1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Kendi yaptığı heykele aşık olan Kral Pygmalion
Kendi yaptığı heykele aşık olan Kral Pygmalion

Kendi yaptığı heykele aşık olan Kral Pygmalion

Kıbrıs’ta geçen tutku dolu mitolojik bir aşk öyküsü

A+A-

hasan-karlitas-002.jpg

Kıbrıs için asırlardır anlatılan, çarpıcı efsaneler, kralların, kraliçelerin öyküleri, tanrıçalar için yazılan şiirler, bestelenen şarkılar ve ölümsüz aşk hikayeleri dinleyenleri  derinden etkilemiştir... Kıbrıs’ın hikayesini anlamak için, ona hangi yönden bakıldığı kadar, hangi tarihi geçmişten ve hangi kültürden bakıldığı da çok önemlidir. Uzun uzun izlemeli onu… Taşının, ağacının, dağının ve muhteşem sahillerini yalayan beyaz köpüklü nazlı dalgalarının anlattıklarını dinlemeli…                                        

‘PYGMALION  VE GALATHA’

Yüzyıllardır anlatılagelen ve dinleyen herkesin ruhunu  sarmalayan mitolojik öykülerden biri de, Kıbrıs’ın Karpasia kentinin romantik kralı Pygmalion’un tutkulu aşk hikayesidir. Antik Karpasia Kenti , bugünkü Dipkarpaz köyünün  4 km. batısında,  deniz kenarında bir liman şehriydi. Hristiyanlıktan önce, Pagan dönemde kurulmuş bu şehir krallığında, M.Ö. 1050 yılından ortaçağa kadar uzanan kalıntılara rastlanır. Sahilin berrak sularına dikkatle bakıldığı zaman derinlerde bu antik kentin  kale duvarlarını ve hüzünle boylu boyunca yatıp keşfedilmeyi bekleyen saray sütunlarını görmek hala mümkün.

Kıbrıs adasının, en eski kentlerinden biri olan ve sonradan Karpaz yarımadasına adını veren Karpasia kentinin kurucusu efsanevi  kral Pygmalion, hem mitolojik,  hem de  gerçek karakteri ile, Adamızda izini  bırakmıştır...

HİÇ BİR KADINI BEĞENMEZ, KENDİ YAPTIĞI HEYKELİNE AŞIK OLUR

Krallığında , denize karşı muhteşem sarayında yalnız yaşayan Pygmalion, sanatçı bir kişiliğe sahipti. Mermerden heykeller yapar, sarayının her yanını donatırdı. Etrafındaki kadınları bir türlü beğenmez, hayalinde yarattığı ideal kadını, kraliçesini beklerdi. Bir gün yine bembeyaz bir mermerden (bazı kaynaklara göre, fildişinden) bir heykel yapmaya başlar. Günün sonunda Pygmalion, büyük bir emekle muhteşem bir kadın heykeli yapar. Akşam güneşinin son ışıkları heykelin üzerine vurduğunda, heykelden yansıyan alev alev ışıklar Pygmalion’un yüreğini tutuşturur. Pygmalion heykeli kucaklar, özenle sarayına taşır. Tutku, aşka dönüşür. Her geçen gün bu mermer heykel kadına olan aşkı büyür ve bu onu tarifsiz acılara boğar. Ümitsizlik içinde bu soğuk kadın heykeline sarılır… Saçını yanağını okşar, ona çeşitli hediyeler verir. İnciler, deniz kabukları, değerli taşlardan takılar, çiçekler armağan eder. Ona cevap veremeyen aşkı karşısında acı gözyaşları döker… Aşk tanrıçası Afrodit, Pygmalion’un çaresizliğini görür, bu durum karşısında  tanrıçanın da  yüreği parçalanır... Pygmalion’un ıstırabına son vermek ister. Venüs bayramı gelmiş, festival başlamıştır… Kıbrıslılar bu bayrama çok önem verirler ve her yıl görkemli bir şekilde kutlarlardı… Sunaklarda Afrodit’in en sevdiği kokularda  tütsüler yakarlar, böylesi günlerde, ateşlerin alevleri gök yüzüne kadar yükselirdi...  Afrodit tapınağına toplanan herkes, Afrodite’e tütsüler yakıp, armağanlar sunup dilekte bulunurlardı… Pygmalion da, Afrodit tapınağına armağanları ile gelerek  yüreğinden ve  gözünden  akan  gözyaşlarının yaratmış olduğu  melankolik ruh hali ile, bu çaresiz aşkına bir çözüm bulması için tanrıçaya içtenlikle yalvarır.

AŞKIN BÜYÜSÜ VE MUTLULUK

Afrodit’e yakarış  sonrasında, Pygmalion  sarayına dönüp mahzun ve üzgün heykelinin yanına koşar. Onun saçlarını okşar, elini tutar… O anda heykelin elinin mermer gibi sert ve soğuk olmadığını fark eder... İrkilir... Daha dikkatle baktığı zaman ise heykelin yüzüne renk, bedenine can geldiğini ve sevgi dolu gözlerle ona baktığını görür. Afrodit, dualarını kabul etmiştir. Dünyalar onun olur... Yüreği tarifsiz mutluluklarla dolar… Bu güzeller güzeli beyaz tenli kadına,  süt gibi beyaz anlamına gelen Galatha adını verir.

GALATYA (MEHMETÇİK) VE PAPHOS (BAF) İSİMLERİNİN KÖKENİ

Karpasia şehrinin kralı Pygmalion, can bulan biricik aşkının ismi olan Galatha’nın adını yaşatmak için, Karpaz yakınlarındaki yerleşim yerine adını verir. (Galatya: Günümüzdeki Mehmetçik köyü)  Kral, artık kraliçesine kavuşmuştur. Onunla evlenir ve bir oğulları olur. Ona Paphos adını verirler. Aradan yıllar geçer ve Paphos büyür, güçlü yakışıklı bir genç adam olur. Pygmalion bir gün oğlunu yanına çağırır ve ona der ki: Sevgili oğlum, “Ben krallığımı adanın en doğusuna kurdum… Sen de en batıya git ve orada kendi krallığını kur” der. Bugünkü Baf kentinin kurucusu ve isim babasının Pygmalion’un oğlu Paphos olduğu varsayılır.

Cittaslow Mehmetçik Belediye Başkanı Cemil Sarıçizmeli ve ekibinin, bu mitolojik efsaneye önem verip, köy meydanına “Pygmalion ve Galatha” heykel çalışması başlatması takdire şayan çok doğru bir girişim…

Pygmalion ve Galatha mitolojisine ev sahipliği yapan, dünyanın en güzel turkuaz renklerinden birine sahip olan bu muhteşem koy, Pygmalion ve Galatha’nın ruhlarının hala daha burada dolaştığı hissini veriyor… Koy, gün batımında,  mistik bir hüzünle,  dingin yalnızlığını yaşarken, gün doğumunda aşkın tazeliği ile yeniden  yeni  günün selamını veriyor. Bir yanı, asırlarca koynunda sakladığı anıların yükü altında yıpranmış, yorgun dururken, kayalara hafifçe çarpan dalgaların sesi umut saçıyor… Her biten günle ufukta kaybolan güneş hüznü,  yeniden doğan güneş sevinci çağrıştırıyor…. Adeta, ‘hayatta acı ve tatlı karışıktır ve yeni bir dünya mümkün’ sözlerini doğrularcasına…

SAMİMİ, DAİMİ ve İÇTEN SEVGİ’ her zaman rehberiniz olması dileğiyle, iyi pazarlar ve mutlu yıllar dilerim…

 


Kaynak: Işıl Meray – Turist Rehberi Dergisi

Bu haber toplam 1832 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 400 Sayısı

Adres Kıbrıs 400 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler