1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Kendi 'çöplüklerinde' boğulmak
Kendi çöplüklerinde boğulmak

Kendi 'çöplüklerinde' boğulmak

Daha iki gün önce, bu köşede yazdım, “Hiç inandırıcı gelmedi” diye, İrsen Küçük imzalı belge için. Pek çok kesim, sanki “gerçek”miş gibi konuşur, tartışır, üzerinden laf söylerken, salt İrsen Küçük’e ya da UBP’ye ̶

A+A-

 

 

Daha iki gün önce, bu köşede yazdım, “Hiç inandırıcı gelmedi” diye, İrsen Küçük imzalı belge için.

Pek çok kesim, sanki “gerçek”miş gibi konuşur, tartışır, üzerinden laf söylerken, salt İrsen Küçük’e ya da UBP’ye “vurmak”  adına “ya, gördünüz mü” diyecek halim de yoktu.

İnandırıcı gelmedi çünkü, sözüm ona belgede “talimat” diye yazılanları, bu zihniyet, senelerdir, “talimata gerek kalmadan” uyguluyor zaten.

Daha acısı, bu “yöntem”in alıcısı olması...

Bugün avaz avaz bağıranların çok önemli bir çoğunluğu, daha birkaç sene önce bu insanların sırtını sıvazlıyor, söyledikleri yalanlara, attıkları imzalara alkış tutuyordu!..

***

Şimdi “Başbakan’ın imzasını sahtelediği” iddiasıyla yargılanan zat-ı şahane, geçmişte “sahte vatandaşlıklara” imza atmıştı.

Hem de kendi ev adresini kullanarak.

Kendi evinde, sanki onlarca insan yaşıyordu.

Bakanlar Kurulu da yurttaş yapıyordu bunları, seçmen yapıyordu.

Geçmiş hükümetin hatası, bunları, ta o günden yargılamamak oldu.

Şimdiye “içeride” olacaktı bir çoğu...

Yenileri de “cesaret” edemeyecekti kolay kolay, onca yalana, üç kağıda...

 

***

“Kendi çöplüklerinde boğuluyorlar” lafı, bu gelişmelere “cuk” diye oturur doğrusu...

Yıllarca, tüm “pisliklerini” yaptırdıkları insanlar…

Şimdi, kendilerine dokununca…

Uyanıyorlar…

Kızıyorlar...

Bu “çöplük” kendi eserleri oysa…

Bu nedenle de hakları yok, “öf” demeye...

Müsaade etsinler de önce başkaları kapatsın burnunu.

 

***

Belki BELGE sahte, uydurma, imza yalan...

Ama içinde yazanlar, bu ülkenin gerçeği oldu yıllarca...

 


 

Türk Yurdu terk!

“Kıbrıs Cumhuriyeti”ne inat bir ihtişam, bir gösteriş, bir “milliyetçilik” tufanı ile “TÜRK YURDU 1” kuyusu açılmıştı ya, kuzeyde…

“Biz de petrol arayacaktık” hani!..

ZAMAN’da okuduk, birkaç cümle ile son haberi:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) petrol sondaj (Türkyurdu 1) çalışmaları tamamlandı. Türkyurdu 1 kuyusunda petrol bulunamaması nedeniyle kuyu terk çalışmalarına geçildi..”

 

***

Şimdi merak ediyorum, “terk ederken” de tören yapılır mı acaba?

 

 


 

‘Ne yazık ki yalanın alıcısı var’

Bundan iki sene önce, eski Maliye Bakanı Ahmet Uzun’u dinlerken, çok da anlamazdım.

Çünkü genel bir “öfke” hakimdi...

İster istemez, o psikolojinin içinde yer alıyor insan, “algı” kayboluyor böylece.

Yani bazen, haklı ya da haksız bir öfke varsa ortada, genel bir öfke varsa, bir süre “susmak” da gerekiyor.

***

Tüm bu düşüncelerimi, Ahmet Uzun’a da anlattım dün, yüz yüze...

Kanal Sim’deki programı sonrasında...

Çünkü bu kez dinlerken, uzun uzun düşündüm... “Haklı” dedim...

İki yıl önce, böyle demezdim...

***

Damla sordu, “UBP şimdi, CTP bırakıp gitti, diyor....”

Ahmet Uzun yanıtladı:

“Biz en azından halka gitmesini bildik. Bunlar, gitmiyorlar da...”

Ve anlattı:

“O dönem ekonomik kriz gelmiş, peşpeşe ağır kuraklık yaşanmıştı.

Kimi tedbirler kaçınılmazdı ancak biz bu tedbirler için halktan onay almamıştık. Seçime gidelim, anlatalım dedik. Oysa Eroğlu çıktı ortaya, formülün cebinde olduğunu söyledi, sendikalara haklara dokunulmayacak diye imza verdi, döndü Türkiye’nin  ekonomik paketini de yine kendisi imzaladı. Onca yalan söylendi, boş vaatler ortaya kondu ama ne yazık ki, yalanın alıcısı vardı.

Maaşlar yüzde 138 artmasına, onca demokratik kazanıma, asgari ücretin kat be kat yükselmesine rağmen, toplum UBP’ye gösterdiği hoşgörünün binde birini bize göstermedi... Ne oldu, şimdi gerçekler ortaya çıktı...”

 

 

Bu haber toplam 982 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler