1. YAZARLAR

  2. Ferdi Sabit Soyer

  3. Kendi erkini darbelere borçlu olanlar, darbeye karşı olamaz
Ferdi Sabit Soyer

Ferdi Sabit Soyer

Yazarın Tüm Yazıları >

Kendi erkini darbelere borçlu olanlar, darbeye karşı olamaz

A+A-

 

Türkiye’de “15 Temmuz Darbe Girişimi”nin püskürtülmesinden sonra, Kıbrıs'ta darbeye karşı olmak söylemi var. Ancak bu söylemi yapanların bir kısmı şu anda, tank, top, tüfek kullanılmadan darbe ile kurulan "ilaveli" UBP- DP Hükümetinin destekçileridir.
Bu yüzden hem Türkiye'de, hem de Kıbrıs'ta bu darbe karşıtı olma söylemini ele almak gerekir.

TÜRKİYE'DE

Türkiye'de “15 Temmuz Darbesi”nin püskürtülmesinde önemli rol oynayan faktörlerden biri de, kamuoyunun, siyaset ve düşünce dünyasında, kendi darbeler tarihi ile yüzleşmesiydi.
Bu yüzleşme, 15 Temmuz'daki darbe karşıtı aktif halk tavrının gelişmesini temellendirdi.
Çünkü, 1960 darbesinin hedefinde DP ve Menderes vardı. Onlar mağdur iken, bu darbeye Anti- Menderes anlayışına bağlı önemli bir toplumsal kesim destekçi oldu.
12 Mart 1971 darbesi solu ve demokratik güçleri hedef almıştı. Mağdur soldu, ama destekçisi muhafazakâr siyaset ve toplum kitlesi olarak tarihe geçti.
Nitekim Adnan Menderes'i, Fatin Rüştü Zorlu'yu, Hasan Polatkan'ı darbeciler astıklarında, Anti- DP düşüncesinde olanlar sevinmişti.
1971'de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan'ı darbeciler astıklarında da sağ ve muhafazakar kesim sevinmişti.
1980 darbesinde toplumun çok büyük bir kesimi darbeyi desteklemişti. Kenan Evren'in nutuklarına destek ilk başta çoktu. Darbenin mağduru ağırlıkla sol olsa da muhafazakar ve milliyetçi tüm kesimleri de darbe mağdur olmuş, hedef alınmıştı.
Ancak bu darbeler kısa bir süre sonra halkın karşı tavrı ile kendi inkarlarını yaşadı.
1960 darbesi, 1965'te darbecilerin kapattığı DP yerine kurulan AP'nin seçimi kazanması ile halk iradesi tarafından sarsıldı.
1971 darbesinin temeli ise Sayın Ecevit Başkanlığındaki CHP'nin, 1973 seçimlerini kazanması ile halk iradesince sarsıldı.
1980 darbesi ise darbecilerin istemediği Özal Başkanlığındaki ANAP'ın 1983 seçimini kazanması ve sosyal demokratların yerine koymaya çalışılan Halkçı Parti’nin silinmesi; sosyal demokratların da önce SODEP, sonra SHP hareketi ile kendini ifade etmesi ile temellerinden sarsıldı.
28 Şubat darbesinin de mağduru Sayın Erbakan ve Refah Partisi oldu. Maalesef bunun destekçisi de laiklik söylemine bağlı toplum kesimleri olmuştu.
Ancak bu darbenin de temeli 2002 seçimlerinde AK Parti’nin seçimi kazanmasıyla halk iradesi ile sarsıldı...
2007; e -muhtırasının destekçisi az oldu. Darbeler tarihi ile yüzleşen toplum, buna sağcısı, solcusu, liberali, demokratı ile tepki gösterdi. Muhtıracılar ileri gidemedi.

Darbeyi halk boğdu

Anti- Erdoğan psikolojisi ile 15 Temmuz'a giderken bütün bu darbeler tarihi ile yüzleşildi…
Üstelikte 15 Temmuz darbecilerinin TRT'den okuttukları o bildiri ile amaçları hissediliyordu. Ama bu ortama karşın, halkın hiç bir kesiminden darbe destek alamadı...
Aksine sokaklarda halk tarafından darbe boğuldu.
Nitekim, darbe sonrası yapılan kamuoyu araştırmasında çıkan sonuç çok önemli. Darbenin başladığı andan itibaren ilk üç günde sokağa çıkan ve direnen halkın, AK Parti, CHP, MHP ve HDP'den olduğu, hem de önemli katılımlarla ortaya çıktı.
Kısacası Türkiye halkı, darbeler tarihi ile yüzleştiği için bu darbe girişimine her siyasi eğilimi ile karşı çıktı ve bu vahşi adım püskürtüldü.

KIBRIS'TA

Peki bizde? Şahsen benim tepem atıyor. Neye mi? Siyasi varlıklarını Kıbrıs'ta darbeler üzerine kuranların, bugün elde bayraklarla darbe karşıtı gözükmelerine.
Üstelik ne onlarda, ne de gerçekten darbelere karşı olanlarda kendi tarihimizdeki darbelerle yüzleşme gayreti var.
1981 seçimlerinden sonra TKP-CTP- DHP'nin Alpay Durduran başkanlığında seçimlerden sonra  hükümet kurması resmen darbe ile engellendi.
Bu darbe anlayışı bununla kalmadı. UBP içinde rahmetli Mustafa Çağatay'ın ekarte edilmesi adımı ile devam etti. 1983 KKTC İlanı ile birlikte 1980'de halk oyu ile seçilen ve muhalefetin ciddi temsiliyeti olan Meclis fes edildi, Kurucu Meclis kuruldu. Hala acısını yaşadığımız darbe Anayasası getirildi.
1985 seçimi CTP'nin Anamuhalefet Partisi haline yükselmesi ve TKP'nin önemli bir güç olması sonucunu doğurması halkın iradesinin 1981'deki bu darbeci anlayışa tepkisi idi.
Ancak, 1985-1990 arası da siyasi darbelerle dolu oldu. Önce UBP- TKP Hükümetinin bozdurulması. Sonra darbe oyunları başladı. YDP'nin dağıtılarak UBP'ye aktarılması ve UBP'nin bu darbelerle tek başına hükümet yapılması yaratıldı.
Arkasından bu yapay çoğunluğa dayanarak UBP,- Saray ittifakı ile baskıcı ortam geliştirildi. Seçim yasası tek taraflı adımla darbe ile oluşturulan yapay çoğunluğa dayanarak değiştirildi.
Bunun arkasında gelen 1990 seçimlerinde tank yürütülmeden, ama darbelerin asker-polis- sivil ayağının ortaklaşa gerektirdiği diğer tüm unsurlar devreye sokuldu. Saray, UBP, asker ve Türkiye'nin o dönemki siyasi erki ve gücü tümü seçimin içine sokuldu. Ne oldu?
Darbe ile Meclis'te UBP ağırlıklı yapay bir çoğunluk oluştu. Ama bu darbe, daha sonra Meclis'te elde ettiği ezici çoğunluğa karşın yürümedi. 1993'te Erken seçime gitmek zorunda kaldı. DP'nin, UBP'yi terk etmesi ile o egemen blok da çatladı. CTP ve TKP önemli bir varlık gösterdi.
1993 seçimleri sonrası Kurulan DP- CTP koalisyonu,  250 milyon dolarlık destek paketi eşliğinde, dönemin sivil- asker Türkiye ayağının desteğinde ve güdümlü medya kampanyası ile 1996 sonu darbe ile yıkıldı. Yerine UBP- DP Hükümeti kuruldu. Ne ironi idi bu.
Kıbrıs'ta darbenin o dönem tarafı olan REFAH Partisi ise kısa bir süre sonra Türkiye'de askerin yaptığı 28 Şubat darbesinin mağduru oldu.
Darbeden bir yıl sonra yapılan 1998 seçimlerinde darbe desteği ile UBP önemli bir çoğunluğa ulaştı. Bu seçimlerden sonra UBP- TKP Hükümeti kuruldu.
Ancak darbe ile çoğunluğa gelen UBP ve Sayın Eroğlu, bu kez kendisi ile birlikte ortağı TKP ve Sayın Akıncı'nın darbeci güçlerin hedefi olmasını yaşadı.
UBP- TKP Hükümeti, askeri- sivil ittifaklı girişimlerle darbe ile yıkıldı. Ama darbenin mağduru olan Eroğlu ve UBP bir kez daha darbenin mağduru değil, kaymağını yiyen oldu.
UBP- DP Hükümeti kuruldu.
Darbelerin belirlediği 1998- 2003 arası dönem Kıbrıs Türk halkının en acı günleri oldu. Bankalar  krizi, ekonomik kriz  ve Kıbrıs sorunun çözümü konusunda günümüzü de olumsuz olarak etkileyen AB ve çözüm süreçlerinin tümünün mağduru oldu.
Darbeciler ve bunu destekleyenler sonuçta güneyin çözüm olmadan AB'ye üye olmasının koşullarını sağladılar. Daha yazabilirim. Gelelim günümüze.
Su, ekonomik paket ve benzeri olguların bu topraklarda yaşayan insanlarca da ele alınmasından haz etmeyen anlayış, 2013 erken seçimleri ile Meclis'te çoğunluk olan CTP'ye karşı hasmane tutum içinde oldu.
Sonuçta CTP- UBP koalisyonu; tank, top, tüfek kullanmadan; yalnızca ekonomik mali yardıma oynayan karşı adımlarla, darbe ile düşürüldü.
Yerine bugün, darbelere karşıyım açıklamaları yapan "ilaveli" UBP- DP Hükümeti, tam bir “darbe” mantığı ile kuruldu.
Ne ilginçtir 1996'da CTP'yi Hükümet'ten uzaklaştırmak için Kıbrıs'ta darbe yapan REFAH Partisi, 28 Şubat kabul edilemez darbesinin mağduru oldu.
2016'da bu kez CTP- UBP Hükümetine darbe yapılıp da yerine "ilavelere" UBP- DP Hükümeti kurulmasından sonra AK Parti ve CB Sayın Erdoğan'a dönük darbe yapıldı.
Böylesi de artık, tesadüf mü, demenin ötesine geçmeyi hak ediyor!
Ama biz, 1996'da hem bize darbe yapanlara, hemd e arkasından onlara karşı yapılan 28 Şubat darbesine karşı durduk. 2016'da da CTP- UBP Hükümetinin darbe ile yıkılmasına, hem de 15 Temmuz'da Türkiye'de gerçekleşen vicdansız ve ahlaksız darbe girişimine karşı çıktık.
Bugün Türkiye'de gerçekleşen  darbeye, Kıbrıs'ta  elde bayrak karşı çıkanların önemli bir kısmı, Kıbrıs'ta tüm siyasi tarihimiz boyunca gerçekleştirilen siyasi darbelerin hem tarafı, hem de kaymağıdırlar.
Türkiye halkı darbeler tarihi ile yüzleşti. Sağcısı, solcusu bu darbelerle yüzleşti. Bizde bırakın yüzleşmeyi, darbelerle kendilerine yol açanlar yüzsüzleşti. Hala darbelerle kendilerine siyasi ikbal sağlamanın açıkgözlüğü içindedirler.
Tam, hacı yatmaz misali.
Türkiye'deki 2007 Seçimlerinde AK Parti gidecek tespiti ile Sarayönü’nde son seçim günü kürsü kurup miting yapma hazırlığı içinde olanların, o seçim sonuçlarından sonra küllü suyu gibi oturmalarını yaşadık.
Eğer, 15 Temmuz darbesi başarılı olsaydı, bugün elde bayrak darbe karşıtı eylem yapan önemli bir kesim, yine elde bayrak, bu kez darbeye karşı olanları şişte kebap yapmak için sokaklarda gezecekti.
Kendi erkini darbeye borçlu olanlar, darbeye karşı olamaz. Başkasına dönük, güç bende diyerek darbe yapanlar,  kendilerine dönük darbenin yolunu döşerler. Sözün hülâsası, darbeye karşı olmak için, kendi darbe tarihimizle yüzleşmemiz gerekir.

Bu yazı toplam 1739 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar