1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. 'KESTİRİP ATAMAYIZ'
KESTİRİP ATAMAYIZ

'KESTİRİP ATAMAYIZ'

UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz, su kriziyle ilgili ‘sağduyu’ dedi, ‘sorumluluğa’ işaret etti

A+A-

• UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz, teknik heyetle Türkiye’den gelen suya ilişkin müzakerelerde Maliye Bakanı Birikim Özgür’le, Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali’nin de yer aldığını, bakanların, ‘kendi partilerinin hassasiyetlerini de bilerek’ bir mutabakata vardıklarını ifade etti.

• “Müzakere masasında fikirler üzerinden yürütülen görüşmelerde özellikle bizim bakan arkadaşlarımız bayağı yol kat etmişlerdir. Şimdi karşımızda oturan taraf baktı ki bu kadar yol kat ediliyor, 10 adım onlar attı, biz ne yaptık?”

• Müzakere edilmeden de hemen ‘bu iş bitti’ denilemeyeceğine işaret eden UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz, “Kestirip atamazsınız… Özellikle biz hükümete gelirken, ilk defa iki büyük sağ ve sol partinin bir araya gelmesi halkta bir beklentiye sebep verdi. Biz riskler alarak bu hükümete girdik ama halka da söz verdik” şeklinde konuştu.

YENİDÜZEN

Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Dursun Oğuz, teknik heyetle Türkiye’den gelen suya ilişkin müzakerelerde Maliye Bakanı Birikim Özgür’le, Tarım, Doğal Kaynaklar ve Gıda Bakanı Erkut Şahali’nin de yer aldığını, Hükümet’in birer bakanı orada yer alan bakanların, ‘kendi partilerinin hassasiyetlerini de bilerek’ bir mutabakata vardıklarını ifade etti.

Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Dursun Oğuz, Ada Tv'de yayınlanan Bakış Açısı Programı’na telefon ile bağlandı, Cem Kar ve Hasan Erçakıca' nın sorularını yanıtladı.

Türkiye’den gelen su konusunda, Teknik heyetle geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen ve Tarım Bakanı Erkut Şahali, Maliye Bakanı Birikim Özgür ve CTP Genel Sekreteri Tufan Erhürman’ın da dahil olduğu görüşmelerde ortaya çıkan bir ‘mutabakat metni’ olduğunu ifade eden Dursun Oğuz, daha ilerisinde ekonomik anlamda da bazı görüşmeler yapıldığını da kaydetti.

Ortaya çıkan metinin, ‘Hükümet’in, hassasiyetleri görerek ortaya çıkan metin’ olduğunu ifade eden Genel Sekreter Oğuz, “Hükümet derken Sayın Başbakan, Hükümet değil demişti ama oraya oturan bakan arkadaşlar hükümeti temsilen oturdu. Oradaki vasıfları KKTC Bakanları olarak idi” şeklinde konuştu.

“Kendi partilerini de tatmin edecek şekilde bir mutabakata gelmiş oldular”

Oğuz’un ifadeleri devamla şöyle:
“UBP’nin düşüncelerini bildikleri gibi, CTP’nin de hassasiyetlerini bilerek belli konularda kendi partilerini de tatmin edecek bir şekilde, benim yine onlardan elde ettiğim bilgiler ışığında, kendi partilerini de tatmin edecek şekilde bir mutabakata gelmiş oldular.
Ondan dolayıdır ki daha da ileri giderek bu süreci kendi aralarında görüştüler. Tabi bundan sonra resmi görüşmeler bekleniyordu. Pazartesi sabahı itibarıyla devam edecekti, Teknik Heyet de Cuma akşamüzeri adadan ayrıldı.
Bu durum, bu arkadaşların da beklediği bir durum değildi.”

“Aradaki farkı giderecek şekilde görüşmeler de yapıldı, mutabakat metni de ortaya çıktı”

Hükümet Protokolü’nde suyla ilgili iki partinin ortak bir noktasının yer aldığını ifade eden UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz’un ifadeleri devamla şöyle:
“Ancak Sayın Başbakan geçtiğimiz gün, ‘Bizim anladığımızla, UBP’nin anladığı aynı değilmiş ‘ dedi. İşte bu aynı olmama yönünde de mutabakata girilsin, müzakere edilsin diye Teknik Heyet buraya geldi ve Perşembe, Cuma gün gerçekleştirilen görüşme neticesinde, Maliye Bakanı ile Tarım Bakanı’nın da olur dediği bir metin oldu. Kendi partilerinin de hassasiyetini bilerek bu duruma gelindi.
Şimdi burada, belki Hükümet Protokolü’nde, ya da bizim anladığımızla CTP’nin anladıkları farklıydı ama bu aradaki farkı giderecek şekilde görüşmeler de yapıldı, mutabakat metni de ortaya çıktı. Belki de Sayın Kalyoncu da böyle bir sonuç beklemiyordu, ya da buraya geleceğini beklemiyordu. ”

“Ben şimdi ‘CTP niye böyle yaptı’da değilim, çünkü her partinin kendine has işleyişi vardır…”

‘Ortaya çıkan mutabakat metninin CTP Parti Meclisi’ne gitmesi ve reddedilmesi’ne ilişkin soru üzerine, Hükümet’in bakanları olarak Şahali ve Özgür’ün bir mutabakatla o masadan kalktıklarını yineleyen Oğuz, “Hükümeti bir bütün olarak görüyorum, onlar beni de temsil ediyor” şeklinde konuştu.
Dursun Oğuz’un ifadeleri devamla şöyle:
“Hükümet kurulurken, UBP Parti Meclisi’nin onayından geçti, CTP’nin de kendi Parti Meclisi’nden onay alarak kuruldu. Demek ki bu Hükümet’e, yetki verdikleri kişilere güveniliyor. Bazı konularda hassasiyetler olabilir, Parti Meclisi’ne gidilmesi istenebilir, ama her şeyde de gidilir mi… Ben şimdi CTP niye böyle yaptı da değilim, çünkü her partinin kendine has işleyişi vardır, belki öyle bir gereksinim duymuşladır ancak gerek UBP Kurultayı, gerek bütçe görüşmeleri beklentileri bizim açımızdan da biraz ertelemiş gibi oldu. 2016 başından itibaren artık Hükümet Protokolü’ne koyduğumuz ve halkın bizden beklentileri ışığında performansa dayalı bir süratlenme gerekiyor.
Bekleyen yasalar var, halkın beklentileri var, sorunlar var… Bundan sonra ne kurultay derdi var, ne başka bir şey var, önümüze bakmamız lazım, süratli bir şekilde yapıp aradaki farkı da kapatmamız lazım.”

“Biz aslında kendi üzerimize düşeni yapmadığımız için şimdi bunlar oldu…”

CTP-BG Genel Başkanı Mehmet Ali Talat’ın basına yansıyan bir açıklamasına işaret eden Dursun Oğuz, Talat’ın ‘artık bundan sonrası siyasi karar’ dediğine değindi, şöyle devam etti:
“CTP Genel Başkanı ile bizim başkanımız düzeyinde görüşmeler devam ediyor. Bu açıklaması da bana göre manidardır. Neden bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissetmiştir, Sayın Talat’ın ‘siyasi karar verilecek’ derken de bir açık kapı bıraktığını görüyoruz. Sayın Talat’ın bunu ne amaçla söylediğini ona sormak lazım. Galiba belediyelerle de görüşecek, toplantıları ne netice verecek bilmiyorum, net görülecek, şekillenecek.
Masaya oturduğunuzda müzakere edersiniz, karşınızda almak istedikleriniz veya size göre yanlış olanları, eksik olanları tamamlamak için oturursunuz. Müzakere masasında fikirler üzerinden yürütülen görüşmelerde özellikle bizim bakan arkadaşlarımız bayağı yol kat etmişlerdir. Şimdi karşımızda oturan taraf baktı ki bu kadar yol kat ediliyor, 10 adım onlar attı, biz ne yaptık?
Şimdi maalesef, erteleye erteleye, biz aslında kendi üzerimize düşeni yapmadığımız için şimdi bunlar oldu. ‘Hükümetsiniz çözeceksiniz’ ama bir ayda, 15 günde de çözemiyorsunuz… Sorunları geciktirdikçe başka sorunlarla beraber daha büyük sorun yumağı haline geliyor. Aniden ‘bugün çözdüm’ de olamıyor, bazı sancılar olur, ancak bunlar müzakere yolu ile giderilir.”

“Bu iş çocuk oyuncağı değil, ben bugün oynamıyorum, ya da hükümeti bozuyorum deme lüksümüz yok… Bu sorumluluğu Parti Meclisleri de taşımalı”

Müzakere edilmeden de hemen ‘bu iş bitti’ denilemeyeceğine işaret eden UBP Genel Sekreteri Dursun Oğuz, “Kestirip atamazsınız… Özellikle biz hükümete gelirken, ilk defa iki büyük sağ ve sol partinin bir araya gelmesi halkta bir beklentiye sebep verdi. Biz riskler alarak bu hükümete girdik ama halka da söz verdik” şeklinde konuştu.
Oğuz’un ifadeleri devamla şöyle:
“Eğer bugün CTP Parti Meclisi ve CTP taraftarları ile UBP Parti Meclisi, taraftarları veya yönetim kurullarının hepsinin de aynı sorumluluğu taşıması lazım. Bu iş çocuk oyuncağı değil, ben bugün oynamıyorum, ya da hükümeti bozuyorum, 3 ay da gitti, ben böyle hükümet isterim deme lüksümüz yok.
Bu bir şanstır, bundan sonra yeniden denenmeye veya denenmeyecek bir duruma da yol açabilir. O yüzden daha ciddi olunması lazım. Ciddi derken küçümsemek anlamında demiyorum ama gerçekten daha hassas olunması lazım, bazı kararları da verirken kesip atmak doğru değildir. Burada herkesin amacı KKTC için daha iyilerini yapmaktır, halkın geleceği ile ilgili daha iyilerini yapmaktır. 40 yılda biriken sorunları, oluşan düzeni veya statükoyu, adına ne derseniz deyin, hemen değiştiremezsiniz. Bunları değiştirmek için de bir zamana ihtiyaç var, bunun için de icraat yapmanız lazım.
Bu reformlar oraya adı konulsun diye yazılmadı, yapılması lazım. 3-4 günden beridir reformlar hep unutuldu, döndük su meselesine…”

“Sağduyunun galip geleceğine inanıyoruz”

“Biz UBP olarak, yani Hükümet’in diğer ortağı olarak Hükümet’in ve siyasi partilerin üzerine düşen sorumluluğu taşıyacağını ve sağduyunun galip geleceğine inanıyoruz ama sonuçta CTP’nin de kendi içinde bazı dengeler varsa ve bu amaçla bazı kararlar alacaksa da onu bekleyip göreceğiz.
Sonuçta bir şeyi zorlayarak yapamazsınız. Güvensizlik ortamı oluşursa bunu partinin yetkili kurulları ile yetkili kurulları derken, Parti Meclisi’ni kast etmiyorum, Parti Başkanları, Başbakan, Bakanlar düzeyinde konuşulur.
Beklentilerin dışına çıkınca halkta da olumsuz bir hava oluyor, bu da hükümeti hiç içinde olmadığı başka yönlere sevk ediyor”.


------------------------------------------------------------------------------

Atun: “Belirsizliklerin aşılabileceğine inanıyorum”

Genç TV'de Baykan Gürses Özdağ'ın konuğu olan Ekonomi Ticaret ve Sanayi Bakanı Sunat
Atun, Türkiye'den gelen suyla ilgili belirsizliklerin aşılabilecek noktaya geleceğine dair inancı olduğunu belirtti.
Hükümet ortakları arasında ciddi bir fikir ayrılığı olduğunu düşünmediğini de kaydeden Atun,
“tek mesele, onun iletim bölümünde, devletin oluşturacağı bir kurum oluşturulacak mı belirsizliği var” şeklinde konuştu.

“Biz, suyla ilgili özerk bir denetleme kurulu kuralım diyoruz”

Özelleştirme yapılmayacak diye bir şey olmadığını söyleyen Atun, “Özel bir yönetim sistemi olacak suyla ilgili deniyor, zaten biz de o noktadayız. Biz, suyla ilgili özerk bir denetleme kurulu kuralım diyoruz. Denetleme yapsın, fiyat tarifesini dinlesin, şikayetleri alsın, piyasayı düzenlesin, gerekli cezayı kessin. Bunun örnekleri de ülkemizde var” şeklinde konuştu.

“BESKİ olduğu gibi siyasi bir yapıdır”

BESKİ ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Atun’un ifadeleri devamla şöyle:
“BESKİ ile ilgili çok endişemiz var. BESKİ olduğu gibi siyasi bir yapıdır. UBP olarak öngördüğümüz, hükümet görüşmelerinde çok net bir şekilde masaya koyduk. Bağımsız bir denetleme kurulunun oluşumunu öngördüğümüzü, tüketicinin çeşmesine kadar özel bir dağıtım şirketinin oluştuğu dağıtımı yaptığı bir modeli öngördüğümüzü söyledik.”
Kıbrıs Türk şirketlerinin suyu yönetebilecek kapasiteye sahip olduğunu da belirten Atun, “Konsorsiyum altında bir araya gelerek, Kıbrıs Türk sermayesi bu işi yapar diye düşünüyorum” dedi.
Koalisyon görüşmelerinde BESKİ'nin bu işin altından kalkmasının mümkün olmadığını ifade ettiklerini de kaydeden Atun, “Sayın Başbakan'ın da BESKİ'nin yönetemeyeceğini düşündüğümü biliyordum. Bu düşüncede yalnız olmadığımızı düşünüyorum. Böyle bir görüş CTP içinde de var” dedi.

Bu haber toplam 1643 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler