğimiz zaman yalnız bir cemaatin değil, burada önemli  mevcudiyetleri olan üç unsurun; yani Türk, Rum ve İngiliz unsurların kadınlığı anlaşılmalıdır.

Şimdi, önce  Türk kadınlığından bahsedelim:

Kıbrıs Türk kadınlığı maalesef hiç bir bakımdan Türkiye’deki bugünkü Türk kadınlığının seviyesinde değildir. Dikkate değerdir ki ilim ve irfanı yayan kaynak olarak algılanan İngiltere İmparatorluğu’nun 60 senelik yönetimi süresinde, Kıbrıs’ta Türk kızlarının gereğince yükselmesine hizmet edecek tek bir kurum oluşturulmamıştır. Adına Viktorya Kız Lisesi dediğimiz, gerçekte bir lise değil, belki ancak bir ortaokul olan tek yüksek kız okulumuz, kızlarımızı hiçbir hayata aday olmaya hazırlamadan ortalamanın altında bir bilgi birikimi ile ortaya çıkarmaktadır. Bu kadar basit bir tarzda yetiştirilmiş kızlarımızın yüksek bir kadınlık dünyası meydana getirmelerini istemek insafsızlık ve bunu beklemek de saflık olur. Nitekim onlar ancak eski yüzük oyununun yerine bugünkü Rami veya Konkeni, eski sabah kahvesi sohbetleri yerine bugünkü amaçsız toplantıları, eski Şahmaran masalları yerine de günün saçma romanlarını yerleştirebilmişlerdir.

Kadınlarımız arasında doktor, avukat, kimyager, gazeteci, eczacı vesaire gibi yüksek sanat sahibi olan hiç kimse yoktur. Bu bir yana, daha küçük sanat dallarında başarılı olmuş ve bu dallarda sivrilmiş olanlara da maalesef rastlanmamaktadır. Bir spor kulübümüz yok. Arada bir dimağımızın paslarını gidermeye hizmet edecek bir kitap evimiz yok. Zaman zaman  bilgili şahsiyetleri çatısı altında toplayıp yararlı konferanslar, tartışmalar düzenleyen bir kulübümüz yok. Hatta kadınlığın en doğal ve en kuvvetli hislerinden olan şefkat ve yardım duyguları ile açılmış ve elbirliğiyle idare ettirilen bir hayır cemiyetimiz yoktur.

 

Şimdi de Rum kadınlığına bir göz gezdirelim:

Kıbrıs Rumlarının kız okulları bizimki gibi ismi cismine uymayan sınıftan değildir. Onların tıpkı erkek okulları derecesinde mükemmel kız liseleri vardır. Ve tabii bu liseler, Rum kızlarının yeteneklerini yüksek sanat ocakları olan üniversitelere hazırlamaktadır. Bunun içindir ki, Rum kadınlığı arasında tek tük doktorlara ve daha bazı yüksek meslek sahibine rastlanmaktadır. Onlarda çok sayıda şefkat ocakları vardır, şurada burada bir-iki spor kulüpleri görülmektedir.

Ancak, bütün bunlara rağmen, Rum kadınlığının yükselmek hususunda bir beceriksizlik, bir isteksizlik gösterdikleri açıktır. Öyle ki lisesini veya üniversitesini bitiren hemen her kızın bir tek gayesi vardır: Evlenmek ve yuva kurmak. Adeta denilebilir ki onlar bütün eğitimlerini, gönüllerine göre bir hayat arkadaşı bulmayı amaç haline getirerek yapmaktadırlar. Bir defa bu arzularına kavuştuktan sonra kitaplar bir tarafa, eksersizler bir tarafa.. Sözün kısası,  yükselmeye yarayan her türlü araç bir tarafa bırakılır ve yeni fakat fikir küflendirici boş bir aleme; bir dedikodu, bir eğlence alemine dalınır. İşte bunun içindir ki Rum kadınları arasında da istenen derecelere yükselmiş kimselere rastlanmamaktadır.

 

Rum kardeşlerimizin kadınlarını bu kadar sinirlendirmeyi yeterli görerek en dikkate değer olması gereken İngiliz kadınlığına geçiyorum:

Kıbrıs’ta yaşayan İngiliz kadınları, yerli unsur ile diğerlerinin anlaşılmasına meydan verecek kadar sık temasa gelmemektedirler. Fakat Ziya Paşa’nın meşhur beyitinin bize verdiği “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz/ şahsın görünür rütbei aklı eserinde” öğüdünden yararlanarak onlara da bir değer biçmekte zorluk çekmiyoruz. Şimdiye kadar Kıbrıs İngiliz kadınlığı fikirsel, sosyal ve bilimsel düzeylerinin Türk ve Rum kadınlığından üstün olduğunu gösteren bir hareket yapmamışlardır. Eğer ata binmek, dansetmek ve çay için güzel keykler yapmak bir üstünlük sayılırsa bunun birinci ve ikincisini köylü kadınlarımız, üçüncüsünü de aşçılarımız, şüphesiz daha büyük bir başarıyla becermektedirler. İngilizler’in hemen her kasabada kadın-erkek müşterek bir kulüpleri ve spor yerleri vardır. Spor sahalarında eğlendikleri ve bedenlerini güçlendirdiklerini görüyoruz. Bu beden hareketleri şüphesiz lâzım, fakat fikir hareketleri beden hareketlerinden daha mı az lâzımdır?

İngiliz kadınlarının kendi kulüplerinde günün siyasetinden, son gelişmelerden bahsederek faydalı sohbetlerle bilgilerine daima yeni bir şeyler eklediklerini ve hemcinslerine her konuda yardımcı olmaya çalıştıklarını düşünmek boş bir hayaldir. Onlar da tıpkı bizler gibi günlerini değersiz küçük işlerle doldurmakta yahut zaman öldürmektedirler. Hayli zaman oluyor: Günün boş vakitlerini nerede geçireceğini bilmeyen ve bu konuda benim fikrime başvuran bir emekli İngiliz dostuma “niçin kulübünüze gitmiyorsunuz?” demiştim. O da, “Bu saatte orada yalnız kadınlar bulunurlar” demiş ve gülerek eklemişti: “Onların sohbetleri daima, mesela tavuğun nasıl pişirilmesi gerektiğine, çocuk elbiselerine ve dedikoduya dairdir. Benim ise ne tavuk pişirmeye ne çocuk ceketi örmeye, ne de herkesi çekiştirmeye niyetim yok!”

İşte, gerçeği seven ihtiyar arkadaşımın sözleri, Kıbrıs’taki İngiliz kadınlığının da irfan düzeyini meydana çıkarıyor.

Halbuki Kıbrıs’a oranla çok daha gelişmiş bir ülkenin evlatları olan İngiliz kadınlığından Kıbrıs Türk ve Rum kadınları pek çok şeyler beklemekte haklıdırlar.

 

(Editörün notu):Seçkin yazarımızın oldukça kesin, şiddetli yazısına yığınla protesto mektubu bekliyoruz. Bizler, en azından, Kıbrıslı bir hanımın tahsilini faydalı bir amaca yönelttiğini biliyoruz. Bu kişi Lefkoşa’nın Konak meydanındaki bayan Vedia Barut’tur; her toplumun iftihar nedeni olabilecek genç bir iş kadını.

Öte yandan, bizim sokakta birkaç konken kulübü vardır; işte size sorunun iki yanı!

 

                                   [“Ulviye Mithat: Feminist Buluşma” kitabından alıntı, s.43-45.]  

Not: Metinin dili sadeleştirilmiştir.                                              

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 2397 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler