1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. KIBRIS FEMİNİST İNİSİYATİFİ BASIN BİLDİRİSİ
KIBRIS FEMİNİST İNİSİYATİFİ BASIN BİLDİRİSİ

KIBRIS FEMİNİST İNİSİYATİFİ BASIN BİLDİRİSİ

Kıbrıs'ı yurt bilen feministler olarak ülkemize sahip çıkıyor, yıllardır sistematik bir şekilde üretim kapasitemiz yok edilirken, neoliberal politikalar ile ülkemizin satılığa çıkarılmasına HAYIR diyoruz!

A+A-

Feminist Atölye (FEMA)

info@feministatolye.org

 

 

Kıbrıs’ı yurt bilen feministler olarak bizler, ülkemizde yaşayan tüm insanların, dini, dili, ırkı, milliyeti, fiziksel farklılıkları, cinsiyeti veya cinsel yönelimi dolayısıyla ayrımcılığa maruz kalmadığı; milli hamasetler ve militarizm ile bezenmiş Türkleştirme politikalarının son bulduğu; ve barış içinde yaşayacağımız Federal bir Kıbrıs’ın mümkün olduğunu hep birlikte haykırmanın zamanın geldiğini düşündüğümüz için güçlerimizi birleştirdik. 

Kıbrıs Feminist İnisiyatifi olarak, 1974’ten beri süregelen ve toprak-nüfus aktarımı- asimilasyon politikaları üçgeninde yaşadığımız kolonileştirilmenin, son dönemde Türkiye Cumhuriyeti tarafından dayatılan ekonomik paket ile birlikte korkunç bir noktaya vardığını düşünüyoruz. Eğitimden enerjiye, ulaşımdan iletişime kadar, ülkemizde bulunan tüm sektörleri yeşil sermayeye devretmeyi planlayan bu paketin, varlığımızı ve bugüne dek verdiğimiz eşitlik, adalet, demokrasi ve barış mücadelesini yok etmeye yönelik bir girişim olduğunu düşünüyoruz.

 

Feminist politikanın toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde yürütülen bir adalet arayışı olduğu kadar, ırkçılığa, militarizme, sömürüye, milliyetçiliğe, ayrımcılığa ve şiddete karşı da mücadele etmeyi öngören bir politika olduğunun bilinciyle bizler:

·        KTHY ve DAİ-DAK başta olmak üzere, ülkemizdeki tüm kurumları usulsüz bir şekilde neoliberalizmin ellerine teslim eden;

·        “Güzelyurt’u ve Karpaz’ı vermem, Maraş’ı da açmam” efelenmeleri ile federasyon görüşmelerini dinamitleyen;

·        Protesto düzenleyen eylemcilere polis şiddeti uygulayan;

·        Emekçilerin %80’inin örgütlü olduğu sendikaları ve örgütleri “marjinal” ilan ederek onları “sığınmacılar” olarak tanımlayan;

·        Yurdumuzdaki tüm sahilleri devasa otellere peşkeş çekerek çevre katliamı yapan;

·        Bu ülkeyi kumar, mafya ve insan ticareti cennetine çeviren;

·        Kıbrıslı kadınlara “4 çocuk doğurun yoksa nüfus aktarırız” ültimatomları savurarak sadece ülkemizi değil, bedenlerimizi de işgale heveslenen;

Ve sessiz kalarak bunların hepsine destek veren tüm kesimlere seslenerek diyoruz ki:

Kıbrıs’ı yurt bilen feministler olarak ülkemize sahip çıkıyor, yıllardır sistematik bir şekilde üretim kapasitemiz yok edilirken, neoliberal politikalar ile ülkemizin satılığa çıkarılmasına HAYIR diyoruz!

Bizlerin mücadelesi milli hamasetlerle bezenmiş bir ulus-devlet için değil, barış içinde yaşanan ortak bir yurt içindir. Bu yüzden de Kıbrıs’ta yaşayan tüm kesimlerin dini, dili, ırkı, fiziksel özellikleri, cinsiyeti veya cinsel yönelimi dolayısıyla ötekileştirilip dışlanmayacağı Federal bir Kıbrıs için mücadele etmeye devam edeceğiz!

Bedenlerimiz ne ulusal nüfusu üreten aygıtlar ne de militarist nüfus savaşlarınızın araçlarıdır! Kıbrıs Feminist İnisiyatifi olarak maço söylemlerinizin ve siyasetinizin ülkemizi ve bedenlerimizi daha fazla işgal etmesine izin vermeyeceğiz!

 

 

Milliyetçi, Militarist, Ataerkil ve Sömürgeci Ellerinizi Bedenimizden ve Ülkemizden Çekin!

KIBRIS FEMİNİST İNİSİYATİFİ

 

 


 

  

Homofobiye Karşı İnisiyatif Derneği’nden çağrı

 

20 Temmuz günü bedenlerimize uygulanan tahakkümün bir örneğini daha yaşadık.  İki erkek komşularının şikayetini dikkate alan polis güçlerince “doğaya aykırı cinsel ilişki”de bulundukları gerekçesi ile gözaltına alındı. Fasıl 154 Ceza Yasası hala hem-cins veya karşıt-cins olmalarına bakılmaksızın bireylerin en özel alanları olan cinsel yaşamlarını “doğaya aykırı cinsel ilişki” kısvesi ile yasaklamaktadır.

Homofobiye Karşı İnisiyatif olarak çalışmalarımıza başladığımız 2007 yılından beridir İngiliz Koloni döneminden kalma Fasıl 154 Ceza Yasası’nın hem-cins ilişkilerle ilgili 171. maddesinin yasa koyucular tarafından çağdaş insan hakları paralelinde düzenlenmesi için çalışmalar yürütüyoruz.  2008 ve 2010 yıllarında Meclis Başkanlığı’na sunmuş olduğumuz Ceza Yasası Değişiklik Önerisi’nin Hukuk Komitesi’ne hala ulaşamamasını büyük bir üzüntü ile takip ediyoruz. Yasa Koyucu\'ların ve Yargı\'nın, yasanın kullanılmadığı yönündeki iddialarının yaşanan son olay ile geçerliliğini yitirdiği artık gün yüzüne çıkmıştır.  Uykuda olduğu iddia edilen yasanın yeri geldiğinde 21. Yüz yılda bile insan hakları ayıbına dönen bir kabusa dönüştüğünü  görüyoruz. KKTC Devleti’nin son eylemlerde de yaşanan polis şiddeti sonrasında yapmış olduğu açıklamalar ile ne kadar ‘demokrat’ olduğunu ve insan haklarını görmezden geldiğini büyük bir kaygı ile izliyoruz.  Sağlık Bakanlığı’nın bireyleri koruması gerektiği bir noktada Dünya Sağlık Örgütü’nün 1990 yılında hastalık tanı listesinden çıkardığı “eşcinsel” yönelimi kamuoyuna bir tehdit gibi sunmasını, bireylerin en mahrem bilgisi olan sağlık durumu ile ilgili bilgilerin “kamu yararı” kısvesi adı altında kamuoyu ile paylaşılmasını,  AİDS'in bir eşcinsel hastalığı gibi algılanmasına neden olabilecek açıklamalar yapılmasını, ve tutuklanan bireylerin topluma bir tehdit unsuru gibi sunulmasını etik dışı buluyor ve esefle kınıyoruz.

Mahkemece suçlulukları kanıtlanmamış bireylerin isimlerini ifşa eden ve yaşanan üzücü olayı magazin tonu ile haberleştiren medya kuruluşlarını  yasalara uygun bir şekilde haber yapmaya ve etik değerleri gözeten habercilik anlayışı ile görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz. Medya Kuruluşlarını, bireylerin en özel alanlarını ifşa eden ve yaşamlarında geri dönülmez yaralar açan yayınları sonlandırmaya ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği\'ne daha fazla önem göstermeye çağırıyoruz.

Homofobiye Karşı İnisiyatif olarak; yaşanan son olayla birlikte Fasıl 154 Ceza Yasası’nın 171. Maddesinin ivedilikle değiştirilmesinin gerekliliğinin bir kez daha anlaşıldığını düşünüyoruz. KKTC Devletini ve siyasi partileri, Anayasa Mahkemesi’ne havale edilmiş bu yasayı ivedilikle tarafımızca kendilerine iletilen Ceza Değişiklik Yasası ile düzenlemelerini ve KKTC’nin Avrupa’da devlet eliyle homofobi yapan ülkeler listesinden çıkması için temel insan hakları paralelinde yasalar yapmaya davet ediyoruz. Bu ülkede yaşayan her vatandaşının insan haklarının korunmasının devletin yükümlülüğü olduğuna inanıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 671 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler