1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. KEFEN PARASI...
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Yazarın Tüm Yazıları >

KEFEN PARASI...

A+A-

Yaklaşık bir aydır corona virüsle mücadele ediyoruz. Yalnızca biz değil, bütün dünya bu mücadeleyi sürdürüyor. Ama küresel salgına karşı, küresel mücadele hala başarılamadı.

Bunun yanında ülkeler kendi içine, şehirler kendi çevresine, aileler kendi evine kapandı. Uzmanlar bu salgına karşı mücadelede izolasyonun en önemli mücadele yöntemi olduğunu söylüyor. O nedenle kendimizi evimize kapama, yani izole olma gerekli ve yararlıdır.

Ama benim bahsettiğim kapanma bu değil. Küresel salgın karşısında ülkelerin ve insanların bencilleşmesidir.

Salgınla en doğru mücadele yöntemi bütün dünyanın güçlerini ve olanaklarını birleştirerek ortak mücadele vermesidir. Olması gereken budur.

Ama hem ülkeler, hem de insanlar bencilleştiği ve yalnızca kendi yurttaşları, kendi yakınları ve kendi küçük ailelerinin sağlığı için olanaklarını kullanmayı hedeflediğinden ortak mücadele başarılamıyor. BM de bu ortak mücadeleyi örgütlemede yetersiz kalıyor.

Covid-19 virüsünün şu ana kadar en fazla etkilediği, yıkıp geçirdiği İtalya, İspanya, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin ortak olduğu Avrupa Birliği’nin birliğinin bile çatırdadığı ve bu salgın geçtikten sonra AB’nin dağılacağıdır. Nedeni de ülkelerin, daha çok da yıkım yaşayan ülkelerin AB tarafından yalnız bırakıldığıdır.

KKTC de virüsle mücadele eden ülkelerden biridir. Diğer tüm ülkeler gibi KKTC de bu mücadelede kendi başınadır. Elbette her zamanki gibi Türkiye destek veriyor. Ama salgın dolayısıyla kendi başı daha büyük belada olduğu için bu destek sınırlı kalıyor.

Önemli olan sizin bu ve benzeri küresel tehditlere karşı kendinizi hazırlamanız ve bir köşede ihtiyat için bir şeyler bulundurmanızdır.

Eskiler bilir eski insanlarımız bir köşede ya birkaç arşın kapot bezi ayırarak yakınlarına “gel anam göresin aha dolabın burasına koyduğum bu kapot bezi kefenimdir” derlerdi, ya da bir köşeye birkaç kuruş para saklayarak bunun “kefen parası” olduğunu söylerlerdi.

Bu kriz bizim devletin bir köşeye “ne kefen, ne de kefen parası” koymadığını ortaya çıkardı.

İyi de oldu. Bunu artık her bir birey öğrendi, biliyor. Öyleyse bu kriz geçtikten sonra artık yeni bir sayfa açmamız gerektiğini bu ülkenin her bir yurttaşı öğrenmiştir.

Har vurup, harman savurma dönemi artık bitti.

Ekonomiyi sadece “memur maaşlarını gününde ödeme” olarak anlama dönemi artık bitti.

Krizden sonra açacağımız yeni sayfa, aslında yeni bir düzen kurmadır. Hep söyleriz “kendi ayakları üzerinde duran, kendi kendini yöneten bir ülke”. İşte şimdi tam sırasıdır. Köklü bir yeniden yapılanma ile bunu başarabiliriz.

Özel sektörde ucuz ve kalitesiz işgücü yerine eğitimli, yenilikçi ve kaliteli yerli işgücü kullanmakla işe başlayabiliriz.

Bunun için en başta eğitim sistemimizi buna uygun olarak yeniden yapılandıracağız. Eğitim reformu ile işe başlamayan ülkeler hiçbir başarı sağlayamaz. Bunu bütün ülkelerde görebilirsiniz.

Devlet küçültülecek ve istihdam kapısı olmaktan çıkarılacak. Devletin küçültülesi demek yalnızca hizmetlerin özelleştirilmesi demek değildir.

Ben küçük ülkemize ve az nüfusumuza hizmet verecek etkin ve verimli bir devlet organizasyonundan bahsediyorum. Personel yığarak hantallaştırmak yerine, teknolojiyi iyi kullanabilen yeteri kadar personel almaktan bahsediyorum.

Bu küçücük ülkede seçim kazanma uğruna bütün kamu kurumları personel yığılmasıyla hantallaştırılmıştır.

Sonunda da gelen giden hükümetler memur, emekli ve sosyal sigorta emeklilerinin maaşlarını gününde ödeyebildiği zaman başarılı sayılmışlardır.

 Elbette buna çeşitli sektörlere dağıtılan teşvikleri de eklemeliyiz. Özetle devletten beslenmeyen sektör neredeyse yok.

Çiftçisi, hayvancısı, narenciyecisi, ihracatçısı, ithalatçısı, turizmcisi, restorancısı, küçük esnafı, sanayicisi kısaca aklıma gelen gelmeyen bütün sektörler devletten bir biçimde teşvik almaktadır.

Bu sayede devlet fakirleştirildi. Beş parasız kaldı. Türkiye’ye el avuç açar hale getirildi. Ülke Türkiye’den para alarak dağıtmanın başarı sayıldığı bir ülke oldu.

Bugün corona krizinde ekonomi tamamen durdu. Ama devletin sosyal sigortasını yöneten Çalışma Bakanı işsiz kalacak sigortalılara belli bir süre ödemesi gereken “işsizlik parasını” ödememek için, kapılarını kapattığı esnaf, zanaatkârlara ve diğer sektörlere işten durdurmaları yasaklamayı düşündüklerini açıklıyor.

Neden? Çünkü işsizlik fonunda biriktirmesi gereken para da ortada yoktur da ondan.

Bütün sektörler devletten beslenmeyi beklediğinden devlet de bir köşeye “kefen parası” bile koyamadı. Bugün bu acı gerçekle yüz yüzeyiz.

O nedenle bu yapı sürdürülemez. Corona krizi geçer geçmez bütün siyasiler el ele vererek bu yapıyı değiştirmez ve yanlışta ısrar ederlerse bu ülke bizim olmayacak ve bizim olmayan bu ülkeyi de biz yönetmeyeceğiz.

 

  

Bu yazı toplam 949 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar