1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde...
Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde...

Keçi can derdinde, kasap yağ derdinde...

Kıbrıs bugünlerde dayanılmaz sıcak. Bu yıl sıcaklar geç geldi. Ama hem aniden bastırdı, hem de çok yüksek değerlerde seyrediyor. Akdenizin bu sıcak adası bu yıl farklı olsa da elbette yaz aylarında her zaman sıcaktır. Sıcaklar dolayısıyle gen

A+A-

        

 

Kıbrıs bugünlerde dayanılmaz sıcak. Bu yıl sıcaklar geç geldi. Ama hem aniden bastırdı, hem de çok yüksek değerlerde seyrediyor.

Akdenizin bu sıcak adası bu yıl farklı olsa da elbette yaz aylarında her zaman sıcaktır.

Sıcaklar dolayısıyle genellikle yaz aylarında insanlar hep tatil modundadır. Siyaset dahil her kurum ya yavaşlar, ya da güneyde olduğu gibi Ağustos ayı tümden tatile girilir.

Bu yıl bu durum sanırım 1974 yazından sonra ilk kez değişecek. Ne güneyde, ne de kuzeyde siyaset bu yaz tatil yapamayacak.

Temmuz ayı başında gerçekleşen Cenevre zirvesi sonrasında Kıbrıs sorununun çözümü yönünde oluşan umutlar maalesef  ay sonu gelmeden çöktü.

Önce 20 Temmuz dolayısıyle KKTC’yi ziyaret eden Erdoğan’ın konuşmaları ve verdiği mesajlar, arkasından da Rum tarafında yaşanan patlama ve ardından yaşanan hükümet krizi az da olsa yeşeren umutları başlamadan öldürdü.

Kıbrıs bir kere daha bu sıcak yaz günlerinin ateşiyle yanmaya terkedildi.

***

Geçen hafta da altını çizdiğim gibi Erdoğan’ın ziyareti tam bir seçim kampanyası idi.

Erdoğan Türkiye’de aldığı %50 oyu KKTC’de de sağlamaya çalıştı. Burada bulunduğu 2 gün içinde kendisini hem KKTC Cumhurbaşkanı, hem de Başbakanı yerine koydu. Hem iç konularda, hem de Kıbrıs sorununda mesajlar verdi.

Türkiye’den su getireceğini, elektrik de getirebileceğini ama pahalı olduğu için buna gerek olmadığını söyledi. Bafra’ya hava alanı inşa edeceğini müjdeledi. Ama birkaç hafta önce Girne-Lefkoşa arasına Beşparmaklarda tünel müjdesi veren TC ulaştırma bakanını ciddiye almadı.

KKTC Başbakanı mı?

O bütün bu etkinliklerde misafirdi.

Doğrusu misafire laf düştüğünde o da ev sahibine yağ çekmekte usta olduğunu gösterdi.

Erdoğan bu arada hızını alamadı ve Güzelyurt’u, Karpazı vermeyeceğini söyleyerek müzakere masasına da müdahale etti.

KKTC Cumhurbaşkanı mı?

Hemen hemen o da Başbakanı gibi resmi törenler dışında misafir pozisyonundaydı.

Erdoğan nüfus konusunda da mesaj verdi. Sevgili Aysu’nun şahsında KKTC kadınlarından 4 çocuk doğurmalarını istedi. Aysu’yu azarlar gibi de “hem doğurmazsınız, hem de Türkiye’den göndediğimiz nüfusa karşı çıkarsınız” diyerek, ilk kez nüfus taşındığı gerçeğini itiraf etti.

Peki KKTC yetkilileri buna ne yanıt verdi.

Yanıt dünkü bakanlar kurulunda alınan kaçak işçilerin af kararı ile beyaz yanında yeşil kimlik kartı uygulaması kararıdır.

Yani Kıbrıslı Türk nüfusunun erime sürecini hızlandırma kararı. 

***

Rum tarafı ise kendi aleminde.

Mayıs seçimlerinden sonra giderek zayıflayan Cumhurbaşkanı Hristofyas, deniz üssündeki patlamadan sonra neredeyse dağıldı.

Bu süreci kendi için çok iyi bir fırsat olarak değerlendiren ana muhalefet lideri Anastasiadis ise çözüme değil, Cumhurbaşkanlığına konsantre oldu.

Daha birkaç yıl önce bir özel sohbetimizde bana “Ünal ben kendimi çözüme adadım, bu süreçte elimden gelen herşeyi yapıyorum, yapmaya da devam edeceğim. Bu yüzden parti içinde bana karşı kazan kaldıranlar var. Ama şimdilik ibre benden yanadır. Siyasi yaşamıma mal olsa bile bundan vazgeçmeyeceğim” demişti.

Herhalde aradan geçen süre, ya da bugünlerde artık görünür olan başkanlık Anastasiadis’i de güneydeki çözümsüzlük lobisinin pençesine düşürdü.

Halbuki hem siyasi, hem de ekonomik krizin ulaştığı boyutlar güneyde iki büyük partinin, Akel ile Disi’nin işbirliğini gerektirir.

Cenevre sonrasındaki görüşme süreci ise bu işbirliğini zorunlu hale getirir.

Açıkçası ben bu işbirliğinin bugünkü konjonktürde kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.

***

İşte ülkemizin bu sıcak yaz günlerinde yaşadığı gelişmeler.

Tam da keçi can derdindeyken, kasabın yağ derdinde olduğu gibi.

Kıbrıslı Türkler bir kere daha hayal kırıklığı yaşıyorlar.

En gerekli olduğu zamanda Rum tarafı kendi derdinin devasına düştü, çözümü yine başka bahara erteledi.

Hoş başka bahar ne zaman diye artık sormayacağım.

Türkiye %50’nin ve ekonomik krizde %12 büyümenin gücüyle bastırıyor.

KKTC hükümeti TC hükümetine ve Erdoğan’a yaranmanın yollarını aramaktan başka birşey yapmıyor.

KKTC Cumhurbaşkanı da “bu görüşme süreci ne zaman bitecek de ben de artık parti ve hükümet işlerine biraz daha fazla zaman ayırabilecem” hesapları yapıyor.

Günden güne erimekte olan Kıbrıslı Türkler de yokolmamak için en küçük umut ışıklarını bile yılmadan takip etmeye devam ediyor.

Evet keçi can derdinde, ama kasap da yağ derdinde...

 

 

 

 

Bu haber toplam 657 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler