1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını indirmeyin’
‘Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını indirmeyin’

‘Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını indirmeyin’

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra Temsilciler Meclisi için seçim yapılacaktır. Anayasaya göre 45 Rum, 15 de Türk miletvekili seçilecektir. Kemal Deniz, ‘bağımsız’ aday olmak ister. Dönemin TC Büyükelçisi Emin Dırvana, Deniz’

A+A-

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan sonra Temsilciler Meclisi için seçim yapılacaktır.
Anayasaya göre 45 Rum, 15 de Türk miletvekili seçilecektir.
Kemal Deniz, ‘bağımsız’ aday olmak ister.
Dönemin TC Büyükelçisi Emin Dırvana, Deniz’i yanına çağırır ve uyarır: “Bölücülük yapıyorsunuz...”
Kemal Deniz ‘Kurumlar Federasyonu’nun listesinde yoktur.
Yani, ‘Teşkilat’ın adayı değildir.
Buna rağmen seçime girer ve kazanır.
Temsilcilerin Meclisi’nin ‘tek bağımsız vekili’ olur.
Ancak ‘Teşkilat’la başı sık sık derde girer.
--
1963’te bir grup genç Sarayönü’nde Kıbrıs Cumhuriyeti bayraklarını indirmek için teşvik edilir.
Bu bir provokasyondur kuşkusuz...
Bunu duyan Kemal Deniz gençleri ikaz eder: “Gençler, Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağının bize bir zararı yoktur. Onu indirmek yerine, eğer isterseniz yanına bir de Türk bayrağı çekin. Ona kimse birşey diyemez. Ama Kıbrıs Cumhuriyeti bayrağını indirmek hoş olmayan durumlara yol açabilir.”
Kemal Deniz, bu uyarısı üzerine tutuklanır!..
Dövülür!..
İşkence görür!..
...

**
Kemal Deniz’in 1941’de kurduğu ve şimdi artık ‘Plaza’ olarak faaliyet gösteren Deniz Kitabevi ve Kırtasiye’nin 70’inci yıldönümü dolayısıyla firma yönetimi basınla bir araya geldi.
Yukarıdaki anekdotları Deniz Plaza Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Deniz anlattı.
CTP Kurucu Başkanı Ahmet Mithat Berberoğlu’nu anlatan “Ankara’ya Kafa Tutan Adam” kitabı çıktığı günlerde de Turgay Deniz’le benzer bir sohbet yapmıştık.
Babası Kemal Deniz’le ilgili anlattıkları, Berberoğlu’nun gördüğü baskıların farklı bir versiyonuydu!..
Kıbrıs’ta ‘Anavatan’ adına yetki kullananlar ve buradaki işbirlikçileri ‘öteki’leri yok ediyor, yok sayıyor, ‘farklı’ya yaşam şansı tanımıyorlardı.
**
Toplumda ‘milliyetçi’ bir isim olarak bilinen Kemal Deniz’in anılarının yakında kitaplaşacağı müjdesini verdi Turgay Deniz...
Kıbrıs’ta bugün yaşananların dünle ilgisini biraz daha anlayacağız kitap çıkınca...
Gizli kalmış, unutulmuş, söylenmemiş o kadar çok ‘anı’ var ki tarih kitaplarından saklanan!..

 


Temmuz dalgası...(2)

 

 

Anlaşılan Kıbrıslılar ‘Temmuz dalgası’na alışamamışlardı o günlerde...

Koyuverdiklerinde kendilerini ılıman suların akıntısına, keyifleri yerindeydi ve o keyif anında gelen tehlikenin farkına varamamışlardı.

Dalgaların sallaması ‘ninni’ gibi gelmişti anlaşılan...

Ağızlara doluşan köpüklü suların ‘ölüm sıvısı’na dönüşebileceğini hesaplayamamışlardı.

Deneyim sahibiydiler oysa...

Son 15 yılları ‘başkalarının çıkarları’ uğruna birbirlerine kötülük yapmakla geçmişti.

‘Kötü niyetli’ insanlar dolanıyordu ortalık yerlerde...

‘Gizli işler’ çeviriyorlardı, aslında açık açık...

Olup bitenlerden mutlu değildi Kıbrıslılar, ama seslerini de çıkaramıyorlardı hiç...

Hiç değil aslında...

‘Ses’ çıkaranlar ‘yok’ ediliyordu, daha doğru bir anlatımla...

‘Demokrasi’ henüz uğramamıştı bu topraklara...

Akdeniz’in suları yine masmavi, yine yoğun tuzlu, yine dalgalı, köpüklüydü...

‘Temmuz dalgası’ndan haberdardı Kıbrıslılar...

Ama...

Göz göre göre...

Bile bile...

‘Lades’ti sonuç!..

**

‘Temmuz dalgası’ güzeldir bu coğrafyada...

Gökyüzüyle aynı renktir çoğunlukla denizinki...

Mavilik ‘özgürlük’ hissi verir insana...

Açıldıkça kabalaşan dalgaların inadına sallanan her kulaç, daha geniş bir gözlem fırsatı sunar size...

Kumsal değildir artık sadece görülebilen...

Tepeler...

Dağların etekleri...

Yakındaki zeytin ağaçları...

Harnıplar...

Daha yukarıda sıklaşan çamlar, serviler...

Ve az saçlı kafaları andıran boşluklar...

Ciğerlerde baş döndürcü oksijen trafiği, ağızlarda sürekli gargara edilen tuzlu suyun hafif yakıcı tadı, ıslak saçları ısıtan kavurucu güneşin ilettiği enerji...

‘Temmuz dalgası’ salladıkça bedenini, kahredesi geliyor insanın adeta!..

İsyan edesi!..

Bu güzellik nerede bulunur ki dünyada?

Neden peki bu kadar acı?

Neydi pay edilemeyen bu güzelim ülkede?

Hade ‘başkaları’nı anladık...

Onların tuzu kuruydu!..

Peki, Kıbrıslılar neyi paylaşamamıştı ki?

Kimin ne hakkı vardı ‘Temmuz dalgası’nı tatlı bir rüyadan, bir kabusa dönüştürmeye?

(BİTTİ)

 

 

Bu haber toplam 1601 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler