1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ‘Kaynağımızı’ İSTİYORLAR
‘Kaynağımızı’ İSTİYORLAR

‘Kaynağımızı’ İSTİYORLAR

Böylesini de hiç görmemiştim. İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulu karar almış, araştırma başlatmış, bize de resmi yazı göndermiş… Bir haberimize konu olan “evrak, bilgi, belge”leri “kim veya kimlerden” aldığımızı öğrenmek istiyo

A+A-

 

 

 

Böylesini de hiç görmemiştim.

İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulu karar almış, araştırma başlatmış, bize de resmi yazı göndermiş…

Bir haberimize konu olan “evrak, bilgi, belge”leri “kim veya kimlerden” aldığımızı öğrenmek istiyor…

Açık açık da yazmışlar zaten:

“Bu evraklar kim veya kimler tarafından gazetenize verildi, tarafımıza bilgi veriniz...”

Hay hay (!)

Emriniz olur (!)

Yani istiyorlar ki, “haber kaynağımızı” açıklayalım!..

Pes…

 

***

 

Yanıt yazdım:

<<… Bu talebiniz, son derece üzücüdür.

Gazetecilikte haber kaynağının korunması basın özgürlüğünün en önemli unsurlarından biridir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin en son 2007 yılında “Voskuil Davası”nda verdiği bir kararı sizlere anımsatmak isterim:

“Gazeteciliğe ait kaynakların korunması, basın özgürlüğünün genel kabul görmüş temel ilkelerinden birisidir. Bunun gibi bir koruma olmaksızın, kaynaklar kamu yararını ilgilendiren meselelerde basını bilgilendirmeye yardımcı olmaktan kaçınabileceklerdir.”

“Gazetecinin Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi” de şunu söyler:

“Gazeteci, kaynakların gizliliği ilkesi uyarınca, kaynağını açıklamaya ve tanıklık yapmaya zorlanamaz. Ancak kaynağı izin verdiği takdirde gizlilik ortadan kalkabilir.” …>>

 

***

 

Sevgilerimi de sundum tabii!..

 

 


 

 

Siyasilere, medyaya, devlete...

 

Birbirimize de güvenmiyoruz

 

Bahçeşehir Üniversitesi bir araştırma yapmış.

DÜNYA gazetesinde, Ferit Parlak’tan okudum…

<<… Araştırma , 2 bin 205 denekle görüşülerek gerçekleştirilmiş . Sonuç mu? Türkiye , insanların birbirine en az güvenebildikleri ülkelerden biri olarak tescillenmiş. 'Genel olarak insanlara güvenilebilir' diyenlerin oranı Türkiye genelinde yüzde 12 seviyesinde kalmış . Bu oran İskandinav ülkelerinde yüzde

76'ya kadar çıkmış . Bizden kötüsü

mü? Güney Kıbrıs var, yüzde 7 ile . . . Daha da kötüsü ... Kuzey Kıbrıs, yüzde 5 ile ?...>>

Araştırmayı bilmem ama… Sokağa bakınca rakamlar doğru gib geldi bana.

 

 


 

 

Diyelim ki...

 

Birkaç not, gelen tepkilere.

<<… Ne zaman ki, dünya yansa umuru olmayan insanlar, ucu kendilerine dokununca bağırıyorlar ya... “Oh olsun” diyorum içimden...>> demiştim.

Bu yazının girişi “öğretmen sınavlarına” dair eylemlerle yazılmıştı... O gün, Akademi öğrencileri ve mezunları da isyanlardaydı...

Tabii, doğal olarak, bir grup Akademi mezunu da tepki gösterdi, yazdıklarıma.

Pekçok katılan olsa da...

 

***

 

Ülkedeki yaygın “kültür”e lafım!..

Ancak sıra kendine gelince ve canı acıyınca “bağıran” kültüre…

Tabii bir başka anlayış daha sezinledim; öyle sanıyoruz ki, “bağıran” illa ki ve her koşulda haklı…

Evet, “kalabalık” arttıkça ve “sesler” yükseldikçe siyaset üzerindeki “baskı” da artıyor... Evet, canı yanan daha çok bağırıyor...

Ama yıllardır, onca yaygaraya rağmen ülke bu haldeyse, herkesin kendini gözden geçirmesi gerekiyor sonuçta...

 

***

 

Diyelim ki, YDÜ’de, DAÜ’de ya da Hacettepe’de, İngiltere’nin bilmem hangi üniversitesinde “okul öncesi öğretmenlik” bölümünden mezun öğrenciler toplandı, eylem yapıyor,

“hakkımız yeniyor, işsiziz” diye…

 

 

Diyelim ki “eşitlik” istiyorlar.

Bu eyleme, Akademi öğrencileri de

gider, “sizinleyiz” der mi?

Biraz da bu, anlatmak istediğim….

 

 

***

 

 

“Birkaç not” demiştim.

Diğer notlar, başka güne!

 

 

 

 

Bu haber toplam 921 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler