1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kıbrıs İngiliz Koloni Dönemi ve Geçmiş Cumhuriyet Mimarlığı Yazı Dizisi
Kıbrıs İngiliz Koloni Dönemi ve Geçmiş Cumhuriyet Mimarlığı Yazı Dizisi

Kıbrıs İngiliz Koloni Dönemi ve Geçmiş Cumhuriyet Mimarlığı Yazı Dizisi

Erhan Öze: Kıbrıs adası dünyada en eski yerleşim yerlerinden biri olarak bilinmektedir. Bu durum, adada yaşayanları her dönemde etkisi altında bulundukları kültürel alan içerisinde üretimin parçası yapmıştır

A+A-

Erhan Öze

erhan.oze@gmail.com

 

 

Kıbrıs adası dünyada en eski yerleşim yerlerinden biri olarak bilinmektedir. Bu durum, adada yaşayanları her dönemde etkisi altında bulundukları kültürel alan içerisinde üretimin parçası yapmıştır. Genellikle bu üretimler, adayı kolonize eden ve adada daha önceden var olmuş pratiklerle alışveriş düzleminde melezleşerek veya adayı etkisi altına alan gücün kültürel üretimlerinin adadakiler üzerinde baskın bir karakter olarak ortaya çıkıp zaman içinde birikeni kendininki baskın olacak şekilde melezlediği bir karakter olarak yer değiştirmesi ile devam etmiştir. Ya da tam tersi süreçte etkisini yitiren kolonizatör kültürü adadaki üretimi ve kültürü sadece hafifçe melezleyebilmiştir. Bu anlamda üretken olmak, farklı koşullarda üretileni paylaşmak her süreçte pratiklerin yaşayabilmesi ve melezlenmesi için yegâne koşul olmuştur. Bir diğer yandan üretken olmak dönem dönem dezavantaja dönüşmüş, ada yağmalanmış ve yakılıp yıkılmıştır. Her seferinde bir yeniden yapım süreci başlamış ve çok zaman geçmeden yine yıkılmıştır. Yapım, her zaman sıfırdan gerçekleşmemiştir; adada var olan iş gücü kolonize eden tarafından organize edilerek yapılar yeniden inşa edilmiştir. Mimari formlar yeni gelenlerle melezleşmiş veya kolonileştirenin hayal ettiği dünya etrafında yeniden kurulmuştur. Zaman zaman ise bir önceki kolonizatörden arta kalanlar bir sonrakinin altlığı olmuş ve basitçe yeniden işlevlendirilerek izlerini az da olsa koruyabilmişlerdir. Bu nedenle Kıbrıs adasında Antik Çağ’dan bu yana sürekli olarak bir katmanlaşma süregitmektedir. Kronolojik olarak hangi güçlerin adayı ele geçirdiğine kabaca bakarsak; Kıbrıs adasının zaman içerisinden birçok bölgesel gücün etkisinde kaldığı görülmektedir. Her seferinde bu farklı güçler, ..., Mısırlılar, Hititler, Helenler, Asurlular, Romalılar, Luzinyanlar, Osmanlılar, ..., Kıbrıs’ı ele geçirdiklerinde sınırlarının en geniş hallerini yaşamasalar da, etkin oldukları coğrafyadaki nüfus, çeşitlilik, ticaret ağları ve üretimleri ile bir etkileşim ağı kurmuşlardır. Bu etkileşim ağları adada var olan koloninin büyüklüğüne göre farklı etkiler yaratmış ve adanın bütüncül tek bir odak ya da parça parça farklı güçler tarafından yönetildiği anlarda, üretimde çeşitlilik kurarak kendi içinde farklılaşmıştır. Zaman zaman tüm adanın tek bir yönetim altına girmesi ise, adada var olanların daha hızlı melezleşme süreçleri yaşamasına neden olmuştur.

Bu melezleşme, Kıbrıs’ta bilinen en eski yerleşimden itibaren başlamıştır, günümüzde de hala devam etmektedir. Fakat zaman geçtikçe, adada artan yerleşim hem üretimi artırmış hem de belli bir gelir ve zenginlik sağlamaya başlamıştır. Bu da adayı yönetenlerin çevre güçler ile ilişkilerini yeni formlara sokmuştur ve birçok kez sadece üretiminden, gelirinden ya da vergisinden yararlanmak koşulu ile ada kolonize edilmemiş ve bu şekilde bir önceki kolonizatörün çalışan sistemi var olmaya devam etmiştir. O yüzden de adanın bir hükümranlığa bağlı olması, tam anlamı ile onların kültürel üretimlerinin parçası olduğu anlamına gelmemektedir. Bu da adada iz bırakan mimari üretimin, daha çok kolonileştirenin belirli bir nüfusu adaya taşıdıkları ya da en azından yerel yönetimin ve üretimin adaya getirdikleri ekspertiz ile tekrardan organize edilebileceği bir düzeni sağladıkları koşulda yeni bir forma kavuşmasına neden olmuştur. Bu bilgi transferi, adada yaşayanların farklı olanı (kültürel olarak inşa edilenleri) deneyimlemesine olanak sağlayarak, onların kolonizatörlerden ya da olağan ticaretten öğrenip deneyimlediklerinin talebini kendi eski bilgileri üzerinden yaratma koşullarının oluşmasını sağlamıştır. Bu oluşum, yerel ekspertizin yeni ile melezleştiği anı tarif eder. Bu melez durum hem adadan, hem de bilginin transfer edildiği yerden farklılaşarak geçerli yeni bir alanı işgal etmesine olanak sağlar. Bir diğer yandan ise adanın parçası olduğu ticaret ağları, onu melezleşmenin kesişme noktası haline getirir ve bağlantısı olmayan kültürler dahi birbirlerinden, adadan aktarılan bilgi sayesinde etkilenmeye başlarlar. Her halükarda, adadaki kültürel alan içerisinde mimari ürünler kolonizasyon süresince ve sonrasında katmanlaşıp melezleşen bir üretim sonucu oluşur. Bir diğer anlamda değişim, Kıbrıs’a başka bir tarihsel süreç içerisinde farklı coğrafyalarda üretilerek taşınan bilgi ile olgunlaşan yerel birikimler ya da direkt olarak dışarıdan gelen grubun ya da orada eğitim alan yerlilerin kültürel ihtiyacı olarak ortaya çıkar. Her iki süreç de süregiden bilgi, günlük farklılıklar, alışkanlıklar, (...), toplumsal hiyerarşik ilişkiler ve temsiller üzerinden aktarılan kültürel kolonizasyonun sonucudur; o yüzden de Kıbrıs sürekli olarak farklı kültürel transferlerin, gerek yabancıların gerekse “Kıbrıslılar”ın bedensel zihinleri vasıtası ile birebir ya da melez kurgularının icat ettiği formların buluştuğu ve onlar üzerinden ötekiler ürettiği bir yerdir.

Bu bağlamda farklı katmanlardaki birikim; bu yazı dizisi içerisinde öncelikle “Tanımlar” başlığı altında adadaki melezliği en iyi açıklayan ve hala daha izlerini adada bulabildiğimiz mimari örnekleri üreten kültürlerin dillerinde var olan koloni kavramlarının farklı, bazen kesişen ve birbirlerinden anlamlar ödünç almış parçalar barındıran ansiklopedik açıklamaları ve etimolojik kökenlerini; o döneme ait mimari formlarla çakıştırarak, farklı koloni konseptlerini Kıbrıs adasına uygulamış olan güçlerin farklarını ve ortak noktalarını ortaya koyacaktır. Mimari izlerin arkeolojik bulgular olduğu durumda ise kültürel etkileşim alanını kabaca tarif eden dönemsel haritarlardan ve bulunabildiği kadar dönemlerini ve yöneticilerinin dünya algısını temsil eden tasvirlerden, kullanılmış dil ve alfabelerden takip edilerek farklı kolonizatörlerin adadaki varlıkları, günümüze kadar oluşturdukları melez formlardan gösterilmeye çalışılacaktır.

“Kavramsal Çerçeve” başlığı altında Tanımlar’da yapılan araştırma öncelikle “batılı” kolonizatörlerin dili olan koloni temelli üretilmiş kavramlar olan koloni, kolonizatör, kolonize edilen, (...) ve çalışmanın yazım dili olan Türkçede bu kavramların karşılığı olarak kullanılan Sömürge, Sömürgeci ve Sömürülen* kavramlarını ilişkisel olarak var eden farklı bağlamları tek tek ele alıp toplum ve bürokrasi temel ayrımı üzerinden, gerek algısal gerekse post-kolonyal teorik okumalara katkıda bulunan Said, Spivak, Bhabha gibi karakterlerin düşüncelerini eleştirerek bu tezin üzerinde gelişeceği tabanı ve algıyı kurmaya çalışacaktır.

Kıbrıs Koloni Tarihi başlığı altında ise adanın İngiliz kolonizasyon serüveni mikro tarih parçaları ile bölümsel olarak betimlenmeye çalışılacaktır. Konunun bağlamını kurmak içinse ilk alt başlık olan Kıbrıs’ta Bilinen En Eski Yerleşim ve Melezlik başlığında, adada ilk koloni kuran kabilelerden başlayarak katmanlaşmaya başlayan melezliğin mimari formlarını örneklenecektir. İkinci alt başlıkta ise birinci yılında adada “kolonizasyonun” İngiliz Kıbrıs Yönetimi için ne anlama geldiği, bir anlamda yönetsel olanın melez formları gösterilecektir. Üçüncü, dördüncü ve beşinci alt başlıklarda ise İngiliz Koloni Yönetimi’nin 1937 yılı içerisinde gerekleşen üç farklı olaydan, yönetimin etkilendiği ve etkilediği koşullar bağlamında gerek kendi inşa ettiği gerekse adada kendi dışındaki ötekiler için aldığı kararlar sayesinde kurguladığı koşullar ve temsiller üzerinden melezlik, temsiliyet ve verimlilik tartışılacaktır. En son alt başlıkta ise 1953 yılında Baf bölgesinde gerçekleşen doğal bir afetin mimari üretim telkinleri yaparken nasıl olup da adanın kırsal kesimindeki köylerdeki ilişkileri değiştiren ve dönüştüren bir araç haline geldiği ve bunun sonucunda toplum üyelerinin modern toplumsal ilişkiler anlamında nasıl yeniden birbirleri ile ilişkilendikleri anlaşılmaya çalışılacaktır.

Takip eden bölümde ise Kıbrıs’ta 1878’den 1970’lere kadar olan yapı üretimi ve onu kuran koşullar anlatılacaktır. İlk iki alt başlık İngiliz kolonyal mimari üretimi yanında Kıbrıs’taki diğer kolonyal üretimleri oluşturan Yunan Krallığı ve Türkiye Cumhuriyetleri bağlamında kimlik ve mimarlık inşasını ve onların kendi içerisindeki problematiklerini, kendi kurdukları temsillere bağlayarak tartışacaktır. En son alt başlıkta ise Kıbrıs’taki tüm kolonyal mimari üretim aktörleri sıralanarak, onlar hakkında ulaşılabilen bilgiler, kendi kolonyal kimliklerini kuran ve etkilendikleri mimarların da örnekleri ile harmanlanarak gösterilecektir.

Sonuç bölümünde ise, bir kolonyal katman olarak “modernlik projesinin” nasıl bir kurgu içinde tüm dünyayı sardığı, hangi temeller üzerine iktidarını kurduğu ve bu iktidar var olurken akımın öncülerinin psikolojik melez bağlamlarını nasıl kurdukları ortaya konulacaktır. En son olarak ise neden modernizmin ve ona benzer “izm”lerin kendi içlerindeki çelişkili problematiklerle yıkılmaya mahkûm oldukları iddiası ile yazı dizisi bitirilecektir.

 



* Sömürülen kelimesi yazar tarafından kolonize edilene karşılık olarak sömürü kökünden türetilmiştir

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1131 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler