1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Kermiya'daki "Meclis Kent Park" konusundaki tarih tarih gerçekler
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Kermiya'daki "Meclis Kent Park" konusundaki tarih tarih gerçekler

A+A-

KERMİYA'daki daha önce askere ait olan araziye kurulması planlanan "MECLİS KENT PARK" projesi ile ilgili geçtiğimiz hafta birçok tartışma çıktı.
Peki işin aslı nedir?
Cumhurbaşkanlığı'nın sanki kendi projesiymiş gibi basına servis ettiği park projesinin geçmişinde ne var? Bu iş için kimler emek verdi? Süreçte neler yaşandı? Gelin madde madde bakalım:

Protokolle arazi meclise verildi

  • Sibel Siber'in Meclis Başkanlığı dönemindeki temas ve girişimleri sonuç verdi ve Metehan’da askeri alandaki arazi, düzenlenen bir protokolle "Park Yapımı" için 18 Ekim 2017’de Meclis’in kullanımına verildi.

Proje açıklandı

  • Meclis Mavi Salonda Çevre Komitesi üyeleri milletvekilleri ve bürokratların da katılımıyla 8 Kasım 2017’de proje kamuoyuna açıklandı.  
  • 11 Aralık 2017’de Meclis Başkanlığı'nda Kent Parkı ile ilgili paydaşlarla görüşmeler yapıldı. Parkın Tapu temasları ile sınırları belirlendi, ölçümler yapıldı.  Paydaşlarla istişareler yapıldı. Park projesi gerçekleştirmiş belediye mühendisleri ile görüşüldü (Alsancak Belediyesi.) Bir de istişareler sonucu 457.000 m2'lik alanda 300.000 m2'lik düzenleme öngörüldü.

Meclis Divanı Karar aldı

  • Meclis Divan Kararı'yla Parkın Yönetiminde yer alacak paydaş kurumlar (Lefkoşa Türk Belediyesi, Sivil Toplum dahil) oluşturuldu. Parka tüm toplumun sahip çıkması için böyle bir karar alındı.

Atamalar talep edildi

  • Bu paydaş kurumlara dönemin Meclis Başkanı Siber tarafından yazı yazılarak kurula atamalar yapılması talep edildi.

2018’den itibaren Akıncı ortaya çıktı

  • Sibel Siber'in Ocak 2018'deki erken seçimle görevden ayrılmasından sonra da proje ilerlemeye devam etti. Sibel Siber de bu süre zarfında proje ile ilgilenmeyi sürdürdü. Devletin devamlılığı ilkesiyle Meclis Başkanlığı tarafından projenin yürütüldüğü bilgisi sevindiriciydi. Bu kez yeni Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay projeyi ilerletti.
  • Cumhurbaşkanlığı bu süre zarfında sürece dahil olmaya, konuyu kendine çekmeye çalıştı. Hatta projenin Cumhurbaşkanlığı-Lefkoşa Türk Belediyesi projesiymiş gibi lanse etmeye kalkıştı.
    Bu konuyla ilgili projeyle hiç alakası yokken Cumhurbaşkanlığı'nda toplantılar düzenledi.

Toplantılarda projenin Meclis’e ait olduğu belirtildi

  • Bu toplantılar 2 kez düzenlendi.  O toplantılarda Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay park projesinde yapılan çalışmalarla ilgili bilgi verirken Akıncı projeyi Lefkoşa Belediyesi'nin sorumluluğuna verilmesine yönelik konuşmalar yaptı. Son toplantıda Teberrüken Uluçay ise çalışmaların ilerlediğini iletti. Meclis Başkanlığı’nın ilgili paydaşlarla işbirliği halinde çalışmaya hazır olduğu ancak bu projenin Meclis Başkanlığı’nda sürdürüleceği vurgulandı.

Akıncı “yüzbinlerce TL’ye” ithal proje hazırlattı, mimar kayıt dışı!

  • Akıncı ise son toplantıda bazı projeler açıkladı, bu projelerde görseller de vardı. Meclis’e ait Kent Park projesi alanına Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlatılan projeyi Türkiye Şehir Plancıları Odası’na kayıtlı şehir plancı hazırlamıştı! Yani bizim Mimar ve Mühendisler Odası’na kayıtlı olmayan biri hazırlamıştı! Hatta bu kişi hem kayıt dışıydı, hem de yurttaş da değildi.
    Zaten buna Peyzaj Mimarları Odası dün tepki koydu. Odadan yapılan açıklamada “KTMMOB’ne üye olmayan hatta KKTC vatandaşı dahi olmayan birisinin yasal olarak devlete proje yapma yetkisi var mıdır? Başka bir ülkeden gelen birisi KKTC’de elini kolunu sallayarak iş yeri açabiliyor mu? Devlet memuru olabiliyor mu?” denildi. Hatta açıklamada, “Eğer kaynak yoksa neden tamamlanması belli olmayan bir projeye yüzbinlerce TL’lik para veriliyor, bu kapsamda ülke olarak boşa para harcayacak lüksümüzün olmadığı düşüncesindeyiz” denildi. Şimdi Akıncı’nın bu projeye ne kadar ödendiğini açıklaması gerekecek! Yüzbinlerce TL’den bahsediliyor!

“Proje benim” diyen siyasi girişim “basın açıklaması” şeklini aldı

  • Tüm bu süreç devam ederken, Cumhurbaşkanlığı'nda geçen hafta yapılan toplantıdan sonra basına bazı görseller servis edildi. Hani o kayıt dışı mimarın hazırladığı, “yüzbinlerce TL’lik” projenin görselleri… Görsellerle birlikte bir de açıklama yapıldı, Cumhurbaşkanlığı tarafından…

Yapılan açıklamada projenin meclis projesi olduğundan bahsedilmedi!
Bırakın Meclis'i, Sibel Siber'den hiç bahsedilmedi.
Haberi okuduğumda, “Ne güzel, Cumhurbaşkanlığı kent parkı yapıyor" diye sevinmiştim!
Oysa ki bahsedilen proje Meclis Başkanlığı'nın üzerinde 2017'den beri emek verdiği projeydi!
Cumhurbaşkanlığı basın bürosu tarafından basına servis edilen haberde “arazide çalışmaların başlayabilmesi için Lefkoşa Türk Belediyesi tarafından telleme işlemlerinin yapılacağı” da ifade edilmişti!
Oysa ki öyle bir şey de gerçek değildi!
Bu teklif, toplantıda Akıncı tarafından sadece önerilmişti, bu yönde bir karar yoktu, üstelik Cumhurbaşkanlığı’nın “başkanlık” ettiği toplantı da bir karar mercii değildi.

                                                                 ***

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, üzgünüm ama yine seçim güdüleri ile hareket etti.
Meclis'in projesini tamamen yeni bir projeymiş gibi sunmaya kalkıştı.
Yıllardır bu işe emek veren herkesi kırdı, yok saydı.
Sonra gelen tepkilere cevaben "Bu konuda ben değil, biz olalım" dedi.
Oysa ki olaya "ben" gözüyle bakan da kendisiydi.
Biz olacaksak, bu projede başta Sibel Siber'i, sonra Teberrüken Uluçay'ı ve ekiplerini saymak gerekmez miydi?
Üstelik yaptığı açıklamada yanlış bilgiler de vardı.
“Arazinin de askeri alan içinde olduğu belirtildi” halbuki arazi Meclis’in kullanımına verildiği biliniyordu.
Daha sonra yapılan açıklamada ise “Meclis proje yapmadığı için kendilerinin yaptırdığı” iddia edildi. Başında olduğun kuruma ait olmayan, başka bir kuruma ait olan proje ile ilgili neden çalışma yapar ki bir kurum?
Burada sorun, projeye emek verenlerin, anılıp anılmasından ziyade, Meclis’in büyük emeklerle hazırladığı ve yürüttüğü bir projenin, Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanmış yeni bir proje gibi halka duyurulmasıydı.
Ve bu büyük bir siyasi hataydı, oryada yeni bir şey de yoktu! Mustafa Akıncı bunu bilerek ve isteyerek yaptı. Projeye emek veren siyasileri ve yerel odaları, meslek örgütlerini yok saydı, hazır bir projeyi “benim” diye ilan etmeye kalkıştı, tepki çekti.
Son dönemde olduğu gibi, birçok adımını  seçim / oy kaygısıyla attığı için yanlış yaptı.
Mesele budur.

 

 

Bu yazı toplam 824 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar